Anahtar kelimeler: Büyükçekmece Ret Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Atılan Adliye İstanbul
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : ████████ Esas, █████████ Karar
    DAVA TARİHİ
    : 30.01.2020
    KARAR
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ███████ Esas, ███████ Karar
    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Mahallesi, 1312 ve 2823 parsel sayılı taşınmazların davalı idare tarafından İSKİ yasası ve yönetmeliği hükümlerine göre oluşturulan Büyükçekmece Barajı mutlak koruma alanı sahasında kaldığını, İSKİ mutlak koruma alanında kalan 2823 nolu parselin 2/9 hissesini, 1312 nolu parselin de ███████ hissesini kamulaştırma yoluyla İSKİ adına tescili sağlandığını, dolayısıyla davalı idarenin fiilen taşınmaza el attığının kabulü ile taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle davaya konu taşınmazların malikleri tarafından kullanılmasına engel olacak şekilde tel, çit vb. şeylerle çevrilmesi ya da herhangi bir şekilde inşai bir faaliyette bulunulmasının söz konusu olmadığını, dolayısıyla hiçbir surette fiili bir el atmadan söz edilemeyeceğini, yerleşik yargı içtihatları gereğince kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarda el atma olgusu hukuki ise idari yargının, fiili ise adli yargının görevli olduğunu, davaya konu taşınmazlar yönünden görevli mahkemenin idare mahkemelerinin olduğunu, zira bu taşınmazlara İdare tarafından herhangi bir suretle fiili el atmanın söz konusu olmadığını, yargı yolu farklılığı nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini, davaya konu taşınmazlardan 1312 nolu parselin 5.679,86 m²lik kısmı ile 2823 parselin ise 1.454,15 m²lik kısmının Büyüçekmece baraj havzasının ... kuşaklama alanı "2" de kaldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne taşınmazlar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazların tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazların malikleri tarafından kullanılmasına engel olacak şekilde tel, çit vb. şeylerle çevrilmesi ya da herhangi bir şekilde inşai bir faaliyette bulunulmasının söz konusu olmadığını, dolayısıyla hiçbir surette fiili bir el atmadan söz edilemeyeceğini, yerleşik yargı içtihatları gereğince kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarda el atma olgusu hukuki ise idari yargının, fiili ise adli yargının görevli olduğunu, davaya konu taşınmazlar yönünden görevli mahkemenin idare mahkemelerinin olduğunu, davaya konu taşınmazlardan 1312 nolu parselin 5.679,86 m²lik kısmı ile 2823 parselin 1.454,15 m²lik kısmının Büyüçekmece Baraj havzasının ... kuşaklama alanı -2 sınırları içinde kalması nedeniyle idarenin sorumluluğunda olduğunu, bu alanlar dışında idarenin kamulaştırma sorumluluğu olmadığını, öncesinde dere mutlak koruma alanında kalmaları nedeniyle taşınmazların kamulaştırıldığını oysa dava tarihi itibarıyla dere mutlak koruma alanı diye bir sınırlama olmadığını, 24.01.2013 tarihli gazetede yayımlanan değişikle dere ıslahı ve işletme bandı esasının getirildiğini, dava konusu taşınmazlarının tamamının dere bandı ve işletme bandı dışında kaldığını, ... kuşaklama alanı -2 dışında kalan kısımlara fiilen de el atılmadığını, imar mevzuatı dışında getirilmiş bir kısıtlma da bulunmadığı gözetildiğinde 1312 parsel yönünden sadece ... Kuşaklama Alanı-2 sınırları içerisinde kalan ve bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 5.667,72 m² ile 2823 parsel yönünden de ... Kuşaklama Alanı-2 sınırları içerisinde kalan ve bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen 1.448,30 m² yönünden hüküm kurulması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme ile yüksek metrekare birim fiyatının belirlendiğini, gerekçeli kararda aleyhe hükmolunun vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazlara mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 20.02.2017 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı emsal nitelikte ilamı göz önünde bulundurularak dava konusu taşınmazın mutlak koruma alanında kalması nedeniyle davacı tarafından fiilen kullanma imkanı bulunmadığından bu durumun kamulaştırmasız el atma niteliğinde olduğu ve davanın adli yargının görevi içinde bulunduğu, dosya içinde bulunan belediye başkanlığı yazı cevaplarına göre taşınmazların hem mutlak koruma alanında hem de imar planında "Taşkına Maruz Alanda" bulunmaları nedeniyle taşınmazların tamamı için sorumluluğun davalı idarede olduğu, her ne kadar karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı taraf yararına hükmedilmesi gereken vekâlet ücreti 55.457,47TL ise de bu nedenle karar kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verildiğinde yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre işbu karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplama yapılması gerektiği ve bu halde anılan vekâlet ücretinin 113.540,90 TL'ye yükseleceği ve bu durumun istinaf eden tarafın aleyhine olacağı anlaşıldığından davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
    4.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun)11 inci maddesi.
    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    3. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmazların davalı idarece kamulaştırma yapılması zorunlu ... kuşaklama-2 alanı dışındaki kısımlara idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de davalı idarenin bir kısım paydaşların paylarının kamulaştırılması suretiyle dava konusu taşınmazlarda paydaş olduğu gözetildiğinde kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğini kabulü ile dava konusu taşınmazların tamamında davacı payı karşılığı bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!