Anahtar kelimeler: Aras Usûlüne Gören Aşnin Kazanmayan Görüşü Dağıtım Ret Sıfatını Yöntemine

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇTAN ZARAR GÖREN
: Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.SUÇ
: Karşılıksız yararlanmaHÜKÜM
: Düzeltilerek istinaf başvuranın esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, bozmaI) Suçtan zarar gören Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin temyiz talebinin incelenmesinde:Usûlüne uygun biçimde duruşma günü tebliğ edildiği hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237 ve 238. maddeleri uyarınca yöntemine uygun olarak davaya katılma talebinde bulunup katılan sıfatını kazanmayan suçtan zarar gören kurumun hükmü temyize hakkı bulunmadığından, suçtan zarar gören kurum vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,II) Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde:İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sayaca tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde müdahale edilip edilmediğinin tespit edilebilmesi için teknik bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği, nitekim somut yargılamada alınan bilirkişi raporu uyarınca, kurulu güce oranla bozuk sayaçtan bağımsız 3.660,00 TL'lik kurum zararının tespit edildiği buna göre sanığın mahkumiyetinin gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;1)Sanığın kuruma kayıtlı olmayan sayaçla usulsüz enerji tükettiğinden bahisle kaçak elektrik tutanağı düzenlendiği, her ne kadar kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda tüketimin geriye doğru beyanlardaki gibi uzun bir süre değil, yaklaşık 1,5 yıllık bir süreye tekabül ettiğine bu nedenle sayaçsız elektrik kullanıldığına dair kanaat bildirilmişse de, sanığın beyanı ve kolluk araştırma tutanaklarından sanığın sürekli köyde ikamet etmediği, ara sıra gelip gittiğini ifade etmesi karşısında, sanığın suça konu yerde kaçak elektrik kullandığı süre tespit edilip, bu süreye göre, sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı mümkünse ve sayaç halen takılıysa yapılacak keşifle, sayaç kurumca veya sanık tarafından sökülmüşse ve ulaşılması mümkünse sayaç üzerindeki inceleme sonrasında düzenlenecek bilirkişi raporuyla belirlenip, sanığın sayacın bozuk olduğuna dair beyanı da dikkate alınarak tutanak mümziler duruşmada dinlenerek tutanak esnasında sayacın çalışıp çalışmadığı hususu sorularak, sanığın sayaca müdahale edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçeyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi,2) Sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise;6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması ve kovuşturmada belirlenen zarar miktarının yukarıdaki usule göre sanığa tebliğ ve ihtar edilmemiş olması karşısında, belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın "Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine" gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.