Anahtar kelimeler: Nisabının Verenlerden Adedinin Gündemin Sağlandığı Sahteliği Haricindeki İmzanın Beyanda Esasını

MAHKEMESİ
: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ E., ████████ K.KARAR
: Davanın ReddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 4. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.1) İlk Derece Mahkemesince, davalı kooperatifin █████/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların usulsüz olduğu iddiasıyla gündemin 3, 4, 5 ve 7. maddelerinin iptali talebine ilişkin davada; davanın esasını teşkil eden hususun genel kurul toplantı ve karar nisabının verilen vekaletnameler ile sağlandığı, bunların 13 adedinin sahteliği iddiasında bulunulduğu, vekaletname sahiplerinden ... haricindeki diğer vekaletname verenlerden hiçbirinin vekaletnamedeki imzanın kendisine ait olmadığı ya da vekaletnamenin sahte olduğuna yönelik herhangi bir iddia veya beyanda bulunmadıkları, davacıların iddia ettikleri bu hususu ispatlamaları gerektiği, sahte olduğu iddia edilen vekaletname asıllarını davacı eski yöneticilerin dosyaya sunulan teslim ve tesellüm belgesinden anlaşılacağı üzere davalı kooperatifin yeni yönetimine teslim etmedikleri, bu nedenlerle davacıların vekaletnamelerdeki imzaların sahte olduğu iddiasını kanıtlayamadıkları, genel kurulda alınan kararlar kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurullarına aykırı olmadığı gibi toplantı ve karar nisabına uyulmuş olduğu gerekçesiyle, davacıların subut bulmayan davalarının reddine karar verilmiştir.2) Mahkeme kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; iptali istenen 05.06.2016 tarihli genel kurulun gündemin 2., 5. ve 7. maddeleri yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; gündemin 4. maddesi yönünden yapılan incelemede ise yönetim kurulunun ibra edilmemesine ilişkin genel kurul kararının tek başına henüz uygulanabilir bir karar olmadığı, böyle bir karara dayanılarak ortaklık adına sorumluluk davası açılabilmesinin mümkün olmadığı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile kooperatiflerde de uygulanması gereken TTK'nın 341. maddesi hükmüne göre, genel kurulun dava açılmasına özel olarak karar vermesi gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini, haklarında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava edebilmelerinin mümkün olmadığı, somut olayda da yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini, haklarında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava edebilmelerinin mümkün olmadığı, dosya kapsamından davacılar yönünden sorumluluk davası açılması yönünde bir genel kurul kararı olduğunun bildirilmediği, bu gerekçe ile gündemin 4. maddesinin iptali için açılan davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir.3) Bu karara karşı süresinde, davacılar vekili tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Kamu düzenine aykırılık hallerinin resen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacılar vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.