Anahtar kelimeler: Müflis Tamamı Cetveline İik Sıra Tlsinin Bankadan Cetvelindeki Vermiş Tllik

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ███████DAVA
: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iflas alacaklılar defterinin ....sırasına 11.536,86TL alacak kaydı yapılmış ve bu alacağın tamamı müflis bankadan herhangi bir alacağın olmaması nedeniyle reddine karar vermiş olduklarını, ...sırasına 9.627,02TL alacak kaydı yapılmış olduğunu ve bu alacağın 581.80TL'sinin kabulüne, 9.045.22TL'lik kısmın ise sıra cetvelindeki .... numaralı alacak kaydıyla mükerrer olması nedeniyle reddine karar verilmiş olduğunu, ....sırasına 1.568.083,82TL alacak kaydı yapılmış ve bu alacağın tamamı sıra cetvelindeki ....numaralı alacak kaydıyla mükerrer olması nedeniyle reddedilmiş olduğunu, iflas idare memurlarının kamu alacaklarının reddinin hukuki olmadığını, reddinin gerektiğini, iflas masasının kamu alacaklarının reddi yerine ilgili mahkemelerde dava açması gerekmekte olduğunu, iflas idare memurlarının kural olarak kamu alacağını resen araştırma görevinin olmadığını, alacaklılar defterinin belirtilen sıraya kaydı yapılan ve reddedilen ...sırasına 11.536,86TL, ...sırasına 9.045,22TL, ...sırasına 1.568.083,82TL kamu alacaklarının tamamı için” kamu alacağının rüchanlı 3.sıra alacak olarak müflis şirket alacaklılar defterine kayıt ve kabulüne, iflas idaresinin red kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davayı hak düşürücü süre içinde açmamış ise dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu alacak kayıt başvuruları, daha önce farklı alacak kayıt başvuruları kapsamında ödenmiş olduğunu, bu nedenle mükerrer olan ikinci başvuruların haklı ve hukuka uygun olarak reddedilmiş olduğunu, davacının ... sayılı alacak kayıt başvurusunun ... İcra Müdürlüğü'nün...E.sayılı icra takibine dayalı olduğunu, söz konusu takibe itiraz üzerine durmuş olduğunu, davacının ... sayılı alacak kayıt başvurusunun, daha önce ... sayılı alacak kayıt başvurusu kapsamında ödenmiş olduğunu, ikinci talebin mükerrer olduğunu, davacının ... sayılı alacak kayıt başvurusu, daha önce ... sayılı alacak kayıt başvurusu kapsamında ödenmiş olup, ikinci talep mükerrer olduğunu, kamu alacaklarının, iflas idaresince reddinin mümkün olmadığına ilişkin yasal düzenleme bulunmamakta olduğunu, 5411 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmüyle “Fon Bankası” statüsünde olan Müflis ... Bankası A.Ş.'nin her türlü vergi, resim ve harçtan istisna olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddine ve haksız davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.HMK m.31 hükmü çerçevesinde belirsizliklerin giderilmeye ve ayrıca tarafların dayandıkları ve özellikle kaydı yapılmayan alacak taleplerinin kabul edilmeme nedeninin somutlaştırılması gerçekleştirilmeye çalışılmış olmakla, kayıt kabule esas 6771 sayılı başvuruya konu alacak ile ilgili takibin itiraz üzerine durup durmadığı, durmuş ise bu alacağın somutlaştırılan delil ve vakıalar çerçevesinde masaya kaydına engel hal olup olmadığı; ayrıca 6517 sayılı başvuruya konu alacak miktarının ve yine 4347 sayılı alacak kayıt başvurusu kapsamında ödenmiş bir miktar olup olmadığı, bu alacaklara konu, taraf, sebep, miktar ve benzeri hususlar gözetildiğinde aynı alacak olup olmadığı ve bu suretle davacının mükerrer olarak kayıt talebinde bulunup bulunmadığı; yine 6516 sayılı başvuruya konu alacak miktarının 3275 sayılı alacak başvurusu kapsamında ödenmiş bir miktar olup olmadığı, bu alacaklara konu, taraf, sebep, miktar ve benzeri hususlar gözetildiğinde aynı alacak olup olmadığı ve bu suretle davacının mükerrer olarak kayıt talebinde bulunup bulunmadığı; bu suretle davacının kayıt ve kabul davasına konu olan miktarın ne olduğu noktalarında uyuşmazlık toplanmaktadır.Davanın kayıt kabul davası olarak açıldığı, gelen cevabi yazılara göre kayıt kabul davasının süresi içinde açılmış olduğu, iflasın halihazırda iflas dairesi tarafından tasfiyenin resen yürütülmekte olduğu, masayı temsilen iflas dairesine gerekli tebligatın yapılarak taraf teşkilinin oluşturulduğu tartışmasızdır.Taraflar arasındaki dava, İİK m.235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".Kayıt kabul aşamasında, iflas idaresince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan durum belge olmadığından alacağın reddedildiği, kayıt kabul davasına konu olan üç farklı kayıt ve üç farklı alacak olduğu açıktır.Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi somut olaydaki gibi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.Mahkememizce atanan birinci bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu █████/2023 tarihli raporda "varlıkları Hazineye devredilen dernek ve şirketlerin Müflis Banka nezdinde varlığı tespit edilen mevduat hak ve alacaklarında işbu dava ile kayıt ve kabulü gereken tutarlara aşağıda özet olarak yer verildiği, ... A.Ş. için ... sıra numarası ile kayıt ve kabulü talep edilen 1.568.083.82 TL'nin 1.471.513.82 TL'lik kısmının 3275 sıra numarası ile iflas idaresi tarafından kayıt ve kabuledildiğinden mükerrer alacak kayıt ve kabulü talep edilmiş olduğundan iflas idaresi tarafından reddinin yerinde olduğu, bakiye kalan 96.570.00TL'nin kayıt ve kabulünün gerektiği hususu Mahkemenin takdirlerinde olduğu, ... sıra numarası ile 9.627.02 TL ile ilgili olarak ... Şti. için 1.167.84 TL, ...'nin Müflis Banka nezdindeki mevduat alacağı olarak tespit edilen ve detaylı açıklamalar çerçevesinde ... Şti.'nin banka nezdindeki toplam mevduatı olarak işlemiş faizi ile birlikte 1.749.04 TL olduğu, işbu tutarın 1.167.84 TL'lik kısmının ... sıra numarası ile İflas İdaresi tarafından kayıt ve kabul edildiğinden ... sıra nolu kayıt kabulü istenen tutar içinde mükerrer kayıt talebinde bulunulduğundan reddinin yerinde olduğu,işlemiş faiz ile birlikte bakiye alacak olarak 581,80 TL'nin işbu davada kayıt ve kabulü gerektiği (davalının kabulünde) değerlendirildiği, ... sıra numarası ile ... A.Ş.’nin, ... İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı takip talebine dayanılarak 11.536,86 TL tutar ile ilgili olarak, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E.kayıt kabul yapılan tespit, değerlendirmeler sonucunda, davacı idarenin işbu tutarda alacak talebinin yerinde olduğuna ilişkin somut kayıt, belge, hesap ekstresi vb bilgi ve belge ibraz edilmediğinden mevcut deliller çerçevesinde tespitinin yapılamadığı" şeklinde görüş bildirmişlerdir.Kök raporun tebliğ olunmasından sonra ise davacı vekilinin █████/2023 tarihli dilekçe ve ekleri, ayrıca 6517 ve 6516 alacak ile ilgili itirazları ve yine █████/2023 tarihli dilekçe içeriği, davacı vekilinin █████/2023 tarihli dilekçesindeki eksikliğin giderilmesi sonrası davacı vekilinin itiraz içerikleri dikkate alındığında, bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu █████/2023 tarihli kök raporda davacı lehine revize edilmesi gerekli durum olup olmadığı, yine davalı vekilinin █████/2023 tarihli dilekçesinin 2.sayfasında kayıt ve kabule konu olan ve 1.019.390,89-TL alacağın tamamının zaten karşılandığı, yönündeki itirazların tek tek incelenmesi sonrası davalı lehine revize edilmesi gerekli durum olup olmadığı noktalarında ek rapor alınması takdir olunmuştur.Bu arada bilirkişi kurulunun incelemesini tam ve eksiksiz olarak yapabilmesi açısından HMK m.275 hükmü çerçevesinde gerekli kayıt ve belgelerin bilirkişi incelemesine sunulması gerekmektedir. Bu nedenle "Okul Taksit Sistemi Çalışma ve Promosyon Ödenmesi" sözleşmesi ve sözleşme ek protokolü ile 2015-2016 eğitim öğretim yılı maaş ödemeleri ve öğrenci okul taksit ödemelerinin banka üzerinden yapılması hususunda █████/2015 tarihinde taraflar arasında sözleşmenin yapılıp yapılmadığı, ... A.Ş.'nin "Ohal" kapsamında kapatılarak Hazineye devredilmesinin 2016 yılında gerçekleşmesi sonrası ise 2015-2016 eğitim-öğretim yılına ilişkin hizmetin verilip verilmediği, söz konusu protokolün gerçekleşip gerçekleşmediği, protokolün şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususlarının müflis bankanın Soma Şubesindeki hesap kayıtlarının araştırılması, dayanak belge suretlerinin mahkememize gönderilmesi için müflis banka iflas idaresine yeniden yazı yazılmış, ayrıca bu konuda banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması için bilirkişilere HMK m.218 hükmü uyarınca yetki ve süre verilmiş, ... İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı icra dosyasındaki takip talebine dayanak belge suretlerinin ... 28. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyasından araştırılması için müzekkere yazılmıştır. Bu şekilde belgeler tam ve eksiksiz olarak bilirkişi incelemesine sunulmuştur.█████/2024 tarihli ek raporda "taraflar arasında imzalanan 03.03.2015 tarihli ek protokol imza tarihi ile 14.06.2016 takip tarihi arasındaki döneme ilişkin olarak, “...” ... açıklaması ile yapılan cironun 2.043.373.30 TL olarak gerçekleştiği, nakit promosyon tutarının ise işbu tutarın binde dördü (%0,4) olarak: 2.043.373.30 TL x %0,4 = 8.173.49 TL olarak hesaplandığı, ek protokol kapsamında nakit promosyona hak kazanıldığının Mahkemece benimsenmesi halinde 8.173.49 TL’lık tutarın davacı idare alacağı olarak iflas masasına kayıt ve kabulü hususunun Mahkemenin takdirlerinde olacağı, TBK.117 maddesi anlamında her hangi bir borç ihtarının yapıldığına ilişkin taraflarca dosyaya keşide edilmiş bir ihtarname sunulmadığı, dosyaya celp edilen ilgili takip dosyasında da ihtarname aslı veya örneği sunulu olmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı" şeklinde görüş bildirmişlerdir.Bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli raporu, özellikle bu raporun son sayfasını, davacı vekilinin ek rapora yönelik sunduğu █████/2024 tarihli dilekçesini incelemek, yine █████/2024 tarihli ara karar çerçevesinde ... SGK müdürlüğünden gelen cevabı incelemek, sonuç olarak bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli raporlarında revize olunması gereken bir hal olup olmadığını açıklamak, bu suretle hangi sıra numarası için kaç TL'nin kayıt ve kabulünün kabul olunabileceğini hesaplamak suretiyle ek raporlarını hazırlamalarına dair yeniden ara karar oluşturulmuştur.█████/2024 tarihli ek raporda "davacı idarenin talebine uygun olarak nakit promosyon talep şartlarının oluştuğunun Mahkemece de benimsenmesi halinde, ek raporda da belirtildiği üzere; ... nolu hesap ekstresi üzerinde yapılan incelemede; “...” ... açıklaması ile yapılan cironun 2.043.373.30 TL olarak gerçekleştiği, nakit promosyon tutarının ise binde dördü (%0,4) olarak 2.043.373.30 TL x %0,4 = 8.173.49 TL olarak hesaplandığı, ....A.Ş çalışan personellerin maaş ödemelerinin Müflis Bankanın ... Şubesi üzerinden personellere ödemesinin bankaca yapıldığının Mahkemenizce de benimsenmesi halinde ███████- ███████ tarihleri arasında,...A.Ş çalışanları için, müflis bankanın ... Şubesine yatan net paranın SGK kayıtlarında 729.856,37 TL olabileceği hesaplandığı, bu halde protokolün 2.maddesi gereğince de: nakit promosyon tutarının ise işbu tutarın binde üçü (%0,3) olarak: 729.856.37 TL x %0,3 = 2.189,56 TL olarak hesaplanacağı, davacının ... sıra nolu kayıt kabulü ile ilgili olarak hesaplanan toplam nakit promosyon tutarı ise 8.173.49 TL + 2.189.37 TL = 10.363.05 TL'nin sıra cetveline kayıt ve kabulü gerektiğinin mütalâa edildiği" şeklinde görüş sunmuşlardır.Sunulan rapora taraf vekilleri açıkça ve yeniden ayrı ayrı itiraz etmişlerdir.Ancak ilk bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli kök raporuna yönelik davacı vekilinin itirazlarının incelenmesi, gelen bankacılık kayıtlarında itiraz çerçevesinde farklı bir kayıt olup olmadığının bankacılık uygulamaları açısından değerlendirilmesi, buna göre bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu, █████/2024 tarihli ek rapor içeriği dahi dikkate alındığında, davacı idare lehine talep edilen alacağın davacı lehine hesaplanmasını gerektirir kayıt olup olmadığı, var ise bu iddia ve bu iddiayı somutlaştırmaya yönelik sunulan ve celbedilen kayıt içerikleri dikkate alındığında davacı idare lehine kaydı gereken herhangi bir miktar olup olmadığı, özellikle bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli ek raporlarının 5.sayfasının sonuç kısmından önceki son paragraftaki "davacı idare tarafından" şeklinde başlayan cümleden farklı bir sonuca varılıp varılamadığı, varılmış ise çelişkinin açıklanması, noktalarında davacının dinlenilme hakkınında kısıtlanmaması açısından yeni bilirkişi kurulundan yeni rapor alınmasına, davacı lehine kayıt ve kabule elverişli herhangi bir miktarın saptanması durumunda dava dilekçesinin sonuç kısmı çerçevesinde ... sıra numaralı alacak kalemleriyle ilgili red olunan miktarların kabulünün gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi miktarda gerektiğinin denetime elverişli şekilde bilirkişi kurulunca açıklanmasına dair ara karar oluşturulmuştur.Bunun üzerine ikisi emekli banka müdürü-müfettişi, biri icra-iflas hesaplamaları konusunda ehil kişilerden oluşan ikinci bilirkişi kurulu ise hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli kök raporda "dava dosyası kapsamında yer alan belgeler incelendiğinde, kayıt kabule konu ... sıra no.lu nakit promosyon alacağından kaynaklı 11.536,86 TL'lik tutarın varlığı ve miktarının tespiti için Mahkeme tarafından yazılan 10.10.2023 tarihli ve 17.04.2024 tarihli müzekkereler iledavalı bankadan, banka kayıtlarının talep edildiği, davalı banka tarafından söz konusu müzekkerelere verilen yazılı cevaplardan 26.10.2023 tarihli yazı ekinde, okul taksit sisteminden yapılan işlemlerin içinde yer aldığı 1 adet CD ve15.05.2024 tarihli yazı ekinde ise maaş ödemelerine ilişkin yapılan işlemlerin içinde yer aldığı 1 adet CD olmak üzere, toplam 2 adet CD içerisinde banka kayıtları sunulduğu, adı geçen bilirkişi kurulu tarafından, okul taksit ödemlerine ilişkin banka kayıtlarının incelendiği, ancak maaş ödemelerine ilişkin kayıtların ise sehven incelenmediğinin anlaşıldığı, bu sebeple, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 2’nci ek raporunun 4’ncü sayfasında, SGK kayıtlarından yararlanarak maaş cirosunun tespit edildiği, söz konusu tespitler sonucunda adı geçen bilirkişi kurulu tarafından, nakit promosyon alacak tutarının toplam 10.363,05 TL olarak hesaplandığı tespit edildiği, okul taksit sisteminden gerçekleşen 1.942.965,55 TL'lik ciro tutarı ile banka aracılığıyla ödenen 1.366.003,95 TL'lik maaş ciro tutarı davalı banka kayıtlarından tespit edildiğinden, raporun 4 ve 5'nci sayfasında ayrıntısına yer verildiği üzere, taleple bağlı kalınarak kayıt kabulü gereken tutarın11.536,86 TL olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir.Bilirkişi kurulunun kök raporunun taraf vekillerine tebliğ olunması sonrası ise █████/2024 tarihli ikinci rapor içeriği karşısında, birinci bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli ek raporu ile ikinci bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli raporu arasında oluşan çelişkinin giderilmesine, bu amaçla █████/2024 tarihli ikinci bilirkişi kurulunun raporunun 9.sayfasının 6.4 bölümündeki hesaplamalara iştirak edilip edilmediği noktasında birinci bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli ek raporları da dikkate alınarak çelişkiyi gidermelerine dair ara karar oluşturulmuştur.Böylelikle mahkememizce atanan birinci bilirkişi kurulunun en son sunmuş olduğu ek rapor ile kayıt ve belgelerin tam ve eksiksiz toplanması sonrası rapor sunan ikinci bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amaçlanmıştır.Birinci bilirkişi kurulu hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli ek raporda "kayıt kabule konu ... sıra nolu nakit promosyon alacağından kaynaklı 11.536,86 TL'lik alacak tutarının varlığı ve miktarının tespiti için sayın Mahkeme tarafından 10.10.2023 tarihinde ve 17.04.2024 tarihinde yazılan müzekkereler ile davalı bankadan, ... ve Maaş Ödemelerine ilişkin banka kayıtları talep edildiği, taraflar arasında imzalanan 03.03.2015 tarihli Protokol’de, ... cirosu üzerinden % 04(bindedört) ve Maaş cirosu üzerinden % 03 (binde üç) tutarında “Promosyon” ödeneceği kararlaştırıldığı, bu durumda; dava dışı ...Tic. A.Ş. tarafından, davalı bankadan; maaş cirosu üzerinden 4.098,01 TL = 1.366.003,96TL x %03 TL tutarında, ... cirosu üzerinden 7.771,86 TL = 1.942.965,55 TL x % 04 TL tutarında, olmak üzere toplam 11.869,87 TL (= 4.098,01 TL + 7.771,86 TL) nakit promosyon talep edilebileceği, takip talebinde ise 11.536,86 TL alacak talep edildiği, bu durumda, taleple bağlı kalınabileceği değerlendirilmektedir…” şeklindeki 2.bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespitler gerek ... Ödemeleri, gerekse maaş ödemeleri, sunulan somut kayıt ve belegeler üzerinden yapılmış olması nedeniyle işbu tespitler sonucunda, davacı idarenin talebine uygun olarak 11.536.86 TL tutarın sıra cetveline kayıt ve kabulü" şeklinde görüş bildirmişlerdir.Hal böyle olunca HMK m.275 hükmü çerçevesinde gerekli kayıt ve belgelerin tam ve eksiksiz olarak dava dosyasına kazandırılması sonrası ikinci bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli kök rapor ile birinci bilirkişinin hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli ek raporun birbiriyle tam olarak uyuştuğu, hesaplamalar açısından çelişkinin tam olarak giderildiği ortaya çıkmıştır.Öte yandan ikinci bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli kök rapor ve birinci bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli ek rapor davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ olunmuştur. Ne var ki davacı vekilinin anılan raporlara yönelik herhangi bir itirazı yoktur.Bu hususunda ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 6.HD'nin ...E. ...K.sayılı kararında belirtildiği üzere;"Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753). (...)Fakat Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği ama bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, ...E. ...K.sayılı ilamı)"Somut olayda davacı vekili, ikinci bilirkişi kurulunun kök raporuna ve birinci bilirkişi kurulunun çelişkiyi giderici yöndeki ek raporuna hiçbir şekilde itiraz etmemiş, bu suretle ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan yeni rapor alınmasını talep etmemiştir. Bu durumda adı geçen bilirkişi raporlarına yönelik olarak davacı vekilinin herhangi bir itirazı mevcut bulunmadığından ve rapor içerikleri dikkate alındığında raporda belirtilen miktarlardan daha fazla bir miktara hükmedilebilmesi öncelikle mümkün değildir. Bir başka deyişle, davacı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi durumunda davalı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bir anlamda raporun davalı lehine ve davacı aleyhine kesinleştiği ortaya çıkmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması için banka kayıtları incelendiğinde ilk raporun hazırlanması aşamasında maaş ödemelerine ilişkin kayıtların yanlışlıkla incelenmediği yukarıda anılan rapor içeriklerinden anlaşılmaktadır. Mahkememizce itibar olunan ikinci bilirkişi kurulunun kök raporu ve birinci bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli raporları dikkate alındığında okul taksit sisteminden gerçekleşen ciro tutarı 1.942.965,55 TL'dir. Buna mukabil banka aracılığıyla ödenen tutar ise 1.366.003,95TL olup bu ise maaş ciro tutarıdır. Buna göre dava dışı şirketin bildirilen hesaplardan toplam hangi tutarda işlem gerçekleştirildiği, hangi tarihte, kaç kişi için, ne kadar maaş ödendiği ise denetime elverişli şekilde ve gerekçeli olarak açıklanmıştır.Gerekli kayıt ve belgelerin tam ve eksiksiz toplanmasından sonra ve yapılan incelemelere göre davacı tarafından 6516 kayıt numarası ile 1.568.083,82 TL alacak kayıt talebinde bulunulmuştur. Buna mukabil iflas dairesi tarafından bu tutarın ... kayıt numarası ile daha önce kabul edildiği, hatta işlemiş faizleri ile birlikte 1.719.390,89 TL olarak ödenmiş olduğu, bu noktadaki taraf beyanları ve açıklamaları celbedilen belgelerle ortaya çıkmıştır. Artık bu aşamadan sonra dava dilekçesine konu edilen ... kayıt no.lu alacaktan dolayı masaya kayıt olunması gereken bir miktarın bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacı vekilinin diğer talebi ise .... numaralı alacak kayıt numarasına istinaden masaya kaydı gereken bir miktar olup olmadığıdır. Dava dilekçesi ve ekleri dikkate alındığında ... kayıt numarası ile 9.627,02 TL alacak talebinde bulunulmuştur. Buna mukabil iflas dairesi ise bu tutarın 9.045,22 TL bölümünü ... kayıt numarası ile zaten kabul etmiştir. Kabul olunan bu rakam karşısında ise bakiye kalan 581,80 TL kısım mevcut ise de bu kısmın da 6517 kayıt numarası ile kabulü söz konusu olmuştur.... ve ... kayıt numaralı alacak yönünden mahkememizce görevlendirilen ikinci bilirkişi kurulunun █████/2024 tarihli kök raporu ve bu raporu benimseyen birinci bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli ek rapor kayıtlara dayalı, gerekçeli, denetime elverişli niteliktedir. Bu şartlarda bu kayıt numaralarına ilişkin kaydı gereken herhangi bir alacak bulunmamaktadır.Mahkememizce itibar olunan bilirkişi kurulu raporlarında da irdelendiği üzere taraflar arasında imzalanan 03.03.2015 tarihli Protokol’de, ... cirosu üzerinden % 04 (binde dört) ve Maaş cirosu üzerinden % 03 (binde üç) tutarında “Promosyon” ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda; dava dışı ...Tic. A.Ş. tarafından, davalı bankadan; maaş cirosu üzerinden 4.098,01 TL = 1.366.003,96 TL x % 03 TL tutarında, ... cirosu üzerinden 7.771,86 TL = 1.942.965,55 TL x % 04 TL tutarında, olmak üzere toplam 11.869,87 TL (= 4.098,01 TL + 7.771,86 TL) nakit promosyon talep edilebileceği, takip talebinde ise 11.536,86 TL alacak talep edildiği, taleple bağlı kalınabileceği hesaplanmıştır. Bu durumda ... kayıt numaralı alacak ile ilgili takip talebinde sadece 11.536,86 TL talep edilmiş olmakla HMK m.26 hükmü uyarınca ve sadece bu taleple bağlı kalınması esastır.Öte yandan davacının alacağının rehinli alacak olarak masaya kaydı talebi dahi mevcuttur. Bu noktada mahkememizce rakam yönünden itibar olunan bilirkişi raporlarında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamış olsa dahi konu tamamen hukuki nitelik taşıdığından bu husus mahkememizce değerlendirilmiştir.Davacı, konu yapmış olduğu alacağın kamu alacağı olduğunu iddia etmiştir. Bu konuda genel açıklamalar yapılmasında fayda bulunmaktadır.... sayılı Kanun’un "Kanunun Şumulü (kapsamı)" başlıklı 1. maddesi açık bir biçimde sözleşmeden, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğan kamu alacaklarının 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil edilemeyeceğini vaz etmektedir.Davacının dava konusu etmiş olduğu alacak dayanak belgeler dahi gözetildiğinde özel hukuk kurallarına göre yapılan özel hukuk sözleşmesinden doğduğu iddia olunan bir alacak niteliğindedir. Bu alacak ilişkisinde aslında alacaklı olan özel hukuk tüzel kişisinin Bakanlar Kurulu kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirler nedeniyle hazineye devri söz konusu olmuştur. Esasen dava dahi bu nedenle T.C.Hazine Ve Maliye Bakanlığı'na izafeten ... tarafından açılmıştır. Ancak temel borç ilişkisinin taraflarından birinin birden bire kamuya dönüşmesi, iddia olunan ilişkiye konu alacak ile ilgili 6183 sayılı Kanunun uygulanmasını, takip konusu olmasını ve bu çerçevede kamu alacağı olmasını gerektirmemektedir. Bu nedenle mahkememizce kamu alacağı olarak miktarının 3.sıraya kaydına dair iddia kabul edilmemiştir. (Yargıtay 23.HD ...E. ...K.sayılı kararı)Zaten somut olayda davacının da, mahkememizce benimsenen rapora rağmen ek rapor veya yeni bir rapor alınmasına dair talebi bulunmamaktadır.Anlaşılacağı üzere davacı lehine sadece 11.536,86 TL ile sınırlı olmak üzere dava kabul olunmuştur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinde "(1) Bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda mahkememizce kabul olunan kısım sadece 11.536,86 TL olmakla birlikte davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin ne olması gerektiği üzerinde de durulmalıdır.Öncelikle belirtmek gerekir ki kayıt ve kabul davaları yönünden adı geçen hükmün uygulanıp uygulanamayacağı noktasında Yargıtay 6.HD'nin bir kararı tespit edilememiştir. Ancak ifade etmek gerekir ki somut olay yönünden adı geçen madde uyarınca davacı lehine hükmedilen miktar, karar tarihindeki maktu vekalet ücretinin altında ise bu miktarın geçilip geçilemeyeceği yoruma muhtaçtır. Adı geçen maddenin uygulanması, birinci fıkrada belirtildiği üzere ancak ve sadece Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımları konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise söz konusu olacaktır. İlgili fıkrada istisna haller düzenlenmiş olsa bile somut olay bu istisna haller kapsamında kalmamaktadır. O halde yüzlerce dava türü arasında yer alan davalardan biri olan kayıt kabul davası da bu maddenin uygulanıp uygulanamayacağı tamamen bu davanın konusunun para veya para ile değerlendirilebilir olup olmamasına bağlıdır.Bir kısım doktrin görüşleri ve Yargıtay 12.HD'nin ...E. ...K.sayılı kararlarına göre kayıt kabul davasının konusunun para ile değerlendirilebilir olduğu, buna göre adı geçen Tarifenin 13.maddesinin uygulanması gerektiği yönündedir. Bir başka deyişle hükmedilen miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması durumunda hükmedilen miktarın geçilemeyeceği bu görüşlere ve kararlara göre kabul edilebilir.Halihazırda ise Yargıtay 6.HD'nin ...E. ...K., ...E. ...K., Yargıtay Kapatılan 23.HD'nin ...E. ...K.sayılı ve benzeri kararları dikkate alındığında bu davaların alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olduğundan, belirli bir miktarın tahsiline yönelik bulunmadığı, alacağın iflas masasına kaydına karar vermekle yetinildiği, alacağın ödenmesinin ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşeceği, alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceğinin ancak bu aşamada anlaşılabilir olduğu kabul edilmektedir. Bir başka deyişle halihazırdaki Yargıtay 6.HD uygulamasına göre kayıt kabul davalarının niteliği gereği nisbi harca ve nisbi vekalet ücretine tabi olmadığı, dava konusunun para veya para ile değerlendirilebilir olmadığı benimsenmektedir. Bu görüşe göre ise artık bu şartlarda, adı geçen madde hükmü uyarınca davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kabul edilen miktarı geçemeyeceği yönündeki hükmün davacı aleyhine uygulanabilmesi mümkün bulunmamaktadır. Esasen diğer hükümlerde ise bu noktada davacı aleyhine farklı bir düzenleme ise söz konusu değildir.O halde Yargıtay 6.HD'nin somut olayla ilgili birebir emsal kararı temsil edilememiş ise de kayıt kabul davasına ilişkin dairenin genel benimsemesi karşısında davacı lehine hükmedilen miktar 11.536,86TL olsa dahi davacı lehine halihazırda yürürlükte olan Tarife uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekmektedir. Buna mukabil ise reddolunan miktar karşısında dahi davalı lehine ayrıca maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekmiştir.Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının kısmen kabulüne, davacı tarafından, ... 1.İflas Müdürlüğünün...dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan, ... numaralı alacak kayıt numarasına istinaden bu davaya konu edilen 11.536,86-TL miktarın tamamının davacı alacağı olarak ... 1.İflas Müdürlüğünün ...dosya numaralı iflas masasına ...sıra kayıt ve kabulüne, ... ve ... numaralı alacak kayıt numarasına istinaden masaya kaydı talep olunan alacaklara ilişkin kayıt ve kabul davasının tümden reddine dair karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının davasının kısmen kabulüne,Davacı tarafından, ... 1.İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan,... numaralı alacak kayıt numarasına istinaden bu davaya konu edilen 11.536,86-TL miktarın tamamının davacı alacağı olarak ... 1.İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına 4.sıra kayıt ve kabulüne,... ve ... numaralı alacak kayıt numarasına istinaden masaya kaydı talep olunan alacaklara ilişkin kayıt ve kabul davasının tümden reddine,2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı müflis bankadan -Başkan ...'ın karşı oyu ile- harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacı tarafından yapılan 440,00 TL tebligat ve posta gideri ile 31.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.540,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 229,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan 564,50 TL tebligat ve posta gideri ile 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.564,50 TL yargılama giderinin davanın red oranına isabet eden 2.534,47 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Dava kısmen kabul olunduğundan ve davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Dava kısmen reddedildiğinden ve davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,Davalı aleyhine hükmedilen miktar nedeniyle davalı yönünden kesin, davacı aleyhine hükmedilen miktar nedeniyle ise kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.Başkan ...Üye ...Üye ...Katip ...HARÇ YÖNÜNDEN KISMİ KARŞI OY GEREKÇESİSomut olayda müflis bankanın tasfiyesi fon eliyle yürütülmekte olup, davalı ise iflas tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresidir.Buna göre iflas tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresi aleyhine açılmış olan kayıt ve kabul davasında davalının harç ödeme yükümlülüğü olup olmadığı noktasında özel düzenlemelerin gözetilmesi gerekir.Somut olayda davalı, tasfiyesi Fon eliyle yürütülen müflis bankanın iflas ve tasfiye idaresi olmakla bu konudaki harca dair düzenlemelerin yer aldığı ... sayılı Bankacılık Kanununun m.140 hükmü öncelikle irdelenmelidir.Adı geçen Kanunun “Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî istisnalar” başlığını taşıyan 140.maddesinde de; “Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.Faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması hâlinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler ve bu işlemlerle ilgili düzenlenen kâğıtlar, her türlü vergi, resim, harç, fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır.Borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcı dahil her türlü vergi, resim, harç ve masraflar bu alacaktan mahsup edilemez. Bu işlemlerden kaynaklanan döner sermaye ücreti ödenmez ve diğer kesintiler yapılmaz.Fon alacağına karşılık bir malın Fon veya Fon bankaları tarafından rızaen veya icraen satın alınması hâlinde bu işlemlerle ilgili olarak tarafların ödemekle yükümlü olduğu vergi, resim, harç ve döner sermaye ücreti gibi malî yükümlülükler aranmaz.Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, mahkeme ilâmını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi ve her türlü ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve tehir-i icra taleplerinde teminat şartı aranmaz.Fon alacaklarına ilişkin davalarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seri muhakeme usûlü hükümleri uygulanır.Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, yukarıda belirtilen işlemler nedeniyle kendi aralarındaki ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle aralarındaki işlemler nedeniyle düzenlenen sözleşmeler, belgeler ve sair kâğıtlar ile bunların değiştirilmesi, yenilenmesi, uzatılması, devredilmesi ya da yeni bir itfa plânına bağlanması, alacakların teminatlandırılması, teminatların devir alınması, tarafların sulh ve/veya ibra olması ve/veya her ne nam altında olursa olsun herhangi bir işleme tâbi tutulması nedeniyle düzenlenen kâğıtlar ve/veya belgeler her türlü vergi, resim ve harçlar ile özel kanunları ile hükmolunan malî yükümlülüklerden istisnadır. Bu hüküm üçüncü kişiler yönünden, Fonun ve/veya Fona intikal eden bir bankanın ve/veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen müflis bankaların iflas idarelerinin, tasfiyeye tâbi tutulan bankaların tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsili ile ilgili işlemlere taraf olmaları hâlinde uygulanır.Fonun, bu Kanunun 131 inci maddesi uyarınca gerçekleştireceği borçlanma ve avans işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan istisnadır.Fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları her türlü işlem, dava ve icra takipleri, bu dava ve takiplerin borçlularınca kabul edilmek suretiyle kesinleştirilmesi, her türlü vergi, resim, harç ve fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır.Faaliyet izni kaldırılan bankaların, Fon bankalarının sandıklarının Sosyal Sigortalar Kurumuna devri hâlinde, aktüerlerce tespit edilen fiili ve teknik açıklar için, faaliyet izni kaldırılan bankaya, Fona ve/veya Fon bankalarına rücu edilemez.” hükmünü içermektedir.Kanun koyucu yapmış olduğu düzenleme nedeniyle Fon ve faaliyet izni kaldırılan banka yönünden ayrı ayrı düzenlemeler yapmıştır.Buna göre adı geçen hükmün birinci fıkrası, doğrudan Fonun dava ve icra takipleri dahil her türlü harçtan muafiyeti düzenlemiş olup, buna mukabil ikinci fıkra ise faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devir alınması halinde uygulanacaktır. (...) Bu çerçevede Danıştay'ın dahi vermiş olduğu karara göre bu istisnanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankalara değil kendisine tanındığından Fona devredilen davacı banka tarafından açılan davaya harç alınmadan bakılması olanaksızdır. (Prof.Dr.Seza REİSOĞLU, Bankacılık Kanunu Şerhi Madde 140, Ankara 2015, Sayfa 2132-2133 Bu Kararda Atıf Yapılan Danıştay 7.HD'nin ██████, Danıştay Dergisi, 2007, Sayfa 264) Sonuç olarak bu fıkralar sadece ve sadece Fonun bizzat taraf olması halinde uygulanacaktır.Öncelikle belirtmek gerekir ki somut olay kayıt kabul davası olup davalı durumunda olan ve tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresinin birinci ve ikinci fıkralarının muhatabı olmadığı kesin ve açıktır. Zira adı geçen fıkralara göre muafiyet sadece ve sadece Fona tanınmıştır. Bir başka deyişle faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin bu fıkralarda mali bir istisna düzenlenmemiştir.Buna mukabil yukarıda açıklanan hükmün beşinci fıkrası ise sadece ve sadece mahkeme ilamı alınması ve tebliğe çıkartılması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi şartının aranmayacağına ilişkin olup bir muafiyet veya istisnayı içermemektedir.Buna mukabil somut olayda davalı durumunda olan ve "tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların iflas idareleri yönünden" dava ve icra takibi ile ilgili tek istisnai düzenleme ise dokuzuncu fıkrada yapılmıştır.Adı geçen fıkra içeriği dikkate alındığında Fon bankalarının, tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları dava ve icra takipleriyle ilgili harçtan müstesna tutuldukları düzenlenmiştir. Bir başka deyişle, kanun koyucu tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsili ile ilgili taraf oldukları her türlü davada ve her şekilde harçtan muaf ve istisna tutulacağına dair bir düzenleme getirmemiştir. O halde somut olayda olduğu üzere tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idaresinin dava ve icra takipleriyle ilgili harçtan müstesna olabilmesi için a) alacaklarını tahsil etmek amacıyla hareket etmesi, b) bu amaçla bir dava ve icra takibini yapan durumunda olması gerekmektedir.Davalı olan ve tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresinin davacı olmadığı ve sadece davalı olduğu, ayrıca davanın alacak tahsil etmeye yönelik bir dava değil, davacının bir özel sözleşmesinden doğan alacağı konu ettiği kayıt kabul davasının olduğu, bu nedenle anılan 9.fıkra kapsamında harçtan muafiyet veya istisnayı gerektiren bir hal olmadığı anlaşılmaktadır. "(...)Nitekim, 1982 Anayasası'nın 73. maddesinin 3. fıkrası “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” hükmünü içermektedir. Bu Anayasa kuralının, vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir. O hâlde, harca ilişkin bir yasa hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amaç gözden uzak tutulmamak gerekir. Aksi hâlde, kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına sokulmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, Yasa Koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.1982 tarihli ve ...E, ...K. sayılı kararı). Bu kanunilik ilkesine paralel olarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanuna göre alınacak harçlar arasında, diğer harçlar yanında yargı harçları da bulunmaktadır. Aynı Kanunun 2. maddesinde ise yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu vurgulanmıştır.16.12.1983 tarihli ve ... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısı olarak tanımlanmıştır.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "harçdan müstesna işlemler" başlıklı 13. maddesinde harçtan müstesna mevzular düzenlenmiş, 59. maddesinde "Harçtan müstesna tutulan işlemler" başlığı altında hangi işlemlerin harçtan istisna olduğu sıralanmış, son fıkrasında ise " Yukarıda yer alan istisnalara ilave olarak özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanununun “kısımlar arası müşterek hükümler” üst başlığı altında birinci bölüm olarak “genel muaflıklar ve istisnalar” başlığı, bu başlığın altında ise “özel kanunlardaki hükümler“ alt başlığını taşıyan 123. maddesi düzenlenmiştir. (Yargıtay HGK'nin ...E ...K.sayılı kararı)Buna göre 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Harçdan müstesna işlemler” başlıklı 13. maddesinde, bu maddede yazılı mevzuların harçtan istisna olduğu belirtildiği, ancak somut davanın tarafları ve konusunun bu kapsamda kalmadığı gibi 5411 sayılı Bankacılık Kanununun yukarıda irdelenen m.140 hükmü içeriği dikkate alındığında tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine açılan kayıt ve kabul davasında adı geçen maddenin dokuzuncu fıkrası gereği davalının harçtan muaf olmadığı, her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesinin beşinci sayfasında adı geçen dokuzuncu fıkraya atıf yapmış ise de bu fıkranın uygulanma imkanının bulunmadığı, zaten davalı vekilinin savunduğu üzere adı geçen fıkrada bir muafiyet durumunun değil bir istisna halinin düzenlendiği, kaldı ki Harçlar Kanununun m.123 hükmünde de bu noktada davalı lehine bir muafiyet ve istisna halinin mevcut olmadığı açıkça görülmektedir.Nihayet ...'nin cevap dilekçesine eklemiş olduğu... tarih ve... sayılı yazısına istinaden Adalet Bakanlığına yazılan yazıda dahi "Müflis Banka'nın iflasından sonraki süreçte alacakların tahsili zımnında açılan dava ve takiplerde, Müflis Banka UYAP programında “harçtan muaf” olarak tanımlı olmadığı için dava ve takipler manuel hazırlanıp fiziken icra dairesine götürülerek açılmakta, bu da toplu icra takiplerinin açılışında zaman ve emek kaybına sebep olmaktadır. Bu kapsamda, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ve 140 ıncı maddesi hükümleri gereğince Müflis Banka'nın UYAP programına “harçtan muaf” olarak tanımlanması hususunda" talepte bulunulmuştur.Böylece TMSF'nin "harç muafiyeti" ile ilgili yazdığı yazı dahi, müflis bankanın alacakların tahsili için açılan dava ve takiplerde müflis bankanın takip açılışlarında zaman ve emek kaybına uğramaması amacıyla yazılmış bir yazıdır. Bir başka deyişle "harç muafiyeti" sadece ve sadece tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresi tarafından yapılacak takip ve açılacak davalar ile ilgili olarak talep olunmuştur.Kanun koyucunun yukarıda yapmış olduğu düzenlemeler dikkate alındığında Fon bankası, tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine açılmış bulunan davanın kabulü halinde adı geçen davalı bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine harca hükmedilmesi yasal ve anayasal açıdan zorunludur. (Birebir emsal olmasa dahi Yargıtay 11.HD ...E. ...K.; Yargıtay 11.HD ...E. ...K.; Yargıtay 9.HD ...E. ...K.sayılı kararları)O halde somut olayda, Yargıtay 6.HD kararlarında ve bu kararları benimseyen BAM daire kararlarında, Bankacılık Kanunu m.140 hükmüne genel olarak yapılan atıf ile tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine açılan davanın kabulü durumunda harç alınmayacağı yönündeki yargısal kararlara iştirak edilememiştir....Başkan