Anahtar kelimeler: Davatalep Satımdan Mesnetsiz Tarafsız Faturaya Şahıs Alacağa Merkezi İlişki Anadolu

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2025Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında asıl ve birleşen dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin----- sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ile şahıs hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz edildiğini, davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirket elektrik kullandığını, davalı/borçlu şahıs ise, davalı/borçlu şirketin kurucusu ve müdürü olup, davalı/borçlu şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, ayrıca, davacı şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde de ticari kefaleti bulunduğunu, ancak ticari kefaleti bulunmasına rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı şirket elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen takibe konu faturaları ödemediğini, davalı şirket imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesi basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, davalı şirket tahakkuk ettirilen faturaya 8 günlük sürede itiraz da etmediğini, davalının gecikmiş fatura borcunu ödememesi üzerine, iade taahhütlü mektupla davalıya hizmet kesme ve ceza bedeli tahakkuk etme ihbarnamesi gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını beyan ederek; davalıların haksız itirazlarının iptaline ve takibin devamına, borçlu şirketin ve şahsın, %20'den aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça davalıya davaya konu edilen faturalar nedeniyle gerek sözleşmenin müzakeresi aşamasında ve gerekse sonrasında hata ve hileye uğratıldığından; hatta davacının sözleşmenin sadece son sayfasına olacak şekilde imza alınarak davalının sözleşmenin geri kalan kısmını dahi incelemesine imkan tanınmadığından, davaya konu icra takibine dayanak faturalar davacı şirkete hiçbir zaman usulünce tebliğ edilmediğinden, bu nedenle davalı şirket açısından ilgili faturaların kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, davalı şirket aleyhine EPDK kararları ve ilgili mevzuata aykırı şekilde fahiş şekilde faturalar düzenlendiğinden, bu nedenle davacının icra takibine dayanak ettiği faturaların içeriğinin ve de talep edilen faiz miktarları ile oranının davalından tahsilini istediklerini, davacı tarafından davalı şirkete gerek sözleşme öncesinde ve gerekse sözleşme devamında birim fiyat olarak 43 kuruş üzerinden hizmet verileceği taahhüt edilmesine, davacının iradesi bu konuda hileli tavırlar ile hataya uğratılarak sadece davaya dayanak yapılan sözleşmenin son sayfası imzalatıldığından toplanacak delillerimiz ardından davacının müvekkili hata ve hileye düşürmesi hususları da göz önüne alınarak karar verilmi i talep ettiklerini, davacının haksız icra takibine ve davasına konu ettiği faturalardaki hesaplamalar da EPDK ilke kararlarına ve ilgili mevzuata aykırı şekilde hesap edildiğini, davacı taraf davalı şirkete hiçbir zaman haksız takibine konu ettiği faturalara ilişkin gerekli izahatı yapmadığı gibi ilgili faturaları davalı şirkete usulünce tebliğ de etmediğini, bu itibarla, davacının davalı şirketten davalı şirketi hileli tavırlar ile hataya düşürerek kurduğu ilişki sonrası fahiş taleplerde bulunmasının izah edilen gerekçeyle de hukuken imkanı bulunmadığını, davalının usulünce temerrütte düşürülmediğinden, davalıdan cezai şart, gecikme cezası ve benzeri isimler altında haksız asıl alacağa bağlı taleplerde bulunulmasının da hukuken geçerliliği bulunmadığını, davalı tarafından davacının kendisine sözleşmenin kurulması öncesinden beri hileye düşürüldüğünün anlaşılması sonrası davacıya karşı davacının müvekkile gönderdiği temelsiz faturanın iadesi maksadı ile ---- Noterliğinin ----- Yevmiye numaralı evrakı ile 12.11.2020 de yukarıda izah ettiğimiz gerekçeler davacıya da ihtar edilmiş, davacıya ilgili fatura da iade edildiğini, davacının davalı şirketi faturalandırmasında sayaç okuma işlemleri de muntazam şekilde ve mevzuata uygun biçimde yapılmadığını, davacının takibe dayanak ettiği faturalarda haksız ve fahiş asıl alacağa ek olarak müvekkilinden aynı zamanda talep ettiği kapasitif bedeli ve gecikme bedellerinin bu nedenle de hukuki temeli bulunmadığını beyan ederek; haksız ve hukuki temelden yoksun davanın reddi ile, davacı aleyhine reddedilen kısım üzerinden %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. ---- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN---- SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin ----- sayılı dosyasından faturaya dayalı (elektrik tüketim ve cezai şart faturası) alacağa dayanarak takip başlatıldığını, davalıların hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı kişinin ise, davalı şirketin kurucusu ve müdürü olduğunu, müvekkil şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde de ticari kefaletinin bulunduğunu, buna rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu nedenlerle davalıların haksız itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalıların % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına, ayrıca tarafları ve dava konusu (elektrik faturasından kaynaklanan itirazın iptali davası) aynı olan Mahkememizin ---- Esas sayılı dosyasının iş bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalılar aleyhine açılmış olan Mahkemenin ---- Esas sayılı dosyasının huzurdaki dosya ile birleştiği davalıya gönderilen tebligat ile öğrenildiğini, davacı tarafça davalıya davaya konu edilen faturalar nedeniyle gerek sözleşmenin müzakaresi aşamasında ve gerekse sonrasında hata ve hileye uğratıldığından; hatta davalıya sözleşmenin sadece son sayfasına olacak şekilde imza alınarak davalının sözleşmenin geri kalan kısmını dahi incelemesine imkan tanınmadığından, davaya konu icra takibine dayanak faturalar davalı şirkete hiçbir zaman usulünce tebliğ edilmediğinden, bu nedenle davalı şirket açısından ilgili faturaların kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, davalı şirket aleyhine EPDK kararları ve ilgili mevzuata aykırı şekilde fahiş şekilde faturalar düzenlendiğinden, kaldı ki koşulları oluşmamasına rağmen davalılar aleyhine cezai şart tahakkuk ettirildiğiden bu nedenle davacının icra takibine dayanak ettiği faturaların içeriğinin ve de talep edilen faiz miktarları ile oranının davalıdan tahsilini talep etmenin hukuken imkanı bulunmadığından huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle davacının ibraz ettiği sözleşmenin davalı şirket ile müzakere edilme imkanı davalı şirkete tanınmadığını, hatta davalı şirkete sözleşmenin tamamı dahi gösterilmeden davalı çalışanlarınca davalı şirket sözleşme esaslı koşulları ile müzakere yapılırken tekrarla elektriğin davalı şirkete 43 kuruş birim fiyat üzerinden verileceği yönünde davalı şirkete telkinlerde bulunulduğunu, davalı şirket bu konuda sözleşmenin müzakeresi aşamasında hileye uğratılarak 43 kuruş birim fiyat üzerinden sözleşme yaptığı zannı davalı şirkette yaratıldığını, davalı şirket ve kefil adı altında dava açılan diğer davalı ...'in sözleşmenin tamamında imzası da bulunmadığını, davalı şirket kendisinden davacının ödeme talebinde bulunması karşısında elektrik bedellerinin son derece yüksek olduğunu, bu birim fiyatlar üzerinden anlaşılmadığını, anlaşılan birim fiyatın 0,43 kuruş olduğunu tekrar kereler davacı şirketin satış temsilcisine iletmiş, davacı tarafın satış temsilcisi de "biz bu faturaları düzelteceğiz, siz gelen rakamlara takılmayın, sürecin tamamı konuştuğumuz gibi 43 kuruş üzerinden revize edilecek, sonraki faturalardan bunların mahsupları yapılacak" vb söylemler ile sözleşmenin devam ettiği süreçte bile davalı şirkete karşı hileli tavırlara devam edildiğini, davacı tarafından davalı şirkete gerek sözleşme öncesinde ve gerekse sözleşme devamında birim fiyat olarak 43 kuruş üzerinden hizmet verileceği taahhüt edilmesine, davalının iradesi bu konuda hileli tavırlar ile hataya uğratılarak sadece davaya dayanak yapılan sözleşmenin son sayfası imzalatıldığından toplanacak delillerin ardından davacının davalıyı hata ve hileye düşürmesi hususları da göz önüne alınarak karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca davacı tarafından davalı portföyünden kasıtlı olarak çıkartılmadığını, davalı hileye düşürülmeye devam edildiğini ve 6102 Sayılı Kanun 18/3. Maddesi emredici hükmüne riayet edilmeksizin neticeten davalı hakkında fahiş taleplerde bulunulduğunu, imzasız ve hile ile davalıya imzalatılan sözleşmeden davalı mesul tutulamayacağı gibi, açıklanan sebeplerle de davacı taleplerinin kabul edilmemesini talep ettiklerini, davalı ...'in sözde kefalet metninde belirtilen kefalet üst sınırının esas dava ile dava konusu edilen alacak miktarı göz önüne alındığında da huzurdaki davada davalı ...'in kefaletinden söz edilemeyeceği açık olduğunu, davacı tarafın sözde asıl alacağın likit olduğu ve likit alacak sebebiyle davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği yönündeki anlatımlarının da hukuki temeli bulunmadığını, imzası sözleşme ile davalılar hataya düşürülerek fahiş şekilde neye istinaden olduğu dahi anlaşılamayan faturalar üzerinden başlatılan haksız takibin likit olduğundan söz edilemeyeceği gibi; davanın reddedilen kısımları üzerinden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle; haksız ve hukuki temelden yoksun davanın reddi ile, davacı aleyhine reddedilen kısım üzerinden %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanakları, Ticaret Sicil Kayıtları, Merkezi Takip Sistemi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile Merkezi Takip Sisteminin ---- Esas sayılı dosyası, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Faturalar, İhtarnameler, Tanık, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; ' ben davalı şirkette 2019 yılının 10. ya da 11. Ayından itibaren yaklaşık 2 yıl 2021 yılına kadar muhasebe bölümünde çalışmıştım, daha doğrusu ön muhasebe bürosunda çalışıyordum, davalı şirket kot yıkama işinde faaliyet gösteren bir tekstil firmasıdır, ... de bu şirketin sahibi ve temsilcisidir, benim çalıştığım dönemde davalı şirket adına ---- bey, davacı şirket ile bir elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzaladı, bu sözleşmeye göre birim fiyat 43 kuruş olmasına rağmen faturalar daha yüksek birim üzerinden düzenlenip şirkete gönderilmeye başlandı, firma yetkilileri ile konuşup bu sorunu çözmek için uğraştık ve toplantı talep ettik, ancak bizi sürekli olarak oyalayıp görüşmeye ve toplantıya yanaşmadılar, bu süreçte aboneliğimiz de ister istemez devam etti, zaten asıl dağıtım şirketi yerine davacı şirketten elektrik almamızın nedeni de daha ucuz fiyattan elektrik vermesi nedeniyledir. Davalı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: biz öncesinde elektrik enerjisi temini konusunda araştırmalar yapıyorduk, davacı şirket ile de bu amaçla görüştüğümüzde bize birim fiyatın 43 kuruş üzerinden faturalandırılacağını söylediler ve bildiğim kadarıyla da sözleşme bu şekilde yapıldı. Biz şirket olarak faturalar yüksek gelmeye başlayınca iade faturaları düzenlemek zorunda kaldık ve bu iade faturaları davacı firma tarafından kabul edildi, ancak görüşme ve toplantı taleplerimize hiçbir zaman olumlu yanıt alamadık dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur dedi. Beyanı okundu, imzası alındı.'şeklinde beyanda bulunmuştur.TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; 'ben davalı ...'in amcası olurum ve her ikimiz de aynı sektörde faaliyet gösteririz ben kendisine davacı firmadan elektrik tedariki konusunda aracı olmuştum, zira davacı şirketin pazarlamasını yapan ---- beyi tanıyordum, benim tavsiyem üzerine ----- bey ile ----- görüştüler bende o sırada yanlarındaydım, yapılan anlaşmaya göre 1 yıl süre ile sabit fiyat üzerinden fatura düzenlenecekti, ancak rakamı tam hatırlamıyorum, ben o dönem ---- 48 veya 50 kuruş üzerinden alıyordum, davacı şirket davalılara ise bunun altında bir rakam üzerinden satış yapmayı öngörüyordu, ben sözleşme yapılırken orada olup olmadığını tam bilmiyorum, ancak ikisinin arasındaki konuşmalara göre rakam 50 kuruştan yaklaşık %12 daha az olacağı yönündeydi, buna göre de birim fiyatın 42 ya da 43 kuruş olacağı sonucu çıkmaktadır, ancak buna rağmen pandemi süreci de olduğu için faturalara daha yüksek düzenlenmeye başladığını öğrendim, bu konuda ---- benden yardım istedi ve ben de davacı şirket adına hareket eden ----- beyi aramama rağmen ulaşamadım, bana geleceği yönünde mesaj göndermesine rağmen gelip herhangi bir görüşme yapmadı, daha sonra piyasada duyduğuma göre bu firmanın başka firmalarla da sorun yaşadığını ve sözleşmeye aykırı davrandıklarını öğrendim, hatta ben birkaç firma sahibi ile görüşerek birlikte hareket etmeyi önerdim ancak böyle bir birliktelik sağlanamadı, ben kendileri ile herhangi bir sözleşme yapmadım ve enerji satın almadım, ancak öncesinde başka enerji firmalarından bu şekilde sözleşme yaparak enerji satın almıştım bu firma fiyatın bir yıl sabit olacağını taahhüt ettiği için davalılara cazip gelmişti ancak bu taahhütlerine uymadıklarını biliyorum, düzenledikleri faturaları ödemek için çek önerilmesine rağmen bunu da kabul etmedikler ve dava konusu faturaları düzenlediler, davalı ... da iade faturası düzenlemişti, aradaki sorunu çözmek için sürekli hem ben hem ---- aramasına ve söylemesine rağmen gelip görüşme yapmadılar, bu süreçte ---- 3 ay süre ile sözleşmeyi feshedemediği için asıl dağıtım şirketi olan CK veya başka bir firmaya da dönemedi ve bundan dolayı da zarara uğradı dedi. Davacı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: ben sözleşmenin yazılı olarak yapıldığı sırada 1 yıl olacağı söylenmişti ancak daha sonra 3 yıl olarak yapıldığı ortaya çıktı, komşu şirketlere de aynı uygulamanın yapıldığını sonradan öğrendik, benim bildiğim kadarıyla bir yıl süre ile sabit fiyat ve --- 'nın uyguladığı fiyattan %12- %15 arasında bir iskonto yapılması suretiyle fiyatlandırma yapılmıştır, Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur dedi. Beyanı okundu, imzası alındı.'şeklinde beyanda bulunmuştur.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Asıl ve Birleşen Dava;2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.Birleşen dava/dosya ---.Asliye Ticaret Mahkemesinin (Mahkememizin) ---- Karar sayılı ilamı ile mahkememizin işbu dosyasıyla doğrudan birleştirilmiş; dilekçeler aşaması tamamlanarak ön inceleme aşamasından itibaren tahkikat birlikte yürütülmüştür.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi eldeki asıl ve birleşen davalarda mahkememizce dilekçeler aşamaları tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartları olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlıklar belirlenmiştir. Akabinde taraflar/vekilleri tercihen sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözme iradelerinin olmadığının anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, bilcümle deliller toplanıp incelenmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan taraf vekillerinin karşılıklı olarak son sözleri dinlenip zapta geçilerek her iki dosya yönünden ayrı ayrı aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas Merkezi Takip Sisteminin (MTS) ---- Esas sayılı takip dosyası ve Merkezi Takip Sisteminin (MTS) ---- Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve örnekleri çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra takip dosyalarının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil ve nüfus kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2020 yılına ait BA/BS formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.Taraflar TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve takiplerin ve davaların dayanağının da elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve sözleşmenin feshi kapsamında düzenlenen tüketim ve cezai şart faturalarına dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ---: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ---- (KOD ----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 --- NO: ----- KANUN NO: ----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından Merkezi Takip Sisteminin (MTS) ----- Esas sayılı takip dosyası ve Merkezi Takip Sisteminin (MTS----- Esas sayılı takip dosyaları üzerinden davalı şirket ve münferiden temsilci müteselsil kefil gerçek kişi hakkında elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamında işbu sözleşmenin feshi nedeniyle düzenlenen tüketim faturaları ve cezai şart için düzenlenen faturalara dayalı olarak takipleri başlatıldığı, ödeme emirlerinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlular tarafından yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takiplerin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; öncelikle uyuşmazlığın çözümü için özel ve teknik bilgi gerektiğinden taraf ve taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilerek dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi SMMM ----- tarafından düzenlenen kök ve ek raporda esasen davacının takipteki alacaklarının tespit ve tayini yönünde görüş bildirilmiştir. Bu rapora göre davalılar tarafından ticari defter ve belgelerin incelemeye sunulmadığı anlaşılmıştır. Ne var ki davalılar vekilinin itirazlarının ve savunmasının imzaya, sözleşmenin içeriğine, faturalar, cezai şart gibi birden fazla sebebe dayanması nedeniyle bu sefer dosya içinde SMMM, Elektrik Mühendisi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bulunan üç kişiden oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi ----oluşan heyet raporunda ayrıntılı olarak yazıldığı üzere heyetin kişisel tüm çabalarına rağmen yine defterlerin incelemeye sunulmasından imtina edildiği tespit edilmiştir. Buna göre duruşmada hazarı bulunan vekile yapılan tüm ihtar ve kesin sürelere rağmen davalıların ticari defterlerini incelemeye hazır etmemesine göre kuşkusuz davacının ticari defterlerindeki kayıtların delil niteliğinde olacağı açıktır. (HMK,222) Ancak HMK'nin 281/2 maddesi gereğince bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle resen ek rapor alabileceği açık olup bu kapsamda itirazlar da gözetilerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış ve ek raporda kök rapordaki hatalar düzeltilmiştir. Bu kapsamda öncelikle davalı vekilinin taraflar arasındaki sözleşmede müteselsil kefil olarak gösterilen ... yönünden yaptığı yazı ve imza inkarı; sözleşmenin, bilirkişi raporlarından, ihtarnamelerden ve faturalardan da anlaşılacağı üzere uygulanmış olması, bir başka anlatımla davalıların tüketim faturalarına göre ödemeler yapmış olması, sözleşmenin asıl tarafının şirket olması, gerek şirket gerekse davalı şahıs adına iki farklı imza bulunsa da sözleşmenin █████/2019 tarihinde yapıldığının ve ticaret sicil kayıtlarına göre bu tarihte davalı şirketin ortak ve temsilcisinin ----- olduğunun anlaşılması ve daha sonra ise şirketin █████/2020 tarihinde ortaklığının ve münferiden temsilciliğinin davalı ...'e geçtiğinin tespit edilmesine göre işbu itirazın tamamen davayı uzatmaya matuf ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu inancıyla yerinde görülmemiştir. (HMK,211/(1)-a, TMK,2, Av Kanunu.2/1,2) Dolayısıyla TBK'nin 581 vd maddeleri gereğince davalı gerçek kişinin kefaleti asıl borçlu şirketin ortağı ve temsilcisi konumunda olduğu da gözetildiğinde her halde sözleşmedeki miktar oranında geçerli kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.(TBK,581,583,584/3) Bundan başka, davalıların sözleşmedeki hile savunmaları ve genel işlem koşullarına aykırılık anlaşılan hususlarda da serbest piyasa ekonomisi, tarafların tüzel kişi ve gerçek kişi tacir sıfatlarına göre basiretli davranma yükümlülükleri ve özellikle ticari hayatın düzen ve akışına hukukun müdahalesinin sınırlı olması gerektiğine yönelik genel kabul ve mahkememizdeki açık inanç gereği sözleşme müdahale edilmesini gerektirir bir durum bulunmadığı kanaatiyle yerinde görülmediği belirtilmelidir. (TTK,18/2,TBK,1 vd, 25,26,27,) Öte yandan TBK'nin 182.maddesinde; "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkansız hale gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü yer almaktadır. Ceza koşulu, sözleşme özgürlüğü ilkesine dayandığı için taraflar ceza miktarını belirleme konusunda serbesttir. Ancak cezai şart miktarı borçlunun ekonomik kişilik hakkını, ticari faaliyetlerini ihlal edecek şekilde aşırı miktarda ise bu durumda hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu takdir hakkını kullanarak re'sen indirir. TTK'nin 22.maddesine göre; "Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez." TBK'nin 182.maddesinin 3.fıkrasında yer alan cezai şartın indirilmesi konusundaki hükmün, TTK'nin 22.maddesi uyarınca ticari işler ve tacirler bakımından uygulanmayacağı kabul edilmiş ise de özellikle miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olan cezai şart miktarına, sırf cezai şartı ödemekle yükümlü olan tarafın tacir olduğu ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülerek müdahale edilememesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları ile sözleşmede belirlenen cezai şart miktarının, borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek düzeyde fahiş olması halinde, cezai şarttan indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Aşırı cezanın indirilmesi şartları; 1. Geçerli bir ceza koşulu anlaşması bulunmalıdır... 2. Ceza koşulu muaccel olmalıdır... 3. Ceza henüz ifa edilmemiş olmalıdır... 4. Ceza koşulu aşırı derecede yüksek olmalıdır. İndirimin en önemli sebebi kararlaştırılan ceza miktarının aşırı derecede yüksek olmasıdır. Ceza miktarının aşırı olup olmadığına hakim takdir hakkını kullanarak karar verir. Hakim takdir hakkına dayalı olarak kararını verirken alacaklı ve borçlunun ekonomik durumlarını, alacaklının çıkarlarını, özellikle uğradığı zarar miktarını, borçlunun kusurunu, borca aykırılığın ağırlığını, sözleşmenin türünü ve süresini göz önünde tutar... Bunun sonunda hakim kararlaştırılan ceza miktarının makul olmayacak derecede yüksek tutulduğunu; adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle açık bir çelişki içinde bulunduğunu görürse, sözleşmeye müdahale edip ceza miktarını indirir. TTK m.22 tacir sıfatını haiz borçlunun hakimden aşırı ceza koşulunun indirilmesini isteyemeyeceği hükmünü içermektedir. Ancak tacir sıfatını haiz borçlu, sözleşmenin içerdiği ceza koşulu miktarının ekonomik mahvına neden olacak derecede yüksek olduğu, bu nedenle ticari kişilik hakkına, adalet ve hakkaniyete aykırı bulunduğu gerekçesiyle tamamen kaldırılmasını veya makul düzeye indirilmesini isteyebilir. Hakim bu takdirde ceza koşulu hükümlerine başvurmaksızın TBK m.27/II'yi uygulayabileceği gibi aşırı ceza koşulu kavramıyla ilgili yukarıda incelemiş olduğumuz durumlar varsa TBK m. 182/III'e göre de ceza miktarını indirebilir. Ceza koşulu, bir karşı edim mukabilinde yüklenilmiş edim olmadığı için borçlu aşırı yararlanma (gabin) hükümlerine başvuramaz... Hakimin aşırı ceza koşulunu kendiliğinden mi, yoksa borçlunun bunu istemesi üzerine mi indireceği tartışmalıdır. Bir görüşe göre borçlu istemedikçe hakim aşırı cezayı kendiliğinden (re'sen) indiremez. Buna karşılık, diğer bir görüşe göre hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu borçlu talep etmese de kendiliğinden (re'sen) indirir (YHGK 24.1.1968 tarih ve 1966/4, ██████). TBK m. 182/III hakim kendiliğinden indirir dediğine göre ikinci görüş daha isabetlidir. Hakimin aşırı ceza koşulunu indirme kararı, yenilik doğuran bir karar olup geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğurur. Böylece ceza daha başlangıçtan itibaren kararda belirtilen indirilmiş miktarıyla konulmuş sayılır. Dava bir indirim davası olduğundan, hakim hiçbir zaman ceza koşulunun tamamını ortadan kaldıramaz (----). Bu açıklamalar ışığında sözleşmenin feshine bağlı olarak cezai şart faturaları düzenlenmiş olmasına göre davalılar vekili tarafından bu yönde bir savunma yapılmasa da, mahkememizce, sözleşme serbestliği ilkesi çerçevesinde belirlenen cezai şartın fahiş nitelikte olmadığı, cezai şart faturalarının tacir olan davalıların ekonomik olanak mahvına sebep olacak miktara ulaşmadığı, davalıların sözleşmeye bağlılık kuralı gereği buna katlanmaları gerektiği kanaatiyle herhangi bir indirim yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu itibarla davacının sözleşme hükümleri gereği sözleşmeyi feshinde haklı olduğu, sözleşmenin baştan itibaren geçerli olduğu , takipler ve ödeme emirlerindeki teknik ve rakamsal hatalar da gözetildiğinde yukarıda bahsedilen üç kişilik bilirkişi heyetinin düzenlediği █████/2024 kök ve █████/2024 tarihli ek raporların uyuşmazlığı giderecek şekilde gerekçeli, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilmiştir. Binaenaleyh; asıl ve birleşen davada davacı şirketin iddialarını ve taleplerini benimsenen bilirkişi heyet raporuna göre ve yukarıda gösterilen ve açıklanan tüm delillere göre yargılamaya hakim olan ilkeler nazarında TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri gereğince kısmen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle, asıl davada davanın kısmen kabulü ile;davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin (MTS)---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalı ...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması suretiyle asıl alacağa (151.511,78 TL ) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 99,89 TL işlemiş dahil toplam 151.611,67 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada da ; davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin (MTS)---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalı ...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması suretiyle asıl alacağa ( 272.606,82 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 1.885,00 TL işlemiş faiz dahil toplam 274.491,82 TL, üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine yönelik kararlar verilmiştir.2004 sayılı İİK'nın 67/II. maddesinde itirazın iptâli istemiyle açılan bir davada itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun, takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi halinde ise alacaklının red veya hükmolunan meblağın %20' sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın takip hukuku acısından amacı ışığında yapılan değerlendirmede; davalının asıl ve birleşen dosyada itirazının haksızlığına karar verilmesi ve tüzel kişi tacir şirket ve onun temsilcisi olduğu sabit olan davalıların takiplere külliyen itirazı etmiş olmaları karşısında yapılan yargılamaya göre davalıların esasen sözleşme ilişkisi ve düzenlenen faturalar çerçevesinde borcunun varlığını ve gerçek net miktarını kendiliğinden tahkik ve tespit edebilir durumda olduklarının anlaşılması nedeniyle davaların konusu alacakların/borcun her halde muayyen/likid olduğu tespit ve tayin edildiğinden İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan ayrı ayrı her iki dosyada da hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatlarının da davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Öte yandan yukarıda anılan yasal düzenlemeye göre alacaklının kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için ise; takibinde hem haksız, hem kötüniyetli olması gerekir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında davacının asıl alacak yönünden her iki davada da tamamına yakın şekilde haklı çıkmasının yanında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine göre düzenlenen takiplere dayanak faturalar karşısında davacının takiplerde kötü niyetli olarak hareket ettiğine müteallik davalılar vekilinin genel ve soyut talebi dışında hiçbir delil bulunmadığı ve böylece tam olarak haksız takip ve kötü niyet hususu sübut bulmadığından davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin asıl ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davalılar vekili tarafından karardan sonra gerekçeli karar yazılmadan davalı gerçek kişinin kefaleti ve miktarı yönünden hükmün tavzih edilmesinin istendiği anlaşılmıştır. Ancak hüküm tekniği bakımından her iki dosya için ayrı ayrı kararlar verilmesi gerektiğinden ayrı ayrı sorumluluk yazılmış olsa da işbu gerçek kişi davalının kefalet sorumluluğunun aynı sözleşmeye ve aynı miktara ilişkin olduğu, yapılan takiplerin ve sebebin de aynı sözleşmeye dayandığından davalı ...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması ibaresinin sözleşme ilişkisine göre bir bütün olduğu ve har iki dosyayı kapsadığı, bir başka anlatımla herhangi bir icra dosyası için işbu davalıdan yapılacak bu limitteki tahsilat halinde kefaletin tamamen tükeneceği, diğer icra dosya için sorumluluğunun kalmayacağı belirtilmelidir.6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, asıl ve birleşen dosyada ayrı ayrı ret ve kabul oranı esas alınarak belirlenmiştir. Bununla birlikte davalılar yönünden davalı gerçek kişinin diğer davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olması gözetilerek kefelet limiti yönünden bir ayrıma ve oranlamaya gidilmemiş ve HMK'nin 326/3 maddesi gereğince her iki dosya yönünden yargılama giderlerinden müteselsil sorumluluk esası benimsenmiştir. Ayrıca bu kapsamda asıl ve birleşen dosyada Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de asıl ve birleşen davalarda ret ve kabul oranları üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle taraflardan karşılıklı olarak alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle her bir dosya yönünden ayrı ayrı olmak üzere 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddelesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın Kısmen Kabul; Kısmen Reddine,2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin (MTS) ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalı ...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması suretiyle asıl alacağa (151.511,78 TL ) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 99,89 TL işlemiş dahil toplam 151.611,67 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın ( 151.511,78 TL) %20'i olan 30.302,35 TL icra inkar tazminatının, davalı ...'in 164.050,00 TL kefalet miktarını aşmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,4-)Davalıların, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat taleplerinin reddine,5-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.349,77 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 2.754,38 TL harcın mahsubuyla bakiye 7.595,39 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%93) üzerinden hesaplanan toplam 1.227,60 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%7) üzerinden her bir arabuluculuk dosyası için ayrı ayrı hesaplanan toplam 92,40 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,8-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 2.754,38 TL peşin harç ve 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.822,18 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,9-)Davacı tarafından yapılan 394,75 TL posta ücreti, 12.800,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 13.194,75 TL yargılama giderinin ; davanın kabul (%93) ve ret (%7) oranına göre 12.271,12 TL kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,10-)Davacı şirket kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,11-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 9.775,05 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,12-)Davalılar tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin ; davanın kabul (%93) ve ret (%7) oranına göre 280,00 TL kısmının davacıdan alınarak müştereken ve müteselsilen davalılara verilmesine, kalan kısmın davalılar üzerine bırakılmasına,13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )MAHKEMEMİZİN ----- SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI YÖNÜNDEN;1-)Davanın Kısmen Kabul; Kısmen Reddine,2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin (MTS) ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalı ...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması suretiyle asıl alacağa ( 272.606,82 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 1.885,00 TL işlemiş faiz dahil toplam 274.491,82 TL, üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın ( 272.606,82 TL) %20'i olan 54.521,36 TL icra inkar tazminatının davalı ...'in 164.050,00 TL kefalet miktarını aşmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,4-)Davalıların 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat taleplerinin reddine,5-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.750,54 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 4.830,67 TL harcın mahsubuyla bakiye 13.919,87 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%97) üzerinden hesaplanan toplam 1.280,40 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%3) üzerinden her bir arabuluculuk dosyası için ayrı ayrı hesaplanan toplam 39,60 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,8-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 4.830,67 TL peşin harç ve 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.898,47 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,9-)Davacı şirket kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 43.918,69 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,10-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 8.375,60 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,11-)Davalı şirket tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, asıl ve birleşen dosya taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.