Anahtar kelimeler: İhas Müdafisinin Müdafi Farklılıklar Parçası Adil Etkin Avrupa Görüşü Ret
2. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    ŞİKÂYETÇİ
    : ...
    SUÇA
    SÜRÜKLENEN ÇOCUK
    : ...
    SUÇLAR
    : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
    HÜKÜMLER
    : Mahkûmiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Ret
    Kararın suça sürüklenen çocuk ... müdafiine tefhim edildiği ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz yoluna başvurmadığı, suça sürüklenen çocuğun kendisine ise kararın tebliğ edilmediği, Ceza Genel Kurulu’nun 24.02.2022 tarih, ███████-573 Esas ve ████████ Karar sayılı kararında “Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 13. maddesi ve CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son cümlesi ile CMK'nın 35. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler ve müdafi ile vekil arasındaki farklılıklar da gözetildiğinde; sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir.” şeklindeki kabul ve ilkeler göz önüne alındığında, suça sürüklenen çocuğun kararı öğrenme üzerine mahkemeye ibraz ettiği 27.03.2023 tarihli dilekçenin eski hâle getirme ile birlikte temyiz dilekçesi mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun eski hâle getirme isteminin kabulü ile öğrenme üzerine yapmış olduğu temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
    Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
    I-İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
    Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 116/4, 31/3 ve 62. maddelerinde düzenlenen suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2. maddelerinde belirtilen 5 yıl 4 aylık zamanaşımının, 31.03.2016 olan mahkûmiyet karar tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
    II-Hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
    Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
    1-Şikâyetçinin iş yerini 21.05.2015 tarihinde saat 20.30 sıralarında kapattığını, ertesi gün ise saat 08.00 sıralarında hırsızlık olduğunu fark ettiğini beyan etmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun eylemi gerçekleştirdiği saat tespit edilmeden ve hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu da karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143/1. maddesi ile uygulama yapılarak fazla ceza tayin edilmesi,
    2-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, ████████ Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!