Anahtar kelimeler: Ceosu Sektöründe Pek Geliştirdiğini Markanın Proje Sinaî Fikri Yazildiği Hükümsüzlüğü

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ... - ... -...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: 1- ... ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: 2- ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat sektöründe “...” olarak bilinen dava dışı ... A.Ş.’nin ceosu ve ortağı olduğunu, dava dışı şirketin 2004 yılından beri pek çok proje geliştirdiğini, bu projelerde “...” markasının kullanıldığını, davalı şirket tarafından müvekkilinin inşaat sektöründe “...” markası ile tüketici nezdinde sağlamış olduğu güven ve itibardan haksız yarar sağlama amacı ile kötü niyetli olarak ... sayılı “...’...” ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, dava konusu marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının haksız olarak reddedildiğini, müvekkiline ait “...” markasının başta inşaat hizmetleri, sigorta hizmetleri ve finansal ve parasal hizmetler olmak üzere her bir hizmet alanını ilgilendiren alt sınıflardaki mal ve hizmetler için korunduğunu, müvekkiline ait “...” markasının yüksek tanınmışlık düzeyinde olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili markasının aynı olduğunu, birbirleri ile iltibas yaratacak nitelikte ve halkı yanıltacak mahiyette olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markalarının zarara uğrayacağını, dava konusu markada “...” kelimesinin kesme işareti ile ayrılmasının veya sonuna “...” ibaresinin eklenmesinin markayı değiştirmediğini, davalı şirketin markasının ortaya çıkış nedeninin benzerlik ve iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin “...” markasının çıkış noktasının yine müvekkiline ait “...” ibaresi olduğunu, müvekkilinin “...” ve “...” markalarının iç içe geçmiş olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun bir bütün olarak “...-...” ibaresi olduğunu, davacının itiraza mesnet markalarının ise “...” esas unsurundan oluştuğunu, markalar arasında özellikle işitsel ve kavramsal farklılıklar bulunduğunu, markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, davacının ... sayılı “...” ibareli markasıyla düşük düzeyde benzerlik bulunmakta ise de her iki markanın kapsamında yer alan mal/hizmetlerin benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ve iltibas ihtimali bulunmadığını, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, davacı tarafın ...’ya sunduğu itirazda tanınmış markaya dayalı beyanlarını tevsik edici delil sunulmadığını, ... kararının yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait marka tescilinin davacıya ait marka ile benzerlik sağlamak amaçlı olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ve oğlunun adı/soyadından esinlenerek markanın oluşturulduğunu, markalar arasında görsel, işitsel benzerlik bulunmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davacı tarafından ...’nın 20.04.2021 tarihli kararının iptalinin talep edildiğini, ancak dava konusu olay ile ilgili davalı Kurum’un 20.04.2021 tarihli bir kararı bulunmadığını, davalı Kurum tarafından verilen kararların hatalı olmadığını, davacı ile müvekkilinin aynı sektörde faaliyet göstermediğini, markaların kapsadığı ürün veya hizmetlerin aynı veya benzer olmadığını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitleleri ve satış kanallarının farklı olduğunu, davacı markasının tanınmışlığına yönelik beyanların geçerliliği olmadığını, ... nezdinde tescilli “...” ibareli çok sayıda marka bulunduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.UYUŞMAZLIK
:Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...'..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacıya ait markaların tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 20.04.2021 tarihinde "...'..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.05.2021 tarih ve 373 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 26.07.2021 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı yanın 07.06.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 10.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 23.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ... olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ... kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ... olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ... olduğu, markanın ... kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Davacı tarafından itiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterilen markalardan; ...sayılı markaların başvurusu/tescili geçersiz olduğundan incelemede dikkate alınmamıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında 05. sınıfta yer alan emtialar bulunmaktadır. Davacıya ait markalar ise; 16, 20, ..., 35, 36, 37, 38, 41, 42, 43, 44, 45. sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Dava konusu başvuru ile davacı markaları, aynı veya aynı tür mal veya hizmetleri kapsamamaktadır.Dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile davacı markalarında yer alan (05. sınıf emtia satışına özgülenmiş) █████. sınıf hizmetler ile ilişkilidir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Bilirkişi raporunda yer verilen tabloda, kırmızı renk ile gösterilen davacıya ait ... sayılı markalar (05. Sınıf emtia satışına özgülenmiş) █████. sınıf hizmetlerde tescillidir.Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların benzer olması” şartının sağlandığı tespit edilmiştir.Davaya konu marka başvurusu; “...’...” ibaresinden oluşan, kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru bulunmayan, standart bir kelime markasıdır. “...” ibaresi, Türkçe bir kelime olup, yazıldığı gibi okunmaktadır. “...” ibaresinde “...” ibaresinden sonra, kesme işareti (‘) kullanılmıştır. Fakat kesme işareti, kelimenin “...” olarak algılanmasının önüne geçmemiştir. “...” ibaresi ise, bir sayı ifade etmekte olup, “...” ibaresi ile birlikte kullanılması ile ortaya yeni bir anlam çıkmamıştır. “...” ibaresi, ... çevrimiçi sözlüğünde “Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.” olarak tanımlanmıştır. “...” ibaresi, anlamlı bir kelime olmakla birlikte, markanın kapsamında yer alan emtialar bakımından, herhangi bir tanımlayıcılığı bulunmamaktadır. Dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir.Davacıya ait (05. sınıf emtia satışına özgülenmiş █████. sınıf hizmet bakımından tescilli) markalar ise; “...” ve bu kelimeye eklenmiş ikinci bir kelime unsurundan oluşan markalardır. “...” kelimesinden sonra, bazı markalarda “...” gibi yer/şehir/ilçe/belde isimlerine yer verilmiştir. Davacıya ait bazı markalarda ise “global, apartmens, flats, dorms, offices, houses, luxury living” gibi herkesin kullanımına açık, kimsenin tekeline verilmesi mümkün olmayan, ayırt edici niteliği bulunmayan kelimeler yer almaktadır. Davacıya ait bir kısım markada ise, “...” gibi ikinci bir esas unsur yer almaktadır. “...” ibaresinin Türkçe’de bir anlamı bulunmamaktadır. Bununla birlikte İngilizce’de “genellikle gümüşten yapılan ve içine çeşitli sofra malzemelerinin konduğu tekne şeklinde masa süsü” anlamını haizdir.Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; taraf markalarında yer alan “...” ve “..." ibaresinin, ilk üç harfi benzer olsa da, taraf markaları arasında bütünsel değerlendirmede görsel olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada “...” ibaresine eklenen “E” ve “S” harflerinin kelimenin yapısını, hece yapısını ve telaffuzunu değiştirdiği, dava konusu marka iki hece iken, davacıya ait markanın tek hece olduğu, dava konusu markanın ilk hecesi “...-” iken, davacı markalarının ilk ve tek hecesinin “...” olduğu, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının dayanak markalarından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, "...” ibaresinin “...” ibaresinden farklılaştığı, davacı markalarında kelime şeklinde tali unsurlar yer alırken, dava konusu markada yer alan tali unsurun bir sayı olduğu, “...” kelimesinin Türkçe anlamlı bir kelime olduğu, dava konusu emtiaların hitap ettiği ilgili tüketici kitlesinin; ortalamadan yükseğe değişen bilinç ve dikkat düzeyine sahip olduğu, dolayısıyla satın alma eyleminden önce yapılacak araştırmanın da iltibas tehlikesini azalttığı, buna göre, daha önce davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı gördüğünde veya işittiğinde, bu markalı emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davacının "..." ibareli ... sayılı markası ile dava konusu "...'..." sayılı markanın görsel işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu tespit edilmişse de, dava konusu marka kapsamında yer alan 5.sınıftaki emtialar ile ... sayılı marka kapsamında yer alan 36 ve 37.sınıfaki hizmetlerin benzer olmadıkları tespit edildiğinden, davacıya ait söz konusu mesnet marka bakımından da karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket, itiraz ve dava aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, "...” ibaresi için ... sayı ile tanınmış marka tescili için 15.06.2016 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun 22.07.2019 tarihinde kabul edildiği tespit edilmiştir.Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde davacı tarafça, itiraz ve dava aşamasında dosyaya sunulan tanınmış marka kaydına dair tescil bilgisinin başvuru tarihinin 2016 olduğu ve bu talebin kabul edildiği gözetildiğinde ve yine mahkememizce oluşturulan içinde sektörden kimsenin de yer aldığı bilirkişi heyetince davacı yana ait “...” ibareli markanın “inşaat sektörü” bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, fakat dava konusu marka ile davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın benzer olmadığı, davacının tanınmış olduğu sektör ile dava konusu marka kapsamında yer alan 05. sınıf emtiaların ilişkilendirilebilir olmadığı, dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edici karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı ve davacı yan delilleri arasında bu açıdan bir delilin bulunmadığı değerlendirilmekle, tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli istemi yerinde bulunmamıştır.SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 102,40 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 278,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.240,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı ... DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.'... verilmesine,6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E imzaHakim ...E imza