Anahtar kelimeler: Harçlandırma Sınıfta Esaskarar İbareli Markanın Sinaî Fikri Yazildiği Hükümsüzlüğü Marka

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP
:...DAVACI
: ...VEKİLLERİ
: Av. ...Av. ...DAVALI
: 1- ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: 2- ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2024Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından 21. sınıfta tescil talebine konu edilen ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak ... ...’nın ... sayılı kararı ile hatalı ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” markasının sahibi olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren başka markalarının da bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket markası ile ortalama tüketicide bıraktığı genel intiba ile ve özellikle anlamsal olarak aynı olduğunu, markaların genel anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, benzerliğin iltibasa yol açabilecek ölçüde olduğunu, dava konusu “... ...” ibaresinin müvekkili şirketin İngilizce “...” ibareli markasının birebir Türkçe karşılığı olduğunu, “...” ibaresinin günlük dildeki yoğun kullanımı nedeniyle yaygın olarak bilindiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini Türkiye’de ilk kullanan şirket olduğunu ve bu tamlamanın kullanılmasını yaygın hale getirdiğini, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket adına tescilli markaları akla getirdiğini, dava konusu marka başvurusunun 21. sınıfta tescilinin talep edildiğini, müvekkili şirket markasının yer aldığı sınıfların da benzer/ilintili malları ve hizmetleri içerdiğini, müvekkili şirket adına tescilli markaların SMK’nın 6/5 maddesi kapsamında tanınmış marka niteliğinde olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ibaresinin aynı zamanda ...’da bir alışveriş merkezinin adı olduğunu, Google arama motorunda “...” yazılarak yapılan aramada çıkan sonuçların tüketiciyi müvekkili şirket markalarına yönlendirdiğini, ... internet sitesinde “...” alışveriş merkezine ait reklamların yayımlandığını, müvekkili şirket markasının birçok platformda reklamlarının yer aldığını, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.C E V A P
:Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu marka başvurusu ile davacı markasının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirinden son derece farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ilgili tüketicilerin markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, markalar arasında aynılık veya benzerlik bulunmadığından davacının tanınmışlığa dayalı itirazının da reddi gerektiğini, ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... LTD. ŞTİ, dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.UYUŞMAZLIK
:Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi taraflara tebliğ edilmiş, dilekçe teati aşaması tamamlanmış, tarafların sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirket tarafından 07.02.2022 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunda bulunulduğu, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.05.2022 tarih ve 396 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 29.06.2022 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı yanın 13.12.2022 tarihinde yeniden itiraz dilekçesi sunduğu, yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 08.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu tescil edilmemiştir.İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacı markası, 16 ve 19. sınıfta yer alan ürünler ile 35, 36, 37, 41, 43. sınıflarda yer alan hizmetlerde tescilli iken, dava konusu marka başvurusu 21. sınıfta yer alan ürünlerde tescil edilmek istenmiştir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ürünler arasında, çoğunlukla genel nitelikteki bulaşık eldivenleri gibi, herkes tarafından satın alınan, ucuz olarak nitelendirilebilecek ürünler bulunduğu gibi, cam yünleri gibi özel bir sektöre hitap eden bazı ürünler de bulunmaktadır. Davacıya ait marka kapsamında yer alan emtia grupları arasında genel olarak kırtasiye ürünleri ve inşaat ürünleri bulunmaktadır. Davacı markasında yer alan hizmetler ise, yiyecek içecek sunulması, eğitim verilmesi hizmetleri, inşaat hizmetleri, sigorta hizmetleri, finansal hizmetler gibi hizmetlerdir. Davacıya ait marka kapsamındaki mal ve hizmetler, dava konusu marka kapsamında yer alan ürünlerden tamamen farklıdır. Davacı markası ve dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler, aynı mağazalarda birlikte satışa sunulan emtialar olmadığı gibi, ilgili tüketicisi birbirinden farklıdır. Taraf markaları kapsamındaki emtialar, kullanım amacı ve doğası farklı, rekabet halinde olmayan mal ve hizmetler olup, aynı işletme tarafından üretilmesi beklenen, birlikte satışa sunulan, tüketicinin birlikte aldığı mallar değildir. Dolayısıyla başvuruya konu emtiaların tümü yönünden emtiaların aynı ya da benzer olması şartının sağlanamadığı kanaatine varılmıştır.Dava konusu marka başvurusu; “... ” ibaresinden oluşmaktadır. Marka kapsamında herhangi bir şekil ya da renk unsuru bulunmamaktadır. “...” ibaresi üst satırda daha büyük punto ile, “...” ibaresi ise alt satırda, “...” ibaresine nazaran daha küçük punto ile yazılmıştır. Dava konusu marka, anlamı olan, ayırt edici niteliği yüksek olmayan ibarelerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir markadır. Zira “...” ibaresi bir şehir adıdır. “...” ise ... çevrimiçi sözlüğünde, “Mağazaların yoğun olarak bulunduğu yer. İlçe ve şehirlerde genellikle ulaşımın kolay ve yapılaşmanın az olduğu yerlerde kurulmuş, geniş otoparkı vb. bulunan büyük çarşı.” olarak tanımlanmıştır. Dava konusu marka başvurusunu oluşturan kelimelerin tamamı, tüketicilerin, marka olarak algılayacağı ibareler olmamakla birlikte, kelimelerin bir araya getirilmesi ile asgari seviyede bir ayırt edicilik kazanmıştır. Dolayısıyla, markanın koruma kapsamı da dar olarak yorumlanmalı, orijinal bir ibare gibi, marka koruması sağlanmamalıdır. Dava konusu marka başvurusu, yazıldığı gibi okunmakta olup, bir bütün olarak esas unsur konumundadır.Davacı taraf, itiraz aşamasında sadece “...” ibaresini gerekçe olarak göstermiştir.... Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, .... sayılı kararında, "... ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse ..., veya dava konusu olayda olduğu gibi ...'un maruf bir ilçesinin adı olan sadece "..." sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın "kök" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir. Bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi de bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu ilkeye göre, örneğin "..." ve "..." adları coğrafi işaretlerle karışmaya meydan vermeyecek şekilde, "... ...", "... ...", "..." gibi kullanılacağı mamul veya hizmetin nevi ile birlikte ancak işaret olarak kullanılabilecek ve bunun sonucu marka olarak tescili mümkün olabilecektir." denilmiştir.O halde coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulü gerekir. Nitekim ... 'nin 04.06.2018 tarih, .... sayılı ilamında da, aynı ilkeler tekrar edilmiş ve kötü niyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu kabul edilmiştir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile davacıya ait itiraza mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğu, markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." sözcüğünün marka olarak tek başına kimsenin tekeline verilemeyeceği, markalar arasında mal-hizmet benzerliği bulunmaması ve "..." sözcüğünün marka olarak kimsenin tekeline verilemeyecek olması hususları birlikte dikkate alındığında, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı taraf, itiraz aşamasında, itiraz dilekçelerinin içeriğinde, davacı şirketin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından görüntülere, broşürlere, gazetede yer alan reklamlara yer vermiştir. Sunulan belgeler incelendiğinde, davacı tarafça “...” markalı bir alışveriş merkezinin 2017 yılında açıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın sunduğu belgelerin “...” ibareli markanın bir alışveriş merkezinin markası olarak 2017 yılından bu yana kullanıldığını gösterir belgeler olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olduğu, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, dolayısıyla SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.6/1 ve m.6/5 hükmü koşulları somut olayda oluşmadığından ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 89,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 102,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 256,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.218,20 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Davalı ... LTD. ŞTİ. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... LTD. ŞTİ.'ye verilmesine,7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E-imzaHakim ...E-imza