Anahtar kelimeler: Davatalep Meblağlı Kalındığı Davalıborçlu Davalıborçlı Tarafsız Faturanın İlamsız Satışı Seri

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı/borçlu şirkete, 17.04.2023 tarihli ---- seri numaralı 22.754,20 TL meblağlı ve 04.07.2023 tarihli ----- seri numaralı 11.610,19 TL meblağlı hizmet ve ürün satışı yapıldığı, faturanın karşılığı olan ücretin müvekkiline ödenmediği, davalı/borçlı şirket hakkında ilamsız icra takibi yapılmak zorunda kalındığı, bu amaçla----.İcra Müdürlü ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, ancak davalı tarafça takibe itiraz edildiği ve takibin durduğunu, borçlu şirketin takibe itiraz etmesi nedeniyle zorunlu arabulucuk şartı dolayısıyla ---- Arabuluculuk Bürosu---- sayılı dosyası ile arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak, 12.03.2024 tarihinde anlaşma sağlanamayarak sürecin sonlandırıldığı, borçlunun itiraz dilekçesinde borca esas teşkil eden tüm alacağa itiraz ettiğini, bu hususun doğru olmadığını, zira davalıya verilen hizmet veyahut ürünler ilgili doğal olarak faturalar kesildiği ve ticari defterlere de işlendiğini, fatura alacağına ve içeriğine TTK. Madde 23 gereğince 8 gün içerisinde itiraz edilmediğini, arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin ve munzam zararımıza ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; haksız itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle davalının takip tarihindeki alacağımızın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkümiyetine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
CEVAP /TALEP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından --- İcra Müdürlüğü'nün ----. Sayılı dosyası ile müvekkili hakkında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine girişildiğini, takip dayanağı olarak da faturalar gösterildiği, davacı tarafça dava konusu satılan malların teslim edildiği veya verilen hizmetin gereği gibi yapıldığının TTK ve VUK hükümleri kapsamında usulüne uygun faturaların tanzim edilerek müvekkile tebliğ edildiği hususunun ispatla mükellef olduğunu, davacı tarafından hangi adrese tebligat yapıldığı ve faturaların usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunun ispatlanması gerektiği, nitekim Yargıtay kararlarında da taraflar arasındaki temel ilişkinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususunun araştırılması gerektiği ve bu konuda ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğunun vurgulandığı, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından davacı taraf takip açmakta açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple davacı taraf aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yukarıdaki açıklamalar ve re “sen gözetilecek hususlar nedeniyle; davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından huzurdaki davanın ve davacının icra inkar tazminatının reddine icra takibine girişmekte ve işbu davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
: ---İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicili Kayıtları, Tarafların Vergi Mükellef Kayıtları ve 2023 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67. maddesi gereğince eser sözleşmesi (onarım) kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşma katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas -----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicili kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi mükellefi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu 2023 yılına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de; "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Davanın taraflarının 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sıfatını taşıdıkları; takibin ve davanın dayanağının da onarım hizmetine havi ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;
6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: --) (KOD -----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 ---: ---- KANUN NO: ---- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen █████/2023 tarihli 22.754,20 TL ve █████/2020 tarihli 11.610,19 TL bedelli onarım hizmetine ilişkin iade faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz. (Bkz. Yargıtay ---- HD'nin █████/2021 tarih ve ----- sayılı ilamı). Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dayanak faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen ve toplanması gereken bilcümle deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2023 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari nitelikte eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de işbu faturalar alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ---- Bilirkişililik Bölge Kurulundan resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi SMMM ---- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 06.01.2025 tarihli raporda özetle; davacının incelenen 2023 dönemi ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu takip konusu faturalardan 17.04.2023 tarih ---- seri numaralı KDV dahil 22.754,50 TL tutarlı faturanın ticari fatura senaryosu ile düzenlenmiş e- fatura, 04.07.2023 tarih ----- seri numaralı KDV dahil 11.610,19 TL tutarlı faturanın e- arşiv fatura olarak düzenlendiği, ilgili faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle (20.12.2023) davalıdan 34.369,39 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine e-tebligat yoluyla usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuş ve değerlendirilmiştir. (HMM,281,282) Mahkememizce bu kapsamda yapılan incelemede somut olayda öncelikle davanın tarafları arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, takip konusu faturaların ve bundan doğan alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve davacı defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Öte yandan davalı vekiline de duruşmada inceleme gün ve saatinde HMK'nin 222/3 üncü maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ihtarına havi kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçları da bildirilerek ihtar edilmesine rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğine ilişkin tutanak düzenlendiğ ve dolayısıyla davalı defterlerinin üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, 6100 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan alacağın ödendiğine ilişkin bir savunma; bilgi, belge ve delil de sunulmayan takip ve dava konusu alacağın asıl alacak olan toplam 34.364,39 TL yönünden sübut bulduğunun kabul edilmesi gerekmiştir. ( HMK.222/3. ) Binaenaleyh; davacı şirketlerin yukarıda gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, faturalar, mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde asıl alacak yönünden ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile, icra takip dosyası ve yatırılan harç miktarı , taleple bağlılık ilkesi gereğince icra takibine yapılan itiraz içeriğine göre TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşmasının gerekmesi karşısında işlemiş faize ilişkin talebin yerinde görülmemesi, takip tarihindeki ticari avans faizi ve miktarının da denetlenip gözetilmesi sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 34.364,39 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 34.364,39 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ( 2.108,30 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine karar verilmiştir. ( (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd. 117/1 , 207 vd, TTK, 11,12, 15, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31, 33,2020, 221, 222, 146, 187/1, 190,194, 198, 266 vd,281, 282, Av.K. 2/1,2 ) Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın takip hukuku açısından amacı ışığında yapılan değerlendirmede; davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve yapılan yargılamaya göre davalının borcunun varlığı ve gerçek miktarını tahkik ve tespit edebilir durumda olduğunun anlaşılması nedeniyle dava konusu alacağın muayyen/likid olduğu anlaşılmakla İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan asıl alacağın %20'si olan 6.872,87 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı tarafın 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebinin ise; davacının asıl alacağa ilişkin davada haklı çıkması, reddedilen kısmın işlemiş faiz kısmından oluşması, bu hususun temerrüt olgusuna bağlı hukuki bir değerlendirmeye bağlı oluşu ve sonuçta davacının işlemiş faiz yönünden davalıya karşı davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalının vaki soyut beyanı ve talebi dışında işin niteliği gereği hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu tutulan taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 34.364,39 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 34.364,39 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ( 2.108,30 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 6.872,87 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-)Davalının 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle tazminat talebinin reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.347,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 586,86 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 37,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.723,64 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%94) üzerinden hesaplanan 3.384,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%6) üzerinden hesaplanan 216,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 586,86 TL peşin harç, 37,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.051,46 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davacı tarafından yapılan 247,00 TL posta ücreti ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.747,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%0,94) ve ret (%6) oranına göre 4.462,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
10-)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
11-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 2.108,30 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve reddedilen miktarlan yönünden ayrı ayrı (34.364,39 TL K. / 2.108,30 TL.R.< 40.000,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!