Anahtar kelimeler: Eğiminin Bazında Uğradıklarını Yalova Civarında Projenin Feshetmesi Yaptırdıklarını Kaybına Geliştirdiklerini

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.KARAR
: Davanın ReddiDavacı vekili dava dilekçesinde, davalı arsa sahibi ile aralarında düzenlenen 29.01.2016 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre sözleşmeden hemen sonra Kadastro Müdürlüğü'ne başvurarak ada parsel bazında düzeltim yaptırdıklarını, düzeltim tamamlandıktan sonra taşınmazın eğiminin %45 civarında olması sebebi ile bu yer için özel ön proje geliştirdiklerini, ön projenin Yalova Belediyesi İmar Müdürlüğü'nün görüşüne sunulduğunu, bu aşamada iken davalının 24.04.2016 tarihli ihtarnameyi göndererek sözleşmeyi feshettiğini, davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi sonucu kazanç kaybına uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin sözleşmeden sonra hiç bir çalışma yapmadığını, tapu harçları ve proje masraflarını da ödemediğinden iki ay beklediklerini, sonradan davacının inşaatı yapacak maddi durumunun olmadığını öğrendiklerini bu nedenle sözleşmeyi haklı feshettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince sözleşmeye göre davacının sözleşme tarihinden itibaren altı ay içerisinde projelerin hazırlanmasını, inşaat ruhsatının alınmasını, kat irtifakının kurulmasını ve yirmi dört ay içerisinde de iskan alınarak daireleri arsa sahibine teslim etmeyi üstlendiği, inşaat sözleşmesinde davacı vekili olarak gözüken ...'ın inşaat şirketini temsile yetkili olmadığı, inşaata başlamadan önce inşaat için yapılması gereken ön hazırlıkların davacı tarafından yerine getirilmediği, projenin hazırlanmadığı, belediyeye ruhsat başvurusunda bulunulmadığı, mahallinde yapılan keşifte inşaata başlanmadığı, inşaat ile ilgili hiç bir girişimin olmadığı, sözleşmenin yapıldığı tarih ile fesih ihtarnamesinin düzenlendiği tarih arasındaki süre gözetildiğinde davacının bu süre içinde inşaata başlayabilme ihtimalinin bulunmadığı, sözleşme hükümlerine göre yüklenicinin yükümlülüğünde olan inşaata hiç başlamamış olması nedeniyle zararının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sözleşmede inşaata başlamak için kararlaştırılan 6 aylık sürenin sonu olan 29.07.2016 tarihinden önce sözleşmenin arsa sahibi tarafından 27.04.2016 tarihinde feshedilmesi ile feshin haksız olduğu, davacı yüklenicinin fesih sebebine göre menfi zararlarını isteyebilir ise de dosya münderacatında usulen ispatlanmış bir zararı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin ████████ esas, █████████ karar ve 30.09.2019 tarihli bozma ilamı ile; taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı arsa sahibince haksız olarak feshedildiği, bu durumun istinaf mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği, istinaf kararının bu gerekçe yönünden davalı arsa sahibince temyiz edilmediği göz önüne alındığında, davacı yüklenicinin müspet zarar kapsamında kesinti yöntemine göre hesaplanan kâr kaybı alacağının hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesinden ibaret iken, belge sunulmadığından bahisle eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı yükleniciye ticari defterlerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde defterler sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin bozma üzerine verdiği davanın reddine ilişkin karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:1- Dairemizin ████████ esas, █████████ karar ve 30.09.2019 tarihli bozma ilâmında, eser sözleşmesinin karşı tarafın kusuru ile feshi halinde kâr kaybının, 6098 sayılı TBK'nın 408. ve 438. maddesi hükmünde öngörülen kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği, buna göre de kalan iş bedelinden yüklenicinin işi yapmamasından dolayı tasarruf ettiği, yahut diğer bir işten kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği kazançların da hesaplamada dikkate alınması ve kalan iş bedelinden mahsup edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.09.05.1960 tarih, ███████ Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî müktesep hak doğmuştur.Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas, ███████ Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.Bu anlatımlar ışığında somut olay incelendiğinde; mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilemez. Her ne kadar Mahkemece davacı yüklenicinin kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, dairemizin mahkemece de uyulan bozma ilamında, sözleşmenin haksız feshedildiğinin kabulü ile müspet zararın kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.O halde mahkemece yapılacak iş; taraflar arasındaki sözleşmeye göre yapılacak bina, bu sözleşmeye göre yapılacak bina için bir proje bulunmaması halinde de, taşınmazın bulunduğu yerdeki mevcut imar durumuna göre ve piyasa koşulları da değerlendirilerek yapılabilecek bir bina dikkate alınarak, davacının müspet zararının, bozma ilamında belirtilen kesinti yöntemine göre hesaplanması ve sonucuna göre kararın verilmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin temyiz sebeplerinin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.