Anahtar kelimeler: Mersis Kod İlanı Unsur Ettirmek Bulunacak Sinaî Fikri Tanınmış Yazildiği

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİT.C.ANKARA3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: 2023/8KARAR NO
: ████████HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ... - (Mersis:...)VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALILAR
: 1- ... - (T.C.:...) ...2- ... ...Av. ...- ... ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023DAVA
:Davacı vekili █████/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkilinin ... sayılı "..." ibaresi esas unsur olan tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...'na (...) başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... (...) itirazda bulunulduğunu, itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu kararın davalı şahıs tarafından yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak ... (...) tarafından kabul edilerek başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin eğitim alanında faaliyet göstermek üzere, "..." markası altında anaokulu, ilkokul, ortaokul,... şeklinde bir eğitim zinciri içerisinde hizmet verdiğini ve 1993 yılında ...'da kurulduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini işletme adı ve tescilli marka olarak yoğun ve yaygın bir şekilde kullandığını ve 41. sınıfta ... nezdinde tescilli “...” ibareli birçok markası bulunduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır ... ibareli markaları tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanmakta ve “...” ibareli markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu,... tarafından markalar benzer bulunmuşken davalı tarafın itirazı üzerine bu kararın ... tarafından kaldırılmasının yerinde olmadığını, itiraza konu marka başvurusunun esas ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, markalar arasında görsel karşılaştırma yapıldığında dava konusu markanın "... ..." ibarelerinden oluştuğunu ve “...” ibaresinin ayırt ediciliği olmaması nedeniyle değerlendirmede dikkate alınmaması gerektiğini, kelime markalarında, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaştığını ve başlangıç kısmındaki benzerliğin tüketicilerin markalarını benzer bulmasında önemli bir etken olduğunu, davalının markasını oluştururken müvekkilinin tescilli markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini benzer bir biçimde kullanmış ve müvekkili markası üzerinden markalaşma çabası içine girmiş olduğunu, "..." ibaresinin, eğitim ve öğretim hizmetlerinde yoğun olarak kullanılması sebebiyle müvekkili firma ile özdeşleştiğini ve ortalama tüketici kitlesinin 41. sınıf aynı hizmetler bakımından tescil edilmek istenen itiraza konu markayı müvekkilinin "..." ibareli markalarının seri markası olarak algılaması ihtimalinin çok yüksek olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkili markasının ayırt ediciliğinin zarar görmesine ve markadan haksız yarar sağlanmasına neden olacağını iddia ederek; ...'in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Davalı vekilinin iddialarının aksine taraf markalarının iltibas oluşturacak kadar benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuru konusu markanın “... ...” ...” olarak kullanılmasına rağmen davacı tarafın dilekçelerinde kasıtlı olarak sadece “...” ibaresinin kullanıldığı algısının yaratıldığını, ...’de “...” ibaresinin, “bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı, uzmanlık” anlamına geldiğini, eğitim sektöründe “...” ibaresinin sıklıkla kullanılan ve belirli eğitimleri (muhasebe, excel, grafik, çizim vb) içeren kalıplaşmış bir sektör terimi olduğunu ve bu sebeple davacının markaları ile iltibas oluşturmadığını, kabul etmemekle birlikte markasının kökeninin “...” ibaresi olsa da bu ibarenin düşük ayırt ediciliğinin bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde “... ...” markasının tesadüf eseri seçilmediği ve “...” kelimesinin ayırt edici özelliğinin bulunmadığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını ve dava konusu markanın “...” ibareli markadan açıkça ayrıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.MUHAKEME
: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
:Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 ve 6/5'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, █████/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi markalardan ... sayılı davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin █████/2022 olduğu, █████/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık süre içerisinde olduğu, 6769 sayılı SMK 156 ncı maddesine göre görevli ve yetkili mahkemeye dava açıldığı anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir....'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ...kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.......Yapılan incelemede, “... ..." ibareli başvuru ile "..." ibaresini içeren gerekçe markaların "..." kelimesini ortak ihtiva ediyor oldukları görülmüşse de hem başvuru markasının hem itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettiği diğer kelime unsurları ile birlikte kavramsal bütün oluşturacak şekilde okunup algılanması, tek başına "..." ibaresinin yüksek düzey olmayan ayırt edici niteliği ve markaların ihtiva ettikleri farklılıklar birlikte göz önüne alındığında başvuru konusu işaret ile itiraz gerekçesi markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları görüşüne varılmıştır. Dolayısıyla, başvuru ile itiraz gerekçesi marka arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmış ve itirazın kabulü gerekmiştir.KARAR
: İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına oy birliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (█████/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için;Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı Başvuru Markası... ...(...)41. sınıfDavacı Markaları"..." esas unsur ibareli markalar.(... )16, 25, 35, 38, 39, 41, 42, 43. sınıflarBilirkişi heyetinden alınan █████/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle; "...Dava konusu ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun yukarıda izah olunan gerekçeler doğrultusunda davacı yanın “...” esas unsurlu kelime ve figürlü kelime şekil markalarının benzer olmadığı ve ilgili tüketici kitlesi bakımından markaların karıştırılması ihtimali bulunmadığı,Davacı markasının tanınmışlığının somut olaya uygulanma koşullarının oluşmadığı,Kötü niyete ilişkin değerlendirmenin hukuki niteliği itibariyle Sayın Mahkemeye ait olduğu,.." ifade edilmiştir.Davacı vekilinin, aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME1) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında DeğerlendirmeDava konusu "... ..." ibareli marka başvurusunun 41'inci sınıf: "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri" mal ve hizmet sınıflarda belirtilen alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 16, 25, 35, 38, 39, 41, 42, 43'üncü sınıflarda tescilli "..." esas unsur ibareli markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.Davacının önceki tarihli itiraza gerekçe markalarının birçoğunun da 41. sınıf hizmetler bakımından tescilli olduğu görülmektedir.Dolayısıyla, dava konusu davalı markası kapsamında yer alan 41. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı davacının önceki tarihli ve tescilli markaları kapsamı ile aynı/aynı tür ya da benzer olduğu anlaşılmış, taraf markalarının iltibas değerlendirmesinde emtia ayniyeti şartının sağlandığı görülmüştür.2. Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme:İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.Dava konusu davalı markası, beyaz bir zemin üzerine siyah büyük harflerle yazılmış “...” ve “...” ibarenin birleşmesinden oluşan kelime markasıdır. Davacı yanın itiraza gerekçe markaları ise “...” ibaresi ve bu ibareye eklenmiş “... vb. ibarelerden oluşan kelime ve koşan insan figüründen oluşan kelime ve şekil markaları olduğu görülmüştür.Taraf markaları anlamsal olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markanın “... ...” ibarelerinden oluştuğu, “...” ibaresinin, ... Güncel Türkçe Sözlük web sayfasında “Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık”, “Donanımı çok güvenli, polis veya asker taşıma aracı” anlamlarına geldiği ve “...” ibaresinin ise Türkçe “kaşif, araştırmacı” anlamına gelen İngilizce sözcük olduğu ve markanın bütün olarak “... araştırmacısı” anlamına geldiği anlaşılmıştır.Davacının mesnet markalarında esas unsur "..." ibaresidir. Bu ibareye muhtelif unsurlar eklenmek suretiyle seri markalar oluşturulmuştur. Davaya konu davalı markası yukarıda da ifade edildiği gibi beyaz bir zemin üzerine siyah büyük harflerle yazılmış “...” ve “...” ibarenin birleşmesinden oluşan kelime markasıdır. Taraf markalarında ortak unsurun "..." kelimesi olduğu ve benzerlik/karıştırma ihtimali kapsamında göz önünde tutulması gereken husususun söz konusu kelime olduğu sonuç olarak, değerlendirmenin bu kelime üzerinden yapılması gerektiği anlaşılmıştır. (Her ne kadar davacının bazı markalarında koşan adam figürü bulunsa da, tüm markalarında söz konusu figürün yer almayışı ve bu figürün mevcudiyetinin de tek başına taraf markaları arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği değerlendirilmiştir.)Davalı markasında ek "..." ibaresini kullanmıştır. Ancak bu ibarenin ek şeklinde yer alması markayı ayırt ediciliği yüksek ve farklı bir ibare haline getirmemektedir. Mahkememizde, "..." ibaresinin markaları birbirinden yeterince uzaklaştırmadığı, davaya konu olan "..." ibaresi ile karşılaşan tüketicinin bu ibareyi mesnet davacı markaları ile ilişkilendirebileceği ve davacı markası olduğunu düşünebileceği kanaatine varılmıştır. Öte yandan yukarıda ifade edildiği gibi, davacının "..." ibareli seri markalarının bulunduğu anlaşılmakla, davacının "..." ibareli seri markalarını görmüş ve tanımış bir tüketicinin, davalının "... ..." markası ile karşılaştığında, söz konusu markayı davacının seri markalarından biri olarak algılama olasılığı oldukça yüksektir. Bu kapsamda, davalının "..." ibareli marka kullanımının davacının seri markaları arasına sızma girişimi olarak da nitelendirmesi mümkündür.Ayrıca; taraf markaları işitsel açıdan aynı/benzer görülmüştür. Şöyle ki; dava konusu marka "... ..." şeklinde telafuz edilen sözcük/kelime markası olup, davacının mesnet markaları ise "..." ibaresi ile başlayan kelime ya da şekil markalarıdır. Kelime unsurlardan oluşan markalarda, tüketici algısında sözcük unsuru daha ön planda olacak, tüketicinin mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken, figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade edeceği değerlendirilmiştir. Nitekim bu durum doktrinde "söz görünümden yüksek sesle konuşur" ilkesi olarak kabul edilmiş bir ilkedir. Bu çerçevede dava konusu markanın ilk algısı ve bu algının üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak unsur “...” kelimesi olacaktır. Bu doğrultuda taraf markaları arasında işitsel benzerliğin mevcut olduğu değerlendirilmiştir.3)Hitap Eden Tüketici Kitlesi Bakımından Değerlendirmeİltibas değerlendirmesinde halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurması SMK’nın 6/1 maddesi anlamında markalar arasında benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi bir uzman ya da normalin altı veya üstünde dikkat ve gözlem yeteneğine sahip olan kişi değil, markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. (...)İltibas ihtimalinde mal veya hizmetin hitap ettiği tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Ancak bu mahiyetteki bir tüketicinin de birbirine yakın olan, benzer esas unsurları içeren işaretler konusunda tereddüt yaşayabileceği ve iltibas ihtimaline düşebileceği değerlendirilmektedir.Mahkemece, markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken markaların tüketici nezdinde sahip olduğu ayırt edici ve dominant unsurlarına bağlı olarak sahip olduğu genel etkinin temel alınması gerekmektedir. (...). Zira bir markada dominant bir unsurun yer aldığında ilgili tüketici kitlesi markadaki diğer unsurları çoğu zaman görmezden gelir ve markadaki dominant unsuru aklında tutar. Bu nedenle bir unsur kompleks bir markanın genel görünümünde dominant bir etkiye sahip olmadıkça, bu unsurun başka bir markada yer alması nedeniyle markalar eşdeğer veya benzer olarak kabul edilmezler. Somut uyuşmazlığa ışık tutacak mahiyette olan bazı uyuşmazlıklar ülkemizde ve uluslararası kuruluşlar nezdinde yargı önüne taşınmıştır. .... Sayılı “...” kararında belirlenen, somut uyuşmazlık yönünden de uygulama alanı bulan diğer ilkeler aşağıda maddeler halinde sunulmuştur.• Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.• Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir.• Son olarak başvuru sahibinin markasındaki mevcut eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.Dava konusu 41. sınıf “eğitim ve öğretim hizmetleri ile dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama” hizmetlerine ilişkin tüketici kitlesinin, bu hizmetlerin yılda birkaç kez bazen nadiren alınan, daha çok araştırma yapılarak piyasadaki alternatiflerin incelenerek karşılaştırılmasını gerektiren hizmetler olması dolayısıyla marketten ürün alacak olan bir kimseden daha fazla dikkat düzeyine sahip bilinçli tüketici kitlesi olduğuna kanaat getirilmiştir.Ancak, mal/hizmet sınıfı bakımından bilinçli tüketici kitlesi belirlemesinin yapılması tek başına markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaz. Zira somut davada olduğu gibi, birebir aynı kelime unsurunu içeren ve fonetik olarak aynı kelime ile başlayan "..." ibareli taraf markalarında, bilinçli tüketici kesimi de markaların aynı işletmeden geldiğini düşünebilecek, böylelikle markanın "kaynak gösterme fonksiyonu" bağlamında yanılma olabilecektir.Sonuç olarak, davaya konu olan marka ile davaya mesnet gösterilen markaların mal ve hizmetlerin aynı olduğu, davacı ile davalı markalarındaki esas unsurun "..." olduğu, markalardaki ek ibarelerin markaları yeterince uzaklaştırmaya yetmemesi, fonetik olarak markaların aynı kelime ile başlaması nedeniyle SMK md. 6/1 anlamında çekişme konusu emtialar bakımından iltibas tehlikesinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.4. SMK 6/5 Uyarınca Tanınmışlık Hususunda Yapılan DeğerlendirmeTescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olayda davacı tarafın “... ...” ibareli markalarına ve koşan insan şekil unsuruna ilişkin ... nezdinde yapılan ... sayılı tanınmış marka başvurularının reddedildiği anlaşılmıştır. Öte yandan somut dosya kapsamında markanın tanınmış olduğunu ispata yönelik yeterli delilin de bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, markanın tanınmışlığına ilişkin koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını belirtmiş ise de; ... 08.06.216 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:1-Davanın KABULÜNE,2-...’nun ... sayılı kararının iptaline,3-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 4.046,40 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ...aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,Dair verilen karar, davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2023Katip ...¸Hakim ...¸¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğinceDYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.Davacı Masraf Dökümü
:İlk Masraf 385,40.-TLPosta Masrafı 361,00 .-TLBilirkişi Ücreti 3.300,00.-TLToplam 4.046,40-TL