Anahtar kelimeler: Bam Fikri Başkan Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Katip Haklar Marka Layihalar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
DAVANIN KONUSU
: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ███████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ve "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın ███████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-11761 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, müvekkili markalarının uzun yıllardır kullanımla ayırt edicilik kazandığını, müvekkili şirketin "..." ibaresi üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı markasının iltibasa sebebiyet vereceğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının da kök unsurunu oluşturduğunu, başvurunun müvekkili markasının serisi mahiyetinde olduğunu, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu ileri sürerek, 2021-M-11761 sayılı YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, müvekkilinin 2004 yılından beri "..." ve "..." ibareli markaları kullandığını, en eski tarihli davacı markalarının ise 2014 tarihli olduğunu, müvekkilinin önceye dayalı hak sahibi olduğu tescilli markasını kullandığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, emtia benzerliğinin kısmen gerçekleştiği, çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı "...", "... ...", "...", "... ..." ibarelerinden oluştuğu; taraf markaların ortak olan unsuru "..." ibaresi olsa da davaya konu olan markanın esaslı unsurunun "..." olduğu, bu nedenle taraf ibarelerin görsel olarak farklı oldukları; SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibasın söz konusu olmadığı, dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı; davalının kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, raporda benzerlik incelemesinin hatalı olarak yapıldığını, markaların bütüncül şekilde incelenmesi gerektiğini, marka parçalara ayrılarak inceleme yapılamayacağını, SMK maddelerinin ilişkilendirilme ihtimalini de kapsadığını, davalı markasının müvekkili markalarının devamı gibi düşünüleceğini, müvekkili markalarının karıştırılma ihtimalinin son derece yüksek olduğunu, sınıf benzerliği değerlendirmesinin de hatalı olarak yapıldığını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, onlarca seçenek özgürlüğü varken müvekkili markasına bu derece benzer bir marka seçmesinin davalının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." esas unsurlu markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu markada "..." ve "..." kelimeleri farklı renk ve yazı tipiyle yazıldığı, bunun yanında markada ... sayısının sembolüne de yer verildiği, ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, davalı markasının esas unsurunun "..." değil "..." olduğu, kısa markalarda yapılacak değişiklikler tüketiciler tarafından daha kolay algılanacağı, dava konusu markanın davacının itiraza mesnet markalarını çağrıştıracak bir unsur içermediği, tüketicilerin dava konusu markaya gördüğünde bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, taraf markaları benzer olmadığından davacı markalarının tanınmış olup olmadığının somut uyuşmazlığa bir etkisi bulunmadığı gibi, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!