Anahtar kelimeler: Çarpıntılar Kalbinde Kliniğinde Estetik Vücudunun Ameliyat Kan Ameliyattan Yapısının Aşırı

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ███████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Samsun 1. Tüketici MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan ... ile estetik ameliyat olmak üzere 17.200,00 Türk Lirası karşılığı anlaştığını, ameliyatın davalıya ait olan diğer davalı şirket kliniğinde gerçekleştirildiğini, ameliyattan sonra vücudunun olağan yapısının estetik müdahale sonucu tamamen bozulduğunu, ameliyattan sonra 2 gün boyunca kaybettiği aşırı kan sebebiyle kalbinde halen daha devam etmekte olan çarpıntılar yaşadığını ileri sürerek, ödenen ameliyat bedelinin şimdilik 1.000,00 Türk Lirasının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, yeni bir estetik ameliyat ve tedavi giderleri için şimdilik 1.000,00 Türk Lirası maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 150.000,00 Türk Lirası manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalılar vekili; müvekkillerine yüklenebilecek bir kusurun mevcut olmadığını, davacı hastanın iyilik hali ile taburcu edildiğini, sadece kan oranında düşüklük mevcut olup, kendisine kan nakli yapılması gerektiği halde nakil işlemini kabul etmediğini, ameliyat sonrası döneme ilişkin uyarıları dikkate almaması ve tavsiyelere uymaması sebebiyle komplikasyonların oluşmasının mümkün olduğunu, hekimin, hastaya verdiği tavsiye ve yönelttiği uyarılara riayet edilmemesi nedeniyle ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulmasının yasal olarak mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince davalı hekim ve davalı kliniğin kusurunun olmadığı, ayıplı ifada bulunmadıkları, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından, Adli Tıp Kurulu raporları ve bilirkişi heyet raporunun birbirini teyit eder nitelikte ve yeterli açıklıkta olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.Dava, eser sözleşmesi niteliğinde bulunan estetik ameliyat işlemine ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasında 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalılar arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir.Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK'nun 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi özenle yerine getirmek zorundadır. ......, borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır.Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.Davacı estetik amaçlı olarak davalılara başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.Somut olayda, Adli Tıp Kurumu'ndan ve bilirkişi heyetinden alınan raporlarda estetik ameliyatı işlemlerine ait aydınlatılmış rıza formlarında yapılacak işlemin ve işlem sonrası gelişebilecek komplikasyonların yer aldığı, alınan rızanın tıbbi açıdan yeterli olduğu, dava konusu ameliyat sonrasında kişide meydana gelen durumun tıbben kabul edilebilir sınırlar içerisinde olduğunun belirtildiği görülmüştür. Her ne kadar raporlarda ayıplı ifa bulunmadığı tespiti yapılmış ise de, estetik ameliyat işleminin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve yukarıda açıklandığı şekilde sonuç taahhüdünü de kapsadığı anlaşıldığından, mahkemece ayıplı ifa bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu durumda mahkemece, davacının maddi tazminat istemi kapsamında olan davalılara ödediği estetik ameliyat bedelinin iadesi talebinin kabulüne, diğer maddi tazminat isteminin davacı tarafça ispatlanamadığından reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise, değerlendirme yapılmak suretiyle uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nun 373/1. maddesi gereğince Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Samsun .1 Tüketici Mahkemesinin ████████ E. ve ████████ K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.