Anahtar kelimeler: Alanya Hanesine Bozulmuştur Metrekare Alanında İlçesi Köyü Asli Müdahil İlamına

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
: Davanın reddineTaraflar arasındaki kullanım kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:K A R A RKullanım kadastrosu sonucunda, Alanya ilçesi / ... köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 13 parsel sayılı 3.225,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davacı ... ile davalılar ... ve arkadaşlarının kullanımında olduğu" şerhi verilerek, Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.Davacı ... dava dilekçesinde; Alanya ilçesi / ... köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kendi kullanımında olduğunu öne sürerek, davalılar adına olan zilyetlik şerhlerinin iptali ile kendi lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında müdahil ..., taşınmazın kendi kullanımında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı ve asli müdahil davacı tarafından davalılar aleyhine zilyetliğin tespiti davası açılmış ise de davacı ve müdahil davacıya keşif hususunda iki haftalık ihtaratlı kesin süre verilmiş olmasına rağmen keşif giderinin yatırılmadığı, keşif delili olmadan davanın çözümü mümkün olmadığı ...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde keşif giderlerini yatırmaması nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut dosya kapsamı itibariyle de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı, kesin süreye ilişkin hükümlerin, süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi gereğince kurulan ara kararda ve bu ara karara istinaden çıkartılacak meşruhatlı davetiyede, hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişiler, tanıklar ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir sürenin tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında bilirkişilere ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, taşınmaz başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesinin gerektiği, somut olayda, mahkemenin keşif ara kararında, çekişmeli taşınmazların başında dinlenilmelerine karar verilen yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları için yasal zorunluluk olmasına rağmen herhangi bir ücret takdir edilmediği, bu kişilerin tebligat çıkarılmaksızın taşınmaz başında hazır edilmelerine karar verildiği, keşif ara kararında kaç bilirkişi alınacağı ve bunların uzmanlıklarının ne olacağının açıklanmadığı ve gider kalemleri tek tek ve ayrıntılı şekilde yazılmadığı, mahkemenin keşif ara kararı, yasada öngörülen şekilde oluşturulmadığından, sözü edilen ara kararda belirtilen kesin süreye uyulmamış olmasının, davacı tarafın keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması sonucunu doğurmayacağı, mahkemece, usulüne uygun olmayan ara kararına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dosyada 01.03.2013 tarihinde görevsizlik kararlarından önce yapılmış bir keşif bulunduğu halde, mevcut deliller de değerlendirilmeksizin keşif giderinin yatırılmaması sebebiyle davanın ispatlanamadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının da isabetsiz ..." olduğu belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sonuç olarak; dava konusu ... Köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 13 parsel sayılı 3.225,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kullanım kadastrosu sonucunda, beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davacı ... ile davalılar ... ve arkadaşlarının kullanımında olduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescil edildiği, davacı tarafından dava konusu taşınmazın kendi kullanımında olduğunu öne sürerek, davalılar adına olan zilyetlik şerhlerinin iptali istemiyle dava açtığı, mahkememizce görevsizlik kararından önce 01.03.2013 tarihinde keşif yapıldığı, tanık beyanlarının alındığı dikkate alınarak usul ekonomisi gereğince yeniden keşif yapılmasına gerektirir bir durum bulunmadığı dikkate alınarak toplanan delillerden ve dinlenen tanık beyanlarından davacının zilyetliğinin miras yolu ile geldiği, tespitin var olan gerçek durum ile örtüştüğü, davacının davasını ispat edemediği, asli müdahale talep edenin de talebinden vazgeçtiği... " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahil tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin önceki kararı, sadece davacı tarafından temyiz edilmiş olup, asli müdahil tarafından önceki hükme karşı kanun yoluna başvurulmadığından, önceki kararın asli müdahil hakkında kesinleştiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesinin, davanın reddine ilişkin 23.02.2016 tarihli önceki hükmünün, asli müdahil yönünden kesinleştiği, incelemeye konu hükümle de asli müdahil aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığı ve kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, asli müdahilin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;Asli müdahilin temyiz dilekçesinin REDDİNE,Peşin harcın istek halinde temyiz eden asli müdahile iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.