Anahtar kelimeler: İtirazsız Munzam Ekstresine Satımdan Aradaki Faturada Esaskarar Ürün Cari Yazildiği

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
...
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Munzam Zarar)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Munzam Zarar) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalının talebi üzerine, söz konusu ürün ve hizmetlerin davalıya teslim edilmiş olduğunu, toplam 10 adet fatura ile faturada mevcut ürün ve hizmetlerin davalıya eksiksiz şekilde teslim edilmiş olduğunu, davalı tarafça da söz konusu ürün ve hizmetlerin itirazsız şekilde kabul edilmiş olduğunu, aradaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap ekstresine göre davalı tarafın müvekkiline bakiye 55.025,49 TL borcunun bulunmakta olduğunu, ancak davalı tarafça müvekkilinin alacağı ödenmediği için ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takibine davalı tarafça itiraz edilmiş olduğunu, devamında taraflarınca ...E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmış olduğunu, mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davalarının kabulüne karar verilmiş olduğunu, taraflarından icra takibine devam edilmekle birlikte, müvekkilinin alacağının davalı tarafça 24.10.2023 tarihi itibariyle dosya borcuna ilişkin ödemelerle tamamlanmış olduğunu, davalı tarafça müvekkilinin haklı alacağının 2022 yılında ödenmemiş olması nedeniyle, faiz ile telafi edilemeyecek şekilde munzam zarara uğramış olduğunu, müvekkilinin 2022 yılında faturalardan kaynaklı alacağının doğmuş olmasına rağmen, itirazın iptali kararı neticesinde alacağını 2023 yılında tahsil etmiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'nin işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 55.025,49 TL tutarındaki bakiye fatura alacağı için başlatılan icra takibine müvekkili şirket tarafından 12.12.2022 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın iptali davasında davanın kabulüne karar verilmiş olması ile de, müvekkili şirket tarafından 24.10.2023 tarihinde ana para, faiz alacağı ve davacının alacağının tahsili için yaptığı masrafları içerir dosya kapak hesabı tutarı olan 107.250 TL tutarında dosyaya ödeme yapılmış olduğunu, dolayısıyla davacının alacağının tahsili için geçen sürenin 1 yılı dahi bulmamış olduğunu belirterek davacının iddia ettiği gibi müvekkili şirketin yargılama sürecinde tehiri icra kararı almamış olduğunu beyanla haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davanın; munzam zarar istemine dayalı belirsiz alacak davası olduğu anlaşıldı.
Deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
Davaya dayanak .... olduğu, takibin alacaklı şirket tarafından, 55.025,49 TL asıl alacak takip toplamı üzerinden, 07.12.2022 tarihinde başlatılmış olduğu, takip konusu borcun sebebinin; “Cari hesap alacağı 55.025,49 TL” olarak gösterilmiş olduğu, ilamsız takiplerde ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine, borçlu şirket tarafından verilmiş 12.12.2022 tarihli itiraz dilekçesi ile; alacaklı tarafa hiçbir borçlarının bulunmadığını beyanla ödeme emrinde belirtilen asıl alacağa, faizine, tüm ferilerine ettiklerini beyanla takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep edilmiş olduğu, alacaklı vekili tarafından açılan 12.10.2023 tarihli talep ile; ... karar sayılı kesinleşmiş kararı ile karar uyarınca icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, yargılama gideri bakımından hazırlanmış icra emrinin sunularak, borçluya icra emrinin tebliğinin talep edilmiş olduğu, ... talep gibi işlem yapılmış olduğu, borçlu şirket tarafından icra takip dosyasına 24.10.2023 tarihinde 107.250,00 TL ödeme yapılmış olduğu, alacaklı vekili tarafından açılmış 24.10.2023 tarihli talep ile; 24.10.2023 tarihinde dosya borcuna istinaden 1.880,00 TL harici tahsilat yapılmış olduğunun - bildirilerek gereğinin talep edilmiş olduğu, alacaklı vekili tarafından açılmış 24.10.2023 tarihli talep ile de; dosyanın infaz nedeniyle kapatılmasının talep edilmiş olduğu, İcra Müdürlüğünce yapılan dosya kapak hesabı uyarınca; icra takip dosyasında tahsil edilmiş asıl alacak tutarının 55.025,49 TL, işlemiş temerrüt faizi tutarının, icra takip tarihinden hesap tarihine kadar hesaplanmış reeskont avans faizi tutarı olan, 7.537,39 TL olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamı bilirkişiye tevdii edilmiş, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Yüksek Yargı'nın munzam zararın somut olarak ispatı gerektiği yönündeki içtihatlarının benimsenmesi halinde; davacının munzam zarar iddiasına ilişkin dava dosyası kapsamında somut bir bilgi ve veriye ulaşılamamış olması nedeniyle, davacı tarafından talep edilebilecek bir munzam zarar alacağının bulunmadığı, Yüksek Yargı'nın soyut ispatı yeterli sayan içtihatlarının benimsenerek, davacının munzam zararının tazmini gerektiği kanaatine varılması halinde ise, davacı tarafından talep edilebilecek ve temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam zarar miktarının 7.394,31 TL olacağı rapor edilmiştir.
T.B.K.nun 122.madde 1.fıkra düzenlemesi; “alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür” şeklinde olup, madde düzenlemesi ile para borçlarında, borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğinde olan “munzam zarar” tanımlanmış bulunulmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun munzam zarar düzenlemesi uyarınca, munzam zararın varlığını ispat yükü ise alacaklı da olup, alacaklının, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olduğunu ve bunun miktarını ispatlaması gerekmektedir.
Yüksek Yargı kararlarında; “alacaklının soyut iddia ve hesap tarzı dışında sunduğu herhangi bir somut delil yoksa, onun üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği, yüksek enflasyon, döviz kurundaki artış, piyasadaki faiz oranlarının yüksek olması alacaklıyı munzam zararın gerçekleştiğini ispat yükünden kurtarmayacağı, sırf birtakım ekonomik veriler analiz edilmek suretiyle, fark teorisini bir kenara bırakıp adeta gözü kapatarak ortada illiyet bağı dahi yokken aksi yönde bir değerlendirme yapılmaması gerektiği, alacaklının zararını somut olarak ispat külfeti altında olduğu" gerekçeleri ile munzam zararın alacaklı tarafından somut olarak ispat edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin █████/2017 tarihli ve ... başvuru numaralı kararında yer verilen; “başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılmıştır. Bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu değerlendirilmiştir. . Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine karar verilmesi gerekir...” gerekçesi uyarınca, bir kısım Yüksek Yargı kararı ile, soyut ispatın yeterli olacağı kabul edilmiştir.
Bununla birlikte, asıl olarak yine güncel bir kısım Yüksek Yargı kararı ile de; “yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış veya serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklıyı ispat yükünden kurtarmayacağı, alacaklının munzam zarar iddiasını kendi durumuna özgü ve somut vakıalarla ispatlaması gerektiği” içtihat edilmeye devam edilmektedir.
Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç ifa edilmesinden veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamak koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir.
Enflasyonist ortamda bireyin, parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirmesi, hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karinedir. Enflasyonist ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün doğal bir sonucudur. Hal böyle olunca, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçları kamuca az veya çok herkesin bildiği, en önemlisi gerekli olduğu taktirde bilinebilmesinin kolayca gerçekleştirilebileceği ve mahkemelerin de bilgisi altında olan vakıalar olarak kabulü gerekir. Yasal deyimi ile “ maruf ve meşhur" vakıaların ispatına gerek yoktur (.... tarih ve 3 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında "para her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren bir meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın vücudu muhakkaktır" şeklindeki kabul de bu hukuki tespit ve bulguları doğrulamaktadır.
Davacı tarafından , davacı tarafından davalının talebi üzerine, söz konusu ürün ve hizmetlerin davalıya teslim edilmiş olduğunu, toplam 10 adet fatura ile faturada mevcut ürün ve hizmetlerin davalıya eksiksiz şekilde teslim edilmiş olduğunu, davalı tarafça da söz konusu ürün ve hizmetlerin itirazsız şekilde kabul edilmiş olduğunu, aradaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap ekstresine göre davalı tarafın müvekkiline bakiye 55.025,49 TL borcunun bulunmakta olduğunu, ancak davalı tarafça davacıya alacağı ödenmediği için ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takibine davalı tarafça itiraz edilmiş olduğunu, devamında taraflarınca ...E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmış olduğunu, mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davalarının kabulüne karar verilmiş olduğunu, taraflarından icra takibine devam edilmekle birlikte, davacının alacağının davalı tarafça 24.10.2023 tarihi itibariyle dosya borcuna ilişkin ödemelerle tamamlanmış olduğunu, davalı tarafça müvekkilinin haklı alacağının 2022 yılında ödenmemiş olması nedeniyle, faiz ile telafi edilemeyecek şekilde munzam zarara uğramış olduğunu, müvekkilinin 2022 yılında faturalardan kaynaklı alacağının doğmuş olmasına rağmen, itirazın iptali kararı neticesinde alacağını 2023 yılında tahsil etmiş olduğunu belirterek eldeki açtığı davada ,█████/2022 tarihinde 55.025,49 TL alacağın denkleştirici adalet ilkeleri uyarınca alacağın tahsil edildiği tarih olan █████/2023 tarihi itibari ile paranın döviz cinsinden değeri ,Yİ-ÜFE ile günceleme hesabı ,asgari ücrette ve altın fiyatlarında meydana gelen artış ve Devlet Bankalarınca Fiilen Uygulanan Er Yüksek Mevduat Faiz Oranları na göre yapılan sepet hesabında , davacının ödeme tarihi itibari ile temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zarar tutarının ise 7.394,31 TL olduğu anlaşılarak , davacının verilen kesin süre içinde dava değerini artırım dilekçesi sunmadığı anlaşılmakla talep gereği 100 TL dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
2-100 TL'nin (talep gereği) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 100 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 3.500,00 TL bilirkişi masrafı, 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harcı ve 1.120,00 TL posta masrafı toplamı olan 5.159,7 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!