Anahtar kelimeler: Mallarda Sınıf Sinaî Fikri Tanınmış İçi Yazildiği Hükümsüzlüğünden Markalarının Sicilinde

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ... - ... ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: ... -... ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVA
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...” markalarının ilk olarak 1992 yılında 11, 20 ve 21. sınıf mallarda tescil edildiğini, yine ... sayılı markalarının bulunduğunu, müvekkilinin “...” markalarının aynı zamanda ... sayısı ile tanınmış marka sicilinde de kayıtlı olduğunu, yurt içi ve yurt dışında çok sayıda tescillerinin bulunduğunu, ...gibi web siteleri üzerinden yayınları olduğunu, özellikle mobilya sektöründe 2019 yılında sektörün en beğenilen 3 şirketinden biri olarak gösterildiğini, kısaca müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu ... no’lu “...” ibaresinin 20 ve 24. sınıf malları kapsayacak şekilde tescil edildiğini, davalı marka başvurusunun açıkça kötü niyetli olduğunu, daha evvel ... sayılı ve 11.10.2022 tarihinde kesinleşen ilamda ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, yine ...sayılı ilamda da “... mobilya iç mimarlık” markası ile ilgili ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ... Dairesi’nin 08.07.2020 tarih,... Sayılı kararında ise “... ” markasının 20 ve 24. sınıftaki tüm mallar yönünden müvekkili markaları ile benzer görülerek hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu davanın devamı esnasında davalı yanın ... sayılı “...” markalarından haberdar olmaları üzerine ... E. sayılı davanın görüldüğünü, bu davada da .... Sayılı kararı sonucunda kaldırılarak davalı markasından 35. sınıftaki perakendecilik hizmetlerinin de çıkartıldığını, dava konusu ... sayılı marka başvurusunun bahsedilen her iki davada da verilen hükümlerden sonraki tarihli olarak gerçekleştirilen yeni bir başvuru olduğunu, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, devam eden davalara rağmen yeni başvuruda bulunduğunu, ...’nin 19.11.2013 tarih ve ... sayılı ilamına göre bu şekilde yapılan başvuruların kötü niyetli kabul edilmesi gerektiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu hususa dair zaten kesinleşmiş mahkeme kararlarının mevcut olduğunu, ilgili kararlarda 20 ve 24. sınıf malların tamamı yönünden davalının önceki markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkilinin 30 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösterdiğini, dava konusu markadaki emtiaların tamamının müvekkili markaları kapsamında da yer almakta olduğunu, müvekkili lehine verilmiş çok sayıda mahkeme kararının mevcut olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markalarının serisi gibi algılanacak olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlık düzeyi karşısında dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar verebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığının da birçok mahkeme kararında tespit edildiğini, davalıya ait markanın aynı zamanda müvekkiline ait ticaret ünvanı ile de iltibas oluşturduğunu iddia ederek; davalıya ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğü talepli iş bu davayı ikame ettiği görülmüştür.CEVAP
:Davalı, dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.Davalı vekilinin, davaya cevap verme süresi sona erdikten sonra mahkememize ibraz ettiği █████/2023 tarihli cevap dilekçesi, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.UYUŞMAZLIK
:Dava, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesine göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalıya ait ... sayılı "..." ibareli marka ile davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalının kötü niyetli olup olmadığı, bunlara bağlı olarak dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından dilekçe teati aşaması tamamlanmış, marka tescil belgeleri getirtilmiş, davacıya ait ticari sicil kayıt bilgileri celp edilmiş, ... Esas sayılı dosyalar UYAP üzerinden temin edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6769 sayılı SMK m.25/1 hükmüne göre; 5'inci veya 6'ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında 20. sınıfta yer alan malların tamamı, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı- aynı tür ya da benzer nitelikteki mallar olup bu mallar bakımından ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın taraf markalarının benzer tüketici kitlelerine hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılamaya yönelik, satış, sunum ve dağıtım kanalları ortak olan, birbirleri ile doğrudan rekabet içerisinde bulunan, birbirlerini tamamlayıcı özellikleri olan, birbirleri yerine ikame edilebilirlikleri bulunan malları kapsadıkları değerlendirilebilir.Bununla birlikte dava konusu marka kapsamında yer alan 24. sınıf mallar, her ne kadar dava konusu marka kapsamında doğrudan aynı sınıf olarak yer almamakta ise de dava konusu markada 35.05 alt grubundaki satış hizmetlerinde, 20 ve 24. sınıf malların satışına özgülenmiş emtiaların yer aldığı görülmektedir. Her ne kadar davacı yanın önceki tarihli dayanak markalarında bu hizmet sınıfı yer almamakta ise de mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut e-ticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceği kabul edilmektedir. Bu halde bir ürünün marka sahibinin ürün satışı ile bu ürünle ilgili olarak mağazacılık hizmeti sunan kişiler, arzlarını aynı satış yerlerinde gerçekleştirmektedir. Aynı ürüne ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu göstermektedir. Zira mağazacılık hizmeti, esasen markalı ürünlerin varlığı hâlinde söz konusudur. Bu itibarla her ne kadar ürün ile ürünün satış hizmeti aynı amaca hizmet etmese, aynı türde olmasa da bunlar tamamlayıcı oldukları için aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilir. Bu husus özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olur. Dolayısıyla her ne kadar davacı markaları kapsamında 24. sınıf mallar doğrudan yer almamakta ise de davacı markalarında 35.05 alt grubundaki satış hizmetleri kapsamında, bilirkişi raporunda altı çizili ve koyu renk ile gösterilen emtialar ile dava konusu marka kapsamındaki hem 20 hem de 24. sınıftaki mallar arasında mal – malın satışı hizmeti bağlamında değerlendirilebilecek benzerlik ilişkisi bulunmaktadır.Dava konusu markanın "..." şeklinde, “...” ve “...” kelimeleri ile oluşturulmuş bir söz öbeği olduğu, marka görselinde figüratif bir unsurun yer almadığı, “...” ibaresinin, ortalama bir tüketici tarafından dahi anlamı derhal bilinen ve “bebek” anlamına gelen İngilizce bir kelime olduğu, “...” kelimesinin ise bilinen bir anlamı olmadığı gibi aksi bir yorumda dahi ülkemiz tüketicisi nezdinde de bilinebilir bir anlama sahip olduğundan bahsedilemeyeceği, markanın bütün olarak “...” şeklinde telaffuz edilecek olduğu, tüketicinin “...” kelimesinin ticaret hayatındaki kullanım yaygınlığına olan aşinalığı nedeniyle marka içerisinde ikincil sözcük şeklinde yazılan “...” ibaresi üzerindeki algısını yitirmeyeceği değerlendirilmektedir.Davacı yanın hükümsüzlüğe markaları ise "...+... ...", "...", "..." ve "..." şeklinde olup her bir markada da esas ve markanın ana görünümündeki hakim unsurun “...” kelimesi olduğu, "...+... ..." markasında oldukça küçük şekilde konumlandırılmış ve tali pozisyonda yer alan “...” kelimesi ile birlikte üst kısımda “C” harflerini ihtiva eden altıgen bir logoya yer verildiği, “...” markasındaki “...” sesi ve “...” markasındaki “depo” kelimelerinin “...” sözcüğünden farklı renkte (kırmızı) ve farklı harf boyutu ile konumlandırılmış son sesler olduğu, nihayetinde davacı yana ait markalarda “...” kelimesinin esas unsur olarak kullanıldığı noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır.Taraf markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu markanın davacının gerekçe markaları ile çok yakın düzeyde birbirine benzer ve bağlantılı bir marka olduğunun görüleceği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, davacının söz konusu markaları ve dava konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu markayı gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının “...” esas unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin bu keyfiyeti değiştirmeyeceği, zira tüketici algısının ayırt edici unsur olan “...” ibaresi üzerinde olacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen emtialar ile davacıya ait gerekçe markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin de aynı veya benzer oldukları da dikkate alındığında, karşılaştırılan markalar arasında, davaya konu tüm emtialar bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın dosya kapsamına ek olarak sunduğu çok sayıda delil, davacı markalarının ... tanınmış markalar sicilinde özel olarak korunan markalar arasında olması ve dahası muhtelif tarihlerde muhtelif mahkemelerce verilmiş kararlarda, davacı markalarının hususiyetle “mobilya ve ev dekorasyon ürünlerinde” sektörel tanınmışlığının kabul edildiği görülmektedir. Bu bağlamda dava konusu marka kapsamında yer alan 20. Sınıftaki “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, deniz yatakları (kampçılar için uyku tulumları hariç). Aynalar. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller” yönünden davacı markaları ile oldukça benzer şekilde yaratılmış dava konusu markanın tescilinin, davacı markalarının ayırt edici karakterini zedeleyebilecek, zaman içerisinde sulanmasına neden olabilecek sonuçlar doğurabileceği, zira davacının tanınmışlığının, kendi segmentinde tüketicinin zihin kütüphanesinde yer edinimi sonucunu doğuracak bir bilinirliğe sahip olduğu, bu bağlamda taraf markaları arasında aynı zamanda SMK m.6/1 kapsamında da benzer görülen bu mallar yönünden davacı yanın ayrıca tanınmışlıktan kaynaklı olarak da bir korumadan yararlanabileceği, sair emtialarda ise benzer bir değerlendirmede bulunulmasının mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır.SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ...sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın ticaret unvanının kılavuz unsuru “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacı yanca sunulan deliller, davacının bu ibareyi ticaret unvanından bağımsız olarak markasal nitelik arz edecek şekilde mobilya – ev dekorasyon ürünlerinde kullandığını ortaya koymakla birlikte bu faaliyetlerin zaten davacının tescilli markaları kapsamında da yer almakta olduğu, mahkememizce yukarıda açıklanan gerekçeler ile taraf markalarının zaten SMK m.6/1 uyarınca karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldükleri, dolayısıyla davacının ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının kabulü halinde dahi bu üstün hakkın davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)..." (...) kararında; marka tescil başvuru sahibinin adil rekabete girme amacı taşımaksızın, dürüst ticari uygulamalarla aykırılık oluşturacak şekilde başkalarının menfaatlerini baltalama ya da belirli bir başkasını hedef almaksızın markanın köken göstermeye ilişkin temel fonksiyonundan ziyade başka amaçlar için marka tescilinin sağladığı tekelci yetkileri elde etme amacı taşımasının ilgili ve tutarlı göstergelerden bariz bir şekilde anlaşılması halinde, markanın kötü niyet gerekçesi ile hükümsüz kılınabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, marka tescil başvurusu yapan kimsenin niyetinin sübjektif bir olgu olduğunu, ancak buna rağmen, bu olgunun yetkili idari makamlar veya yargı mercilerince nesnel bir şekilde belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kötü niyet iddiası, somut olaydaki tüm ilgili nesnel olguların dikkate alınması suretiyle genel bir değerlendirme yapılmasını gerektirir....'nun 16.07.2008 tarih ... sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hali, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görülmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup, olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan ... ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; Taraflar arasındaki ilk yargılamanın ... sayılı dosyasında "..." ibareli davalıya ait marka başvurusu ile ilgili verilen ... kararının iptali ve marka hükümsüzlük talepli dosyaya ilişkin olduğu, anılan dosya neticesinde davalıya ait "..." markasının 35.03 alt grubundaki “açık arttırma düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” ile 35.06 alt grubundaki satış hizmetleri yönünden davacı yana ait “...” markaları ile iltibas yaratır nitelikte görüldüğü, davalı başvurusu kapsamında 35.06 alt grubunda genel anlamda “08, 20, 21 ve 24. Sınıf malların satışına özgülenmiş” satış hizmetlerinin yer aldığı görülmektedir. Anılan mahkeme karar tarihinin 08.02.2017 olduğu görülmüştür. İş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde de ... sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesini kaldırarak önceki hükmün emtia yönünden kapsamı genişletilmek suretiyle bir kez daha davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve davacı yana ait “...” markaları ile davalıya ait "..." markasının karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu kararın 08.07.2020 tarihinde verildiği görülmüştür.Taraflar arasındaki diğer dava ise 15.12.2017 dava tarihli... sayılı ilamının görüldüğü, bu ilamda davalı ...’ın da başvuru sahiplerinden biri olduğu ... sayılı ve "..." ibareli 35. sınıftaki bir kısım hizmetleri kapsayan markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği, yapılan yargılama neticesinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için her türlü mobilyaların ve aksesuarlarının (çocuk odası, ofis grubu, ev mobilyaları, banyo ve mutfak mobilyaları vb.) bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satıs magazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diger yöntemler ile saglanabilir.)” yönünden 07.02.2019 tarihinde hüküm kurulduğu, verilen bu kararın ... sayısı neticesinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak 35. sınıftaki “açık arttırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilen malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için her türlü mobilyaların ve aksesuarlarının (çocuk odası, ofis grubu, ev mobilyaları, banyo ve mutfak mobilyaları vb) bir araya getirilmesi hizmetleri, (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden hükümsüzlük kararının 13.11.2020 tarihinde verildiği görülmüştür.Her iki yargılama dosyasında da davalıya ait markalar ile ilgili ilk derece mahkemelerince verilen hükümsüzlük kararlarının, iş bu dava konusu marka başvurusundan önceki tarihli olduğu, hükümsüzlük konusu markalardan birinin doğrudan “...” ibaresinden oluştuğu, anılan markaların kapsamında yer alan mal ve hizmet sınıfları uyuşmazlık konusu marka başvurusunda yer alan 20 ve 24. sınıflar değil ise de önceki uyuşmazlıklarda 35.05 (eski tebliğlere göre 35.06) alt sınıfındaki satış hizmetlerinde de 20 ve 24. sınıf malların satışının özgülendiği görülebilmektedir.Bu noktada davacı yanın tescilli markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerde (ve hatta davacı markasının yargı kararları ile tanınırlığının bulunduğu tespit edilen emtiaları da kapsar şekilde) başvuru konusu edildiği görülen dava konusu marka açısından davalı başvuru sahibinin, davacı yanın markalarından haberdar olduğu, bu markaları bildiği, dava konusu marka başvurusunu tesadüfi olarak seçmediği, davalı yanın davacı ile aralarında olan ve dava konusu marka başvuru tarihinden önce ilk derece mahkemelerince kurulan hükümlerin sonuçlarını dolanma kastı ile hareket ettiği, davalının söz konusu tescil kastının ticari dürüstlük kurallarına uygun olmayıp kötü niyetli olduğu, dolayısıyla, davaya konu markanın kötü niyetli olarak tescil ettirildiği kanaatine varılmıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,2-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 89,60 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 331,25 TL posta-tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.326,07 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafından yapılan 89,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,Dair, Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E-imzaHakim ...E-imza