Anahtar kelimeler: Dulkadiroğlukahramanmaraş Pazarcıkkahramanmaraş Deprem Merkezli Konutunun Binanın Heyeti Kalmak Hasar Kaydıyla

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Değişik İş, ████████ Kararİtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, uyuşmazlık temyiz duruşma miktar sınırının altında kaldığından duruşma isteminin reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Pazarcık/Kahramanmaraş merkezli olarak 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen deprem sonucu müvekkilinin Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş adresindeki konutunun bulunduğu binanın ağır hasar aldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 240.000,00 TL tazminatın deprem tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 313.600,00 TL'ye yükselterek temerrüt tarihinden itibaren faiz istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı konutun tapu kaydında ipotek bulunduğunu, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, davacıya deprem tarihini kapsayan poliçe kapsamında 19.04.2023 tarihinde 320.000,00 TL sigorta bedelinden 6.400,00 TL muafiyet bedeli düşülerek 313.600,00 TL ödeme yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla varsa teminat dışı hallerin araştırılması gerektiğini, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, bu mümkün değilse el çekme kararı verilmesini, konutun brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerdeki hasar durumuna ilişkin beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığının araştırılması gerektiğini, davacıya ödeme yapılmış olup temerrüde düşülmediğini, davacı lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARIUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TTK'nın 1423. madde gereği sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken (zeyilname gibi) hususların, gelişmelere bağlı (zeyilname gibi) bildirim yükümlülüklerinin sigorta ettirene sigorta sözleşmesi kurulması aşamasında poliçeyle birlikte yazılı olarak bildirim (bilgilendirme formu) yapılması gerektiği, zorunlu deprem sigortası poliçeleriyle birlikte bilgilendirme formu verilmediği ve her sene en az bir kez güncellenen tarifeye ilişkin özel olarak dikkat edilmesi gereken bir husus olan zeyilname yaptırılması ve ek prim ödenmesi konusunda aydınlatılmadığından ...'ın sorumlu olduğu, zorunlu deprem sigortası kapsamında zeyilname konusunda düzenleme olmaması nedeniyle TTK'nın 1452. maddesindeki sigortalı lehine yorumlama esası gereği zorunlu deprem sigortasında özel hukuk alanında zeyilname yaptırma yükümlülüğü ve ek prim ödenmesi gerektiği öngörülmediğinden ...'ın güncel yeniden yapım değerlerine göre ödeme yapması gerektiği gerekçeleriyle talebin kabulüyle binada deprem nedeniyle meydana gelen 313.600,00 TL bakiye hasar tazminatının aleyhine başvuru yapılan sigorta kurumundan alınarak başvuru sahibine ödenmesine, belirlenen toplam 313.600,00 TL tazminata 20.05.2023 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz tahakkukuna karar verilmiştir.IV. İTİRAZUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...'ın TTK hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 1423. maddesinde bildirimlerin yazılı yapılması emredici olarak düzenlendiğinden bildirimin ancak yazılı yapılabileceği, bildirim tarihinin de posta veya notere verildiği tarih olacağı, fakat yönetmelik bu hususta aksine düzenleme barındırdığından normlar hiyerarşisi gereği kanunun uygulanması gerektiği, TTK'nın 1423. maddesine göre sigortacının sözleşme kurulması esnasında sigorta ettirene bilgilendirme formu vermesi mecburiyetinde olduğu, aydınlatma yükümlülüğü gereği sigortalının yazılı bildirim ile bilgilendirilmesi zorunluluğu bulunduğu, her sene en az bir kere güncellenen tarifeye ilişkin olarak özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus olan zeyilname yaptırılması ve ek prim ödenmesi konusunda sigortalı aydınlatılmadığından ...'ın tarifede belirlenen sigorta bedeli miktarında sorumluluğu olduğu, mal sigortası olduğu halde ZDS'yi zorunlu sorumluluk sigortaları ile birlikte aynı nitelikte görerek muaf tutması dikkate alındığında, zorunlu sorumluluk sigortaları mevzuatında zeyilname düzenlenmişken, ZDS mevzuatında düzenlenmemiş olmasının bilinçli bir düzenleme olduğu, ZDS mevzuatında ve 25.11.2022 tarihinde ilan edilen yeni yapım bedellerine göre ek sözleşme yapılmasına ve bunun için ek prim ödenmesine yönelik sigortalıya yükümlülük yükleyen ve tazminat hesabında zeyilname olmaması halinde eski tarifenin geçerli olduğuna dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı, zorunlu deprem sigortası tarife ve talimatında sigorta ettirene bir yükümlülük getirilmediği, TTK 1452. maddesindeki sigortalı lehine yorumlama esası gereği zorunlu deprem sigortasında özel hukuk alanında zeyilname yaptırma yükümlülüğü ve ek prim ödenmesi gerektiği öngörülmediğinden ...'ın güncel yeniden yapım değerlerine göre ödeme yapması gerektiği, vekalet ücretinin doğru hesaplandığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin itirazının reddine, bu kararın aynen icrasına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zorunlu deprem sigortası yapmak ile görevli olan müvekkilinin zeyilname düzenlenmeksizin ve ek prim alınmaksızın değişen tarifeye göre otomatik olarak ödeme yapacağına ilişkin hukuki bir dayanak olmamasına rağmen hakem heyeti tarafından idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar verilmesinin Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olduğunu, 31.12.2016 tarihli ve Resmi Gazete'de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği'nin 17.01.2018, 07.09.2019, 27.12.2019, 19.01.2021, 17.11.2021 ve 25.11.2022 tarihlerinde olmak üzere 6 kere değiştirildiğini, 27.12.2019 tarihinden önceki tebliğlerde ek prim alınmaksızın güncel tarifeden yararlanılacağına ilişkin geçici bir madde bulunmadığını ancak 27.12.2019, 19.01.2021 ve 17.11.2021 tarihli tebliğlerde prime ilişkin herhangi bir işlem yapılmaksızın güncel tarifeden yararlanılacağının idare tarafından açıkça hüküm altına alındığını, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 25.11.2022 tarihli ve 32024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de de bu geçici maddenin yer almadığını, ...'ın sorumluluğunun sigorta bedeliyle sınırlı olduğunu, davacıya sigorta bedelinden muafiyet tutarı düşülerek 19.04.2023 tarihinde 313.600,00 TL ödeme yapıldığını, kendi özel kanunu olan ... ruhsatı bulunmayan, kanunla kurulmuş kendine özgü, istisnai bir kurum olup sigorta şirketi olmadığından ve ...'ın faaliyette bulunmak için ruhsatı da olmadığından TTK'nın 1401/2. maddesi uyarınca TTK hükümlerine tabi olmadığını, ...'ın tabi olduğu Afet Sigortaları Kanunu'nda açık hüküm bulunduğundan TTK'nın 1425/3. maddesinde genel şartlar için düzenlenen prim farkına ilişkin bildirim yükümlülüğü maddesinin kıyasen zeyilname konusunda uygulanamayacağını, özel kanun olan Afet Sigortaları Kanunu'nda sigorta bedelinin tespitinde tarife ve talimatların esas alınacağının açıkça belirtildiğini, tarife ve talimatların her yıl resmi gazetede yayımlandığını, tarife ve talimatta yapılan değişiklik Resmi Gazetede yayımlandığından ... tarafından ayrıca zeyilname yapılması ve ek prim ödenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir bildirim ve tebliğe gerek olmadığını beyanla ve resen dikkate alınacak sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.B. GerekçeUyuşmazlık; Zorunlu Deprem Sigortasında sigorta tazminatı olarak poliçe üzerinde yazılı olan sigorta bedelinin mi, yoksa poliçe düzenlendikten sonra yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre belirlenecek bedelin mi ödeneceğine ilişkindir.1-Binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortası ile sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesini teminen sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu kabul edilmiş ve 18.08.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Zorunlu Deprem Sigortası Afet Sigortaları Kanunu'nun “Kapsam ve sigorta yapma zorunluluğu" başlıklı 10 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; 23.6.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle Devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenler zorunlu deprem sigortasına tâbidir.Afet Sigortaları Kanunu’nun 3/1. maddesi uyarınca bu Kanuna göre sunulacak sigorta ve reasürans teminatları, Bakanlık nezdinde kurulan kamu tüzel kişiliğini haiz Doğal Afet Sigortaları Kurumu tarafından verilir. Aynı kanunun 7/1 maddesine göre zorunlu deprem sigortası teminatı münhasıran Kurum tarafından verilir. Bu teminat, risk yönetimi açısından şartların gerekli kılması durumunda ve Bakan tarafından uygun görülmesi hâlinde sigorta şirketleri ile müştereken de verilebilir.Sigorta, ‘güvence’ anlamına gelen Latince kökenli bir sözcüktür. Sigorta, aynı türden rizikoyla (tehlikeyle) karşı karşıya olan kişilerin, belirli bir miktar para (prim) ödemesi yoluyla toplanan tutarın, sadece o rizikonun gerçekleşmesi sonucu fiilen zarara uğrayanların zararını karşılamada kullanıldığı bir risk transfer sistemidir. Bu sistem sayesinde kişiler, karşı karşıya bulundukları tehlikelerin neden olabileceği parayla ölçülebilen zararlarını, nispeten küçük miktarlarda ödemiş oldukları primler yoluyla paylaşmaktadır.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401 inci maddesi uyarınca, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Buna göre sigorta sözleşmesinin iki temel unsuru bulunmaktadır. Birincisi sigorta ettirenin sigortacıya bir prim ödemesi, ikincisi ise ödenen prim karşılığı sigortacının kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan risk gerçekleştiğinde bunu tazmin etmesidir.Afet Sigortaları Kanunu, bu kanuna dayalı çıkarılan Yönetmelik ve Genel Şart hükümleri incelendiğinde Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle Devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenlerin zorunlu deprem sigortasına tâbi olduğu, bu sigorta ile Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (...) deprem riskine karşı teminat verdiği ve bu teminat karşılığı sigorta ettirenin bir prim ödediği görülmektedir. Bu durumda zorunlu deprem sigortasında sigorta ettiren ve sigortalayandan oluşan iki tarafın olduğu, sigorta ettirenin sigortacıya bir prim ödediği ve bunun karşılığında sigortacının, sigortalının para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan rizikonun meydana gelmesi durumunda ortaya çıkan zararını sigorta bedeli kadar yükümlenmeyi üstlendiği dikkate alındığında zorunlu deprem sigortasının bir sigorta sözleşmesi olduğunu söyleyebiliriz.Poliçe, sigorta ettiren ile sigortacı arasında yapılan sigorta sözleşmesinin şartlarını taşıyan yazılı belgedir. Sigorta poliçesi, sigortacı ile sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesinin yazılı, yasal delilidir. Bir sigorta poliçesi genel olarak, sigortacıyı ve sigortalıyı tanımlayıcı bilgileri, sigorta konusuna ilişkin açıklamaları, teminatın kapsamını, sigorta bedelini, sözleşmenin süresini, prim miktarını, poliçenin düzenlenme tarihini, tarafların borç ve yükümlülüklerini, temerrüde ilişkin hükümler ile Genel ve varsa Özel Şartları içerir.Sigorta bedeli ise, sigorta poliçesinde gösterilen ve tehlikenin gerçekleşmesi halinde sigorta değerini geçmemek kaydıyla sigortalıya ödenecek olan azami meblağı ifade eder. Sigorta bedeli ile sigorta tazminatı farklı kavramlardır. Zira sigorta tazminatı hasarın meydana gelmesi halinde ödenecek olan ve gerçek zarara tekabül eden miktar iken, sigorta bedeli poliçede sigorta ile teminat altına alınan menfaat değerinin karşılığıdır.Türk Ticaret Kanunu’nun 1461 inci maddesine göre, sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı uğranılan zarardan fazlasını ödemez. TTK 1486. maddesi uyarınca TTK 1461. maddesine aykırı yapılan sözleşmeler geçersiz olup kanun bu hükmü emredici olarak düzenlemiştir. Bu nedenle bu hükmü hakim kendiliğinden dikkate almak zorundadır.Benzer bir düzenleme Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları B.3.1 maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre, sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz.Davaya konu dosya incelendiğinde davacı tarafça ıslah dilekçesiyle 313.600,00 TL bakiye ... tazminatı talep edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince TTK 1423. maddesinde düzenlenen “Aydınlatma Yükümlülüğü” ile TTK 1452. maddesinde düzenlenen “Koruyucu Hükümler” ve sözleşme kurulduktan sonra yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre sigorta bedelinin 640.000,00 TL olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın kabulüne karar verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık Hakem Heyetince kabul kararı verilirken ve İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilirken sigortacının “Aydınlatma yükümlülüğü” ve “Koruyucu hükümler” hususlarının gerekçe gösterilmesi nedeniyle bu kavramlara değinmek gerekir.Sigortacının sigorta ettiren/sigortalıyı aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin olan TTK 1423. maddesi “Sigortacının aydınlatma yükümlülüğü” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, “Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.”Bilgilendirme yükümlülüğü ayrıca 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından, gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehdar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.” ifadesi ile düzenlenmiştir.Sigortacılık Kanununa dayanılarak “Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik” 14.02.2020 tarihli ve 31039 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Aydınlatma yükümlülüğü, belirli bir sigorta ilişkisine girmek isteyen kişilerin, gerek sözleşmenin kurulmasından önce gerekse kurulması sırasında sözleşmenin konusu, teminatları ve diğer özellikleri hakkında oluşabilecek bilgi eksikliklerinin giderilmesi ile sözleşmenin devamı sırasında ortaya çıkabilecek ve sözleşmenin işleyişi ile ilgili olarak sigorta ettireni, sigortalı veya lehtarı etkileyebilecek nitelikteki değişiklik ve gelişmelerden ilgililerin haberdar edilebilmesini teminen, sigortacı tarafından yazılı olarak yerine getirilmesi gereken görev ve yükümlülüklerdir.Sigortacının aydınlatma yükümlülüğünden bahsedilebilmesi için Kanunda, Genel Şartlarda veya poliçe özel şartlarında sigortacıya bir yükümlülük, bir görev verilmiş olması gerekir. Zira Kanunda, Genel Şartlarda ve poliçe özel şartlarında olmayan bir yükümlülük ve görev için sigortacıya o konuda bildirim yükümlülüğü yüklenemez.Gerek TTK, gerek Deprem Sigortası için daha özel bir kanun olan Afet Sigortaları Kanunu, gerekse Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları ve dosya içerisinde bulunan poliçe özel şartlarında poliçe düzenlendikten sonra yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre belirlenecek bedelin sigorta bedeli olarak kabul edileceği veya sonradan belirlenen bu bedelin tazminat olarak ödenebilmesi için zeyilname düzenlenerek gönderilmesi veya zeyilname düzenlenmesini talep edip etmeyeceğine yönelik sigorta ettirenin bilgilendirileceği hususunda davalı ...’a bir yükümlülük ve sorumluluk getirilmemiştir. Kanunda, Genel Şartlar ve poliçe özel şartlarında olmayan bir sorumlulukla ilgili olarak davalıya bilgilendirme yükümlülüğü yüklenerek bu yükümlülüğün yerine getirilmediği gerekçesi ile yine Kanunda, Genel Şartlarda ve poliçe özel şartlarında olmayan bir tazminatı sigortacının ödenmesine karar verilmesi doğru değildir.TTK 1423/2. maddesinin “Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur.” hükmü uyarınca sigorta ettirenin kendisine poliçenin verildiği tarihten itibaren ondört gün içinde poliçe şartlarına itiraz etmemesi halinde sözleşme ilişkisi poliçe şartlarında kurulmuş olacaktır. Davacının kendisine verilen poliçe şartlarına itiraz ettiğine yönelik dosya içerisinde bir delil olmadığına göre, davacı ile ... arasında poliçe şartlarında sigorta sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Poliçe şartları incelendiğinde 20.08.2022 başlangıç ve 20.08.2023 bitiş tarihli sözleşmede sigorta bedeli 320.000,00 TL olarak belirlenmiş olup depremin meydana geldiği tarihteki Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre belirlenecek bedelin sigorta bedeli olarak kabul edileceğine ilişkin bir şart da bulunmamaktadır.Hakem Heyetince, kabul kararı verilirken gösterilen bir diğer gerekçe TTK'nın 1452. maddesidir. Bu maddeye göre, TTK 1404 ve 1408 inci madde hükümleriyle 1429 uncu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine, 1418 ve 1420 nci maddeler ile 1430 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı sözleşme şartları geçersizdir. Ayrıca TTK 1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır. Görüldüğü gibi bu madde koruyucu hükümleri düzenlemekte olup TTK 1423. maddesi ile ilgili bir koruyucu hüküm olmadığı gibi, TTK hükümlerinde tebliğ ile sonradan belirlenen sigorta bedelinin geçerli olacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığı ve bu nedenle poliçede sigorta ettiren aleyhine bir hükümden bahsedilemeyeceği gözetilmeden, bu madde gerekçe gösterilerek ...’ın sorumlu olmadığı bir tazminattan sorumlu tutulması da doğru değildir.Yukarıda izah edildiği üzere taraflar arasında zorunlu deprem sigortası sözleşmesinin yazılı delili olan, dosya içerisinde bulunan 20.08.2022 tarihli poliçede sigorta bedelinin 320.000,00 TL olarak belirlendiği ve her bir hasarda %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, davalının muafiyet düşüldükten sonra kalan 313.600,00 TL sigorta bedelinin tamamını 19.04.2023 tarihinde davacıya ödediği, TTK 1461. maddesi ve Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları B.3.1 maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun poliçede yazılı sigorta bedeli ile sınırlı olduğu anlaşılmakla, başvurunun reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.2-Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.