Anahtar kelimeler: Yidk Bam Fikri Başkan Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Katip Haklar Marka

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVACI
:
VEKİLİ
DAVALI
: .
DAVANIN KONUSU
: YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilin 1961 yılından beri bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve benzeri ürünlerin üretimi, ithali ve ihracı ile ilgili faaliyetlerini sürdürdüğünü, tanınmış "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, 1989 yılından beri "..." markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvuruna itiraz ettiklerini, itirazlarının davalı ... 2021-M-760 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurunun müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, sınıfsal benzerliğin de ayniyet boyutunda olduğunu, tüketicinin büyük kısmı çocuklar olduğundan, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, tüketicinin markaları ilişkilendireceğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, dava konusu YİDK kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkil şirketin 1948 yılında kurulduğunu, Asya'nın 1 numaralı sakız payına sahip uluslararası bir şirket olduğunu, şekerleme, dondurma, golf, otel yönetimi ve bu tür çeşitli sektörlerde faaliyet gösterdiğini, müvekkilin "..." markalı çikolatalı bisküvi, atıştırmalık ürünlerinin Japonya'da üretimine ve satışına 1994 yılında başlandığını, markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunmadığını, TÜRKPATENT sicilinde "..." ibareli çok sayıda marka tescilinin bulunduğunu, davacı markasının tanınmış bir marka olmadığını, yayıma itiraz aşamasında öne sürülmeyen markaların dava aşamasında öne sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+... ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "şekil+... ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "şekil+... ..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının "şekil+..." ibareli başvuru markalı malı satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığının iltibas ihtimalini artırdığını, SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların gerçekleşecek olması nedeniyle de tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ibareli itiraza mesnet markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira başvuruda "..." ibaresinin şekil unsurları ile birlikte kullanıldığı ve kelime olarak doğrudan algılanmadığı, davacı markalarını çağrıştırmadığı, dava konusu markadaki ek unsurlar da dikkate alındığında dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, öte yandan taraf markaları benzer olmadığından davacı markalarının tanınmışlığının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!