Anahtar kelimeler: Çorlu Medenî Sicilinin Tazmini Ret Kesinlik Olmaması Şartı Eksiklikleri Doğan

MAHKEMESİ
: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararDAVA TARİHİ
: 09.10.2019KARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Çorlu 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki tapu kaydının iptali ile tescil, mümkün olmaması halinde tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin Murisi Abdurrahman oğlu Bekir Çavuş adına Tapu Zabıt defteri; 1926 Tarih, CiltNo:19 Sayfa No: 77-78 Sıra No:18 'e kayıtlı taşınmaz mevcut iken, Tapulama sırasında yapılan hata ile anılan taşınmazın ... Mahallesi, Kızılağaç Mevkii'nde Hazine adına kayıt ve tescil yapıldığını, davacı müvekkillerinin tapulama sırasında dedelerine ait olup kendi adlarına tespit görmeyen taşınmazın Hazine adına tespit görmesi üzerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereği herhangi bir itirazda bulunmadıklarını ve 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın açılamaz hâle geldiğini, ancak Anayasa Mahkemesinin █████████ nolu başvuru hakkında verdiği karar üzerine on yıllık zamanaşımı süresinin 18.11.2009 tarihinden itibaren yeniden başlayacağını belirterek Çorlu ... Mahallesi 317 ada 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptalini, Zabıt defterinde belirlenen sınırlar ile yeniden tespiti ve oluşacak 20 dekar taşınmazın Hazine adına olan kaydının iptali ile müvekkillerin murisleri adına tespitini, tapu kaydının iptali ile müvekkiller adına tescili mümkün olmadığı takdirde terditli olarak taşınmazın dava sırasında 4721 sayılı Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca belirlenecek değerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisine 1771 sayılı Kanun gereğince mübadele olarak Yunanistan'da bırakılan yerleri karşılığında verilen taşınmazın kadastro çalışması sırasında Hazine adına tespiti sebebiyle uğradığı zararın tazmini için huzurdaki davanın açıldığını; ancak Mahkemece davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından bahisle davalarının reddine karar verildiğini, müvekkillerinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememiş olmasının müvekkillerin erişim hakkına müdahale teşkil ettiğinin açık olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde düzenlenen sorumluluk davasının, tazminat iddiasını incelemeye ve gerekirse müvekkilleri lehine tazminata hükmedilmesine elverişli bir yol olmadığını, huzurdaki davasının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli içtihadından sonra müvekkillerin tazminat talebinin incelenmesi bakımından etkili ve elverişli bir hale geldiğini, delilleri toplanmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davalarının süre yönünden zaman aşımının varlığından bahisle reddine karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacıların murislerine ait eski zabıt kaydının 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında revizyon görmediği, davaya konu Çorlu ... Mahallesi 317 ada 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazların yapılan tapulama çalışmaları sırasında Hazine adına tescil edildiği, davacılar ve murisleri tarafından askı ilan süresi içinde ve 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı ve arazi kadastro çalışmaları sırasında revizyon görmeyen ve işleme tabi kayıt niteliği kalmayan eski tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayalı olarak 10 yıllık zaman aşımı süresi içinde tazminat talep edilebileceği, davacıya ait eski tapunun hukuki değerini yitirdiği 1955 yılından itibaren davanın açıldığı 09.10.2019 tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin █████████ başvuru nolu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ile 18.11.2009 tarihli Hukuk Genel Kurul Kararından önce zaman aşımı süresi dolan talepler yönünden makul süre içinde dava açılma imkanı bulunmakta ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından yaklaşık 10 yıl sonra açılan davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, kadastrodan önceki sebeplere dayalı tapu iptali ile tescili mümkün olmaması halinde 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, ████████ Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 inci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Borçlar Kanun'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ıncı maddesine göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin █████████ başvuru nolu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 inci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiştir. Hukuk Genel Kurulu karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından dava açılmasını mümkün kılacak makul süre içinde 4721 sayılı Kanun'nun 1007 inci. maddesine dayanarak dava açılmalıdır.5. 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları.3. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.