Anahtar kelimeler: İlanına Esaskarar İbareli Markanın Sinaî Fikri Yazildiği Hükümsüzlüğü Şahsın Katip

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP
: ...DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: 1- ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: 2- ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şahsın ... başvuru sayılı “...” ibareli markasının ilanına davacının “...”, “...”, “... ...” ve “...” ibareli markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, davacının markalarının birinde yer alan “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, diğerinde yer alan “...” ibaresinin de kimyasal bir terim olduğunu, davacının “...” ibareli markasında geçen “y” harfinin de İngilizce’de “i” olarak okunduğunu, dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin de yabancı kökenli olmakla birlikte Türkçeleşmiş bir kelime olup "büyük, en büyük, kocaman devasa" vb. anlamlara geldiğini ve dolayısıyla bu ibarenin de markasal hüviyette ayırt edici olduğundan bahsedilemeyeceğini, zaten ... nezdinde "..." ibaresini içeren 2175 tane markanın tescilli olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların esas unsurunun birebir aynı “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, esas unsurları aynı olan bu markaların da karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, zaten taraf markalarının başlangıç kısımlarının genel benzerlik değerlendirmesinde çok önemli olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/türdeş/ilintili emtialarda kullanılacağını, SMK m.11/4 hükmü uyarınca mal ve hizmetlerin farklı sınıflar altında yer almalarının bunların benzer olmadıkları anlamına gelmediğini, markaların kapsamına giren mal ve hizmetlerin sağlık sektörüyle ilintili olması nedeniyle benzerliğinin kabulünün gerektiğini, huzurdaki davaya benzer şekilde, “...” ibareli marka tescil başvurularına ilişkin davacı tarafından yapılan itirazların davalı ... tarafından da kabul edilegeldiğini, nitekim davacı tarafından ikame edilen ... Esas sayılı dosyada görülen davada bilirkişi raporunda davacının "..."lu markalarının ve mütecaviz davalının "..." ibareli kullanımlarının benzer görüldüğünü, nitekim emsal bir uyuşmazlığa ilişkin .... sayılı “...” kararında da taraf markalarının benzer bulunduğunu, bu kararların ve dahi davalı ...’in “...” ibareli markaların davacının “...”lu markalarına benzer olduğuna dair kararlarının somut uyuşmazlık açısından emsal nitelikte kararlar olduğunu, somut uyuşmazlıkta davacının SMK m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamındaki iddialarının yeterli delille ispat edilemediği tespitinin de haksız olduğunu, zira davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu, dava konusu edilen markanın tescil edilmesi halinde davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğinin zedeleneceğini ve markanın itibarına zarar geleceğini, ayrıca davalı şahsın davacının markasının tanınmışlığından haksız yere faydalanılmasının söz konusu olacağını, gerçek kişi olan bir teşebbüs tarafından Türkiye'nin en büyük ilaç şirketi olan davacıya ait bir markanın kullanılmasının davacının ve ilgili markalarının itibarına zarar vereceğinin bariz olduğunu, 91 yılından beri davacının tescil sahibi olduğu ve onlarca yıldır kullandığı "..." markasının tesadüfen davalı tarafından seçildiğinin kabul edilemeyeceğini, davalı şahsın basiretli bir tacir olma yükümlülüğü çerçevesinde kendisiyle aynı sektörün ulusal çapta lideri olan davacının markalarından bihaber olmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, ... ...’nın ... sayılı kararının 05. Sınıf altındaki mallar, 35. Sınıf altındaki 05. Sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri ve 35. Sınıf altındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri dışındaki hizmetler yönünden kısmen iptalini ve ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde aynı emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede birbirine benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, ayrıca da dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği tüketici/alıcı kitlesinin dikkat/bilinç seviyesinin yüksek olduğunu, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisinin olmadığını, ayrıca davacının dava konusu edilen ibare üzerinde gerçek hak sahipliğini ve davalının kötü niyetini ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.Davalı ..., davaya cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.UYUŞMAZLIK
:Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının Kısmen İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "5.SINIF: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 35.SINIF: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 25.11.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 14.02.2022 tarih ve 390 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 14.04.2022 tarihinde ..., sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, ancak dava dışı 3.kişinin itirazı nedeniyle başvurudan bir kısım emtiaların çıkarıldığı, bu karara karşı davacı tarafından 01.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 21.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu tescil edilmemiştir.İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.... kararının iptali istemi bakımından ise; marka işlem dosyası ile sınırlı olarak aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; Davacının... sayılı markalarının kapsamına giren 05. sınıftaki emtialar ile davalı şahsın markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen 05. sınıftaki emtialar birebir aynıdır. Aynı şekilde; davacının ... sayılı markasının kapsamına giren 35. sınıftaki hizmetler ile, davalı şahsın markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen 35. sınıftaki hizmetler de birebir aynıdır. Bununla birlikte; davacının ... sayılı markası kapsamında yer alan "Tıbbi müstahzar." emtiaları ile dava konusu marka kapsamında 5/1 alt sınıfta yer alan emtialar aynı veya aynı türdür. Zira; ... sayılı kararında belirtildiği üzere, tıbbi müstahzar emtiası 5/1. sınıfta yer alan ürünlere karşılık gelmektedir (...). Davacının bu markası kapsamında yer alan "Tıbbi müstahzar." emtiası, aynı zamanda dava konusu marka kapsamında 35.sınıfta yer alan 5/1 alt sınıftaki emtiaların satışı hizmeti ile de benzerdir. Zira; bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın satışı/pazarlanmasıdır.Dava konusu marka incelendiğinde; “...” ibaresi, “...” hecesi yeşil, “...” ibaresi siyah renkli harflerle, dalgalı bir şerit oluşturacak biçimde birleşik olarak yazılmıştır. Bu yazım özellikleri, yani farklı renkli harflerle yazılmış olmaları itibariyle, işarette geçen kelime unsurları “...” ve “...” şeklinde hemen ve ilk bakışta ayrışmaktadır. Nitekim; “...” ve “...” ibarelerinin, tek başlarına, yerleşik birer anlamı olmaları nedeniyle de, bu ibareyi gören ortalama tüketicinin zihninde ibarenin “...” ve “...” şeklinde değil, “...” ve “...” şeklinde algılanacağı anlaşılmaktadır.Davacının itiraza mesnet markaları incelendiğinde; "...", "...", "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştukları, "..." ve "..." ibarelerinin bilinen bir anlamlarının bulunmadığı, ilaç etken maddesi veya jenerik unsur olmadıkları, dolayısıyla; davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz oldukları, "..." ibaresinin; kimyasal madde miktar birimi olduğu, özellikle davaya konu kimyasal ürün içerikli emtia ve bunların satışı hizmetleri bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, yine "..." ibaresinin de davaya konu tıbbi ve kimyasal ürünler ile bunların satışı hizmetleri bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacı markalarının esas unsurunun; "..." ve "..." ibareleri olduğu tespit edilmiştir.Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacı markalarının esas unsurlarının "..." ve "..." ibareleri oldukları, bu ibarelerin bilinen bir anlamlarının bulunmadığı, dolayısıyla, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde anlamsız sözcükler olarak algılanacakları, kavramsal olarak herhangi bir nesneye ya da bilinen bir sözcüğe çağrışım oluşturmayacakları, davaya konu markanın ise farklı renklerle ve bilinen kelimelerden müteşekkil edilmiş olması nedeniyle "... ..." olarak ilgili tüketici kesimince algılanacağı, "..." ibaresinin; "Uygun vücut ölçülerine sahip olan kimse" anlamı ile dilimize yerleşmiş İngilizce kökenli bir sözcük olduğu, "..." sözcüğünün ise; yirmi dört harfli Yunan alfabesinin sonuncu harfi olduğu, ayrıca; "..." şeklindeki türevinin, aynı zamanda − yağ asitleri veya ... yağ asitleri olarak da tanımlanan bir grup çoklu doymamış yağ asiti türüne verilen isim olduğu (...), "..." sözcüğünün Yunan alfabesinin sonuncu harfi olduğunu ülkemiz ilgili tüketici kesiminin bilebilme ihtimalinin, bu sözcüğün "..." şeklindeki türevinin "yağ asiti" türü olduğunu bilebilme ihtimaline göre daha düşük olduğu, dolayısıyla ilgili tüketici kesiminin "..." sözcüğünü "..." şeklindeki "yağ asiti" türü ile kavrayacağı ve bu nedenle söz konusu sözcüğün davaya konu tıbbi ve kimyasal ürünler ile bunların satışı hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre; daha önce davacıya ait "..." ve "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını, davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu markayı ilk olarak "... ..." şeklinde algılayacağı, "..." sözcüğüne davaya konu bir kısım mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilik izafe etmeyeceği, bu durumda dava konusu markanın esas unsurunu "..." olarak algılayacağı, her ne kadar; "..." ve ".../"..." markaları arasında müşterek harf ortaklığı bulunsa da, gerek markaların hemen ve ilk bakışta kavramsal olarak ayrışmaları, gerekse markaların kısa harflerden oluştuğu nazara alındığında, kısa harflerden oluşan markalarda tek harf farklılığının markaları birbirinden yeter derecede ayırt edebileceği hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesiminin bu markayı, davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (...)Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı taraf, dava konusu marka ile aynı veya benzer tescilsiz bir işareti, davaya konu marka tescil başvuru tarihinden önce, davaya konu mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer mal veya hizmetler üzerinde, yoğun ve sıkı şekilde kullandığına ilişkin yeterli nitelik ve nicelikte ispat aracı marka işlem dosyasına sunmadığından, SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.Somut olayda yapılan değerlendirmede; öncelikle, taraf markaları yeterli derecede benzer olmadığından, davacının markasının ilgili sektörde tanınmış olduğu kabul edilse dahi, tanınmış markanın bir benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması somut olayda söz konusu olmayacağından ve davacı da dava/itiraz dosyalarına aksi yönde bir delil sunmadığından, davalının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarından birinin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca; davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarının piyasa payı, ilaç sektöründe bilinirliği, davacının bu markaların tanıtımına yaptığı yatırımlar vs. anlaşılamadığından, davacının bu markalarının tanınmış olduğundan bahsedilmesi de mümkün görülmemiştir. Dolayısıyla; SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümlerinden en azından birinin dahi somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden kısmen hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 51,20 TL vekalet harcı, 571,00 TL posta-tebligat masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.482,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,6- HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'ın yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E-imzaHakim ...E-imza