Anahtar kelimeler: Yaratıcısı Smknın İbareli Sinaî Fikri Yazildiği Şahsın Marka Hükümsüzlüğünden Katip

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ... - ...
Av. ... -...
DAVALILAR
: 1- ... - ...
Av. ... - ...
: 2- ... ...
Av. ...- ... ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
DAVA
:
Davacı vekili █████/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla ÖZETLE; müvekkili şirketin "..." ibaresinin gerçek yaratıcısı ve hak sahibi olduğunu, davalı şahsın ... nezdinde yaptığı ...sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin “...” markalarından doğan hakları ihlal edeceği gerekçesi ile SMK’nın 6/3, 6/4, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz ettiğini, müvekkili şirketin itirazını inceleyen ... itirazı tüm gerekçelerle birlikte reddettiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın ise ... ...sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkili markasının Türkiye’de tescilli olmasa da yurtdışında itiraza konu markadan çok daha önce kullanılması nedeniyle 6/3 maddesi uyarınca yapılan itirazın reddedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili markasının dünya çapında yoğun ve aktif olarak kullanılması nedeniyle SMK 6/4 madde uyarınca itirazlarının reddinin yerinde olmadığını, zira SMK 6/4 ve ... Sözleşmesi’nin 1. Mükerrer ve 6. maddelerinin tanınmış markaların sahibinin izni dışında tescil edilemeyeceğini düzenlediğini, ... Sözleşmesi anlamında tanınmış olan bir markanın Türkiye’de korunabilmesi için mutlaka Türkiye’de kullanılmış olmasının gerekmediğini, tanınmışlık durumunun ... Sözleşmesine üye ülkelerden herhangi birisinde edinilmiş olmasının yeterli olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkili şirketin “...” markasının tanınmış olduğu yönünde dosyaya sunulan delillerin ... tarafından dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin .. gibi dünya çapında en iyi bilinen ve tarihteki en başarılı video oyunu serilerinden bazılarını sunduğunu, ayrıca müvekkili şirketin "..." logosunun 1980 yılında şirketin ilk sahipleri tarafından tasarlandığını ve telif hakları kapsamında da koruma altında olduğunu, müvekkili şirketin son beş yıldaki başarısının büyüme sayıları ve tercih edilme süre verileriyle ortaya konduğunu, müvekkilinin yüksek tanınmışlığa sahip oyunlarını “...” markası altında piyasaya sürdüğünü ve bunun dosyada yer alan görsellerle mevcut olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin mal veya hizmetlerdeki en ufak bir benzerliğin müvekkilinin markası ile çağrışım yapacağını, müvekkili markasının birebir aynısını içeren davalı markasının tesciline konu 35. sınıf hizmetlerin niteliği dikkate alındığında söz konusu markanın müvekkili şirket ile ilişkisi olduğu izlenimini yaratacağını, müvekkilinin “...” markasının tanınmış marka olması nedeniyle SMK 6/5 uyarınca tanınmış markanın aynısının farklı sınıflar için dahi tescil edilmesi nedeniyle markanın sulanmasına ve ayırt edici karakterinin zarar görmesine yol açacağını, dava konusu “...” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsuru olması ve marka başvurusunun bu ibareyi aynen içermesi nedeniyle başvurunun SMK’nın 6/6 maddesi uyarınca tümden reddedilmesi gerektiğini, davalının tesadüfen aynı markayı yarattığının kabul edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ... ...’in ...sayılı kararının iptaline ve ...sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; müvekkilinin internet üzerinden kendi şirket ve markaları ile birçok ürün sattığını ve birçok internet sitesinde, yine kendisine ait/ortağı olduğu şirketler üzerinden aktif olarak ticaret yaptığını, müvekkilinin beş ayrı ticaret şirketinde ortaklığı olduğunu ve ona yakın markanın tescil sahibi olduğunu, daha önce “...” ibaresinin ... sayılı marka ile 03. Sınıf emtialar bakımından müvekkilinin eşi ... adına tescil ettirildiğini, ortada müvekkilinin kötü niyetini gösterebilecek hiçbir delil bulunmadığını, davacı yanın bilgisayar oyunları/konsol oyunları üreten bir firma iken müvekkilinin dava konusu markaya ilişkin reklamcılık/pazarlama/reklam amaçlı tasarım ve büro hizmetlerine dair tescil talebinde bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin tescilini aldığı marka arasında sektör bazında benzerlik bulunmadığını, bunun yanı sıra davacı markasının “V” harfinin stilize ediliş şekli ile müvekkilinin markasının düz yazı karakteri arasında benzerlik bulunmadığını, birçok ülkede marka sahibi olduğunu iddia eden davacı yanın ülkemizde herhangi bir marka tesciline bugün itibariyle sahip olmamasının müvekkilinin değil, davacının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin birbirinden farklı olması nedeniyle ilgili sektörlerin ve hedef tüketici kitlesinin farklı olduğunu, taraf markaları karşılaştırıldığında hedef tüketici kitlesi, karşıladıkları ihtiyaçlar ve tarafların yer aldığı piyasa ve sektörler bakımından benzer olmadığının ve iltibas yaratmayacağının açık olduğunu, davacı yanın iştigal konusu ile hiçbir ilgisi olmayan müvekkiline karşı açılan işbu davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/3, 6/4, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının aynı olduğu iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ...sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, █████/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ...başvuru sayılı markası ile marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde davacının tescilsiz "..." ibareli kullanımları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/4 maddesine göre ... Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında tanınmış marka olup olmadığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ...sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin █████/2023 olduğu, █████/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık süre içerisinde olduğu, 6769 sayılı SMK 156 ncı maddesine göre görevli ve yetkili mahkemeye dava açıldığı anlaşılmıştır ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ...sayılı kararında; "...başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun 6769 s. SMK'nin 6/3, 6/4, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Bilindiği üzere SMK’nın 6/3 maddesi “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmüne amirdir. Yayına itiraz sahibi söz konusu ibareyi ciddi kullanım teşkil edecek şekilde başvuru kapsamındaki mallar/ hizmetlerle ilgili olarak kullandığını ispat etmek durumundadır.
Yayına itiraz sahibi tarafından sunulmuş olan bilgi ve belgeler, uyuşmazlık konusu ibarenin muteriz tarafından başvuru tarihinden önce başvuru kapsamında yer alan hizmetlerle ilgili olarak söz konusu ibarenin ciddi kullanım teşkil edecek şekilde Türkiye’de ticaret alanında kullanıldığı yönünde kanaat oluşturmaya yeterli olmamıştır. Bu nedenle eskiye dayalı kullanım iddiası haklı bulunmamıştır.
Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda ... sözleşmesinin 1. Mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” Hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Bunun yanında itiraz gerekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın 6769 s. SMK’nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Son olarak başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurulda başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönünde bir kanaatte oluşmadığından bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir
KARAR
: İtirazın reddedilmesine karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (█████/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"...
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
...
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
...
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
SMK 6/3 maddesi anlamında eskiye dayalı kullanımdan bahsedebilmek için ;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği █████/2009 tarihli ve ... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/4 maddesi anlamında ... Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi ise;
Tanınmış markanın karışıklığa meydan verebilecek şekilde aynısının, taklidinin veya tercümesinin aynı veya benzer ürünler için başkası tarafından tescilini re’sen veya ilgilinin isteği üzerine ret veya hükümsüz kılma ve kullanımını yasaklama konusunda üye ülkeleri yükümlü kılmıştır.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir (...).
SMK 6/9 maddesi kapsamında kötü niyetten bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜ NİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında şu şekildedir:
Davalı Başvuru Markası
"..." (Tescil tarihi
:█████/2021)
(...)
35/1-4 sınıfa ilişkin hizmetler.
Davacıya ait Marka ile Markasal Kullanımları
"..." ibaresinin "konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımları" emtiasına yönelik Türkiye’deki tescilsiz kullanımları.
["..." (dava tarihinden sonraki tescil
:█████/2023)
(...)
09, 41. Sınıflar]
Bilirkişi heyetinden alınan █████/2023 havale tarihli raporda özetle; "...Davacının “...” markasını davalı markasından daha önce, farklı uluslararası anlaşmalara göre birçok kez yurtdışında 09, 28 ve 41. Sınıf emtia ve hizmetler bakımından tescil ettirdiği, davacının “...” markasını davalının ...sayılı markasının kapsamında bulunan 35. Sınıf hizmetler bakımından davalıdan daha önce Türkiye’de ciddi bir şekilde kullandığına dair dosyada somut delil bulunmadığı,
Dosyaya sunulan deliller kapsamında davacının davalı markasının tescilli olduğu hizmetler bakımından SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca önceki hak sahipliği iddiasını ispat edemediği,
Davacının “...” markasının tanınmışlığının SMK m. 6/4 uyarınca somut olaya uygulanma koşullarının oluşmadığı,
Kötü niyet değerlendirmesinin hukuki niteliği itibariyle Sayın Mahkemeye ait olduğu,
Dava konusu 02.11.2022 tarih ve ...sayılı ... kararının iptali ve davalının ...sayılı “ ibareli markasının hükümsüz kılınması şartlarının oluşmadığı..." ifade edilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 35 inci sınıftaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından "..." ibareli markasal kullanımları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı iddiaları bakımından Mahkememizce, dava konusu markanın karıştırılma ihtimaline dayalı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmış olup, bu minvalde yapılan değerlendirmeler şu şekildedir:
Dava konusu "..." ibareli ve ...başvuru numaralı davalı başvurusu, 35 inci sınıflardaki:
"35. sınıf
: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacının markasal kullanımlarının ise "..." ibaresinden meydana geldiği "konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımları"emtialarına yönelik Türkiye'deki kullanımlarının bulunduğu görülmektedir.
1. SMK 6/3 ve 6/6 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Markanın tescil öncesinde kullanılması yoluyla ilgili piyasada bilinir hale getirilmesi durumunda, söz konusu marka üzerinde tescil öncesinde hak sahipliği ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda tescil öncesinde işaret üzerinde markasal kullanım yoluyla elde edilen bir hak söz konusudur. Kişiye gerçek hak sahibi sıfatı atfedilmektedir. Diğer bir ifadeyle marka üzerindeki hakkın kazanılması ve korunması açısından önceliğin tescilden önce elde edilmesi de mümkündür. Buna göre bir işareti seçip, kendine mal eden ve markasal kullanım yoluyla ilgili ürün pazarında bilinir hale getiren kişi gerçek hak sahibi konumuna gelmektedir. Gerçek hak sahipliği tespit edilirken işaretin ilgili ürünlerde ilk defa kim tarafından kullanıldığına veya tescil edildiğine bakılmaktadır. Bir işaretin işletmenin broşürlerinde, kataloglarında, faturalarında vs. ticari evrakında sunulan ürünlerin ayırt edilmesini sağlayacak ve işletmesel köken gösterecek biçimde kullanılması markasal kullanıma karşılık gelir.
SMK m.6/3 gereği öncelik hakkına konu edilebilecek kullanım tescilsiz bir marka aracılığıyla olabileceği gibi tescilsiz ticaret unvanı, tescilsiz işletme adı gibi ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. SMK m. 6/3 ve SMK m. 6/6 hükümleri önceki ticaret unvanı ve işletme adını veya tescilsiz olup önceden ticaret hayatında fiilen ayırt edici bir işaret olarak kullanılan markayı sonraki marka başvurularına/tescillerine karşı korumaktadır. Bu doğrultuda marka tescil başvurusunda bir başkasına ait işletme adı/ ticaret unvanı/tescilsiz marka bulunuyorsa bu marka tescilinde bir nispi ret nedeni ve SMK m. 25 atfı doğrultusunda tescil edilmiş bir marka için hükümsüzlük gerekçesi teşkil edebilir.
SMK m.6/3 gereği, tescilsiz bir markanın, işaretin, ticaret unvanının eskiye dayalı kullanımı yoluyla bu marka, işaret, unvan üzerinde hak sahibi olan kimsenin bu markayı tescil ettirenin, tescil başvurusunu engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğü için talepte bulunma yetkisi mevcuttur.
SMK m.6/3 ve m.6/6 açısından hükümsüzlük yaptırımının uygulanabilmesi için Nice sınıfları/alt grupları bakımından benzerliğin/ayniyetin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira SMK m.6/3 uyarınca eskiye dayalı kullanım nedeniyle öncelik hakkı (üstün hak) hangi mal ve hizmetler için mevcutsa, yalnızca o mal ve hizmetler bakımından tescil engeli ve hükümsüzlük yaptırımı söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla gerçek hak sahipliğine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davalarında iddiada bulunan kimsenin geçmişte hangi sınıflarda/alt gruplarda, hangi mal ve/veya hizmetler bakımından öncelik hakkına sahip olduğu ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescilli olduğu mal ve/veya hizmetler yönünden benzerliğin/ ayniyetin var olup olmadığı hususları tespit edilmelidir.
Bu esaslar dahilinde somut olayda “...” ibaresi üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibinin hangi taraf olduğunun tespiti için dosyaya sunulan deliller incelenerek taraf markalarının karşılaştırılması yoluna gidilmiştir. Bu kapsamda davacının sunduğu delillerden; aynı zamanda ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresini 1980 yılından itibaren günümüze kadar başta...olmak üzere “konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımlarında” kullandığı, markasını 1980-2021 yılları arasında Avrupa Birliği Ülkeleri dahil birçok ülkede 09, 28 ve 41. sınıflarında tescil ettirdiği, ürettiği oyunların dünya listelerinde en çok satan oyunlar arasında yer aldığı, bu oyunlara ilişkin ciroların 3.5 milyar doları bulduğu anlaşılmıştır.
Yine davacının “...” ibaresinin tescili için 08.11.2021 tarihinde başvuruda bulunduğu ve 31.01.2023 tarihinde 09 ve 41. sınıflar bakımından ... nezdinde tescil ettirdiği, davalının ise “...” ibareli marka başvurusunu 01.06.2021 tarihinde yaptığı ve markanın 35. sınıf hizmetler bakımından 02.01.2023 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.
Davacının dosyaya sunmuş olduğu delillerden davacının “...” ibaresine yönelik Türkiye’deki tescilsiz kullanımlarının “konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımları” emtiasına yönelik olduğu yine marka tescillerinin 09 ve 41. sınıf emtia ve hizmetleri kapsadığı anlaşılmaktadır. ... kayıtlarından davalının ...sayılı “...” ibareli markasının ise 35. sınıfta yukarıda belirtilen hizmetler açısından (bkz: sayfa 5 "35. Sınıf: ..." başlıklı paragrafta belirtilen hizmetler) bakımından tescilli olduğu görülmüştür.
Dava konusu marka ile davacı markası karşılaştırıldığında; söz konusu markalar bir bütün olarak incelendiğinde ise her ne kadar markalar yazım karakteri ve oluşturuluş tarzı bakımından birebir aynı olmasa da markaların birebir aynı ibareden oluştuğu, davalının markasının davacının markasının küçük karakterde yazılmış hali olduğu taraf markalarının ortak ve esas unsurunun "..." ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Markalar karşılaştırıldığında; davacının “...” ibareli markası ile davalının “activison” ibareli markası işaret olarak görsel,işitsel ve anlamsal olarak benzer bulunmuştur.
Bu bağlamda davacının dosyaya sunduğu belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde; her ne kadar davacının “...” ibaresine yönelik yurtdışı kullanımları 1980 yılına, Türkiye’de ise 2019 yıllarına dayansa da davacının, davalının markasının tescilli olduğu 35. sınıf hizmetler bakımından kullanıldığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Bu çerçevede davacının SMK m.6/3 ve m.6/6 gereğince “...” ibaresi üzerinde dava konusu markanın kapsamındaki hizmetler bakımından davalı markasından üstün / önceki hak sahipliği iddiasını somut delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/4 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK m. 6/4 uyarınca “... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” Bu madde gereği ... Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmışlığa sahip markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından tescil edilmeyecektir.
Dosya kapsamında ... Sözleşmesi'nin uygulanırlığı açısından yapılan incelemede; sunulan delillerden davacı markasının ...'de tescilli olduğu, ...'nin Sözleşmeye 18.03.1887 yılında taraf olduğu ve 30.05.1887 tarihinde de uygulamaya koyduğu anlaşılmakla, ülkemizce de taraf olunan Sözleşme bakımından ülke bazında uygulanırlık şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK ve ... Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesinde bahsi geçen "tanınmış marka"nın yasal bir tanımı yapılmış değildir. Esasen uygulama ve doktrinde bu konuda bir ittifak olmayıp tanınmış markayla ilgili değişik tanımlar yapılmaktadır.
... nezdinde oluşturulan Uzmanlar Komitesi ve ... ayrı ayrı aldıkları ilke kararlarında, tanınmış markalarla ilgili bir kısım kriterler belirlemişler, tanınmışlığın tespitinde markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafi alanının genişliği, reklam, promosyon, fuarlara katılım ve fuarlar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, marka hakkının hangi etkinlikte/verimlilikte korunduğu ve benzeri olguların dikkate alınması gerektiğini vurgulamışlardır.
Tanınmış markaların başka mal ve hizmetlerde korunması bakımından da yapılacak değerlendirmede dört önemli kriterin dikkate alınması gereklidir. Bunlar,
• Karşılaştırmaya konu markalar arasındaki benzerlik derecesi
• Tanınmış markanın özgünlük derecesi
• Tanınmış markanın tanınmışlık düzeyi
• Karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki farklı mal ve hizmetlerin farklılık derecesidir.
... Dairesi’nin 10.03.2005 tarih ve .... sayılı kararında tanınmışlığın tespitinde dikkate alınacak kriterler açıkça gösterilmektedir. Bu kararda, toplumda tanınmışlığın tespitinde 1999 tarihli “...” adı altındaki ölçütlerden yararlanılması gerektiği, bu ölçütlerin kısaca;
• Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi,
• Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu,
• Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu,
• Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü,
• Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları,
• Markanın ekonomik değeri olduğu vurgulanmaktadır.
... tarafından ayrıca; herhangi bir markanın tanınmış (well kown-iyi bilinen) olup olmadığına karar verecek olan yetkili otoritelere bir rehber ya da yardımcı olmak üzere yukarıda sayılan faktörlerin; ön koşullar olmadığı, bazı durumlarda tümünün bazı durumlarda da bir kısmının yeterli olduğu, kimi durumlarda ise yukarıda sayılanların hiçbirinin değerlendirilmeyip bunların dışındaki etkenlerin değerlendirilerek tanınmışlık kararı verilebileceği, bu tür ek etmenlerin tek başına da yukarıda sayılanların bir veya birkaçı ile birlikte alınabileceği benimsenmiştir.
SMK m.6/4 hükmü ülkesellik prensibinin istisnası olup, SMK m. 6/5 düzenlemesinden bu yönüyle ayrılmaktadır. Zira SMK m.6/4 uyarınca tanınmışlığı ileri sürülen markanın ... Sözleşmesi’ne üye ülkelerde ilgili ürün pazarında bilinir olması gereklidir. Aynı madde uyarınca ... Sözleşmesi’ne taraf bir ülkede söz konusu markanın yoğun kullanımı ve reklamı sayesinde ülkemizde de bilinirliğe kavuşmuş olması aranır. Zira ... Sözleşmesi 1. Mükerrer 6. maddesinin hedefi Anlaşma’ya taraf bir ülkede tanınmış olan markanın ülkemizde tescil edilmemesine rağmen koruma elde edebilmesidir. Ayrıca, bu hükümden istifade edilebilmesi için söz konusu markanın ülkemizde yoğun olarak kullanılması zorunlu değildir. Bu bağlamda ülkemizde ilgili sektörde faaliyet gösteren çevrelerin ve ürünlerin yöneldiği tüketici çevresinin söz konusu markadan haberdar olmaları ve onu ayırt edici bir işaret olarak algılamaları kâfidir.
SMK m. 6/4 uyarınca tescil engeli için koruma hali ile hükümsüzlük sebebi olarak koruma hallerinde markanın Türkiye’de tescilli olması şart değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekili tarafından dosyaya sunulan deliller ve ... (... ) üzerinde yapılan araştırma sonucunda, davacının “...” ibareli markalarını 1980-2021 yılları arasında ...’de 09, 28 ve 41. sınıflarda tescil ettirdiği ve koruma sürelerini uzattığı anlaşılmıştır.
Yine dosyaya sunulan belgelerde davacının 1980 yılından günümüze “...” markası altında ... gibi birçok video oyunu ve serisini piyasaya sürdüğü ve yazılı basın haberlerinde bu oyunların 2015-2019 yılları arasında yılın en çok satan oyunları seçildiği, bu oyunların satışından yüksek cirolar elde edildiği dikkate alındığında; davacının “...” ibareli markalarının “konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımları” emtiaları bakımından tanınırlığının olduğu, davacının markasını taşıyan bilgisayar oyunlarının Türkiye’de satışının gerçekleştirildiği dosyaya sunulan evraklardan sabit olduğu, davacının Türkiye'de internet yoluyla yaptığı satışlarda dava konusu marka da belli olacak şekilde tanıtım yapması (... gibi çevrimiçi platformlar üzerinden yapılan satışlara ilişkin dosyaya sunulan görseller), bazı oyunların satış-tanıtımında dava konusu "..." ibaresinin de oyunun adının yanında kullanılıyor olması ..., "..." markasına ilişkin olarak 2019-2022 tarihleri arasında Türkiye’de yayımlanan haberler ... (...), gibi benzer haber görselleri], davacının "..." web sitesine ilişkin "..." ibaresi de öne çıkacak şekilde kullanımı, davacının "..." "..." ibaresi ile kanalının bulunup, söz konusu kanaldan oyunların kanallarına link verilmesi, davacının sosyal medya kullanımlarında (... gibi) baskın olarak "..." ibaresinin kullanılması ve öne çıkarılması ve mevzu bahis sosyal medya platformlarındaki abone sayısı, “...” markasının satışını gerçekleştirdiği oyun isimlerinden ayrı olarak Türkiye’de ilgili tüketiciler tarafından da biliniyor ve tanınmış olduğu ve böylece davacının dava konusu markayı dünya çapında yoğun ve aktif olarak kullandığı yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuştur.
Mahkememizce yukarıda açıklanan hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, somut olaya SMK m. 6/4’ün uygulanma şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla davacının dava konusu "..." markasının Türkiye'de ... Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamında tanınmış marka olduğu ve somut davada davalı başvurusuna itiraz edebilme olanağı bulunduğu, bu noktada markaların "aynı" olduğu, davacı markasına ait mal/hizmetlerin davalının tescil ettirmek istediği 35. sınıfa ait yukarıda belirtilen hizmet alt grupları ile (bilhassa "bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi" hizmeti bakımından) benzer olduğu, neticeten davacı markasının dünya çapında tanınmış olduğunun kabulü karşısında SMK 6/4. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğu kanaatine varılmıştır.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Mevzuatımızda 6769 sayılı SMK 6/9'da nispi ret sebebi olarak, “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Mevzuatımızda kötü niyetli marka başvurusu durumunda kötü niyetin tanımının yapılmamış olması ile beraber bu durumu; kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanma amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanması ya da bu gayede olması biçiminde tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak, başkalarının markasının şöhretinden yararlanmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında, kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilemez. Zira kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir (... Dairesi, 12.06.2019, ...).
... kararında; marka tescil başvuru sahibinin adil rekabete girme amacı taşımaksızın, dürüst ticari uygulamalarla aykırılık oluşturacak şekilde başkalarının menfaatlerini baltalama ya da belirli bir başkasını hedef almaksızın markanın köken göstermeye ilişkin temel fonksiyonundan ziyade, başka amaçlar için marka tescilinin sağladığı tekelci yetkileri elde etme amacı taşımasının ilgili ve tutarlı göstergelerden bariz bir şekilde anlaşılması halinde, markanın kötü niyet gerekçesi ile hükümsüz kılınabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, marka tescil başvurusu yapan kimsenin niyetinin sübjektif bir olgu olduğunu, ancak buna rağmen, bu olgunun yetkili idari makamlar veya yargı mercilerince nesnel bir şekilde belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kötü niyet iddiası, somut olaydaki tüm ilgili nesnel olguların dikkate alınması suretiyle genel bir değerlendirme yapılmasını gerektirir.
...'nun 16.07.2008 tarih ... sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi halini, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan RG 512 ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay kapsamında yapılan değerlendirmede: Dava konusu "..." ibareli markanın İngilizce kökenli olduğu ve İngilizce'de herhangi bir anlam ifade etmeyişi dikkate alındığında tesadüfen ve herhangi bir surette yaratılabilecek bir marka olmayışı, davacı markasının dünya çapında özellikle bilgisayar ve konsül oyunlarında bilinirliği, davalı tarafından davanın aşamalarında dile getirdiği eşi adına tescilli "..." markasının 03. sınıfta tescilli olduğu ve ilgili sınıfa ait emtiaların incelenmesinden ağartma, temizlik ve kozmetik sektörüne ilişkin olduğunun anlaşılması, ayrıca işbu davaya konu marka tescil başvurusunun davalının kendisi tarafından yapılıp, eşi adına temzilik-kozmetik sektöründe tescilli bir markanın bulunduğu savunmasının davada dinlenemeyeceği, davada tescil ettirilmek istenen sınıfın hizmet sınıfı olduğu gerçeği ve davalının ticari faaliyetlerinde, iş ortaklıklarında ve daha önceden tescil ettirdiği markalarında "activison" ibaresini kullandığı yönünde bir argümanının bulunmayışı karşısında, sırf eşine ait ve temizlik-kozmetik sektöründe kullanılmak üzere tescil edilmiş markanın ileri sürülmesinin iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, davalının marka tescil başvurusu yapmadan evvel, yukarıda belirtilen ... HGK kararında da işaret edildiği gibi, basiretli bir tacir gibi davranarak piyasa araştırması yapması gerektiği ve internet arama motoruna yazmakla dahi kolayca tespit edilebilecek dava konusu "..." ibaresinin davacı tarafından uzun yıllardan beri kullanıldığı ve markanın bilinirliği hususu karşısında davalının iyi niyet argümanın çürütüldüğü, davacının bilgisayar oyunları sektöründeki yukarıda detaylandırılan tanınırlığı karşısında, davalının 35. sınıfa ait bir takım hizmet sektörüne ilişkin alanlarda tescil talebinin iyi niyetli marka tescil başvurusu olarak addedilemeyeceği yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuştur.
Öte yandan; davalı başvurusunda "online pazaryeri" hizmetlerinin bulunduğu hususu göz önüne alındığında; benzerlik kapsamının salt sınıf bazında düşünülmesi mümkün değildir. Şöyle ki; günümüz koşullarında ve tüketim alışkanlıklarında online satış veya online alışveriş hizmetleri ile her türlü malın satışa sunulması söz konusudur.
Somut olayda taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş; yukarıda açıklanan gerekçelerle, somut davada SMK 6/4 madde şartlarının oluştuğu ve davalı şahsın kötü niyetli olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, kötü niyet de bölünemeyeceğinden tüm mal ve hizmetlerin hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın KABULÜNE,
2-... sayılı kararının iptaline,
3-...sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 4-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile 189,15 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 4.147,15 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.
Davacı Masraf Dökümü
:
İlk Masraf 172,90.-TL
Posta Masrafı 674,25.-TL
Bilirkişi Ücreti 3.300,00.-TL
Toplam 4.147,15.-TL

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!