Anahtar kelimeler: Yidk Bam Fikri Başkan Sinaî Sınaî Katip Haklar Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ███████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2020NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVACI
:VEKİLİDAVALI
:DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptaliTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2020 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından ██████████ sayılı markaya dayalı olarak SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca müvekkili başvurusunun kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu edilen "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi bulunduğunu, kısmi redde mesnet gösterilen ██████████ sayılı "..." ibareli markanın tescili esnasında yayın kararına müvekkilinin itiraz ettiğini, müvekkilinin gerçek hak sahipliğine dayalı bu itirazının TÜRKPATENT tarafından yerinde bulunarak söz konusu markanın emtia listesinden 40. sınıfta yer alan “kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri, terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri, baskı hizmetleri, ciltçilik hizmetleri”nin çıkartıldığını, çıkartılmayan emtia açısından da müvekkilinin YİDK kararının iptali için dava açtığını, bu davanın devam ettiğini ve sonucunun beklenmesinin gerektiğini, “...” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında da yer aldığını, müvekkilinin ticaret unvanını 04.05.2016 tarihinde, yani kısmi redde mesnet markanın başvuru tarihinden önce tescil ettirdiğini, bu yüzden de “...” ibaresi üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun kabulünün gerektiğini, kaldı ki karşılaştırılan markalar arasında SMK m. 5/1-ç hükmünde aranan mutlak derecede benzerliğin mevcut olmadığını, markalarda farklı yazılış formalarının kullanılmış olmasının markaları ayrıştırdığını ileri sürerek, YİDK’in 2019-M-4309 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun, kapsamından çıkartılan mal ve hizmetler için de tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davacının başvuru markasının "... " ibaresini içermesi, mesnet markanın da "..." ibareli olması ve her iki markanın da reddedilen aynı emtiayı kapsamaları karşısında SMK'nın 5/1-ç maddesi koşullarının oluştuğu, diğer deyişle karşılaştırmaya konu markalar arasında ayniyet söz konusu olduğu, bu hususun her hangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net biçimde görüldüğü, birinin büyük harfle diğerinin küçük harfle yazılmasının sonuca etkili olmadığı, mesnet marka hakkında görülen davanın YİDK kararını etkilemeyeceği, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuksal duruma göre değerlendirileceği, davacı tarafın SMK 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamında ileri sürdüğü hususların nispi ret sebebi oluşturduğu, SMK 5/1-ç maddesinin istisnasını oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, müvekkili başvurusu ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, zira, bu benzerliğin çok güçlü ve açık bir şekilde olması gerektiğini, müvekkili markasının, redde mesnet gösterilen markadan çok farklı bir forma sahip olduğunu ve bu şekilde piyasada uzun süreden beri kullanıldığını, tescili talep edilen hizmetlerde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, redde mesnet markanın yayın kararına itiraz edildiğini bu markadan 40. sınıfta yer alan “kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri. baskı hizmetleri, ciltçilik hizmetleri"nin çıkarıldığı, çıkarılmayan birtakım hizmetler için de Kurum kararının iptali için dava açtıklarını, açtıkları bu davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini, nitekim anılan davada, müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin kabul edildiğini ve redde mesnet gösterilen markadan ilgili hizmetlerin çıkarıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarih, █████████-5419 E.K. sayılı ilamının da bu yönde bulunduğu, buna göre "..." ibareli dava konusu başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunduğu, zira markaların aynı ibareyi içerdiği ve markalarda başkaca bir unsura yer verilmediği, markaların birinin büyük, birinin küçük harflerle yazılmasının, yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, eldeki davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin bulunduğu ve bu tür davaların, iptali istenen kararın verildiği tarihteki hukuki duruma göre çözümlenmesinin gerektiği, karar tarihi itibariyle de redde mesnet markanın hüküm ifade ettiği, dolayısıyla davacı yanın redde mesnet marka hakkındaki davanın bekletici mesele yapılmasına ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, yine gerçek hak sahipliğinin de işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Başkan...Üye...Üye...Katip...