Anahtar kelimeler: Entegrasyonları Sanal Pos Platform Detayları Esaskarar Geliştirdiğini Yapabilen Sinaî Fikri

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP
: ...DAVACI
:......VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2001 yılında kurulduğunu, e-tahsilat, banka entegrasyonları, sanal ve fiziki pos hareketleri detayları raporlamalarını yapabilen ve Doğrudan Borçlandırma Sistemleri gibi açık bankacılık platform teknolojileri geliştirdiğini, 2008 yılından itibaren yer sağlayıcılığı yetkisine sahip olduğunu, müvekkili şirketin... sayılı “...+...” ibareli marka başvurusunun hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibareli marka başvurusunun bir bütün olarak tüketiciler tarafından marka olarak algılanabilecek özelliklere sahip olduğunu, müvekkili marka başvurusunun ayırt edici olduğunu, markanın görsel unsurlarla desteklendiğini, “...” ibaresinin doğrudan bir cins, çeşit, vasıf vs. belirtmediğini veya bir hizmeti doğrudan tanımlamadığını, müvekkili marka başvurusunun esaslı unsurunun ... ve renk olarak ayırt ediciliğe sahip olduğunu beyanla; ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının marka başvurusunun kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiremediğini, marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin “doğrudan borçlandırma sistemi” nin kısaltması olarak kullanıldığının tespit edildiğini, doğrudan borçlandırma sisteminin "geniş bayi / müşteri ağı bulunan firmaların bayi ya da müşterilerine yapacakları mal ve hizmet satışlarına yönelik fatura tahsilatlarının otomatik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir nakit yönetimi hizmeti" anlamına geldiğini, “...” ibaresinin kısmi ret kararı kapsamındaki hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından, redde konu hizmetler açısından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını ve bu malların özelliklerini belirten tasvir edici adlandırma olarak değerlendirileceğini, başvurunun bir bütün olarak markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait malları diğer işletmelere ait benzer mallardan ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, ibarenin ilgili piyasada tanımlayıcı biçimde kullanılan bir işaret olduğunu, başvuru kapsamında yer alan “SINIF KODU:36 Finansal ve parasal hizmetler. SINIF KODU:42 Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” emtiaları için tanımlayıcı nitelikte, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde markasal algı yaratmayan bir ibare olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.UYUŞMAZLIK
:Dava, ... sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalının tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusunun "Finansal ve parasal hizmetler.Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı, tasviri nitelikte olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının 25.07.2022 tarihinde "...+..." ibareli... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri gereği "Finansal ve parasal hizmetler.Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." hizmetlerinin başvurudan çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacının 28.09.2022 tarihinde itirazda bulunduğu, yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 30.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.Markanın; ayırt etme, mal veya hizmetin işletmesel kökenini gösterme, mal veya hizmetin niteliklerini garanti etme, reklam, tekelleştirme ve koruma işlevleri bulunduğu kabul edilir. (...) Ayırt etme işlevi, marka kavramına dahil olan, piyasada bir mal ya da hizmeti diğerlerinden farklılaştırmaya hizmet eden, mal ya da hizmete adeta kişilik kazandıran, o mal ya da hizmete bir ad veren temel unsuru ifade eder. Köken işlevi, malın ya da hizmetin hangi işletmeye ait olduğunun marka ile gösterildiği anlamına gelip, bu işlevin bugün anlamını yitirdiği, globalleşen ekonomi ve piyasada bulunan aktörlerin ve ürünlerin çeşitliliği ile dinamizmi karşısında alıcılardan pek azının piyasadaki mal ya da hizmetlerin hangi işletmeye ait olduğunu markadan anladıkları söylenebilir. Garanti işlevi, bir marka altında pazarlanan mal ya hizmetin kalitesi ile ilgili olup, bu işlev sayesinde alıcı, piyasada bulunan ve deneyimlediği mal ya da hizmetleri nitelik olarak değerlendirme imkanına sahip olmakta, buna bağlı olarak bazı mal ya da hizmetlerin imajında değer artışı, bazılarında ise değer azalışı meydana gelebilmektedir. Reklam işlevi, markanın, ait olduğu mal ya da hizmetin ayırt ediciliğini sağlayan işaret olduğuna göre, bu işaretin mal ya da emek sarfedilerek geniş halk kitlesine ulaştırılmasını, böylece ilgili markaya konu mal ya da hizmetin pazar payının arttırılmasını ifade eder. Bununla bağlantılı olarak ilgili mal ya da hizmetin piyasada gördüğü rağbetin hakim duruma gelmesi söz konusu olabilecek, bu da markanın tekelleştirme işlevine hizmet edecektir.Markanın en önemli fonksiyonu ayırt edici bir işaret olmasıdır. Markaya bu fonksiyonu kazandıran, soyut ayırt ediciliğidir. Soyut ayırt edicilik; bir işaretin, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Bir işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip değilse, ayırt edicilik fonksiyonuna da sahip olmayacaktır. Marka, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Bu yolla tüketiciler, almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilmektedirler. Ayrıca, mal ve hizmetlerin piyasada teşhis edilebilir hale getirilmesi ile, farklı teşebbüslerin mal ve hizmetleri için piyasa şeffaflığı sağlanmaktadır. Piyasa şeffaflığının yerine getirilebilmesi, markanın iletişim fonksiyonu ile kolaylaşır. Markanın iletişim fonksiyonu, piyasada mal ve hizmet arz edenlerle talep edenlerin aralarında iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Bu yolla marka, teşebbüslerin mal ve hizmetlerini kolayca pazarlamalarına, tüketicilerin malın imajı hakkında bilgilendirilmelerine hizmet etmektedir. Markanın çok fonksiyonluluğu, marka hukukuna ilişkin düzenlemelerin uygulama alanının tayininde ve problemlerin çözümünde büyük önem arz etmekte ve dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, bir işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesinde markanın belirtilen bu fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerekir. (...)Soyut ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının tespiti ile tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının bir ilgisi yoktur; bu ayırt edicilik türünde marka olacak işaretin bütünlük arz etmesi, kolayca algılanabilir ve sınırlarının tespit edilebilir olması, ayırt edicilik fonksiyonunu haiz olması aranır.6769 sayılı Kanun m.5/1-b bendinde belirtilen "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" somut ayırt edici güçten yoksun işaretlerdir. Bu işaretler, hiçbir ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler olarak madde gerekçesinde açıklanmıştır.Somut ayırt edicilik, marka olarak tescili talep edilen işaretin, tescile konu mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Soyut ayırt edici gücü haiz bir işaretin somut ayırt edici güce sahip olup olmadığının tespitinde, işaretin tescil başvurusuna konu olan mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olup olmadığının dikkate alınması gerekmektedir. İşaretin, somut ayırt edici güce sahip olup olmadığı, piyasada oluşan kanaate göre tespit edilmektedir. Bu kanaatin oluşmasında değişik faktörler etkili olmaktadır. İşaretin orijinalliği, tanınmışlığı, piyasada genel olarak kullanılırlığı, kullanımın süresi ve yoğunluğu gibi kıstaslar, bu ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Eğer bir işaret, piyasada oluşan kanaate göre tescili talep edilen mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahipse, kullanım sonucu ayırt edici güç kazanmasına gerek kalmaksızın marka olarak tescil edilebilecektir. O an için işaretin ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul ediliyorsa, işaret ancak kullanım neticesi bu gücü kazanabilir veya zaman içerisinde piyasadaki kanaatin değişmesi neticesi bu güç kazanılabilir.6769 sayılı SMK m.5/1-c bendinde; Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.Hüküm uyarınca, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten, üretim hizmetlerinin yapıldığı zamanı gösteren, malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini ifade eden sözcükleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak alınamazlar. Bu mutlak red nedeninin kabulünün birinci sebebi; marka olarak tescili istenen işaretin, ilgili mal veya hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini belirten ad veya işaretlerden oluşması halinde, sözkonusu işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, bu sebeple mezkûr işaretin ayırt edici nitelik unsurundan yoksun bulunmasıdır. İkinci sebep ise; malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini ifade eden bir işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir.(...)Tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, bilirkişi raporunda tespit edilen maddi vakıalar ve tüm dosya kapsamına göre;Davaya konu marka başvurusu; bir “...” unsuru ile “...” ibaresinden oluşan karma nitelikte bir markadır. Markanın “...” unsuru turkuaz renk ile, kelime unsuru ise mavi renk ile oluşturulmuştur. Marka başvurusunun kelime unsuru olan “...” ibaresi, “doğrudan borçlanma sistemi”nin baş harflerinden oluşan bir kısaltma olup, bir finans terimi olarak, bankacılık sektöründe sıklıkla kullanılmaktadır. Başvuruda yer alan "..." unsuru üç adet kareden oluşan ve bütüncül olarak ok figürünü andıran basit bir mizanpaja sahip olup, markanın genel görünümünde hemen ve ilk bakışta ön plana çıkan unsurun "..." ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır.Doğrudan Borçlandırma Sistemi, uzun yıllardır Türk Bankacılık literatüründe bir bankaya ait olmayan ve tüm bankalar tarafından ortak adla kullanılan bir ödeme ve kredi aracı olup, özellikle bayi sayısı fazla olan şirketler ve özel okullar tarafından tercih edilmektedir. Tahsilat sağlamak isteyen şirket ve okullar, bayi ve velileri bankalara yönlendirmekte, bankalar ilgili bayi ve velilere kredili mevduat hesabı tanımlayarak, şirket ve okullar tarafından elektronik ortamda bildirilen taksit ya da ödemelerin zamanında yatırılması durumunda ödemeleri şirket ve okullara aktarmakta, para yatırılmaması durumunda ise kredi limitlerinden para çekerek yine tutarları şirket ve okul hesaplarına aktarmaktadır.Doğrudan Borçlandırma Sistemi, ilk olarak bankalarca kullanılmaya başlanmış ve 20.06.2013 tarih ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunun 12. Maddesin b fıkrasında; “Ödeme hizmeti kullanıcısının ödeme hizmeti sağlayıcısı nezdinde bulunan ödeme hesabındaki fonun aktarımını içeren, bir defaya mahsus olanlar da dâhil doğrudan borçlandırma işlemi, ödeme kartı ya da benzer bir araçla yapılan ödeme işlemi ile düzenli ödeme emri dâhil para transferini,” bir ödeme hizmeti olarak tanımlanmıştır.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda yapılan arama motoru araştırmasından da görüleceği üzere; bankalar “...” terimini sıklıkla kullanmakta ve bu ibare yanında “doğrudan borçlanma sistemi” açıklamasına yer vermektedir.“...” ibaresinin anlamı ve bankacılık sektöründeki kullanımı değerlendirildiğinde; “...” ibaresinin, “Finansal ve parasal hizmetler” ile doğrudan ilişkilendirilebilir olduğu, belirtilen hizmetler bakımından tanımlayıcı olan işaretin, markanın en temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiremeyeceği, somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, bu hizmetler bakımından bir sistemin adını tanımladığı kanaatine varılmıştır. Buna karşın, “...” ibaresinin, dava konusu marka kapsamından çıkarılan “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” ile doğrudan ilişkili olmadığı, bu hizmetleri veya karakteristik özelliklerinden birini doğrudan tanımlamadığı değerlendirilmiştir.Nihai olarak, bir marka başvurusunun somut ayırt edici olup olmadığı, tasviri nitelikte olup olmadığına yönelik belirlemenin hukuki konu kapsamında kaldığı, hukuki konular bakımından 6100 sayılı HMK m.266 hükmü uyarınca mahkememizin bilirkişi görüşü ile bağlı kalması gerektiğinin düşünülemeyeceği, mahkememizce, bilirkişi heyetinin yapmış olduğu maddi vakıa tespitine ilişkin hususlardan yararlanıldığı ve bu vakıalar da nazara alınarak yukarıda yer verildiği şekli ile kısmen farklı hukuki kanaate ulaşıldığı, sonuç olarak; dava konusu marka başvurusunun “Finansal ve parasal hizmetler” bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri uyarınca mutlak tescil engeli barındırdığı, “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri uyarınca mutlak tescil engeli barındırmadığı kanaatine varılmıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile; "Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davanın kısmen reddolunması ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,6-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 253,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.958,50 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 2.979,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 2.979,25 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E-imzaHakim ...E-imza