Anahtar kelimeler: Yidk Esaskarar Fikri Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Haklar Marka Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU
: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin 1989 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, ..., sanat ve turizm hizmetleri sunmak üzere kurulmuş ticari bir işletme olduğunu, davacının ticaret unvanında ve "www...." alan adında da geçen “...” ibaresini ihtiva eden tescilli markalarıyla seri marka yarattığını ve “...” ibaresine markasal hüviyette ayırt edicilik kazandırdığını; bu markaları mesnet göstererek dava konusu ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın ilk önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabulüne karar verildiğini, bu karara hem müvekkili hem de davalıların itiraz etmesi üzerine diğer davalı ... YİDK'nın davalıların itirazını kabul edip müvekkilinin itirazını reddederek markanın bütünüyle tesciline karar verdiğini, halbuki bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira dava konusu edilen marka ile müvekkilinin tescilli markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, karşılaştırılan markaların hepsinde “...” ibaresinin esas unsur olduğunu, dava konusu edilen markadaki “şirketler grubu” ibaresinin ticaret alanında herkesin kullanımına açık olan bir ibare olduğunu ve ayırt ediciliği sağlamadığını, dolayısıyla dava konusu edilen işarette markasal hüviyette ayırt ediciliği en yüksek unsurun “...” ibaresi olduğunu, ayrıca başvurunun müvekkilinin tescilli markaları ile aynı veya benzer emtiaları kapsadığını, dolayısıyla karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalıların bu markayı kullanması halinde davacının markalarının tanınmışlığından kaynaklı olarak ekstra bir avantaj sağlayacağını, davacının seri markalarının bir tanesi şeklinde algılanacağından halkı yanıltabileceğini, zira davacının gerek bilinirliği gerekse kuruluş amacı nedeniyle iş hacmi olarak davalılardan büyük olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nın 2021-M-4775 sayılı kararının iptalini ve davalıların ██████████ sayılı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin ve kardeş kuruluşlarının 1932 yılından bu yana “...” ibaresini başta eğitim hizmetleri olmak üzere pek çok farklı sektörlerde markasal hüviyette kullanageldiklerini, “...” ibareli markaların davalılar adına 45 emtia sınıfının tamamında zaten tescilli olduğunu, “...” markasının eğitim-öğretim hizmetleri alanında gerçek ve üstün hak sahibinin davalı “... Hizmetleri A.Ş.” olduğunun kesinleşmiş mahkeme, Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla sabit olduğunu, zaten de müvekkillerinin ve kardeş kuruluşlarının faaliyetlerinin davacıdan çok önceki tarihlerde başladığını, ayrıca davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı markalarını tescilli oldukları tüm emtialarda kullanmadığını, bu yüzden de davalıların huzurdaki davada davacının markaları aleyhine kullanmama def' ileri sürdüğünü, davalıların ... nezdinde de ileri sürdüğü bu defi karşısında davacının markalarını kullandığına dair herhangi bir delil sunamadığını, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan da benzemediğini, zira karşılaştırılan markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, davacının davalıların marka tescillerine uzun süre ses çıkarmamışken huzurdaki davaya konu markanın tesciline itiraz ediyor olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davalıların kazanılmış hak kapsamında “..." ibareli seri markalarının devamı niteliğinde olan dava konusu edilen markanın tescilinin reddedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zaten müvekkillerinin eğitim, ..., sanat, spor, eğlence, organizasyon faaliyetlerinde davacıdan daha yoğun ve ciddi çalışmalarının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." ibaresinin tek başına markasal ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, ayırt edici niteliğinin de çok düşük olması karşısında ve markanın bütünselliği de gözetilerek davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının içinde "..." ibaresi geçen itiraz mesnedi tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının içinde "..." ibaresi geçen itiraz mesnedi tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının içinde "..." ibaresi geçen itiraz mesnedi tescilli markalı mallarından ve hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaatinin oluştuğu; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresini ayırt edici hale getirerek "... A.Ş." olarak bilinirliği yüksek "https://..." alan adının sahibi olduğunu, geniş bir yelpazede organizasyonlar gerçekleştirdiğini, "..." markasının bu hali ile tescil edilmesinin "çatı marka" olarak anlaşılması hususunun cevapsız bırakıldığını, bilirkişi raporunun "..." ibaresi üzerine yoğunlaştığını, davanın esasının görmezden gelindiğini, "Şirketler Grubu" ibarelerinin anlamının ve kullanım sıklığının tartışılmadığını, bu ibarelerin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, seri marka çerçevesinde bir değerlendirme de yapılmadığını, taraf markalarının esas unsuru aynı olup, genel görünümleri, işitsel özellikleri itibariyle ve bütünsel olarak karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzer olduklarını, müvekkilinin markaları ve ticaret unvanı "..." esas unsurlu olduğundan SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu, heyette uzman öğretim görevlisi bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalıların "..." ibaresinin, 1-45. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiği, hem davacı şirketin hem de davalıların karara itiraz ettiği, başvuru sahibi davalıların itirazı kabul edilirken, davacı muterizin itirazının ise aynı kararla reddedildiği, YİDK'nın 2021-M-4775 sayılı kararının davacıya 23.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 22.10.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas ve davacının ticaret unvanı nedeniyle tescil engeli bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu markanın kapsamına alınmak istenen 14, 16, 19, 20, 21, 28, 35, 41 ve 42. sınıf mal ve hizmetler, davacının 16 ve 41. sınıf bir kısım mal ve hizmetlerde kullanımı ispatladığı ██████████ sayılı markası ve tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi olmayan markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür ve benzer olup, emtia benzerliği şartı kısmen gerçekleşmiştir.
Taraf markaları arasındaki işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "Şirketler Grubu" ibaresi tanımlayıcı olduğundan başvuruda markasal algı "..." ibaresi üzerindedir. Davacının itiraza mesnet markaları ise "... A.Ş." ve "..." ibareleri esas alınarak oluşturulmuştur. Dolayısıyla "..." ibaresi hem dava konusu başvuruda hem de davacının itiraza mesnet markalarında esas unsur olarak kullanılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin çok düşük olduğu ve bu nedenle taraf markaları arasında iltibas oluşmayacağı şeklindeki kabulle sonuca ulaşılmış ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2022 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararında belirtildiği üzere, taraf markalarının ortak olarak barındırdığı "..." ibaresi "eğitim, öğretim hizmetleri ile kitap ve kırtasiye gibi eğitim malzemeleri" yönünden ayırt edicilik düzeyi düşük, bu nedenle de korunma düzeyi zayıf bir ibaredir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarında bu tür markalar arasındaki karıştırılma tehlikesinin yapılacak bazı ilave ve değişiklikler ile bertaraf edilebileceği kabul edilebilmekte olup, somut uyuşmazlık açısından bakıldığında "... A.Ş." ibareli davacı markaları ile "..." şeklindeki dava konusu başvurunun yeterince uzaklaşmadığı, diğer bir deyişle, başvuruya yeterli ayırt edicilik kazandırılmadığı ve yukarıda açıklandığı şekilde emtia benzerliği de kısmen gerçekleşmiş olduğundan, taraf markaları arasında söz konusu mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.10.2022 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararı bu yöndedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve ███████-696 E.- ████████ K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Dava konusu başvuru davacı şirketin ticaret unvanını içermediğinden, davacı vekilinin SMK'nın 6/6. maddesi kapsamındaki itirazı ise yerinde bulunmamıştır.
Bununla birlikte, davalı şirket ve davalı rektörlük vekili, kazanılmış hak iddiasında da bulunmuştur. Bu iddianın doğru olması halinde, redde mesnet markaların davalıların marka tesciline engel olmayacağı açıktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve █████████ E. - ██████████ K. sayılı “ECE LADY/ECE TOFF” kararında da ifade edildiği üzere, bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu durum kazanılmış haklar ilkesinin bir gereği olmakla birlikte, seri marka yaratılırken 3. kişilerin önceden tescilli markalarına yanaşarak yakınlaştırma veya benzeştirme yoluyla iltibas tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açmamak gerekir. Buna göre, kazanılmış haklar ilkesi gereğince yeni bir marka oluşturabilmek için salt önceki markanın asli unsurlarının muhafaza edilmesi yeterli olmayıp, önceki marka kapsamında bulunan mal veya hizmetlerin de muhafaza edilmesi gerekmektedir. Zira sonraki marka ancak önceki marka kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından kazanılmış haklar ilkesinden yararlanabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmakta olup, "Şirketler Grubu" ibaresi tanımlayıcı nitelikte olduğundan, başvuru "..." esas unsurludur. Davacının ██████████ sayılı markası ise "... Üniversitesi" ibareli olup, "Üniversite" kelimesi de tanımlayıcı nitelikte olması nedeniyle, söz konusu markada da "..." ibaresi esas unsur konumundadır. Dolayısıyla, başvuruda, davacının eski tarihli markasındaki esas unsur korunmuştur. Markanın kapsamında 1-45. sınıf mal ve hizmetler bulunmaktadır. Bu hali ile, eski tarihli bu markanın kazınılmış hak oluşturması mümkün olup, dava konusu başvuru da, davacının itiraza mesnet markalarından ziyade ██████████ sayılı markaya benzemektedir ve davacı markalarına yanaşma halinde değildir. Yapılan bu değerlendirmeler karşısında, Dairemizce, müktesep hak koşullarının oluştuğu ve davanın açıklanan bu gerekçeyle reddinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2022 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın yukarıda açıklanan gerekçeyle REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... ile diğer davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!