Anahtar kelimeler: Konusuticaret Özetidavacı Yönergesinin Müdürünün Ttknın Aşnin Toplantısında Sicil İlamda Yönetim

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
:Ticaret Sicil Müdürünün Kararına İtirazTaraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair karara karşı, davalı Sicil Müdürlüğü vekili ile ilgili kişi.... AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;... A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısında alınan 2021/2, 2021/3 ve 30.11.2021 tarih ve ███████ sayılı Yönetim İç Yönergesinin kabulüne dair Yönetim Kurulu Kararlarının TTK'nın 367. maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 18.04.2017 tarihli Şirket Yönetim İç Yönergesinin 3/I maddesine açıkça aykırı olduğunu ve bu yönergelerin tescil ve ilanının mümkün olmadığını, 2021/2 ve 2021/3 sayılı Yönetim Kurulu kararlarının, yönetim kurulu üyesi iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen, çoğunluğu temsil eden diğer yönetim kurulu üyelerinin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkillerince davalı ... Sicil Müdürlüğü ile ... A.Ş'ye tebliğ edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 01.12.2021 tarihli ihtarı ile anılan kararların yasanın emredici hükümlerine aykırılın nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesinin istendiğini, ayrıca kararların uygulanması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyeler ile kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının ihtar edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçelerin verildiğini, TTK'nın 367. ve 371. maddeleri delaletiyle anasözleşmenin tamamlayıcısı/ uzantısı niteliğinde olacak şekilde, yönetim kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 18.04.2017 tarihli iç yönergenin 3/I maddesindeki emredici hükümlere aykırı olan kararların tescil ve ilanın yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek, TTK'nın 32. ve 34. maddelerine dayalı olarak yapılan itirazlar neticesinde, yönetim kurulu kararları ile iç yönergesine ilişkin davalı sicim memurluğunun tescil işlemlerinin iptal ile terkinine karar verilmesine talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince verilmiş bir red kararı bulunmadığından HMK'nın 114/2, 115/1 ve TTK'nın 34. maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, iptal davası mahiyetindeki bu davada müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından bir kısım davacılar bakımından davanın reddi gerektiğini, davanın esası bakımından ise müvekkilince TTK'nın 32.maddesi iye Yönetmeliğin 34.maddesine uygun işlemler yapıldığını, yönetim kurulu kararlarına ilişkin nisapların TTK'nın 390. maddesine göre ancak esas sözlemede düzenlenebileceğini, esas sözleşme dışında yönerge ve benzeri adlarla toplantı nisabının değiştirilemeyeceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususların kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağını, münhasıran esas sözleşmede düzenlenebilecek hususların iç yönerge ile düzenlenemeyeceğini savunarak, davanın reddiniistemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı celp edilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, ticaret sicil memurunun kararına itiraz istemine ilişkindir. TTK 34 Md.'de 'İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.' hükmünü içermektedir. Her ne kadar davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından verilmiş bir red kararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de TTK 34 Md.'si açık olup itiraz, sadece red kararına karşı yapılır şekilde bir ifade bulunmayıp tescil, değişiklik veya silinme işlemleri ilgili tüm kararlara karşı itiraz yolu açık bulunmaktadır. Ayrıca davalı taraf silinme ile ilgili başvuru olmadığını iddia etmiş ise de Davacılar 01.01.2021 ve 06.12.2021 tarihli ticaret sicil müdürlüğüne ibraz edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirmiş ve başvuruda bulunmuşlardır. Ayrıca aktif ve pasif husumet ehliyetleri yönünden davalı taraf husumet itirazında bulunmuş ise de TTK 34 Md.'ye göre sicil müdürlüğünün kararına karşı itiraz edileceği düzenlenmiş olup Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı dava açılması hukuken doğru olup davalı tarafın pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Aktif husumet ehliyetine gelince davacılar, tescil işlemine konu şirketin pay sahipleri olup TTK 34 Md.'de ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlemiş olduğuna göre aktif husumet ehliyetine sahiptirler. Her ne kadar davalı ... sicil müdürlüğü Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 Md.'sine atıf yaparak husumet itirazında bulunmuşlar ise de ilgili yönetmelik maddesinin sadece tescil başvurusunu yapabilecek kişileri gösterdiği itirazda bulunabilecek kişileri kapsamadığı anlaşılmakta olup somut davaya uygulanması mümkün değildir.Davacıların hissedarı olduğu .... A.Ş., TTK 367 ve 371 Md.'ne atıf yaparak █████/2017 tarihinde tescil edilen ... numaralı iç yönergeyi oybirliği ile kabul ederek sınırlı temsil ve ilzama ilişkin hususları düzenlemişler ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile yönetim kurulu kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirmişlerdir. Esas sözleşmeye ek olarak TTK 367 Md'nin kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcuttur. ...Numaralı iç yönerge tescil ilan edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulanagelmiştir. Yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlenmiştir. TTK 367 Md. Gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönerge, esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğindedir. İç yönergeye aykırılık hali esas sözleşmeye aykırılıkla aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorundur. Somut davada 2017/2 numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu █████/2021 tarihli ... numaralı ve ayrıca ... numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli ███████ numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alınmış davacı ortaklar muhalefet şerhlerini tutanağa geçirmişlerdir. Her ne kadar TTK 390 Md.'de yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında 'esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde' ifadesine yer verilmiştir. İç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şart yerine getirilmemiştir. TTK 32 Md.'ye göre sicil müdürü talep edilen tescil işlemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup olmadığını re'sen araştırma yükümlülüğü altında olup TTK 367 Md.'ye göre düzenlemiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itiraz başvurularına rağmen görmezden gelinerek tescil işleminin gerçekleştirilmesi hukuka aykırı olup açılan davanın kabulü ile tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine..." gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş.'nin 30.11.2021tarih ve ... numaralı,...numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarih ve ... numaralı şirket yönetim iç yönergesinin yapılmış olan tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine, kararının tescil ve ilanına, karar verilmiştir.Bu kararlara karşı, davalı ve ilişkili kişi ... AŞ vekillerince vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin işleminin hukuka uygun olmasına rağmen davanın kabulü ile müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçesinde ileri sürülen usulü itirazların reddine ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığına ilişkin itirazın dikkate alınmadığını, zira bu yönetim kurulu kararların butlanın başka bir davada talep edilmesi nedeniyle ayrıca müvekkiline karşı terkin davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ve bu durumun 28.04.2022 tarihli beyan dilekçesi ile bildirilmesine ve 02.06.2022 tarihli duruşmada izah edilmesine karşın mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, Mahkemenin değerlendirmesinin TTK'nın 34.maddesine aykırı olduğunu, davacıların müvekkiline başvurduğu tarihte gerçekleştirilmiş bir tescil işlemi bulunmadığını, davacıların başvurusunun esasında "peşin muhalefet" niteliğinde olduğunu, genel kurul kararlarının iptali davasında peşin muhalefetin sonuç doğurmaması gibi burada da bir sonuç doğurmayacağını, bir çok yargı kararında da tescil işlemi yapılmadan sicil müdürlüğüne yapılan başvurunun sonuç doğurmayacağının kabul edildiğini, mahkemece aktif ve pasif dava ehliyetine ilişkin açıklamaların dikkate alınmadan karar verildiğini,TTK'nın 390/1. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile karar alacağını, toplantı ve karar nisaplarının emredici düzenlemelere aykırı olmamak şartıyla ancak, esas sözleşme ile ağırlaştırılabileceğini, yönetim kurulunca esas sözleşmede bir dayanak olmaksızın yetki aşımı yapılarak iç yönerge ile bir karar nisabı belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret sicili yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiren bir hüküm bulunmadığını, iç yönergeyle yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, TTK'nın 367/1.maddesine göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği, bunun için gerekli olan görevleri, tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olmadığını, esas sözleşmeyi aşacak hükümler taşımasının mümkün olmadığını, müvekkil Müdürlüğün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmayan 2017 tarihli iç yönergeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlgili kişi ...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğüne itiraza ilişkin TTK'nın 27-34.maddelerine aykırı talebin kabulünün hatalı olduğunu, buna göre kararın ancak ilgilerce tescilinin istenebileceğini, ilgilinin de sadece şirket tüzel kişiliğini temsil eden yönetim kurulu olduğunu, bu tescil talepleri üzerine ticeret sicil tarafından verilen kararlara da ancak tescil talebinde bulunan ilgilinin itiraz edebileceğini, TTK'nın 28/2. maddesindeki düzenlemeye göre yönetimin çoğunlukla aldığı bir kararın tescil talebi tüm yönetim kurulu üyelerini ve hissedarları tarafından istenmiş sayılacağını, ticaret sicil müdürlüğü kararlarına itirazın, tescil talep eden yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, yönetim kurulunun aldığı karar ve bu karara ilişkin tescil talebinin, tüm yönetim kurulu üyeleri tarfından istenmiş sayılacağını ve şirketin bütün organ ve hissedarlarını kapsadığını,Tescile itiraz davalarında, TTK'nın 34/2. maddesine göre ilgililerin mahkemede dinlenmesi gerekmesine rağmen, müvekkili şirkete haber verilmeden davanın sonuçlandırılmasının usule aykırı olduğunu, Benzer ortaklık yapısına sahip olan birden fazla şirket bulunduğunu, aile şirketi olan bu şirketlerde davacıların azınlık pay sahibi olduklarını, davacıların şirketleri bölünmeye zorlamak için sürekli dava açtıklarını, iç yönergenin esas sözleşme veya kanun olmadığını, yönetim kurulunun toplantı ve karar çoğunluğuyla çıkarılıp aynı çoğunlukla iptal edilebileceğini, anonim şirketlerdeki yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 390.maddesindeki çoğunluk ilkesine göre ve TTK'nın 370. maddesindeki temsil ve ilzama ilişkin iki kişinin seçimine ve yönetim kurulunun çağrı usulüne ilişkin yargıtay kararlarının yol gösterici olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince ilgili kişi olan şirketin istinaf başvurusu 19.09.2020 tarihli ek karar ile değerlendirilmiş ve taraf olmayan üçüncü kişinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.İlgili kişi ...AŞ vekili, ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İstinaf başvurusundaki nedenler tekrar edilerek, mahkemece taraf olmayan kişinin istinaf hakkı bulunmadığına ilişkin gerekçeyle istinaf başvurusunun reddetmesinin hatalı olduğunu, zira TTK'nın 28. maddesi ile Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 22/f.2-d maddesine göre sicile başvuru talebinde bulunabilecek ilgililer ve dolayısıyla tescil kararlarına karşı itirazda bulunabilecek ilgililerin sayıldığını, davacıların ilgili olmaması nedeniyle taleplerinin reddi gerektiğini, bu davada taraf olma ehliyeti şirket tüzel kişiliğine ait olmasına rağmen bu hakkın elinden alındığını, sicil memurunun kararına itiraz üzerine ilgililerin kanun yoluna başvurabileceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına, esas karara yönelik istinaf başvurularının kabulü ile esas kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğünün kararına itiraza ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmi; karara karşı, davalı ve ilgili üçüncü kişi vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf başvurusunda bulunan ... A.Ş.'nin ilgili olarak istinaf başvurusunda bulunduğu, yasa hükmünde hakları etkilenecek kişilerin dinlenerek karar verileceğinin düzenlendiği, davanın sicil memurluğu kararına itiraz davası olmasına rağmen, verilen kararla şirketin haklarının doğrudan etkilenmesi nedeniyle, istinaf başvurusunda bulunan şirketin istinaf hakkı bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin 19.09.2022 tarihli istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek karara yönelik istinafın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına, ilgili kişinin esas hükme yönelik istinaf başvurusunun, davalı başvurusu ile birlikte incelenmesine karar verilmiştir.İptali istenilen yönetim kurulu kararları, oy çokluğu ile alınmış olup şirketin yönetim kurulu üyesi olan davacılar ... ve ... karara muhalif kalmışlardır. Davacılar, davalı sicil müdürlüğünün 16.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan yönetim kurulu kararları ile yönetim iç yönergesinin tescile ilişkin işlemlerin iptali ile sicilden terkinini talep etmişlerdir.Dosya kapsamından, davacı gerçek kişilerin dava dışı ... A.Ş.'nin hissedarlarından oldukları, davacılardan ... ve ...'ın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi, ... ve ...'ın ise yalnızca şirket ortağı oldukları, hisse oranlarının %0,5 olduğu, davacılar tarafından şirketin 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile aynı tarihli yönetim kurulu kararlarının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, davalı Sicil Müdürlüğüne ve şirkete Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen 01.12.2021 tarihli ihtarname ile 30.11.2021 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararı ile 30.11.2021 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle tescil ve ilan edilmesinden imtina edilmesini talep ettikleri, davalı Sicil Müdürlüğüne 01.12.2021 ve 06.12.2021 tarihlerinde gönderilen dilekçeler ile aynı talebin tekrar edildiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirketçe alınan kararların 16.12.2021 tarihinde yayınlanan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ettirildiği, davacılar tarafından herhangi bir itirazda bulunulmaksızın 21.12.2021 tarihinde, TTK'nın 32 ve 34. maddeleri gereğince iş bu itiraz davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacıların ilan edilmemesini talep ettikleri 30.11.2021 tarihli ... Karar nolu yönetim kurulu kararının, daha önce şirketin sınırsız temsil ve ilzama ilişkin olarak alınan 03.10.2019 tarih... numaralı yönetim kurulu kararının iptal edilmesine, şirketin sınırsız temsil ve ilzam yetkisi ile ilgili olarak yönetim kurulu başkanının ve yönetim kurulu başkan vekili ile birlikte veya yönetim kurulu üyesi ...'ın birlikte müşterek imza ile temsile ilzam etmeye oy çokluğu ile karar alındığı, 30.11.2021 tarihli... karar nolu yönetim kurulu kararında ise TTK'nın 367.maddesine uygun olarak yönetim kurulu tarafından hazırlanan 27.04.2017 tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 431 ve 432 sayfalarında ilan edilen 18.04.2017 tarihli ... sayılı şirket iç yönergesinin ve daha önce imza yetkileri hakkında verilmiş olan bütün kararların bunlara uygun olarak hazırlanan tüm imza sirkülerinin iptal edilmesine, yürürlükten kaldırılmasına, TTK 367 ve 371 maddeye uygun olarak düzenlenen şirket iç yönergesinin kabulüne karar verildiği, yönetim kurulu toplantısına katılan davacılardan yönetim kurulu üyesi ... ve ...'ın söz konusu kararlara muhalif kaldıkları, şirket A Grubu hisselerini temsilen yönetim kurulu üyesi olarak muhalefet şerhlerini yazdıkları, 30.11.2021 tarihli şirket iç yönergesinin düzenlendiği, davacılar tarafından iş bu dava konusu yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391. maddesi gereğince batıl ve yok hükmünde ve geçersiz olduklarının tespiti amacıyla dava açıldığı anlaşılmıştır. Davacılar tarafından dava dışı şirketin grup şirketlerinden olduğu anlaşılan şirketlerle ilgili olarak da başkaca davaları açmış oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece, dava dışı ... AŞ aleyhine hüküm kurulduğundan, adı geçen şirketin istinaf başvurusunda hukuki yararının olduğu kanaatine varılarak mahkemenin şirketin istinaf başvurusunun reddine dair 19.09.2022 tarihli ek kararının usul ve yasaya uygun olmadığı kabulü ile söz konusu kararın kaldırılması ve anılan şirket vekilinin istinaf başvurusunun esasının incelenmesi gerekmiştir.Öncelikle, davacıların aktif dava ehliyetlerinin (davacı sıfatlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir: TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır.Görüldüğü üzere, talep edebilecek olanlar, maddede ilgililer olarak ifade edilmiştir. TTK'nın 31/2. maddesine göre tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa, sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Bu durumda da kaydın kısmen veya tamamen silinmesini talep edebilecek olanlar yine ilgililerdir. Bu kuralın istisnası, resen yapılacak tesciller ile yetkili kurul veya kuruluşun bildirimi üzerine yapılacak tescillerdir.TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür.Bu maddeye göre, tacirin hükmi şahıs olması halinde onun salahiyetli uzuvları veya selahiyetli temsilcileri ilgili kişi olarak kabul edilmektedir. Açılan herhangi bir davada veya itirazda, dava açan yahut itiraz eden kişinin bu davayı açmaya veya itiraza yetkisi olup olmadığı, yani aktif dava veya itiraz ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun saptanması resen göz önünde tutulur.Yapılan bu açıklamalara göre, şirket ortakları, Kanun'daki ve Yönetmelik'teki ilgililer kapsamına girmemektedir (Emsal nitelikte Yargıtay 11. HD'nin █████████ E- █████████ K sayılı kararı). Davacılardan ... ve ...'ın... A.Ş.'nin hissedarı oldukları, şirket yönetim kurulu üyesi olmadıkları, bu nedenle "ilgili" kavramı kapsamında olmadıkları anlaşılmakla, anılan bu davacılar yönünden davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı bulunmuş ve bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Diğer davacılar ise aynı şirketin yönetim kurulu üyesidirler. Yönetim kurulu üyesi olan davacılar ... ve ... 'ın Kanun ve Yönetmelik uyarınca "ilgililer" kapsamında kaldığı ve bunların aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu belirlenmiştir. Ancak bu davacıların aktif dava ehliyetleri bulunmakla birlikte, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil işlemine karşı, öncelikle TTK'nın 34.maddesi uyarınca itiraz ve silme talebinde bulunmuş olmaları, sicil müdürlüğünün bu talebi reddetmiş olması ve bu ret kararının tebliği üzerine sekiz gün içinde TTK'nın 34.maddesi uyarınca itiraz davasını açmaları gerekirdi. Zira TTK'nın 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir.Somut olayda tescil talebi, davacı yönetim kurulu üyelerine ait olmayıp, şirketi temsil eden diğer yönetim kurulu üyelerine, yani şirket tüzel kişiliğine aittir. Davacı yönetim kurulu üyelerinin ise tescil işleminin silinmesini öncelikle Sicil Müdürlüğünden talep etmelidir. Ancak Sicil Müdürlüğü tarafından bu silme talebinin reddi hâlinde itiraz davasını açabilirler. Bu husus, itiraz davasının açılabilmesinin koşuludur. Davacılar, davaya konu tescil işleminin silinmesi konusunda Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurabileceklerinden, bu aşamada eldeki davayı açmakta hukuki yararları yoktur.Davacı yönetim kurulu üyelerinin, davaya konu tescil işlemi yapılmadan önce Sisil Müdürlüğüne gönderdikleri ihtarname, yasal prosedürün tamamlandığı anlamına gelmez. Zira silme talebi, ancak tescil işlemi tamamlandıktan sonra yapılabilir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, davacı yönetim kurulu üyelerinin açtığı davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuş, kararın bu yönden kaldırılması ve bu davacıların davasının usulden reddine karar vermek gerekmiştir (Emsal nitelikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı).Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin ve ilgili şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;İlgili ... A.Ş. vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 19.09.2022 tarihli istinaf talebinin reddine dair ek kararının kaldırılmasına; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin ve ilgili ... AŞ vekilinin asıl karara yönelik istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu asıl kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davacılardan ... ve ...'ın açmış oldukları davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacılar ... ve ...'ın açmış olduğu davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, 3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacıların yapmış oldukları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf herhangi bir yargılama gideri yapmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Müdürlüğüne verilmesine, 7-HMK'nın 333.maddesi uyarınca, artan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrasında, yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından;a-Davalı ... Sicil Müdürlüğü ve ilgili Şirket tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harçlarının ise karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıranlara iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ile 66,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 286,70 TL kanun yolu giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillernie ve ilgili Şirket vekiline tebliğine,10-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.