Anahtar kelimeler: Talepdavacılar Hileye Lük Emaneten Paylar İnin Huzurdaki Hükmen Lik Aşye

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Hisse Devri İptali (Hileye Dayalı)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Hisse Devri İptali (Hileye Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:Davacılar vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; ...’in sermayesinin gerçekte %52,68’lik kısmı ...’ya; %36,87’lik kısmı ise ...’ya ait olduğunu ve bu paylar bir inanç ilişkisi uyarınca emaneten... AŞ’ye devredildiğini, bu itibarla huzurdaki davada davalı...’nin elinde bulunan ... AŞ paylarının toplam %89.55’inin hisseleri oranında ...’ya ve ...’ya hükmen devredilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ...’nin de sermayesinin gerçekte 100’lük kısmı ...’ya ait olduğunu ve bu şirketin (sermayenin % 100’ü) bir inanç ilişkisi uyarınca emaneten davalı ... üzerine yapıldığını, bu itibarla huzurdaki davada davalı ...’un elindeki... paylarının ...’ya hükmen devredilmesine karar verilmesini talep etiklerini, Şirketin ...’nın ağabeyi ...’a emaneten teslim edildiğini, aynı amaçla ve özellikle halka arz saikiyle, ... AŞ’nin hisseleri de Davalı ...’un üzerine yapılan... AŞ’nin mülkiyetine geçirildiğini, davacıların bu şirketlerin halka arzı için bu yola gittiklerini, ... halka arz alanında kendisini etrafına bir uzman olarak gösteren, hakkında sayısız haber yapılan bir kişi olduğunu ve kardeşini ve eniştesini, ...’in hisselerinin halka arzı için bu şirketlerin kendisi üzerinde gözükmesi gerektiğine inandırarak hisseleri devraldığını, bu işlemlerin akabinde davalı ... vadettiği halka arz işlemlerini gerçekleştiremediği gibi emaneten elinde tuttuğu hisseleri de davacılara iade etmediğini, taraflar arasındaki inanç ilişkisine binaen davacı ...’nın davalı ...’dan... hisselerinin; davalı...’den ise davacılara ait ... hisselerinin iadesini talep ettiklerini, davalı... şirketi inançlı işlemle davalı ... üzerine yapıldığından tek ortak olarak şirkette karar alma yetkisi davalının kendisinde olduğunu, davalı ...'un 13.07.2023 tarihinde müvekkillerinin de faaliyet gösterdiği kuruluş adresine taşıdığını, bu sebeplerden dolayı; davalı... AŞ’nin; paylarının % 100’üne sahip olduğu ... AŞ nezdindeki payların % 52,68’lik kısmını davacı ...’ya; %36,87’lük kısmını ise davacı ...’ya hükmen devredilmesine ve davalı ... AŞ nezdinde bu hükmen devirlerin pay defterine kaydedilmesine; Davalı ...’un paylarının % 100’üne sahip olduğu... AŞ nezdindeki payların %100’lük kısmını davacı ...’ya hükmen devredilmesine ve davalı... AŞ nezdinde bu hükmen devirlerin pay defterine kaydedilmesine; terditli olarak herhangi bir gerekçeyle davalı ...’un ve davalı...’nin; ... ve ... hisselerini davacılara iadesi mümkün olmazsa, davalı ...’dan... hisselerinin gerçek değerinin karşılığını; davalı...’den ise ... hisselerinin gerçek değerinin nakit karşılığının tahsiline; dava sonuçlanıncaya kadar yukarıda açıkladığımız gerekçelerle... A.Ş. denetçi denetçi kayyımı atanmasına, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
ISLAH
:Davacılar vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Hile sebebiyle müvekkillerin pay devir sözleşmesini iptal hakları yasal süresi içinde işbu ıslah işlemi ile kullanıldığını, zira hilenin yapıldığı, müvekkillerce, karşı tarafın gerçek niyeti ve aldatma kastı ile davranmış olduğu, ancak payların iadesi taleplerinin reddi tarihinde öğrenildiğini, Davalı şirket organı olarak işlem yapan ..., aralarındaki yakınlığın verdiği güveni kötüye kullanarak ve kendisinin halka arz konusundaki uzmanlığının sağlayacağı avantajdan yararlanacakları vaadiyle, müvekkilleri inançlı işlem yaptıklarına ikna ederek ve payları iade edeceği konusunda kandırarak ve iradelerini sakatlayarak hisse devir sözleşmeleri yapmaya sevk etmiş olduğundan, söz konusu sözleşmelerin aldatma sebebiyle müvekkiller bakımından bağlayıcı olmadığını, işbu dava ile sözleşmeler geriye doğru baştan itibaren hükümsüz hale geldiğini, hile sebebiyle iptal ve sözleşme gereği verilen hisselerin iadesi gerektiğini, hisse bedeli olarak davalı tarafından ödendiği iddia olunan paralarin ise, aldatma eyleminin bir parçası olarak, gerçekte hiçbir zaman müvekkillerin malvarlığına girmediğini, banka yoluyla müvekkillerin hesaplarına havale edildikten sonra, bankadan çekilerek gönderen ...’a elden teslim edildiğinden, kendilerine bir hisse bedeli (semen) iadesi borcunun bulunmadığının da hüküm altına alınmasını talep zorunluluğu doğduğunu, ..., ...’nin paylarını; yine ...’un talimatıyla...’de ...’in hisselerini tamamen emaneten devraldığı konusunda müvekkillerini aldattığını, ..., sermaye piyasası alanındaki tecrübesini öne sürerek, bu hisselerin kendi uhdesine geçirilmesini kardeşi ve eniştesi olan davacılardan istediğini, ...’nin ... üzerine kurulmasından; ... hisselerinin ise ...’un isteği üzerine...’ye devredilmesinden sonra da; uzmanlıkları gereği ... ve ..., ekonomi gazetecileri olarak www. ... .com, www. ... .com, www. ... .com, www. ... .com sitesinin içeriğini oluşturmaya ve bu iki şirketi yönetmeye devam ettiklerini, bu fiili durum, aldatma eyleminin müvekkillerce anlaşılmaması ve inançlı işlem yaptıkları konusundaki kanaatlerinin devam etmesi için ... tarafından özellikle gerçekleştirildiğini, ancak, ...’un kendisinden hisselerin iadesi talep edildiğinde, önce bu talebi reddetmesi, daha sonra iade için haksız taleplerde bulunması üzerine, müvekkillerin, emaneten elinde tuttuğunu zannettikleri hisseleri iade etmeyeceğini ve hisse devir sözleşmelerinin yapılması sırasında kendilerini aldattığını (hile ile sözleşme yapmaya ikna edildiklerini) anladıklarını ve huzurdaki davayı açtıklarını,
yukarıda açıkladıkları gerekçelerle; ...’nin doğrudan doğruya davalı ... üzerine kurulmuş olması ve gerçek hak sahibinin ... olması; ... AŞ’nin hisselerinin ise, müvekkilleri inançlı işlem yaptıkları konusunda aldatarak davalı ...’un isteği üzerine onun adına kurulan...’ye devredilmesini sağlamış olduğunun sonradan anlaşılması nedeniyle; bu bağlamda ...’un, payları kendisine ait olan...’nin elindeki ... hisselerini davacılara iade etmekten imtina etmesi karşısında, pay bedeli olarak müvekkiller hesabına gönderilen paraların, aldatma eyleminin bir parçası olarak, bankadan çekilerek ...’a elden iade edilmiş olduğundan, 29.06.2020 tarihli pay devir sözleşmelerinin her iki müvekkil bakımından aldatma sebebiyle iptaline ve payların müvekkillere bila bedel iadelerine karar verilmesi talep zorunluluğu doğduğunu, ...’nin de sermayesinin gerçekte 100’lük kısmı ...’ya ait olup ve bu şirket (sermayenin % 100’ü) bir nam-ı müstear ilişkisi uyarınca emaneten 1 no.lu davalı ... üzerine yapıldığını, bu itibarla huzurdaki davada davalı ...’un elindeki... paylarının ...’ya hükmen devredilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ...’nin halihazırda % 100 payları davacılardan ... tarafından sağlanmış ve taahhüt edilerek ödenmiş ancak inançlı işlemle şirket ...’un üzerine yapıldığını, şirketin ...’nın ağabeyi ...’a emaneten teslim edildiğini, aynı amaçla ve özellikle halka arz saikiyle, ... AŞ’nin hisseleri de Davalı ...’un üzerine yapılan... AŞ’nin mülkiyetine geçirildiğini (bu şirkete devredilmiştir), emanetçi olarak şirketin başında bulunan ..., davalı...’nin tüm hesaplarını düzenli olarak davacılar ...’ya ve ...’ya bildirdiğini, şirketin kuruluşundan beri devam eden bu fiili uygulama, ... nin gerçek sahibinin ... olduğuna fiili karine teşkil ettiğini, fiili durum o kadar açıktır ki, şirketin çalışanları davalı ...’u tanımamakta, şirket sahibi olarak ...’yı bildiğini, ... ve ... arasındaki nam-ı müstear ilişkisi, taraflar arasındaki yazışmalarla ve sunduğumuz diğer maddî olgularla sabit olduğunu, ayrıca tanık beyanları da taraflar arasındaki inanç ilişkisini ve her iki davalı şirketin paylarının davalı ...’un uhdesinde bulunmasının, bu dolaylı temsil şeklindeki man-ı müstear ilişkisinden kaynaklandığını ortaya koyacağını, Müvekkil ..., ...’dan hisselerin iadesini talep ettiğinde, çeşitli haksız taleplerde bulunmuş ve nam-ı müstear olarak elinde tuttuğu hisseleri iade etmeyeceğini bildirdiğini, dolayısıyla huzurdaki davayı açmanın zorunlu hale geldiğini, Pay Devir Sözleşmelerinin TBK m.36 uyarınca, hile sebebiyle iptali ve davalı uhdesindeki ... A.Ş. paylarının % 52,68’lik kısmının davacı ...’ya; %36,87’lük kısmının ise davacı ...’ya bilâ bedel iadesine, Davalı ...'un paylarının %100'üne sahip olduğu... A.Ş. nezdindeki payların %100'lük kısmını davacı ...'ya hükmen devredilmesine ve davalı... A.Ş. nezdinde bu hükmen devirlerin pay defterine kaydedilmesine, hükmen devredilmesine ve devirlerin davalı ... A.Ş. nezdindeki pay defterine kaydedilmesine, bu mümkün olmazsa, terditli olarak müvekkiller adına hükmen kaydı talep olunan payların toplam güncel gerçek değerlerinin belirlenerek müvekkillerimize ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
CEVAP
: Davalılar vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada inançlı işlemden söz edebilmek için, yazılı bir inanç sözleşmesinin varlığı veya delil başlangıcı niteliğinde yazılı ve imzalı belge gerektiğini, müvekkili ...'un, ... üzerinden ...'in tüm hisselerini satın aldığında, bu şirketin sevk ve idaresini, Yönetim Kuruluna tek üye ve münferiden yetkili olarak atayacak kadar güvendiği kız kardeşi davacı ...'ya emanet ettiğini, bu süre zarfında ...nın eşi olan ... da, satış sürecinde verilen söz üzerine belli bir süre daha şirketin haber sitelerinin editoryal bakımdan yürütülmesine katkı sağlamayı ve bu sitelere içerik hazırlamaya devam ettiğini, eğer bir inanç işleminden söz edilecekse bu olsa olsa, davacıların iddia ettiği gibi kendilerinin inanan olduğu değil de onların inanılan, müvekkili ...un ise inanan olduğu bir işlem olduğunu, davacıların, aralarındaki bu inanç ilişkisini, kendilerine emanet edilen ...'i bizzat müvekkili ... aleyhine olacak şekilde adeta bir saldırı aracına dönüştürerek, alabildiğine istismar ettiklerini, davacılar her ne kadar aile içi pay devirlerinin senede bağlanmasının pek mutad olmadığını ileri sürmüşlerse de taraflar arasında 29.06.2020 tarihli pay alım ve satış sözleşmelerinin bulunduğunu, payların devrine yönelik ilmühaberlerin devrine ilişkin yazılı pay senetlerininmevcut ve ciro edildiği, bunlara ilişkin ödeme dekontlarının de da dosyada mevcut olduğunu, devre ilişkin kendileri tarafından alınan yönetim kurulu kararları bulunduğu gözetildiğinde, davacıların gerçeklikten uzak iddialarının dinlenmesinin mümkün olmadığını, davacı ...'nın, Medya Gündemi genel kurul yapamaz hale getirerek organsız bırakmaya ve faaliyette bulunamaz hale getirmek istediğini, davacılar tarafından ... Gündemin malvarlığının kaçırıldığını, müvekkilinin şirketin adresinin değiştirilmesi noktasında kimseden izin alması veya açıklama yapma zorunluluğu bulunmadığını, bu nedenlerden dolayı; davalı ...A.Ş. yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkilleri yönünden haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraflara tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
ISLAHA CEVAP
: Davalılar vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli ıslaha karşı cevap dilekçesinde özetle; Davacıların TMK md. 2 ve HMK md. 29 hükümlerini, açıkça ihlal ettiklerini, ...'nin tek ortaklı olarak tek pay sahibi müvekkil ... tarafından kurulduğunu, ..., ... paylarını, önce dava dışı ...’dan, kalan payları ise davacılardan satın alarak ...’de tek pay sahibi olmuş ve böylelikle davacıların ortaklıktan ayrıldığını, Davacılar ıslah dilekçelerindeki hile iddiası ile açıkça gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, hile iddiasının tamamen davacıların kurgusundan ibaret olduğunu, hile’nin yasal şartlarının oluşmadığını,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK md. 39/1 hükmü ile düzenlenen hak düşürücü sürenin de geçtiğini, Davacıların halka arz vaadi iddiası dışında, bu 5 yıllık süreç içerisinde halka arz vaadine ve hileye ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, Davacılar aldatma fiilini, aldatma kastını ve aralarında illiyet bağı olduğunu ispat edemediklerini, ... hisselerinin...’nin kuruluşundan 2 yıl sonra devredilmesi hususunun davacılar tarafından açıklanamadığını, dava dışı Barış Bekar tarafından gerçekleştirilen pay devirlerinin davacılar tarafından açıklanamadığını, ...’nin tüm kuruluş sermayesi ve sermaye artırımlarının bizzat müvekkil ... tarafından karşılandığını, bu hususun tüm resmi kayıt ve belgelerle sabit olduğunu, Davacıların bu hususun aksini ispatlayacak herhangi bir yazılı delili de bulunmadığını, Davacıların devirden sonra hem...’yi hem de ...’i yönetmeye devam ettiklerini ileri sürdüklerini, bu iddianın tamamen gerçeklere aykırı olduğunu, davacıların hile iddiasını dayandırdıkları halka arz vaadine ilişkin hiçbir delil sunamadıklarını, davacıların nam-ı müstear ve inançlı işlem iddialarını 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince yazılı delille ispatlayamadıklarını...'nin tüm kuruluş sermayesi ve bütün sermaye artırımlarının müvekkili ... tarafından karşılandığı hususunun banka kayıtları ile de ispatlandığından haksız, mesnetsiz ve tamamıyla davacıların kendi kurgularından ibaret olan huzurdaki davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmişlerdir
DELİLLER
: Davalı şirketlerin Ticaret Sicil kayıtları, Hisse devrine ilişkin ... A.Ş.'ni █████/2020 tarih 2020/1-2-3 sayılı Yönetim Kurulu kararları, █████/2020 tarihli Pay alım ve satış sözleşmeleri, Sermaye ödeme kayıtları, Halka arz değerleme raporları, İhtarnameler, Davacıların ve Davalıların ...Bankası hesap hareketleri, E-posta ve WhatsApp yazışmaları, ..Türk A.Ş. kayıtları, Bakırköy ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası, ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası, Uzman görüşü, Tanık beyanları, Bilirkişi Raporu, ve tüm dosya kapsamı.
Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekiler ... ve ...'nın şikayeti ile sanıklar ... ve... A.Ş. hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yapılan ceza yargılamasının derdest olduğu ve duruşmasının █████/2025 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır.
. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyasının incelenmesinde; müşteki ... tarafından şüpheli ... hakkında hakaret ve şüpheli ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yapılan iddianame düzenlendiği ve ceza davasının Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esasına kaydedildiği ve duruşmasının █████/2025 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşmasında dinlenen;
Davacı Tanığı ... ifadesinde
: "Ben Yeminli mali müşavirim, davalı ... Şirketi'nin yeminli mali müşavirliğini 2022 yılının sonuna kadar yaptım, Şubat 2023 yılında Seda Hanım ve Bülent Bey iş yerimize geldiler, aralarında problem olduğunu ve vasıtamla sorunu aşmak istediklerini söylediler, Bülent Bey bana şirkette emanetçi olduğunu, ... de emanetçi olarak hissedarı olduğunu söyledi, ben her iki tarafın emanetçisiyim dedi, hisseleri kendilerine devretmek istediğini söyledi, aralarında ki problemi bu şekilde çözmek istediler, benden hisse devir sürecini yönetmemi istediler bende kabul ettim, Bülent Beş daha sonra sorumluluk almak istemediğini, yönetici olduğu dönemle ilgili sorumluluk kabul etmediğini buna ilişkin taahhüt istedi, diğer şartı işe Göcek tarafında bulunan Zeytinliği almak istediğini söyledi, aralarında parasal özel bir ilişki vardır ben detayını bilmiyorum, bu nedenle bu şekilde taleplerde bulundu, Orhan Bey'de olabilir diye bunları kabul etti, hatta zeytinliğin devri için avukata vekalet verdiğini söylemişti, cumaya kadar bitmesi adına konuşmuştuk Orhan Bey ile, bu süreç 2-3 ayı buldu, annemin rahatsızlığı nedeni ile şehir dışında olduğum için cumaya kadar yetişmedi, Bülent Bey ile yazıştık ve haftaya salı şehir dışında olması gerektiğini çarşamba perşembe uğrarım devir sürecini tamamlarız dedi, Orhan Bey 'de yetişmeyince sen ilgilenmeyeceksin dedi ve o haftadan sonra devir ile ben ilgilenmedim, ben göreve gelmeden önceki süreci çok iyi bilmiyorum, galiba halka açılmak için devir işlemi olduğunu duydum, ancak detayını bilmiyorum, şirketlerin gerçekte ilk devire kadar Orhan Beylerin olduğunu biliyorum, daha sonra şirket devredildi, bu devrin hile ile olup olmadığı hakkında bilgim yoktur, sadece şirketin halka açılmak üzere devir işlemi yapıldığını biliyorum, şirket Bülent Bey'e devredildikten sonra şirkete Bülent Bey'de gelir giderdi Seda Hanım'da gelir giderdi, o zaten işlerin içindeydi hiçbir zaman bırakmamıştı, Orhan bey çok gelip gitmezdi şirket ile daha çok Seda Hanım ilgilenirdi, ...'in sahibi zaten ...'dir, davalı ... Bey ...'in emanetçisi olduğunu söylüyordu, taleplerden dolayı devir uzadı, Bülent Bey'in taleplerini ben Orhan Bey'e aktarıyordum, 2018 de ... nin kuruluşunda şirket sermayesinin kim tarafından ödendiğini hatırlamıyorum, 2020 yılında ...'in hisselerinin Digital TV'ye devri esnasında ben bulunmadım, devir sürecinde bedele ilişkin bir şey görüşülmedi sadece şahsi ilişkilerinden kaynaklı para alışverişi söz konusu idi, bir de devire ilişkin devir bedelinin nasıl çevrileceği hususu konuşuldu, 2023 yılında ...A.Ş.'nin kuruluş işlemi de bizim mali müşavirlik bürosu tarafından yapıldığını hatırlıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı Tanığı ... ifadesinde; "... Şirketi'nde 2023 Haziran sonuna kadar mali müşavirliğini yaptım, ... şirketini davacılar kurmuştur, pay devirlerinin yapıldığı sırada ...'de ki davacılara ait paylar 2020 yılında ...A.Ş.'ye devredildi, ...TV'nin 2018 de ... tarafından kuruldu, 2020 yılında dava konusu olan pay devirleri yapıldı, bize söylenen devirlerin halka arz projesinin gerçekleştirilmesi adına yapıldığı idi, bu işlemin ... tarafından gerçekleştirileceği söylendi, proje gerçekleşmediği taktirde paylar geri iade edilecek idi, geri iade yapılmadı, devrin halka arz amacı ile yapıldığını, ...'un bu konuda bilgili olduğunu duymuştum, Digital TV'de şirkette yetkili ...'du, pay devri sonrasında ...Gündemin yönetim kurulu üyesi Seda Hanım'dı, mali konuların büyük kısmı ile biz Seda Hanım ile muhatap oluyorduk, genellikle o talimat veriyordu, ... ile tamamen Seda Hanım ilgileniyordu, ... Bülent Bey'in olduğu için kendisi ilgileniyordu, taraflar arasındaki özel ilişkileri ve parasal konularda bilgim yoktur, ...TV'nin kurulması ve devamındaki pay devrinin bir halka arz süreci olduğunu biliyorum, bunu Seda Hanım, Bülent Bey ve Orhan Bey'den duydum, ben Bülent Bey'den bu şirket benim değil gibi bir beyan duymadım, 2020 yılında devir işlemlerine şahit olmadım ama işlemler bittikten sonra Ticaret Sicil'de ki işlemleri Mali Müşavir olarak biz yaptık, halka arz ile ilgili bizim yapacağımız herhangi bir işlem yoktur, şirketlerin halka arzları ile ilgili işlem yapmadık, bu konuda profesyonel şirketler tarafından yapılır, yanlış hatırlamıyorsam bağımsız denetim hizmeti alındı ama hangi yılda alındığını bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı Tanığı ... ifadesinde; "Ben ...'de genel yayın yönetmeni olarak çalışmaktayım, hisse devrine ilişkin hisselerin ...'a emaneten verildiğini biliyorum, ...'in kurucusu ...'dır, hem kurucusu hem yöneticisidir, biz 10 seneyi aşkın beraber çalışıyoruz, halka arz ile ilgili bir çalışma olacağı için hisselerin emaneten verildiğini biliyorum, bir bedel ödenip ödenmediğini bilmiyorum, mali ve kişisel ilişkilerini bilmiyorum, ben bildim bileli bu şirketlerin sahibi Orhan Bey'dir talimatları Orhan Bey'den alırdık, Seda Hanım mali işlere bakardı, gazetecilik yönünden Orhan Bey ilgilenirdi, hile ile alınıp alınmadığını bilmiyorum ancak emaneten Bülent Bey'e devredildiğini biliyorum, bunun nedeni de halka arz içindir, neden kendileri halka arz etmediğini bilmiyorum, teknik konulardır, ... şirketlere gelmezdi, kendisi ile görüşmeyeli çok uzun zaman oldu, en son kendisini bir akşam yemeğinde gördüm, 4-5 sene oldu, daha sonra görüşmedim, ... ile ilgili haber yapıldı, Mahkeme kararı üzerine kaldırıldı, ... bize bir şey demedi, 2020 yılında pandemiden sonra evden çalışmaya geçtik halen evden çalışmaktayız." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ... ifadesinde; "... Şirketi'nde Ağustos 2023 den beri genel müdür olarak görev yapmaktayım, ... 2018 yılında kuruldu, kurucusu ... idi, sermayesi ... tarafından ödenmiştir, ... 2020 yılında gündeme geldi, 2020 yılında ...'nin ...'i satın alma sürecine geldiğinde bana insan kaynakları ile ilgili danıştı, ...'in kim tarafından kurulduğunu bilmiyorum, ben ...'de görevde iken hisseler ...'da idi, hisselerin emaneten ...' da olduğuna ilişkin bilgim yoktur, şirketlerin halka arz edileceğine dair de bilgim yoktur, görev yaptığım süreçte talimatlar doğrudan Bülent Bey tarafından geliyordu, Seda Hanım'ı tanıyorum, operasyonel yönetim işlemleri ile Seda Hanım ile görüşüyordum, örneğin kariyernetin programı satın alması ile ilgili programı Seda Hanım ile görüşüyordum, Bülent Bey talebi doğrultusunda görüşme oluyordu, hisse devirlerinin hile ile yapıldığına ilişkin bilgim yoktur, şirketin neden hisselerinin devredildiğine ilişkin bilgim yoktur, 2013 yılında Bülent Bey ile çalışmaya başladık, 2021 yılında kadar çalıştık, daha sonra ben farklı şirketlerde çalıştım, daha sonra kendisinden teklif geldi, müzakere ile ilgili bilgim yoktur, ben görüşmelere katılmadım, Seda Hanım görüştüğümüze ilişkin husus davalı şirkette çalıştığım dönem değil önceki dönemde Bülent Bey'in benden haricen destek olmamı istediği hususlara ilişkindir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ... ifadesinde; "Ben █████████ dönemlerinde ... ve ...'nin bağımsız denetim süreçlerini yönetiyordum, şirketler Bülent Bey'in üzerine idi, evrak temini noktasında Bülent Bey ile irtibata geçiyorduk, Bülent Bey'in yönlendirmesi ile evrak temini noktasında Seda Hanım ile de iletişime geçtiğimiz oldu, halka arz süreci ile ilgili bilgim yoktur, şirket hisselerinin davacılar tarafından halka arz amacı ile emaneten ...'a devredildiğine dair bilgim yoktur, bağımsız denetim süresince de buna ilişkin bir husus ile karşılaşmadım, her iki şirketin bağımsız denetim çalışmaları yapıldı ancak imzalı rapora dökülüp dökülmediğini bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ... ifadesinde; "Ben davalı...'de genel müdür olarak yaklaşık 8 aydır görev yapmaktayım, ... 2018 yılında ... tarafından kuruldu, Bülent Bey benim 1990 yılından beri arkadaşımdır, Türkiye'de ki ilk ihtasas televizyonun sahibiydim, 98 yılından sonra sattım, Amerika'ya yerleştim, Bülent Bey... yayıncılığı yapmak istediğini bana söyledi, benim tecrübelerimden yararlanmak istedi, ben kendisine bu yatırımı yapmamasını söyledim, daha sonra teknolojik gelişmeler ile kurmak istediğini söyledi, kolaylaştığı için bu işe girişti, bana çeşitli zamanlarda danıştı, sermayenin Bülent Bey tarafından ödenip ödenmediğini bilmiyorum ancak ...'yi ... kurdu, ... ile alakam yoktur, ben çalıştığım dönemde talimatları Bülent Bey'den aldım, aileyi yakından tanıdığım için davacıları da tanırım, iş ile ilgili onlardan talimat almadım, hisse devrine ilişkin bilgim yoktur, Bülent Bey'e faaliyetlerini çeşitlendirmesini, bu şekilde blok reklam anlaşması yapabileceği tavsiyesinde bulundum, bunun üzerine daha sonra ...'i bu şekilde bünyesine kattığımı duydum, ...'in halka arz olacağı için emaneten ...'a devredildiğine ilişkin bilgim yoktur, ayrıca hisselerin hileli devredildiğine ilişkin de bilgim yoktur, devir işlerine şahit olmadım, hisselerin devraldığından bahsediyordu, daha sonra kardeşi olan davacılarla ihtilaf yaşadığını da söylemişti ancak detayını bilmiyorum, itibar suikastine uğradığını söylüyordu, ben davacılara telefonda şirketlerin davacılara ait olduğu Bülent'in bunları geleceğe teminat gördüğü için devretmediğine ilişkin bir şey söylemedim, konuşmamız davacıların yaşadığı ihtilafların çözülmesine yönelik isteklerinden ibarettir, ... bana kendisinin halka arz süreci için geldiğini söylemedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirketlerin incelememe ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne
uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz
olduğu, Davalı ... A.Ş. şirketi 04.02.2010 tarihinde ...Limited Şirketi unvanı ile 50.000,00 TL sermaye ile kurulmuş, Şirket ortaklarından ...47.500,00 TL tutarındaki hissesinin 12.500,00 TL tutarlık kısmını Davacı ...`ya devretmesi ile Davacının ortaklığının başladığı, 15.06.2011 Tarihinde ortak ...`ün 12.500,00 TL tutarındaki hissesini ...`ya devretmesi ile Diğer Davacının da ortaklığının şirkette başladığı,
Diğer Davalı... A.Ş. nin 31.10.2018 tarihinde Davalı ... tarafından tek ortaklı olarak 2.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, Davalı ... şirket hisselerinin %100 ünü... şirketi Haziran 2020 tarihinde satın aldığı, satın alma bedelinin ödemesine ilişkin... şirketi ticari defter kayıtları ve banka hesap ekstrelerinde ödemelerin yapıldığı, İncelenen banka hesap ekstrelerinde Davacı ...`un yüksek tutarlarda ... Banka
hesabından kasadan nakit çekim gerçekleştirdiği, bu tutarların nerede kullanıldığı, Davalı ... yada ... adına Davalı şirket hesaplarına mı yatırıldığı hususunda tutar ve tarih
bakımında örtüşme sağlanamamış Davacıların Davalı şirketlere Davalı ... üzerinden sermaye ve hisse satışında finans sağlandığı hususu somutlaştırılamadığını, Sermaye Piyasası Kurulunun 30.12.2022 tarihinde paylaştığı ... nolu piyasa bülteninde yer alan verilere göre https://spk.gov.tr/spk-bultenleri/2022-yili-spk-bultenleri halka arz için gerekli olan asgari sınırlara göre yapılan incelemede aktif büyüklüğü ile net satışlarının SPK şartlarını sağlamadığı, davalı şirketlerin halka arz şirketler olmadığı, dosya kapsamından devralan davalının, davacıları hataya sevk eden bir hareketi yahut ihmali bir
davranışı ortaya koyan bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı, hisse devir sözleşmelerinin yapılması için hileli hareketlerde bulunulduğunu tevsik eden bilgi belge dosyaya sunulmadıkça hisse devir
sözleşmelerinin hile nedenine dayalı olarak iptalinin geçerli olmadığının söylenebileceği, zira, heyetimiz mali üyesi “Diğer Davalı... A.Ş. nin 31.10.2018 tarihinde Davalı ... tarafından tek ortaklı olarak 2.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, Davalı ... şirket hisselerinin %100 ünü... şirketi Haziran 2020 tarihinde satın aldığı, ödemesine ilişkin... şirketi ticari defter kayıtları ve banka hesap ekstrelerinde ödemelerin yapıldığı görülmüştür.” şeklinde tespitlerde de bulunulduğu, Mahkemece heyetleri mali üyesinin yaptığı “İncelenen banka hesap ekstrelerinde Davacı ... `un yüksek tutarlarda ...Banka hesabından kasadan nakit çekim gerçekleştirdiği, bu tutarların nerede kullanıldığı, Davalı ... yada ... adına Davalı şirket hesaplarına mı yatırıldığı hususunda tutar ve tarih bakımında örtüşme sağlanamamış Davacıların Davalı şirketlere Davalı ... üzerinden sermaye ve hisse satışında finans sağlandığı hususu somutlaştırılamamıştır.” şeklindeki değerlendirmenin aldatma iddiasını tevsik eder nitelikte olduğu
kanaatine varılır ise somut olayda hilenin varlığından bahsedilebileceğini, davacıların “hile” hukuki sebebine dayalı olarak 30.11.2023 tarihinde ıslahta bulunduğunun görüldüğü, TBK m. 39/1’e göre aldatmanın bir sonucu olan iptal hakkı, aldatmanın öğrenildiği andan itibaren bir yıl içerisinde kullanılabildiği, dosya kapsamı incelendiğinde davacıların inançlı işlem
sebebine dayanarak ise 17.07.2023 tarihinde dava açtıklarının görüldüğü, dosya kapsamına hisselerin geri istendiğini tevsik eden 04.04.2023 tarihli WhatsApp konuşması sunulduğu, davacıların hak
düşürücü süre sona ermeden dava açtıklarının düşünüldüğü, Mahkemece aldatmanın öne sürüldüğü tarihten 1 yıl önce öğrenildiği sonucuna varılır ise hak düşürücü sürenin sona ermediğinden söz
edilebileceği,
aldatma haksız fiil oluşturduğundan Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinin son fıkrasının bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa bile uygulama olanağı mevcut olduğu, söz konusu hükme göre, “Haksız
fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir”. Bu hükümler uyarınca
hilenin öğrenildiği ve bir yıllık sürenin dolduğu kabul edilse dahi henüz ifa edilmemiş edimler açısından borçlunun def’i yoluyla borcun ifasından kaçınma imkânı mevcut olduğu, Davacı ...’nın nam-ı müstear iddialarını 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında yazılı delille ispatlaması gerektiğinin düşünüldüğü, davacılar vekili, dosyaya mübrez dilekçelerinde davalı...’nin tüm hesaplarının düzenli olarak davacılara bildirildiğini iddia ettiği, Öte yandan şirketin %100 payının davacılardan ... tarafından sağlanmış ve taahhüt edilmiş olduğunu tevsik eden bir belgeye de rastlanılamadığı, şu halde, davalı...’nin hisselerinin nam-ı müstear kapsamında gerçekte davacı ...’ya ait olduğuna dair şüpheden ari bir sonuca varılamadığını, davacı ... ve davalı ... arasında inançlı işlem bulunduğuna dair iddianın yazılı delil başlangıcı dahil her türlü delille ispat edilip edilemeyeceğine yönelik nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu, dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalının bahse konu şirketi davacıya devretmek amacı ile kurduğu kanaatinde olunması ihtimalinde taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlem sayılabileceğini, Mahkeme aksi kanaatte olunması, bir başka ifade ile davalının bahse konu şirketi davacıya devretmek amacı ile kurmadığı kanaatinde olunması ihtimalinde taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlem sayılmasının mümkün olmayacağının, Davalı gerçek kişinin, davacı ...’yı hataya sevk eden bir hareketi yahut ihmali bir davranışı ortaya koyan bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı, davalının davacı ...’ya yönelik hileli hareketlerde bulunulduğunu tevsik eden bilgi belge dosyaya sunulmadıkça hile nedenine dayalı olarak iptalin geçerli olmadığının söylenebileceği, kanunda öngörülen süre içinde hakkın kullanılması gerektiği, dosyaya mübrez belgeler değerlendirildiğinde davalının aldatma anının ne zaman ortadan kalktığına ilişkin bir kanaate varılamadığı, aldatmanın etkisinin kalktığı ve bir yıllık sürenin dolduğu kabul edilse dahi henüz ifa edilmemiş edimler açısından borçlunun def’i yoluyla borcun ifasından kaçınma imkânı mevcut olduğu, davacı her ne kadar aldatıldığını ileri sürse de dosya kapsamı incelendiğinde hayatın olağan akışında davacının aldatılmaya maruz kaldığına ilişkin bir vesaike rastlanılmadığının sonuç ve kanaatine varmışlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan hileye dayalı hisse devrinin iptali, olmadığı takdirde hisse bedelinin iadesine istemine ilişkindir.
Davacı taraf dava dilekçesi ile davalılara inançlı işlemle devrettiği davalı şirketlerdeki hisselerinin iptali ile kendi adlarına pay defterine kaydına bu mümkün olmadığı takdirde hisse bedellerinin kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, daha sonra ön inceleme duruşması günü sunduğu tam ıslah dilekçesi ile hisse devrinin hileye dayalı gerçekleştiği iddiasıyla Davalı şirket organı olarak işlem yapan ...'un aralarındaki yakınlığın verdiği güveni kötüye kullanarak ve kendisinin halka arz konusundaki uzmanlığının sağlayacağı avantajdan yararlanacakları vaadiyle, müvekkilleri inançlı işlem yaptıklarına ikna ederek ve payları iade edeceği konusunda kandırarak ve iradelerini sakatlayarak hisse devir sözleşmeleri yapmaya sevk etmiş olduğundan, söz konusu sözleşmelerin aldatma sebebiyle müvekkiller bakımından bağlayıcı olmadığını, işbu dava ile sözleşmeler geriye doğru baştan itibaren hükümsüz hale geldiğini, hile sebebiyle iptal ve sözleşme gereği verilen hisselerin iadesi gerektiğini, hisse bedeli olarak davalı tarafından ödendiği iddia olunan paralarin ise, aldatma eyleminin bir parçası olarak, gerçekte hiçbir zaman müvekkillerin malvarlığına girmediğini, banka yoluyla müvekkillerin hesaplarına havale edildikten sonra, bankadan çekilerek gönderen ...’a elden teslim edildiğinden, kendilerine bir hisse bedeli (semen) iadesi borcunun bulunmadığını, müvekkili ...'nın, davalı ...’dan hisselerin iadesini talep ettiğinde, çeşitli haksız taleplerde bulunmuş ve nam-ı müstear olarak elinde tuttuğu hisseleri iade etmeyeceğini bildirdiğini bu nedenlerle Pay Devir Sözleşmelerinin TBK m.36 uyarınca, hile sebebiyle iptali ve davalı uhdesindeki ... A.Ş. paylarının % 52,68’lik kısmının davacı ...’ya; %36,87’lük kısmının ise davacı ...’ya bilâ bedel iadesine, Davalı ...'un paylarının %100'üne sahip olduğu... A.Ş. nezdindeki payların %100'lük kısmını davacı ...'ya hükmen devredilmesine ve davalı... A.Ş. nezdinde bu hükmen devirlerin pay defterine kaydedilmesine, bu mümkün olmazsa, terditli olarak müvekkiller adına hükmen kaydı talep olunan payların toplam güncel gerçek değerlerinin belirlenerek müvekkillerimize ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar tarafından ise davacıların inançlı işlemi ve nam-ı müstear iddialarını ispatlayacak yazılı delil ortaya koyamadıklarını, hile iddiasının da gerçeği yansıtmadığını ve yasal şartlarının oluşmadığını, hile yönünden hak düşürücü sürenin dolduğunu, tüm sermaye ödemelerinin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğinin banka kayıtları ile sabit olduğunu bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davacılar tarafından davalı...'ye kayyım atanması ve hisselerin devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebi hakkında Mahkememizin █████/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin █████/2024 tarihli 2 numaralı celsesinde taraf vekillerine davacılar tarafından hile ile devredildiği iddia edilen hisselerin iadesi için davalı tarafa başvurulup başvurulmadığı, başvurulmuşsa ne zaman başvurulduğuna dair beyanda bulunmaları ve varsa buna ilişkin delillerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine aksi halde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edilmiş, eldeki davanın açılış tarihi █████/2023 olduğu TBK 39/1 maddesi gereğince hileye dayalı işlemde hak düşürücü sürenin hilenin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğinden bu hususta davalılar vekili tarafından davacılar tarafından yapılmış başvurunun bulunmadığının beyan edilmesi, davacılar tarafından ise ilk olarak █████/2023 tarihinde davalılardan hisselerin geri istendiği ve hilenin Nisan-2023 tarihinde öğrenildiğinin beyan edildiği, davacı tarafça dosyaya sunulan whatsapp yazışmalarından hilenin daha önce öğrenildiğinin anlaşılamaması nedeniyle davacılar tarafından davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından ve aksi yönde ispat bulunmadığından davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu ihtilaf davacılar tarafından davalı ... şirketi hisselerinin hileli işlemle diğer davalı ...'ye, davacı ... tarafından davalı... hisselerinin hileli işlemle diğer davalı ...'a devredilip devredilmediği, söz konusu hisse devirlerinin iptali ve davacılar adına pay defterlerine kayıt koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, pay devrinin gerçekleşmemesi halinde davacıların söz konusu hileli hisse devirleri ve nam-ı müstear nnedeniyle hisse devirlerinin iptali ile davacılar adına pay defterine koşullarının oluşup oluşmadığı veya hisse bedellerinin davacılara iade edilip edilmeyeceği hususlarından kaynaklıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında taraf delilleri toplanılmış, tanıklar dinlenilmiş ve dosya kapsamındaki deliller ve taraf şirketlerin ticari defter, kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; Davalı ... . A.Ş. şirketi 04.02.2010 tarihinde ...Limited Şirketi unvanı ile 50.000,00 TL sermaye ile kurulmuş, Şirket ortaklarından ...
47.500,00 TL tutarındaki hissesinin 12.500,00 TL tutarlık kısmını Davacı ...`ya devretmesi ile Davacının ortaklığının başladığı, 15.06.2011 Tarihinde ortak ...`ün 12.500,00 TL tutarındaki hissesini ...`ya devretmesi ile Diğer Davacının da ortaklığının şirkette başladığı, Diğer Davalı... A.Ş. nin 31.10.2018 tarihinde Davalı ... tarafından tek ortaklı olarak 2.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, Davalı ... şirket
hisselerinin %100 ünü... şirketi Haziran 2020 tarihinde satın aldığı, satın alma bedelinin ödemesine ilişkin... şirketi ticari defter kayıtları ve banka hesap ekstrelerinde ödemelerin yapıldığı,
İncelenen banka hesap ekstrelerinde Davacı ...`un yüksek tutarlarda ... Banka hesabından kasadan nakit çekim gerçekleştirdiği, bu tutarların nerede kullanıldığı, avalı ... Uygun yada ... adına Davalı şirket hesaplarına mı yatırıldığı hususunda tutar ve tarih bakımında örtüşme sağlanamamış Davacıların Davalı şirketlere Davalı ... üzerinden sermaye ve hisse satışında finans sağlandığı hususu somutlaştırılamadığını, Sermaye Piyasası Kurulunun 30.12.2022 tarihinde paylaştığı ... nolu piyasa bülteninde yer alan verilere göre https://spk.gov.tr/spk-bultenleri/2022-yili-spk-bultenleri halka arz için gerekli olan asgari sınırlara göre yapılan incelemede aktif büyüklüğü ile net satışlarının SPK şartlarını sağlamadığı, davalı şirketlerin halka arz şirketler olmadığı, dosya kapsamından devralan davalının, davacıları hataya sevk eden bir hareketi yahut ihmali bir davranışı ortaya koyan bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı, hisse devir sözleşmelerinin yapılması için hileli hareketlerde bulunulduğunu tevsik eden bilgi belge dosyaya sunulmadıkça hisse devir sözleşmelerinin hile nedenine dayalı olarak iptalinin geçerli olmadığının söylenebileceği, zira, heyetimiz mali üyesi “Diğer Davalı... A.Ş. nin 31.10.2018 tarihinde Davalı ... tarafından tek ortaklı olarak 2.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, Davalı ... şirket hisselerinin %100 ünü... şirketi Haziran 2020 tarihinde satın aldığı, ödemesine
ilişkin... şirketi ticari defter kayıtları ve banka hesap ekstrelerinde ödemelerin yapıldığı görülmüştür.” şeklinde tespitlerde de bulunulduğu, Mahkemece heyetleri mali üyesinin yaptığı “İncelenen banka hesap ekstrelerinde Davacı ... Uygun`un yüksek tutarlarda .. Banka hesabından kasadan nakit çekim gerçekleştirdiği, bu tutarların nerede kullanıldığı, Davalı ... yada ... adına Davalı şirket
hesaplarına mı yatırıldığı hususunda tutar ve tarih bakımında örtüşme sağlanamamış Davacıların Davalı şirketlere Davalı ... üzerinden sermaye ve hisse satışında finans sağlandığı hususu
somutlaştırılamamıştır.” şeklindeki değerlendirmenin aldatma iddiasını tevsik eder nitelikte olduğu kanaatine varılır ise somut olayda hilenin varlığından bahsedilebileceğini,
davacıların “hile” hukuki sebebine dayalı olarak 30.11.2023 tarihinde ıslahta bulunduğunun görüldüğü, TBK m. 39/1’e göre aldatmanın bir sonucu olan iptal hakkı, aldatmanın öğrenildiği andan
itibaren bir yıl içerisinde kullanılabildiği, dosya kapsamı incelendiğinde davacıların inançlı işlem sebebine dayanarak ise 17.07.2023 tarihinde dava açtıklarının görüldüğü, dosya kapsamına hisselerin
geri istendiğini tevsik eden 04.04.2023 tarihli WhatsApp konuşması sunulduğu, davacıların hak düşürücü süre sona ermeden dava açtıklarının düşünüldüğü, Mahkemece aldatmanın öne sürüldüğü
tarihten 1 yıl önce öğrenildiği sonucuna varılır ise hak düşürücü sürenin sona ermediğinden söz edilebileceği, aldatma haksız fiil oluşturduğundan Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinin son fıkrasının bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa bile uygulama olanağı mevcut olduğu, söz konusu hükme göre, “Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir”. Bu hükümler uyarınca hilenin öğrenildiği ve bir yıllık sürenin dolduğu kabul edilse dahi henüz ifa edilmemiş edimler
açısından borçlunun def’i yoluyla borcun ifasından kaçınma imkânı mevcut olduğu, Davacı ...’nın nam-ı müstear iddialarını 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında yazılı delille ispatlaması gerektiğinin düşünüldüğü, davacılar vekili, dosyaya mübrez dilekçelerinde davalı...’nin tüm hesaplarının düzenli olarak davacılara bildirildiğini iddia ettiği, Öte yandan şirketin %100 payının davacılardan ... tarafından sağlanmış ve taahhüt edilmiş olduğunu tevsik eden bir belgeye de rastlanılamadığı, şu halde, davalı...’nin hisselerinin nam-ı müstear kapsamında gerçekte davacı ...’ya ait olduğuna dair şüpheden ari bir sonuca varılamadığını, davacı ... ve davalı ... arasında inançlı işlem bulunduğuna dair iddianın yazılı delil başlangıcı dahil her türlü delille ispat edilip edilemeyeceğine yönelik nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu, dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalının bahse konu şirketi davacıya devretmek amacı ile kurduğu kanaatinde olunması ihtimalinde taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlem sayılabileceğini, Mahkeme aksi kanaatte olunması, bir başka ifade ile davalının bahse konu şirketi davacıya devretmek amacı ile kurmadığı kanaatinde olunması ihtimalinde taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlem sayılmasının mümkün olmayacağının, Davalı gerçek kişinin, davacı ...’yı hataya sevk eden bir hareketi yahut ihmali bir davranışı ortaya koyan bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı, davalının davacı ...’ya yönelik hileli hareketlerde bulunulduğunu tevsik eden bilgi belge dosyaya sunulmadıkça hile nedenine dayalı olarak iptalin geçerli olmadığının söylenebileceği, kanunda öngörülen süre içinde hakkın kullanılması gerektiği, dosyaya mübrez belgeler değerlendirildiğinde davalının aldatma anının ne zaman ortadan
kalktığına ilişkin bir kanaate varılamadığı, aldatmanın etkisinin kalktığı ve bir yıllık sürenin dolduğu kabul edilse dahi henüz ifa edilmemiş edimler açısından borçlunun def’i yoluyla borcun ifasından
kaçınma imkânı mevcut olduğu, davacı her ne kadar aldatıldığını ileri sürse de dosya kapsamı incelendiğinde hayatın olağan akışında davacının aldatılmaya maruz kaldığına ilişkin bir vesaike rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından hileye ve nam-ı müstear iddiasına dayalı hisse devir sözleşmelerinin iptali ile payların kendi adlarına pay defterine kaydına, olmadığı takdirde hisse bedellerinin ödenmesine karar verilmesine yönelik dava açılarak davayı; davalı ... ile aralarındaki yakınlığın verdiği güveni kötüye kullanarak ve kendisinin halka arz konusundaki uzmanlığının sağlayacağı avantajdan yararlanacakları vaadiyle, müvekkillerini inançlı işlem yaptıklarına ikna ederek ve payları iade edeceği konusunda kandırarak ve iradelerini sakatlayarak hisse devir sözleşmeleri yapmaya sevk ettiği ve şirketin çalışanları davalı ...’u tanımadığı, şirket sahibi olarak ...’yı bildiklerini, ... ve ... arasındaki nam-ı müstear ilişkisinin taraflar arasındaki yazışmalarla ve sundukları diğer maddî olgularla sabit olduğu temeline dayandırmış, davalı taraf ise hile iddiasının gerçeği yansıtmadığı ve yasal koşullarının oluşmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğu, nam-ı müstear iddialarının ispatlanamadığını, sermayenin tamamının davalı ... tarafından ödendiğini bu nedenle haksız davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkememizce taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları ile tarafların banka hesap hareketleri getirilmiş, hile iddiası nedeniyle taraf tanıkları dinlenilmiş ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Hile (aldatmaya) ilişkin yasal düzenleme olan TBK 36. maddesinde; "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir." düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda eldeki dava ilk başta inançlı işleme dayalı hisse devirlerinin iptali istemiyle açılmış olup, davacılar tarafından yapılan tam ıslah sonrası hileye ve nam-ı müsteara dayalı hisse devir işleminin iptali isteminde bulunulmuştur, Mahkememizce yargılama sırasında dinlenen taraf tanıkları, getirtilen banka kayıtları ve taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile dava konusu olan pay alım satım sözleşmelerinin ve yönetim kurulu kararlarının incelenmesi neticesinde, dinlenen tanık beyanlarında hisselerin emaneten Davalı ...'da bulunduğu, bunun sebebinin ise ... şirketinin halka arz edilecek olmasından kaynaklandığı, halka arz için hisselerin emaneten davalıda bulunduğu iddia edilmiş ise de bu hususun inançlı işlemi ortaya koyduğu inançlı işlemin yazılı delille ispatlanması gerektiği açık olup, davacılar tarafından dava tam ıslah yoluyla hileye dayalı hisse devirlerinin iptali istemine dayalı olduğundan ve dinlenen tanık beyanlarında davalının davacılara ait davalı şirketlerdeki hisseleri hile (aldatma) yoluyla devraldığına yönelik somut bir beyan ortaya konulmadığı, tanıkların ifadelerinde davalının hangi hileli davranışları gerçekleştirdiğine yönelik net ve somut bir açıklamada bulunmadıkları, dosyada bulunan █████/2020 tarihli pay alım satım sözleşmeleri ile davacı ... tarafından ... A.Ş.'deki hisselerin belirlenen bedel karşılığı davalı ... A.Ş.'ye devredildiği, davacı ... tarafından ... A.Ş.'deki hisselerin belirlenen bedel karşılığında davalı... A.Ş.'ye devredildiği ve aynı tarihli şirket yönetim kurulu kararları ile hisse devirlerinin tescilinin sağlanması hususunda karar alındığı, hisse devir sözleşmelerinde davacıların imzasının bulunduğu ve yönetim kurulu kararında davacı ...'nın imzasının bulunduğu, davacıların söz konusu sözleşmelere ve yönetim kurulu kararlarına karşı herhangi bir itirazlarının bulunmadığı, ... A.Ş.'nin tek sahibinin... A.Ş. olduğu, ... A.Ş.'nin de tek hissedarının davalı ... olduğu, davacıların pay alım satım sözleşmesi kapsamında devrettikleri hisse devir bedellerinin banka kayıtlarına göre davacılara ödendiği açık olup, davacıların kabul ettiği üzere söz konusu hisse bedellerinin banka kanalıyla kendilerine ödendiği ancak davacılar tarafından ödenen bedellerin elden davalı ...'a teslim edildiği iddiası yönünden ise söz konusu hisse bedellerinin miktarı nazara alındığında bu iddia hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davalıya geri elden verildiği hususunun somut delillere ispatlanamadığı, bu haliyle davacıların hisse devirlerini serbest iradeleriyle yaptıkları ve bedellerini tahsil ettikleri, hisselerin devrinde davacıların iradesinin fesada uğratıldığı, hile yoluyla aldatıldığını ortaya koyan davalının herhangi bir hileli davranışının bulunmadığı ve hisse devir sözleşmesinin iptalini gerektirir herhangi bir hilenin söz konusu olmadığı, davalı şirketin sermaye ve sermaye artışlarının davalı ... tarafından yerine getirildiğinin dosyadaki banka ödeme dekontları ile açık olduğu, davacı ... yönünden şirketin onun tarafından yönetildiği, şirketle ilgili hesapların düzenli olarak bildirildiğine ilişkin davacı tarafın nam-ı müstear iddiası yönünden ise söz konusu iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacılar tarafından buna ilişkin yazılı delil sunulmadığı gibi dinlenen tanık beyanları ve diğer delillere göre de davacılar tarafından nam-ı müstear iddiasını ispata yarar delil sunulmadığı, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere davacılar tarafından hile ve nam-ı müstear iddialarının ispata muhtaç olması nedeniyle hisse devir iptali koşullarının oluşmadığının belirtildiği ve davacılar tarafından sunulan uzman görüşünün eldeki dava yönünden ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla, açıklanan tüm bu nedenlerle davacılar tarafından eldeki davaya ilişkin ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği sabit olduğundan davacılar tarafından açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacılar tarafından Davalılar aleyhine açılan DAVANIN REDDİNE,
2- Davacı tarafça yatırılan peşin harçtan maktu 615,40-TL karar harcının mahsubu ile fazla yatırılan 272.624,40-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
3- Davacılar tarafından yargılama sırasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı ... tarafından yargılama sırasında yapılan 15 adet tebligat posta masrafından oluşan 188,75-TL yargılama giderinin davacılardan eşit şekilde alınarak davalı ...'a verilmesine,
5- Davalı taraflar yargılama sırasında kendilerini birer vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 768.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan eşit şekilde alınarak davalılara eşit şekilde verilmesine,
6- Taraflarca yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının yatıran ilgili tarafa resen iadesine,
Dair; Davacılar vekilinin ve Davalılar vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Katip ...
e-imza*
*Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!