Anahtar kelimeler: Takdîren Mesleğini Yapmaktan Süreç Mühendisliği Görüşü Hukukî Taksirle Öldürme İnşaat
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

    SAYISI
    : 2023/9 E., ████████ K.
    SUÇ
    : Taksirle öldürme
    HÜKÜM
    : Mahkûmiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Onama
    Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
    Sanığın süresinde yaptığı duruşmalı inceleme talebinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına ilişkin verilen hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.12.2022 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınarak 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın temyiz istemi hakkında hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Sanık ...'nin temyiz isteği; kusurunun bulunmadığına, yapı sahiplerinin 1999 seçimlerinde kaçak binalara yeni başlıyor gibi göstererek ruhsat düzenlettiklerine, projedeki imzanın kendisine ait olmadığına, eksik inceleme yapıldığına, deliller toplanmadan ve imza incelemesi yapılmadan karar verildiğine, binaların kaçak yapı hükmünde olduğuna, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, beraat kararı verilmesi gerekirken cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde 13:41 sıralarında, merkez üssü ... köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, ... Mahallesinde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Mayıs 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekle olup, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre bina 1999 yılında inşa edildiği, binaya ait statik, elektrik ve tesisat projeleri dosya kapsamında bulunamamış olup, sadece mimari proje olduğunun anlaşıldığı, ... Apartmanının inşaat ruhsat yılına göre, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, apartmana ait hesap ve projeler bulunmadığından; proje beton sınıfı belirlenemediği, karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda betonunun ortalama basınç dayanımı 12.97N/mm2 olduğunun tespit edildiği, bu değerin ilgili yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'dan daha düşük olduğu, ayrıca yönetmeliğe göre birinci ve ikinci deprem bölgelerinde kullanılması gereken C 20 veya daha yüksek dayanımlı beton kriterini sağlamadığı, karot dayanımlarının değişim aralığının geniş olması binaya ait betonun heterojen yapıya sahip olduğunu gösterdiği, zemin kat kolonlarının etriye çapı açısından yeterli gözükürken, etriye aralığı açısından yetersiz olduğu, parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı agregaların mevcut olduğu, ... Apartmanının dosya kapsamında elde edilen ön inceleme ve bilirkişi raporlarına ve 26.03.1999 tarih ve █████ sayılı yapı ruhsatına göre, zemin ve 3 normal kat olmak üzere 4 kattan oluştuğu, yapı ruhsatında belirtilen kat alanları ile mimari projelerin birbirleriyle uyumlu olduğu, ancak yapı ruhsatında belirtilen kat yüksekliklerinin mimari proje ile uyumlu olmadığı, bina taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasının yetersiz olduğunun belirlendiği, sonuç olarak dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği, mahkemece hükme esas alınan 28.09.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizlikler olduğu, binaya ait karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda betonunun ortalama basınç dayanımının C 20'yi sağlamaması, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırılmasında ve etriye aralığı açısından yetersiz olması, beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı agregalar mevcut olması hususlarının yıkım nedeni olarak belirlendiği, buna göre; binanın teknik uygulama sorumluluğunu fenni mesul inşaat mühendisi olarak üstlenen sanık ...'nin işin bitimine kadar teknik uygulama sorumluluğunu almayı, gerek malzeme, gerek işçilik yönünden TSE’ye uygun hareket etmeyi 18.03.1999 tarih ve 2192 numaralı noter onaylı taahütname ile taahhüt ettiği ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanık ...'nin ifadesinde belirttiği, fenni mesullüğü halihazırda bitmiş bir binaya ruhsat verilmesini teminen üstlendiğini, dolayısıyla gerçek anlamda ifa edilmiş bir fenni mesullüğün bulunmadığı yolundaki açaklamalarının doğru olduğunun tespit edilmesi halinde, meydana gelen ölüm ve yaralanmalardan dolayı sorumlu tutulmayacağı, sorumluluğunun ruhsatlandırma aşamasındaki eylemleriyle sınırlı olacağı, haklarında verilen mahkûmiyet kararları kesinleşen temyiz dışı sanıklardan ... ve ...'in ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhitleri olarak yapımından sorumlu oldukları halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle meydana gelen ölüm ve yaralanmalar nedeniyle sorumlu olduklarının belirtildiği, dosya kapsamına göre; sanık ...'in savcılık ve yargılama aşamasındaki beyanları dikkate alındığında, sanık ...'nin inşaatın tamamlanmasından önce taahhütname verdiği ve bir veya iki defa da kontrol için inşaata gittiğinin anlaşıldığı, buna göre 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanığın fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanıklar ... ve ...'in söz konusu binanın sahibi ve müteahitleri olarak yapımdan sorumlu oldukları halde, gerek etüt ve projelendirme gerekse uygulama ve yapım aşamalarında fenni mesul ile birlikte hareket etmeyerek fen, sanat, sağlık kurallarına, mevzuata ve standartlara aykırı bir yapı ortaya çıkmasında etkili oldukları, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle meydana gelen ölümler nedeniyle sorumlu olduklarının kabul edildiği ve taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkûmiyetine ilişkin verilen hükümlerin, sanıklar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2022 tarihli ilâmıyla;
    "...1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... apartmanının tamamen çökmesine ve 4 kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması,
    2-Erciş’de yıkılan birinci derece deprem bölgesinde olan ... apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C 20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen C20'yi sağlamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ... ve ... hakkında hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
    3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi,
    4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilmiş ve sanığın savunması alınmış ve taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınarak 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
    IV. GEREKÇE ve KARAR
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
    Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanığın neticeten 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi,
    Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasına, "Bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 18.200,00 TL adli para cezasına ilişkin sanık ...'nin kazanılmış hakkının infazda gözetilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    12.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!