Anahtar kelimeler: Smk İlanına Esaskarar Şahsa Markanın İbareli Sinaî Fikri Yazildiği Hükümsüzlüğü

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1-...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şahsa ait ... sayılı “...” ibareli markanın tescil edilmek üzere ilanına davacının SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümlerine ve “...” markasına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazın diğer davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının itirazlarına mesnet aldığı marka ile dava konusu edilen markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer markalar olduğunu, zira dava konusu edilen markada, sadece, davacının markasının baş kısmındaki "..." ibaresinin kaldırılmış olduğunu, davacının markasının ilk iki harfinin silinmesi suretiyle türetilen bu markanın davacının markasından ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, zira "..." ibaresinin davacı ve davacının markası ile tam anlamıyla bütünleşip özdeşleşmiş bir işaret olduğunu, hal böyleyken "..." ibaresini gören bir tüketicinin doğrudan bu işareti davacının markasıyla ilişkilendireceğinin açık olduğunu, böylelikle de davalının markasının davacının markasının devamı, yeni bir versiyonu ve seri markası olarak algılanacağını, nitekim ünlü ve ayırt edici bir markanın ilk iki harfinin silinmesi suretiyle türetilen bir markanın orijinal markadan ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca da davacının markasındaki en baskın, öncelikli, üstün ve dikkat çekici unsurun "..." ibaresi olduğunu, zira kelimelerin önüne getirilen "..." ekinin İngilizce’de “birliktelik, ortaklık, yardımcılık, arkadaşlık” anlamını verdiğini, örneğin Türkçe’ye de geçmiş olan ... kelimesinin “yardımcı pilot” anlamına geldiğini, buna yönelik ... vb. pek çok örnek verilebileceğini, dolayısıyla ortalama bir Türk tüketicinin (ver her halükarda ilgili tüketici kitlesinin) kelimelerin başına gelen "..." ekinin yukarıda belirtilen anlama geleceğini bileceğinin tartışmasız olduğunu, hal böyleyken "..." ibaresinin esas unsur olamayacağı ve genel olarak arka planda ve tali unsur olarak algılanacağını, dolayısıyla taraf markalarının esas unsurlarının ayniyetinden de bahsedilebileceğini, davacının markasındaki işitsel vurgunun da "..." ibaresi üzerinde yoğunlaştığını, ayrıca taraf markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, zira davacının markası 05. Sınıfa giren emtialar yönünden tescilli iken dava konusu edilen markanın kapsamına da aynı emtiaların ve bunların 35. Sınıf altında satışı hizmetlerinin alınmak istendiğini, halbuki bir mal ile bu mala yönelik olarak bir araya getirme hizmetlerinin verilmesinin birbirleriyle ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları yönünde ... ve ...’in bir çok emsal kararının bulunduğunu, davacının markasının ayırt ediciliği ve yüksek tescilli ve tanınmış bir marka olduğu, uzun yıllardır aktif ve yoğun bir şekilde kullanıldığı ve piyasadaki bilinirliği yüksek tanınmış bir marka olduğu dikkate alındığında davalının marka başvurusunun kötü niyetli ve davacı ile haksız rekabet yapma saikiyle yapıldığının açık olduğunu ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 03.04.2023 tarihli ve ... sayılı kararının 05. Sınıfa giren emtialar ve 35. Sınıf altındaki 05. Sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden iptaline ve ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde aynı mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK 6/1 anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzer markalar olmadığını, dava konusu edilen markadaki son harf olan “...” harfinin kırmızı renkli yazımının, anılan markada “...” ibaresini ön plana çıkarmasına ve markanın “...” şeklinde okunmasına sebebiyet verdiğini, davacının markasının ise “...” şeklinde okunduğunu, ayrıca anılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin de farklı olduğunu ve dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat seviyesinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, somut olayda davacının SMK m.6/3 ve m.6/5 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ve dahi davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacının talep ve davasının zamanaşımına uğramış olduğunu, ayrıca da dava konusu edilen ... kararının yerinde ve doğru olduğunu, zira davalının markasının tertibinde "..." ibaresinin siyah renkte yazılı olup "..." harfinin kırmızı renkte yazılmış olmasından kaynaklanan bir orijinallik olduğunu ve bu tertip itibariyle davalının markasının davacının düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle yazılmış “...” markasından bir hayli farklılaştığını, ayrıca da taraf markalarının harf sayılarının farklı olduğunu, ...’ın yerleşik içtihatlarına göre de ayırt edicilikte tüketici kitlesini en çok etkileyen kısmın markaya konu ibarenin başlangıç kısmı olduğunu, taraf markalarının başlangıç kısımlarının tamamen farklı olduğunu, dolayısıyla davaya konu markalar bütünsel olarak incelendiklerinde aralarında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırmaya yol açacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacının iddialarının aksine, ortalama bir Türk tüketicinin "..." ibaresinin anlamını bilemeyeceğini, davacının markasının tüketicilerce "eş ...", "birlikte ..." gibi anlaşılacağı iddiasının tamamen soyut kaldığını, ayrıca da "..." ibaresinin ne İngilizce'de ne de Türkçe'de bir anlam ifade etmediğini, davalı şahsın "..." markası altında piyasaya fiilen otomobil kokuları arz ediyor olduğunu, dolayısıyla taraf markalarını ihtiva eden ürünlerin çok farklı tüketici kesimlerine hitap ettiğini ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca da bu sebeplerden ötürü davalının davacının markasının ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız olarak yararlanmasının veya markanın itibarına zarar vermesinin mümkün olmadığını, aynı sebepten dolayı davalının kötü niyetli olduğunun da söylenemeyeceğini, zaten de davacının söz konusu iddialarını somut delillerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının Kısmen İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "5.SINIF: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet "..." ibareli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 20.10.2020 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-ç hükmü gereği marka tescil başvurusundan bir kısım hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiği, kalan mal ve hizmetler bakımından başvurunun 12.04.2021 tarih ve 370 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 11.06.2021 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3 m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, ...'nca davacı itirazlarının reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 03.06.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden, markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının kısmen iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında yer alan ve iş bu davaya konu edilen 05. sınıf özelinde, taraf markaları kapsamında yer alan emtialar birebir aynıdır veya birebir aynı emtiaların farklı biçimde ifade edilmiş halidir. Ayrıca davacının markasının tescilli olduğu 05. sınıfa giren emtialar, dava konusu marka kapsamında 35. sınıf altında satış hizmetlerine konu edilmektedir. Bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği kabul edilmektedir. Zira; somut bir malı satmak için verilen bu hizmet, tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen 5.sınıftaki emtialar ile 35/5 alt sınıftaki 5.sınıf emtiaların satışı hizmetleri ile itiraza mesnet marka kapsamında yer alan 5.sınıftaki emtialar aynı veya benzerdir.
Taraf markaları şekil unsurundan yoksun birer kelime markasıdır. Davacının markasında “...” ibaresi, düz yazım karakterinde, siyah renkli büyük harflerle yazılmış ve markanın tek unsuru olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla bütünleşik haliyle markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Davalının markasında da tek unsur olarak kullanılan “...” ibaresi, ilk dört harfi siyah, son harfi kırmızı renkte, karakteristik bir yazım stiliyle büyük harflerle yazılmıştır. Her ne kadar bu ibarenin son harfi olan “...” harfi, kırmızı rengi ile diğer harflerden başka bir özelliği haiz ise de, farklı renklerde olan tüm harflerin aynı özel/stilize yazım karakteri ile ve birleşik yazılmış olması itibariyle, dava konusu edilen markanın tek unsuru olan “...” ibaresinin de bütünleşik olarak algılandığı ve bir bütün olarak markanın esas unsuru olduğu değerlendirilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; 5/1 ve 5/3 alt sınıfta bulunan emtiaların doktorlar, veterinerler, eczacılar ve diş hekimlerine hitap eden emtialar oldukları, ilaç emtialarının reçeteli veya reçetesiz satılabilecekleri, reçetesiz satılma ihtimalinde, bu emtiaların Beşeri Tıbbi Ürünlerin Sınıflandırılmasına Dair Yönetmelik m.4/1-d bendi gereği eczaneden temin edilebilecekleri, dolayısıyla ancak eczacı vasıtasıyla nihai tüketiciye ulaştırılabileceği, ... Dairesi'nin 11.11.2019 tarih... sayılı kararı ile onanan ... Dairesi'nin 08.11.2018 tarih ...sayılı kararında; 5/1 ve 5/3 altsınıfta bulunan emtiaların genel olarak farmasötik ürünler olup, ... tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra, doktorlar tarafından reçetelendirilip eczacılar tarafından hastaya verildiği, dolayısıyla iltibas tehlikesi bakımından mesleki ihtisas sahibi doktor ve eczacıların dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiğinin kabul edildiği, 5/1 altsınıfta bulunan emtiaların doktor, veteriner ve eczacı gibi ihtisas sahibi kimselere hitap eden veya eczacı vasıtasıyla hastaya ulaştırılan emtialar oldukları, dolayısıyla söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, yine 5/3 altsınıfta yer alan diş hekimliği için ürünlerin de ihtisas sahibi diş hekimlerine hitap ettikleri, doğrudan hastaya hitap eden emtialar olmadıkları, bu nedenle bu emtialar bakımından da konusunun uzmanı diş hekiminin dikkat düzeyi gözetilerek iltibas değerlendirmesinin yapılması gerektiği, 5/1 ve 5/3 alt sınıf haricinde kalan davaya konu 5.sınıfta bulunan diğer emtiaların; salt ihtisas sahibi bilinç düzeyi yüksek kimselere hitap etmedikleri, bunun haricinde içerisinde farklı sosyo-ekonomik toplumsal kesimlerden gelen bireylerin oluşturduğu halk kesimine de hitap ettikleri,...'nin 11.11.2019 tarih ... sayılı kararı ile onanan ...'nin 08.11.2018 tarih ... sayılı kararında da bu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin ortalama tüketici kesimi olduğunun kabul edildiği, belirtilen açıklamalara göre; somut olayda 5/1 ve 5/3 alt sınıfta yer alan emtiaların hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde "..." ve "..." markalarının iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarının söylenemeyeceği, zira; söz konusu emtiaların hitap ettiği ihtisas sahibi, dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde, "..." ibaresinin; bu markanın fiilen de kullanıldığı “... takviyesi için enjeksiyonluk çözelti”nin etken maddesi olan ... vitaminin "..." olan diğer adından türetildiğinin bilinebileceği, etken madde adından türetilen ilaç emtialarının markasal ayırt ediciliklerinin zayıf olduğu, başvuru markasını oluşturan "..." ibaresinin ise bilinen bir anlamının bulunmadığı, ilaç etken maddesi, jenerik unsur veya tasviri ifade içermediği, dolayısıyla söz konusu tüketici kesimi bakımından markaların kavramsal olarak farklılaştıkları, markalar arasında müşterek olarak bulunan harf ortaklığından kaynaklı görsel ve işitsel benzerliğin, kavramsal farlılık nedeniyle bertaraf edildiği, buna göre; daha önce davacıya ait "..." markasını davaya konu 5/1 ve 5/3 alt sınıfta yer alan emtialar üzerinde gören, işiten, bu markalı emtialardan faydalanan ihtisas sahibi, dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını aynı emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, markaların kavramsal olarak farklılaştıklarını anlayabileceği, bu nedenle markalar arasında ilişki kurmayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya ada ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla söz konusu emtialar bakımından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davaya konu 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7 alt sınıfta yer alan emtiaların ve 35/5 alt sınıfta yer alan 5.sınıf emtiaların satışı hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin ihtisas sahibi kimseler olmadıkları, bu emtiaların ve hizmetlerin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama halk kesimine de hitap eden ürünlerden oldukları, 35/5 alt sınıfta yer alan 5.sınıf emtiaların satışı hizmetleri özelinde yapılan incelemede; söz gelimi ilaç emtiasının hitap ettiği dikkatli ve bilinçli, ihtisas sahibi tüketici kesiminin, bu hizmet bakımından hedef tüketici kitlesini oluşturmadığı, ilaç emtiasının satıldığı eczane hizmetlerinden yararlanan hastaların hedef tüketici kesimini oluşturduğu, eczane hizmetlerinden yararlanan hasta kimselerin eczane seçerken dikkatli ve bilinçli şekilde hareket ettiklerinin söylenemeyeceği, zira; eczacılık hizmetlerinin ülkemizde sıkı kurallara bağlı, ihtisas ve ruhsata tabi, standardize edilmiş bir hizmet türü olup, hasta kimseler bakımından ilaç temin edeceği eczanelerin vermiş olduğu hizmetlerin niteliğinden kaynaklı olarak özel bir araştırma faaliyetine girişmediği, bu nedenle 35/5 alt sınıfta yer alan 5.sınıf emtiaların satışı hizmetinden faydalanacak ilgili tüketici kesiminin dikkatli ve bilinçli olarak, özel çaba göstererek, zihni ve fiili çaba harcayarak özel bir araştırma süreci içine girmeyeceği, dolayısıyla bu tüketici kesiminin yukarıda teknik olarak ifade edilen davacıya ait markanın çağrıştırdığı kavramsal anlamı bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, bu tüketici kesiminin her iki markayı da anlamsız sözcükler olarak algılayacağı, bu nedenle markalar arasında kavramsal olarak farklılaşmaya gitmeyeceği, markaların beş harfinin aynı olduğu, başka bir deyişle; dava konusu marka başvurusunu oluşturan "..." ibaresinin, itiraza mesnet "..." markası içinde bütünüyle bulunduğu, itiraza mesnet markanın başında yer alan "...-" hecesinin, markaları birbirinden farklılaştırmaya yeter derecede ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre; daha önce davacıya ait "..." markasını gören, işiten, bu markalı 5. sınıfta yer alan emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını 5/2, 5/4, 5/5, 5/6, 5/7 ve 35/5 alt sınıfta yer alan 5.sınıf emtiaların satışı hizmetleri üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait marka ile ilişkilendirebileceği, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında belirtilen bu mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun █████/2016 tarih ...sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir.( ...)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı taraf; dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına giren, 05. sınıftaki emtialar ve bunların satışı hizmetlerinde, kendisi tarafından Türkiye genelinde uzun yıllardır yoğun bir biçimde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu delillerden, davacının “...” markasını, ... vitamini eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bir ilaçta/enjeksiyonluk bir çözeltide mutad biçimde kullandığı anlaşılabilmekte ise de, davacının bu markasının sağlık sektöründeki bilinirliği, bu markaya ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payı anlaşılamadığından, bu markanın bu sektörlerde “tanınmış” olduğunun söylenmesi mümkün görülmemiştir. Bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde marka başvuru sahibinin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.6/1 hükmü uyarınca, "5.SINIF: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından ... sayılı ... kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "5.SINIF
: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
7-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 64,00 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 261,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.004,90 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.002,45 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.002,45 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 12,80 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, kalan 12,80 TL'nin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
10-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!