Anahtar kelimeler: Gofretlerin Krakerler Bisküviler Şekerlemeler Çikolatalar Esaskarar Sınıf İbareli Sinaî Fikri

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
:...
KATİP
:...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALILAR
: 1-...
: Av....
: 2- ...
Av....
DAVA
: Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla ÖZETLE: müvekkilinin ... (...) nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... yayınlandığını, davalı şirketin ... sayılı "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabulüne karar verilerek "30. Sınıf: şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler"in marka başvuru kapsamından çıkartıldığını, bu kısmi ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı ... (...) kararı ile nihai olarak reddine karar verildiğini taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan karıştırılmaya sebebiyet verecek düzeyde benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, davacının "..." ve "..." ibareli seri markalarının da bulunduğunu, dava konusu edilen "..." markasının da bu seri markaların bir devamı niteliğinde olduğunu, yani davacının önceki tescilli markalarından gelen müktesep bir hakkının bulunduğunu, zira davacının “...” ibaresini ihtiva eden 300’ü aşkın tescilli markasının bulunduğunu, bu ibarenin aynı zamanda davacının 1997 yılında tescil edilmiş olan ticaret unvanının da ayırıcı unsuru olduğunu, davacının markasında esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ibaresinin karşılaştırılan markaları birbirlerinden ayırt etmeye yettiğini, ayrıca markada yer alan ve “...” ibaresinin Türkçe’de “çok çok” şeklinde okunacağını ve tüketici hafızasında bu şekilde kalacağını, davalının kısmi redde mesnet markasının ise Türkçe’de bir anlamı olmayan “... ...” ibaresinden müteşekkil olduğunu, davalı firmanın kısmi redde mesnet alınan markasını yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığını ... marka işlem dosyası kapsamında ispat edememiş olduğunu ileri sürerek, ...’in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Davalının 1989 yılında ...’te kurulmuş, günümüzde Türkiye’nin en büyük çikolata üreticilerinden biri haline gelmiş ve ülke çapında göstermiş olduğu faaliyetleri ile uluslararası piyasada da tanınan saygın bir firma olduğunu, ürünlerinin 100’ü aşkın ülkeye ihraç edildiğini, tanınmış markalarıyla birlikte çeşitli ürünlerine ait çok sayıda marka müracaatı ve tescilli markası bulunduğunu, somut olayda karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan karıştırılmaya neden olacak ölçüde benzer olduğunu, her ne kadar davacı taraf markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu ve bu ibarenin markaları birbirinden ayırdığını iddia etse de “...” ibaresinin davacının markalarında sıklıkla kullandığı ... markası ve aynı zamanda ticaret unvanının ayırıcı unsuru olduğunu, ... markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde ... markasının arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerektiğini, taraf markalarında esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin arasında sadece tek bir harf farklılığının bulunduğunu, bu kelimelerin harf sayısının ve uzunluğunun da aynı olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminde çocukların da bulunduğunu, bu durumun taraf markalarının karıştırılma ihtimalini daha da arttırdığını, davalının “...” markasına yoğun, istikrarlı ve ciddi kullanım neticesinde ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, “...” markalı ürünlerin tüketici nezdinde sevilen ve beğenilen ürünler olduğunu ve davalının bu markalı ürünlerin tanıtımına ciddi bir yatırım yaptığını, davacının davalıya ait “...” ibareli markalarından esinlenerek oluşturmuş olduğu “...” ibareli marka başvurusuyla davalının markalarının tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanmaya çalıştığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
:
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemleri ile SMK 19/2 kapsamında davacı tarafından ileri sürülen kullanmama def'i şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, █████/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 19/2 kapsamında davacı tarafından ileri sürülen kullanmama def'i şartlarının oluşup oluşmadığı hususları ile neticeten ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin █████/2022 olduğu, son günün hafta sonu olması nedeniyle █████/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ...Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
....
...İnceleme esnasında, başvuru sahibinin ilana itiraz aşamasında sunduğu karşı görüşte, 6769 s. SMK madde 19/2 uyarınca itiraz gerekçesi ...sayılı ve "..." ibareli markanın kullanımının ispatını talep ettiği tespit edilmiştir. Belirtilen markanın tescil tarihinden başvurunun yapıldığı tarihe kadar 5 yıllık süre dolmuş olduğundan, ...sayılı ve "..." ibareli marka kullanımın ispatı uygulamasına konu olabilecektir... ..., ...sayılı ve "..." ibareli markanın "gofret" mallarında kullanımının ispatlandığını tespit etmiştir. Kurul tarafından yeniden yapılan değerlendirme sonucunda ... tarafından yapılan tespitin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca işbu başvuru ile kısmi redde mesnet olarak gösterilen ... sayılı ve "..." ibareli markanın benzer oldukları ve dahası kullanımı ispatlandığı kanaatine varılan "gofret" malları ile benzer/ilişkilendirilebilecek "SINIF KODU :30 Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." malları bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varıldığından ... tarafından verilen karar yerinde bulunmuş ve başvuru sahibinin itirazının reddi gerekmiştir.
KARAR
:
İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (█████/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."
Madde 19
:
(2) 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp, böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 19/2. maddesi anlamında kullanmama def'i hususunda;
SMK 29/2 yollaması ile 19/2 kapsamında kullanmama def'inde; benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası
: Davalı Şirket Markası:
"..." "..."
(...) (...)
30. sınıf (reddedilen mal ve hizmet sınıfı) 29, 30. Sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan alınan █████/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1)Karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu,
2) Davalının kullanmama def’ine muhatap ...sayılı markasının “gofretler” emtiasında yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebildiği,
3) Davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden, davalının markasının kullanıldığı emtialar ile ayniyet/benzerlik/türdeşlik şartının da gerçekleştiği,
4) Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bu emtiaları satın alırken yüksek olmadığı,
5) (1), (3) ve (4) nolu bentlerdeki sebeplerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu,
6) Dava konusu edilen 08.12.2022 tarihli ve ... sayılı ... kararının yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu" ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
Dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 30 uncu sınıflardaki gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davalı şirket tarafından 29, 30'uncu sınıflardaki bir takım mal ve hizmetlerde tescilli "..." markası mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
Davacının Kullanmama Def'i İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre; yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi öncelikli olarak esas alınır
Kullanmama defi iddiasında, itiraza konu markanın başvuru tarihinde veya varsa rüçhan tarihinde, itiraza gerekçe gösterilen markanın/markaların Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartı aranmaktadır. Bu şartı sağlamayan markalar için otomatik olarak bu savunmaya itibar edilmesi mümkün değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda davacının, ... marka işlem dosyasında ileri sürdüğü kullanmama def’inin dinlenebilmesi için SMK m. 19/2 hükmüne göre, davalının itirazlarına mesnet aldığı markalarının davacının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olması gerekir. Kullanmama def’ine muhatap olan davalının ... sayılı markasının tescile bağlandığı 08.01.2003 tarihi ile dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 16.02.2021 tarihi arasında beş yıl geçmiş olduğundan, davalının bu markası yönünden somut uyuşmazlıkta ileri sürülen kullanım ispatı talebinin dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Somut olayda, incelenmesi gereken husus, davalının ... sayılı markasının;
✓ Davalı tarafından,
✓ Tescilli olduğu emtialarda,
✓ Türkiye sınırları içerisinde,
✓ Ciddi bir şekilde,
✓ Markasal hüviyette,
✓ 16.02.2016–16.02.2021 tarihleri aralığında ve
✓ Tesciline uygun olarak kullandığının ispat edilip edilemediği, noktalarında toplanmaktadır.
Davalının ... marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde; davalının “...” ibareli markasının "gofret" ürününde davalı firma tarafından 2015-2021 tarihleri aralığında yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilmiştir. Bu yüzden de davalının huzurdaki davaya konu edilen ... kararında kısmi redde mesnet alınan ... sayılı markasına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan sadece 30. Sınıfa giren "gofret" emtiası açısından yararlanabileceği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı iddiaları bakımından Mahkememizce, dava konusu markanın karıştırılma ihtimaline dayalı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmıştır ve bu minvalde yapılan değerlendirmeler şu şekildedir:
1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamından çıkartılan 30. Sınıftaki: "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davalı markasının ise ... sayılı "..." ibaresinden meydana geldiği ve kullanımı ispat edilen koruma kapsamında 30. sınıflardaki "gofretler" yönünden tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda ifade edildiği üzere, davalının kısmi redde mesnet alınan markasının korunduğu "gofretler" ile davacının markasının kısmen reddedildiği emtiaların tamamı, aynı ihtiyacı gideren, benzer alıcı çevresine hitap eden, hedeflenen tüketici profilleri ve dağıtım kanalları/ satış yerleri aynı olan, marketlerde aynı reyonlarda yan yana raflarda satılan, birbirleri yerine ikame edilebilir ve aynı ham maddelerden üretilen gıda ürünleridir ve bu emtialar üzerinde aynı/benzer markayı gören tüketicilerin markalar ve işletmeler arasında bağlantı kurması ihtimali doğar. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden ayniyet/benzerlik/türdeşlik şartının gerçekleşmiş olduğuna Mahkememizce kanaat getirilmiştir.
Davacının markasının kapsamına alınmak istenilen ve 30. sınıfa giren, hepsi de gıda ile ilintili olan emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olayımıza bakıldığında; bu ürünler nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdir ve hitap ettikleri tüketicilerin; ki aralarında çocuklar da vardır, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu ürünleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel, İşitsel, Anlamsal Benzerlik Yönünden Değerlendirme
Davacının kısmen reddedilen markası, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle aynı puntolarda ayrı olarak yazılmış "..." kelime öbeğinden müteşekkil bir kelime markasıdır. Davalının kısmi redde mesnet alınan markası da renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markası olup, işarette "..." ibaresi, siyah renkli karakteristik harflerle sadece baş harfleri büyük ve aralarında “-“ ayracı olacak şekilde yazılmıştır. Davalının markasında “...” ibaresinin esas/tek unsur olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Davacının markasında kullanılmış olan “...” ibaresinin ise davacının ... markası olduğu, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu beyan ve delillerden netlikle anlaşılmıştır.
Halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir ... markası veya bir firmanın ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde ... markası (veya ticaret unvanının ayırıcı unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta; dava konusu edilen işarette markasal hüviyette esas korunma altına alınması istenilen unsurun "..." ibaresi olduğu düşünülmektedir.
Somut uyuşmazlık; taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerindeki dizin de dahil olmak üzere harf ortaklıklarının, karşılaştırılan markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yetip yetmediğidir. Zira; ikilemelerden müteşekkil bu ibareler arasındaki tek fark, davalının markasındaki ikilemenin ilk kelimesinin üçüncü harfidir; bu ibarelerde yer alan diğer yedi harfin tamamı, dizinleri de aynı olacak şekilde aynıdır. Aralarında bir/birkaç harf değişikliği olan sözcüklerin esas unsur olarak kullanıldığı markalar arasında benzerlik olduğu hususunda Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş bir içtihadı vardır. Bu benzerliğin/ortaklığın, davalının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”lu markasıyla karşılaştığında bu markalar arasında görsel benzerliğin oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları işitsel olarak karşılaştırıldığında, taraf markalarında ... markaları dışında tek kelime unsuru olarak kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerindeki harf ve dizin ortaklıklarının ibarelerin okunuşunu ve kulakta bıraktıkları “... ve “... şeklindeki “tını”ları yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen bu ibarelerin/ikilemelerin, Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen İngilizce gibi dillerde yerleşik bir anlamı olmamasından dolayı, markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenmesi mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Bütün bunlara göre; somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu kanaatine varılmıştır.
Somut olay açısından iltibas değerlendirmesi yapıldığında, taraf markalarında, davacının “...” ... markası haricinde tek kelime unsuru hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerindeki yüksek sayıdaki harf ve harf dizini ortaklığının, işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Bu ortaklık sebebiyle; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...” ibarelerinden oluşmuş markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ihtimalinin yüksek doğduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca; davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar ile davalının markasının korunduğu emtiaların aynı/ benzer/türdeş emtialar olduğu ve işaretlerin bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında üst düzey dikkate ve özene sahip tüketicilerin bile yanılgı yaşamalarının mümkün olacağı, zaten de taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin bu emtiaları satın aldığı anda dikkat/özen seviyelerinin yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, “...” ve “...” kelimelerinin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu gıda ürünlerinin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının markasının tescilli olduğu/korunduğu gıda ürünleri açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/ müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.
Netice itibariyle davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı talebi açısından somut uyuşmazlık ele alındığında dahi, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, davalının markasının korunduğu emtia ile davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar aynı/benzer/türdeş olduğu sonucuna varıldığından Mahkememizce taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu kanaati oluşmuştur.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu edilen ... kararının yerinde olduğuna kanaat getirilmiş ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın reddine karar vermek gerektiğinden, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ...aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!