Anahtar kelimeler: Olmayarak Kudreti Arsanın Sokak İpoteğin Murisi Yaşında Parselde Paylarına Menfi

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: 15.12.2022NUMARASI
: ████████ Esas - █████████DAVA
: Menfi Tespit ve İpoteğin KaldırılmasıTaraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'in 85 yaşında ve temyiz kudreti olmayarak üçüncü kişi sıfatıyla mülkiyeti kendisine ait olan ... Mahallesi ... Sokak ... ada, ... parselde bulunan 225 m2 miktarlı kat irtifaklı arsanın, arsa paylarına ... Limited'in ...'ye olan borçlarının teminatı olarak 225.000 Euro bedelle, birinci dereceden ipotek tesis ettiğini, birinci kredi sözleşmesinin taahhüt sorumlularının ... Limited Şirketi olup, garantörlerinin ise ... Ticaret Limited Şirketi ve davalı ... olduğunu, murisin ise teminat sorumlusu olduğunu, daha sonra ... ile kredi lehtarı ... Limited ve garantörler arasında 31.07.2007 tarihli 700.000 Euro tutarlı kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin bu durumu intikal işlemleri sırasında öğrendiklerini, ...'in 85 yaşındayken ... adına çalışan torunu ...'in telkinleri ile hareket ederek diğer torunu ...'a ipotek tesisi yetkisi de bulunan geniş yetkili bir vekaletname verdiğinin öğrenildiğini, ayrıca lehine ipotek tesis edilen ... Limited'in kredi kullanmadığının da öğrenildiğini, 13.12.2013 tarihinde kredi veren ..'ye ipoteğin fekki için müracaat edildiğini, verilen cevapta ... Limited'in kredisini kapatan kefil ...'na teminatın temlik edildiğinin bildirildiğini, murisin ipotek tesis işlemi için verdiği vekaletnamenin geçersiz olduğunu, bu nedenle vekil ...'in kredi veren ... ile düzenlediği ipotek sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, vekaletname alınırken murisin iradesinin fesada uğratıldığını, murisin ölmeden önce iki yıl boyunca ağır kanser tedavileri gördüğünü, bu nedenle akli melekelerinin yerinde olmadığını, murisin ... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, işlem tarihi itibariyle murisin hukuki işlem ehliyetine sahip olup olmadığının Adli Tıp Kurumu aracılığıyla tespiti gerektiğini, ayrıca ... ile ... arasında yapılan sözde alacağın temliki işlemini kabul etmediklerini, murisin bu kredi borcuna kefaletinin bulunmadığını, kredi sözleşmesinde imzasının olmadığını, borcun kefil tarafından ödendikten sonra temlik alınamayacağını ileri sürerek, ipoteğe ilişkin icra işlemlerin tedbiren önlenmesine, ... Limited'in, ...'ye olan kredi borçlarının ... tarafından ödenmesi sebebiyle müvekkillerinin murisi ...'in ... Limited lehine borcun teminatı olarak 225.000 Euro bedelle birinci derecede tesis ettiği ipoteğin konusuz kalması nedeniyle, müvekkillerinin alacağı temlik aldığını iddia edilen davalı ...'na borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin kaldırılması ile tapu kütüğünün düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıların murisinin 06.07.2006 tarihinde Ümraniye ... ada ... parselde bulunan bir dükkan ve üç daireden oluşan taşınmazını ... lehine 225.000 Euro miktarla ipotek ettirdiğini, ipotek tesisinden sonra 31.07.2007 tarihinde dava dışı ... Ltd'nin ...'den 70.000 USD kredi kullandığını kredi sözleşmesinde müvekkili ...nun kefil olarak yer aldığını, ödenmeyen kredi borcu için ...'nin ..., ... İnşaat, ..., ... ve meris ...'e 02.09.2010 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinin ihtarını göndererek bakiye 150.917,33 Euro borcun ödenmesini istediğini, borcun ödenmemesi üzerine bankanın müvekkilinden 140.000 Euro tahsil ettiğini, ödenen borç için müvekkili ile ... AŞ arasında 16.05.2011 tarihli alacağın temliki sözleşmesinin düzenlendiğini, murisin 28.04.2012 tarihinde öldüğünü, müvekkilinin alacağın temliki nedeniyle temlik edilen miktar nispetinde ipotekli taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğundan, ipotek verenin mirasçıları ile ipotek borçlusu ... ve ...'a Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarının gönderildiğini, Kartal ... Noterliğinin 07.04.2014 tarihli cevabı ihtarında teminat ipoteğinin temlik alınamayacağı, borcun kefil ve garantör tarafından ödenmesi ile üçüncü kişi olan müvekkillerinin teminat sorumluluğundan kurtulduğunu bildirdiklerini, murisin torunu ...'e verdiği Kadıköy ... Noterliğinin 05.07.2006 tarihli vekaletnamesi ile taşınmaz üzerinde 06.07.2006 tarihinde ... Şirketinin ...'ye olan ve olacak borçları için 225.000 Euro bedelle ipotek tesis edildiğini, murisin vekaletnameden altı yıl sonra vefat ettiğini, vekaletin yakın aile bireylerine verilmesi nedeniyle müvekkilinin irade fesadından haberdar olmadığını, müvekkili ile alacaklı banka arasında yapılan temlik sözleşmesinin yasaya uygun olduğunu zira kefilin borcu eda ettiği ölçüde alacakların haklarına halef olacağını, sunulan Yargıtay kararlarının somut olayla ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun aslında bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Ancak davalının alacağı kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 tarih █████████ E., █████████ K. Sayılı kararı da bu yöndedir.) Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, HMK'nin 201.maddesinde düzenlenen miktardan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. (Ankara BAM 22. HD. █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davacılar miras bırakan ...'in vekaletname düzenlendiği tarihte hukuki fiil ehliyete sahip olmaması ve teminat amaçlı ipoteğin davalı-garantör tarafından ödenmiş olması sebebiyle temliki mümkün olmadığından davacıların temlik alan davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin kaldırılmasını talep etmektedir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi). Eldeki dosyada, davacı-borçlu-mirasçılar tarafından muris ...'in vekaletname verdiği esnada fiil ehliyetine haiz olmadığı ile dava konusu borcun davalı tarafından ödenmesi ve davalının garantör olması sebebiyle temlikin mümkün olmadığı hususu ileri sürüldüğünden anılan hususların davacılar tarafından yöntemince ispat edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü davacı taraftadır. Muris ...'in Fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunda; Davacı tarafından muris ...'in vekaletnamenin tesisi anında fiil ehliyetine haiz olmadığı ileri sürülmüş ise de; ATK █████/2020 tarihli raporu dikkate alındığında murisin fiil ehliyetine haiz olduğu anlaşılmakla davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Davalının kredi borcunu dava dışı ...'ye ödemesi sebebiyle yapmış olduğu temliknamenin geçerli olup olmadığı hususunda; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, █████/2007 tarihli kredi anlaşmasına ilişkin sözleşme hükümleri, alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında dava dışı ... ile dava dışı-asıl borçlu ... Ltd. Şirketine kullandırılan kredi sözleşmesinde muris davalı tarafından verilen garantinin TBK 581 maddesinde düzenlenen kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu, kefalet sözleşmesi şartlarının mevcut olduğu ve alınan █████/2018 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere kredi borcunun bir kısmının davalı tarafından ödendiği, TBK 596 maddesi gereği davalının ödeme sonrasında yapmış olduğu temlikin geçerli olduğu anlaşılmış, davacının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiş, sübut bulmayan davanın..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesince de görevsizlik kararı verilmesi üzerine, ticaret mahkemesinin görevli olduğunun belirtilerek, yargı yerinin belirlendiğini, Dava dilekçesinde murisin 85 yaşında ve temyiz kudreti yerinde olmayarak, üçüncü kişi sıfatı ile kendisine ait taşınmaz üzerinde ... Ltd'inin ...'ye olan borçlarının teminatı olarak 225.000 Euro bedelle birinci derecede ipotek tesis ettiği, kredi sözleşmesinin asıl sorumlularının ... Ltd.Şti ile garantörlerinin (müşterek ve müteselsil kefilleri) ... Ticaret Ltd. Şti ve ... olduğunu, murisin ise ipotek veren olarak sorumlu olduğunu, daha sonra kredi veren banka ile kredi lehdarı ... Ltd. ve garantörler arasında 31.07.2007 tarihinde 700.000,00 Euro tutarlı kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözlemenin intikal sırasında öğrenildiğini, murisin 85 yaşındayken, ... adına çalışan torunu ...'in telkinleri ile hareket ederek diğer torunu ...'a, ipotek tesis yetkisi de içeren vekalet verdiğinin ve işlemin bu vekalet ile yapıldığının öğrenildiğini, murisin vekaletnamenin içeriğinden haberdar olmadığını, Üsküdar ve Ümraniye Noterliklerinin murisi ehil görmedikleri gerekçesi ile işlemi gerçekleştirmediklerini, her nasılsa Kadıköy ... Noterliğinin 05.07.2006 tarih ve ... yevmiye nolu işlemi ile vekaletname düzenlediğin öğrenildiğini, Gerekçeli kararda ATK'nın 14.12.2020 tarihli raporu esas alınarak murisin hukuki işlem ehliyetinin bulunduğunun kabul edildiğini, zira sunulan itiraz dilekçesinde ATK raporunun hatalı olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu nedenle ATK Üst Kurulundan veya Üniversite Hastanelerinden birinden rapor alınmasının istenilmesine rağmen bu talebin kabul edilmediğini, teknik ve bilimsel inceleme gerektiren bir konuda mahkemenin inceleme yapmaksızın ve itirazları değerlendirmeksizin karar vermesinin hatalı olduğunu, murisin ipotek için vekalet verdiğinde 85 yaşında olduğunu, ayrıca murisin ölmeden önce iki yıl boyunca ve vekalet verdiği zaman dahil olmak üzere kanser tedavisi gördüğünü, bu nedenle akli melekelerinin yerinde olmadığını ve murisin vekalet verecek hukuki ehliyete sahip olmadığını, Tanık dinletilme talebinin, uyuşmazlığın tanıkla ispatlanamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, oysa murisin iradesinin fesada uğratıldığı, vekaletname verilirken fiil ehliyetine haiz olup olmadığı, Ümraniye ve Üsküdar noterliğinde işlem yapılmadığı hususunda tanık dinletilmek istendiğini, uyuşmazlığın esasına ilişkin tanık dinletme talebi bulunmadığını, Yargılamanın tamamına yakın kısmının görevsiz olan İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapıldığını, bu işlemlerin görevsizlik kararından sonra geçersiz olmasına ve talepte bulunulmasına rağmen görevli mahkemece yeniden rapor alınmadığını, görevsiz mahkemede alınan raporun hükme esas alınmayacak nitelikte olduğunu, bilirkişi raporunda olaya ilişkin net bir tespitin yapılmadığını, maddi vakıaların görmezden gelinerek rapor düzenlendiğini, müvekkillerinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Dava dilekçesinde belirtildiği üzere kredi borçlusu ve kredinin garantör ile kefillerinin bulunduğunu, müteselsil borçlu garantör/kefil ...'nun kredi lehdarı ... LTD Şirketinin kredi borcu için ...'ye 140.000 Euro ödediği ve 140.000 Euro için alacağı temlik aldığını iddia ederek, müvekkillerine ihtar gönderdiğini, cevabi ihtarda belirtildiği gibi, kefilin borcu ödemesinden sonra alacağın temlik edilemeyeceğini, yalnızca mevcut alacakların veya sonradan doğacak olan belirlenebilir alacakların alacağın temliki işlemine konu olabileceğini, ödenmiş ve mevcut olmayan bir alacağın temlikinin mümkün olmadığını, bu nedenle ... ile davalı ... arasında yapılmış olan sözde alacağın temliki işleminin geçersiz olduğunu, zira davalının ödemeyi yaptıktan 4 gün sonra olmayan alacağı devir aldığını, bu belgenin kredi borcunun kefil olan davalı tarafından ödendiğini gösterdiğini, Görevsiz mahkeme dosyasına gelen yazılardan ve ... cevabında, ''Ödemenin ... Bankasının çeki ile 12.05.2011 tarihinde yapılmış olduğu, ödemenin yapılması ile birlikte borç/taahhüt kapandığı, █████/2011 tarihinde temlik işleminin yapıldığı'' belirtildiğini, buna rağmen borcun kefil tarafından ödenmesinden monra temlik alınamayacağını, ödenmiş ve mevcut olmayan bir alacağın temlike konu olamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacıların murisi tarafından verilen vekaletle tesis edilen ipotek işleminin geçersiz olduğunun tespitine, ipotek nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin kaldırılması istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinde davacılara murisin ...'in Kadıköy ...Noterliğinin 05.07.2006 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletiyle, ...'e ipotek yetkisini de içeren vekalet verdiği, ...'in murisin torunu olduğu, dosyadaki beyanlardan anlaşılmaktadır. Bu vekalete istinaden ... tarafından 06.07.2006 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle Ümraniye 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünde murise ait Ümraniye ... Mahallesi, ... ada ... parselde kayıtlı 225 m2 arsanın kat irtifakı olan zemin kat 1 no'lu dükkana ayrılan ... arsa payı ile zemin kat 2 no'lu arsaya ait 5/100, 3 no'lu arsaya ait ██████, 4 no'lu daireye ait ██████ arsa payı üzerine ... Ltd.Şti'nin ...'ye olan ve olacak borçlarından dolayı ... lehine birinci dereceden 225.000,00 Euro bedelle fekki bildirinceye kadar geçerli olacak yıllık %15 faizli ipotek tesis edilmiştir. İncelenen tescili esas vekalette, ipotek yetkisinin bulunduğu açıkça anlatılmıştır. Vekalete göre muris ...'in Veis ve Muhabbet oğlu 1339 hicri ve miladi takvime göre 1923 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda vekaletin verildiği 2006 yılında murisin 83 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Muris ...'in 28.04.2012 tarihinde öldüğü Uyap ortamında alınan davacı ...'in nüfus belgesinden anlaşılmıştır. Davacıların murisinin lehine ipotek verdiği ... Ltd.Şti'nin ... Şirketinden kredi kullandığı, kullanılan krediye ilişkin 31.01.2007 tarihli sözleşmenin dosyada bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sözleşmede ... müteselsil garantör olarak dosyada bulunmaktadır. Bu sözleşmenin 15. maddesindeki düzenlemeye göre ve müteselsil ibaresinden, ...'nun müteselsil kefil olduğu anlaşılmaktadır. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca hesabın kat edildiği, asıl borçlu ve kefillerden ödeme talep edildiği ve bu kapsamda davalı kefilin 140.000,00 Euro ödeyerek 16.05.2011 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile ödediği nispette ...'nin alacaklarını temlik aldığı anlaşılmaktadır. Temlik ile bu miktar kadar dava ve talep hakları da temlik alana devredilmiştir. Davacılar vekili esas olarak, ödemekle sona eren bir borcun temlik edilemeyeceğini ileri sürmektedir. Ancak sözleşmeler 01.07.2012 tarihinden önce gerçekleştiğinden 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun uyarınca uygulanması gereken 818 sayılı TBK'nın 496.maddesinde, kefil eda ettiği şey nispetinde alacaklarının haklarında, ona halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz değildir. Şu kadar ki kefil ile borçlu ile beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve defii hakları mahfuzdur düzenlenmesi bulunmaktadır. Benzer bir düzenleme TBK'nın 596. maddesinde de yapılmıştır. Aynı yasanın 499 ve 500. Maddelerinde de ödeyen kefile, alacaklının elinde bulunan rehin ve senetlerin teslim edileceği düzenlenmiştir. Borcu ödeyen kefilin alacaklının yerine geçmesi yasadan kaynaklı bir durum olduğundan, davacılar vekilinin alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalının ödeme ile ipotekleri devir almasından sonra TBK'nın takip şartına ilişkin hükmü gereğince ipotek borçlularına ihtarname gönderilmiştir. Davacılar vekili 13.12.2013 tarihli dilekçesi ile, ipotekten intikal işlemleri sırasında haberdar olunduğu belirtilerek bu tarihten sonra taşınmaz üzerinde ipotekle işlem yapılmaması iptal edilmiştir. Ayrıca ipoteğin fekki talebi 20.02.2014 tarihli yazı ile reddedilmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden kredi sözleşmesi kapsamında verilen kredinin kefil tarafından ödenmesi üzerine, kredinin teminatı olan ipoteklerin kefile devrinin yasaya aykırı bir yönü bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir. Ancak ipotek işleminin kurulması sırasında, murisin hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Davanın açıldığı ticaret mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir. Asliye hukuk mahkemesince deliller toplanmış yargılama yapılmış ve karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkemeler arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkması nedeniyle dosyanın gönderildiği İstanbul Bam 37.HD'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile ticaret mahkemesinin görevli yargı yeri olduğu belirlenerek görev sorunu çözülmüştür. Delillerin görevsiz mahkemede toplanmış olması başlı başına delilleri geçersiz hale getirmez. Bu nedenle görevsiz mahkemede toplanan delillerin yeniden görevli mahkemede tekrar toplanmasına gerek duyulmadığından, toplanan delilleri itibar edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermeye yeterli olması halinde de yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece murisin tüm tedavi evrakları getirtilerek, işlem sırasında fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu (ATK)'ndan rapor alınmıştır. ATK 4. İhtisas Kurulunun 14.12.2020 tarih 6752 sayılı raporunda, murisin rahatsızlıklarının genel olarak fizyolojik rahatsızlıklar olduğu, vekaletin verildiği tarihte hukuki işlem yapılmasını engelleyecek hiçbir tıbbi bulgu bulunmadığı, mevcut sistemik hastalıkların hukuki işlem ehliyetini etkilemeyeceği belirtilmiştir. Davacılar vekili bu tespite yönelik 12.01.2021 tarihli itiraz dilekçesini sunmuştur. İtiraz dilekçesinin 1. ve 2. sayfalarında dava dilekçesindeki olaylar tekrar edilmiş ve vekaletname sırasında 85 yaşında olan murisin, ölmeden önce iki sene boyunca kanser tedavisi gördüğü, murisin ...'la hiçbir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiş ve tanık dinlenmesi istenmiştir. Görüldüğü gibi itiraz dilekçesinde sonuca etkili bir itiraz nedeni bulunmamaktadır. Kanser tedavisi iddiaya göre ölümden iki yıl önce olup, vekalet tarihinden yaklaşık dört yıl sonradır. Murisin fiil ehliyetini ortadan kaldıracak ve karar verme iradesini sakatlayacak hiçbir hastalığı bulunmamaktadır. Yaşlılık başlı başına hukuki işlem ehliyetini engelleyen bir neden değildir. Bir kişi yararına ipotek verilmesi için mutlaka bu kişiyle bir ticari ilişkinin bulunması zorunlu değildir. Yapılan işlem resmî şekilde yapılmış noterlik işlemi olup, işlemden uzun süre sonra tanık beyanları ile başka noterlerin bu işlemi yapmadığı, buna rağmen Kadıköy 25. Noterliğince işlem yapıldığı iddiası dinlenemez. Bazı noterliklerin işlemi yapmamış olması, hukuki işlem yapma yeterliliği bulunan kişinin işleminin başka bir noter tarafından yapılmasına engel değildir. Zamanaşımı süresi dolmamasına rağmen usulsüz işlem yaptığı ileri sürülen noterlik görevleri hakkında suç duyurusu vb. bir işlem yapılmadığı da dikkate alınarak ilk derece mahkemesince yapılan inceleme, alınan rapor ve değerlendirmeler dosya içeriğine uygun ve hüküm vermeye yeterli olduğundan, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri de yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtildiği gibi tıbben belirlenen hukuki işlem ehliyeti ve bu ehliyete göre resmî şekilde düzenlenen vekaletin geçersizliğine ilişkin tanık beyanlarının bir etkisinin bulunamayacağı, borcu ödeyen kefilin yasa gereği devir aldığı borç teminatları üzerinde hak sahibi olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar vekili arafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.