Anahtar kelimeler: Retdüzeltilerek Büyükçekmece Medenî Uğranılan Tazmini İdareler Kaydının Sayisi Esastan İstanbul

MAHKEMESİ
: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararDAVA TARİHİ
: 24.07.2020KARAR
: Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ
: Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tüm davalı idareler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın davalı Hazine yönünden zamanaşımı nedeniyle, diğer davalı idareler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tekik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... köyü 749 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının köy merası olduğu gerekçesiyle iptal edilerek özel sicile kaydına karar verildiğini ve ilgili kararın 01.10.1991 tarihinde kesinleştiğini, tapu kaydının 26.11.1991 tarihinde kapatıldığını, akabinde ... tarafından imara açıldığını ve aynı belediye tarafından mera vasfının kaybedilmiş olması nedeniyle Hazine adına tescili için Mal Müdürlüğüne müzekkere yazıldığını, dava konusu taşınmazın da bulunduğu parsellerin Hazine adına kaydedildiğini, akabinde TOKİ’ye sonrasında da Beylikdüzü Belediye Başkanlığına devredildiğini ve son olarak taşınmazın bedel karşılığı Kooperatife satıldığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava zamanaşımının sona ermiş olduğunu, zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmadığını, husumetin kendilerine düşmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı TOKİ vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluklarının bulunmadığını, mülkiyet hakkının Mahkeme kararı ile kaldırıldığını, tescilin yolsuz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın özel mülkiyete konu edelemeyecek mera alanı olduğunu, husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, husumetin kendilerine düşmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın muris tarafından satın alındığında herhangi bir takyidatın bulunmadığını, tapu kaydının sonradan mahkeme kararı ile iptal edildiğini, Hazinenin sorumlu olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının zamanaşımı nedeniyle sınırlandırılamayacağını, taşınmazın net durumunun 2020 yılında öğrenildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesine (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesine) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan █████████ başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli ... Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 18.11.2009 tarihli 2009/4-383 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alındığında; YHGK kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup YHGK karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından makul süre içinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak dava açılması gerektiğini, dava konusu Çatalca ilçesi, ... Mahallesi Eski 749 parselin 1972 yılında davacıların murisi Ali Mutlu Dumrul tarafından tapudan satın alma yoluyla iktisap edildiği, 1984 yılında intikal yoluyla davacılar adına tescil edildiği, satın alma tarihinde taşınmaz üzerinde herhangi bir davalıdır şerhinin bulunmadığı, ancak 1977 yılında dava konusu taşınmazın ifrazen oluştuğu kök 181 parsel sayılı taşınmazın mera vasfında olduğu gerekçesiyle ... Köy Tüzel Kişiliği tarafından tapu iptal davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile dava konusu 749 parsel ile birlikte ifrazen oluşan birden fazla taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... Köy Tüzel kişiliği adına mera vasfıyla tesciline karar verildiği, hükmün temyiz aşamasından geçerek 01.10.1991 tarihinde kesinleştiği, daha sonra taşınmazın imar uygulaması ve kat irtifakı ile dava dışı malikler adına 544 ada 1 (yeni 544 ada 2 ve3) parsel olarak tescil edildiği, davacılar tarafından taşınmazın tapu kaydının bedelsiz iptal edilmesi nedeniyle 24.07.2020 tarihinde eldeki davanın açıldığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı Hazine vekili tarafından süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, ayrıca yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alındığında 10.10.2009 tarihi itibarıyla oluşan iç hukuk yolundan yaklaşık 11 yıl sonra açılan davanın makul süre içerisinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesine herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını, ancak, kamu düzenine ilişkin olarak 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat davalarında davalı sıfatı Hazineye ait olup davalı Belediyeler ile Toplu Konut İdaresinin davada taraf sıfatı bulunmadığını, Mahkemece davanın Hazine yönünden zaman aşımı nedeniyle diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı ... da kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi usul ve kanuna aykırı olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı Hazine yönünden zamanaşımı nedeniyle, diğer davalı idareler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 11 yıllık sürenin makul süre olmadığı görüşünün uygun olmadığı hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4- 383 Esas, ████████ Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi.3. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Davaya konu taşınmazın tamamının Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.1987 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile köy merası olarak sınıflandırılmasına ve özel sicile yazılmasına karar verildiği, hükmün 01.10.1991 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 24.07.2020 tarihinde açıldığı, davalı Hazine vekilinin zamanaşımı itirazının bulunduğu anlaşılmıştır.3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesine göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli ve Resmî Gazete’de yayımlanan █████████ başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli ... Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından makul süre içinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak dava açılması gerekir.4. Buna göre, 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun karar tarihinden sonra makul süre de dolmuş bulunduğundan, davalı Hazine vekilinin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu da gözetilerek davanın davalı Hazine yönünden zamanaşımı süresi geçtiğinden, diğer davalı idareler yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.