Anahtar kelimeler: Yidk Bam Fikri Başkan Sinaî Sınaî Katip Haklar Layihalar Marka

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVACI
:
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU
: YİDK Marka Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın diğer davalı ... 2021-M-2559 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış "..." ibareli markalarına benzer olduğunu, müvekkilinin “...” şeklinde de tescilinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, dava konusu markanın tescilinin, bu prestijin davalı yana geçmesine neden olacağını, müvekkili markalarının tüm sınıflarda tescilli olduğunu, davalının “...” markası ile müvekkilinin “...” markası arasında yalnızca tek bir harf farkı olduğunu, bu durumun markaların farklılaşmasını sağlamadığını, her ne kadar müvekkilinin markasında farklı bir şekli unsur kullanılsa da markaların benzer olduklarını, taraf markalarının işitsel olarak da benzer olduklarını ileri sürerek, 2021-M-2559 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının bütün olarak ayırt edici olduğunu, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markalar arasında “...” harfleri dışında bir benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaları unsurlarına ayırarak ya da hecelerine bölerek algılamayacaklarını, "..." ibareli marka ile müvekkili markasının bütünsel olarak farklı olduğunu taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/ aynı tür veya benzer oldukları; tüketicilerin dava konusu markayı unsurlarına ayırarak değil bir bütün olarak algılayacağı, zira dava konusu marka içerisinde herhangi bir unsur diğerine göre ön plana çıkartılarak vurgulanmadığı, davacı yanın markalarının esas unsurlarının genel olarak “...”, “...-...”, “...-...” şeklinde telaffuz edilirken ██████████ sayılı markasının ise “...-...” şeklinde telaffuz edildiği, dava konusu markanın ise “...” şeklinde telaffuz edileceği, davacı yan markalarından “...”, “...-...”, “...” şeklindeki markaların hiçbirinin “...” harflerinin diziliminden kaynaklı harf dizilimsel bir benzerlik dışında, dava konusu marka ile ne görsel, ne harf dizilimsel, ne işitsel ne de kavramsal olarak herhangi bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadığı; benzer bir yorumun davacı yanın ██████████ sayılı “...-...” markası açısından yapılmasının da mümkün olduğu, kaldı ki bu markada son sesi oluşturan “...” ibaresinin, her ne kadar ayırt edici vasfı yüksek bir sözcük değil ise de bağımsız ve somut bir anlam ihtiva eden bir sözcük olup tüketicinin bütünsel algısında doğrudan etki eden bir algıyı markaya yansıttığı, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldıklarında görsel, işitsel ve kavramsal unsurların hiçbiri açısından, tüketicinin, işaretler arasında yanılgı yaşayabileceği mahiyette bir benzer algı ediniminin mümkün olmadığı, tüketicilerin markalar arasında yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmadığı; davacı yanın işlem dosyası kapsamında T/00313 sayılı “...” esas unsuruna haiz tanınmış marka tesciline dayandığı, bunun dışında işlem dosyasına somut bilgi ve belgeler kazandırmadığı, kaldı ki dava konusu markanın davacı yana ait markalardan somut anlamda uzaklaştığı ve farklılaştığı bir durumda, dava konusu markanın tescilinin, davacı yan markalarının tanınmışlığı halinde dahi, SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında düzenlenen herhangi bir koşulu ortaya çıkarmayacağı, dolayısı ile tanınmışlık temelli bir tescil engelinin somut olayda mevcut olmadığı; kötü niyeti ilişkin somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvuru ile müvekkilinin tanınmış "..." ve "... ..." ibareli markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri gibi algılanacağını, özgün müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, "..." ve "..." markalarının tüketici kesiminde aynı genel izlenimi verdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ve "... ..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, davacı markalarında bulunup dava konusu markada yer almayan farklı harflerin taraf markalarını görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştırdığı, davacı tarafın "... ..." markasında ise "..." ibaresinin "..." kelimesinin üstünde yer aldığı, dava konusu marka gibi birleşik yazılmadığı ve bu markanın da görsel olarak dava konusu markadan oldukça farklı olduğu; öte yandan taraf markaları benzer olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!