Anahtar kelimeler: Davamenfi Özetidavacı Bononun Mahsus Vade Kambiyo Açılmamış Senetlerine Menfi Takibi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2023
NUMARASI
:████████ E. - ████████ K.
DAVA
:Menfi Tespit
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonrasında ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı takip alacaklısı ... A.Ş tarafından müvekkilleri aleyhine ... sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olan 27.09.2021 vade ve 30.07.2021 düzenleme tarihli 15.000.000,00 TL tutarındaki bononun davalı ... tarafından imzalanan protokol kapsamında bedelsiz kaldığını, davacılar ile davalı ... arasında 27.05.2022 tarihli bir sulh protokolü imzalandığını, daha sonra bu protokole ek olarak 03.06.2022 tarihli ek protokol imzalandığını, protokollerin imzalanmasındaki temel amacın müvekkili şirket hakkında başlatılan takip dosyasının tasfiye edilerek kapatılması ve taraflar arasında uzun zamandır süregelen hukuki uyuşmazlıkların, dava ve şikayet işlemlerinin sulhen sona erdirilerek kapatılması olduğunu, protokolde belirtilen toplam borcun müvekkili şirketçe ilgili icra dosyasına ödenerek borcun kapatıldığını, araç teslimlerinin gerçekleştirilerek taraflar arasında mevcut dava dosyalarından gerekli feragat işlemlerinin yapıldığını, ancak müvekkili şirketin edimlerini yerine getirilmesine rağmen bugüne değin protokolde belirtili takip konusu edilen 15.000.000 TL bedelli senet aslı ile hisse devrine ilişkin protokol aslının protokole aykırı şekilde davalı ... tarafından iade edilmediğini, ayrıca protokol dışı ... AŞ ile ilgili düzenlenen hisse devir protokol aslı ve 23.12.2020 vade tarihli 16.000.000 TL tutarlı bono ile 30.12.2020 vade tarihli 18.000.000 TL tutarlı bono asıllarının müvekkili şirkete iade edilmediğini, protokolde belirtilen toplam tahsilat bedelinin tamamlanmasına rağmen muhatap tarafından ... A.Ş de mevut hisselerini ... A.Ş'ye ayrı bir devir protokolü karşılığında kayıtsız ve şartsız devri işleminin de henüz tamamlanmadığını, taraflar arasında yapılan görüşmeler ile ilgili protokolün 4.16 kapsamında bedeli tahsil edilen senet aslını iade etmeyen ...'nın protokol hükümlerine aykırı şekilde senedi takip konusu yaparak haciz baskısı oluşturmaya çalıştığını, ...'nın iyiniyetli üçüncü kişi ciranta yaratmak amacıyla tek ortağı olduğu ... Anonim Şirketi tarafından ciro yaparak bonoyu takibe konu ettiğini, oysa ... Anonim Şirketi'nin ...'nın tek pay sahibi olduğu kendi şirketi olduğunu, takip dayanağı olan bononun protokolde belirtildiği şekilde bedelsiz kaldığını ve TTK'nın 776 ve 777.maddelerde bono için aranan kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğini, takip konusu alacağın yargılamayı gerektirmediğini, takip konusu bononun hiçbir mali dayanağı bulunmadığı gibi alacaklının tek taraflı iradesi ile müvekkilleri aleyhine kullanılmaya başlandığını, davalı/alacaklı tarafça ödememe protestosu çekilmeden takip başlatılmasının da hukuka aykırı olduğunu, takip konusu bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, kambiyo senedinden müvekkillerinin haberdar olmadığını, müvekkili şirket ve yetkilisinin davalı ... ile ilgili bu takipten uzun süre önce yapılan şikayete ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ soruşturma sayılı dosyasının derdest olduğunu, bu dosyada takip konusu edilen bono ile birlikte diğer bonolardaki imzanın davacı ...'e ait olmadığının anlaşılacağını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile imzaların sahte olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek, takibin yargılama sonuna kadar durdurulmasına, ... sayılı dosyasında davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; mahkemenin verdiği sürede harcın yatırılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, senedin keşidecisine ödememe protestosu çekilmeden takip başlatılabileceğini, TTK’nın 779/1. maddesi uyarınca bonoyu düzenleyen kişini poliçeyi kabul eden gibi sorumlu olduğunu, ayrıca TTK’nın 702/1. maddesi uyarınca, aval verenin de kimin için taahhüt altına girmişse onun gibi sorumlu olacağını, temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir bonoyu imzalayan kişinin bonodan dolayı bizzat sorumlu olacağını, davacıların imzaladıkları protokol ve ek protokol ile üstlendikleri edimlerini yerine getirmediklerini ve sözleşmenin münfesih olduğunu, davacıların edemini yerine getirmemesi üzerine müvekkili ... tarafından Kartal ... Noterliğinin 10.06.2022 tarihli ihtarnamesi ile protokol hükümlerine aykırı davranıldığı, protokolün 4.7. maddesinde belirtilen hükmün yerine getirilmediğinin ihtar edildiğini, davacıların ihtarnameye rağmen protokol hükümlerine aykırı davranmaya devam ettiklerini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde sözleşmenin münfesih hale geldiğinden taraflar arasında akdedilen 24.05.2022 tarihli protokol ve 03.06.2022 tarihli ek protokolün geçersiz hale geldiğini, takibe konu senedin davacılar tarafından imzalanmadığına ilişkin iddianın kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında gerçek bir hukuki ilişki ve buna istinaden alınan bono bulunduğunu, müvekkili ile davacı ... arasında hisse devri protokolü nedeniyle davaya konu bononun düzenlendiğini, bonodaki imzaların davacılara ait olduğunu, buna rağmen kötü niyetle suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasında bono ve protokollerdeki imzaların davacının eli ürün olduğunun belirlendiğini, aynı dilekçede davalı ile ... arasında sulh protokolü imzaladığını, dava konusu senedin protokol kapsamında bedelsiz kaldığının ileri sürülmesine karışın, imza inkarında bulunulması nedeniyle kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, çelişkili iddialarla talepte bulunulduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonrasında; "... HMK 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı █████/2023 tarihinden itibaren yasal üç aylık yenileme süresinin █████/2023 tarihi itibariyle sona erdiği, eldeki davanın adli tatile tabi olması ve sürelerin bitiminin adli tatile rast gelmesi nedeniyle HMK' nın 104. maddesi uyarınca sürenin bitiminin adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzadığı ve bu yasal yenileme süresi içinde dosyanın taraflarca yenilenmediği gibi davacılar veya vekili tarafından eksik harçların da ikmal edilmediği, bu halde HMK 150. maddesi hükmü uyarınca davanın yasal yenileme süresinin dolduğu █████/2023 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına, dair karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hak arama hürriyetine aykırı olduğunu, kısmi menfi tespit davası açılmasında davacıların hukuki yararı bulunduğunu, bu tür davaların kısmi olarak açılmasının kabul edilmemesi ihtimalinde davacının aleyhine sonuçlar doğabileceğini, zira hatalı şekilde açılan bir takipte takip konusu tutarın önceden bilinmesinin mümkün olmadığını, bu tür durumlarda takip bedelinin tamamı üzerinden dava açılması halinde davanın kısmen kabul edilmesi ihtimali bulunduğunu, ayrıca davacı, elinde olmayan bilgi ve belgeler nedeniyle borcunu tam olarak belirleme imkânına sahip olamayabileceğini, bu gibi bir durumda davacının hakkaniyete aykırı şekilde yarılama gideri ödemek zorunda kalabileceğini, bu nedenle menfi tespit davasının, uyuşmazlık konusunun davanın açıldığı tarihte ihtilaflı olması ve belirlenebilir olmaması koşuluyla, kısmi olarak açılabileceğinin kabulü gerektiğini, bu şekilde açılan bir davada davacı, daha sonra yargılamada ortaya çıkacak yeni delillere ve alınacak bilirkişi raporuna dayanarak fazla yargılama gideri ve davanın kısmi ret olması halinde karşı vekâlet ücreti ödememek zorunda kalabilecektir, ki bu durumda davacının hukuki yararının olduğunun Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bir çok kararında belirlendiğini, 6644 sayılı Kanunla HMK’nın 109/2. maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle talep konusu açık ve tartışmasız bile olsa, taraflardan birinin bedelin ihtilaflı olduğu yönünde iddiası varsa yargılamaya devam edilmesi gerektiği yönünde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen görüşün esas alınması gerektiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarına göre taraflar arasında ileri sürülen borç miktarı konusunda ihtilaf varsa bu durumda davacının kısmi menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu, eldeki davada da taraflar arasında imzalanan sulh ve borç tasfiye protokolünün yargılamanın konusunu oluşturduğunu, sözleşme metninin mahkeme ve bilirkişiler tarafından şirketin ticari defter ve kayıtları ile birlikte incelenmesi ve değerlendirilmesi ile borcun gerçek miktarının belirlenebileceğini, bu nedenle kısmi menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğunu,Takip alacaklısı ... A.Ş. tarafından müvekkilleri aleyhine 27.09.2021 vade ve 30.07.2021 düzenleme tarihli 15.000.000,00 TL tutarında bonoya ilişkin takip başlatıldığını, oysa bononun davalı ... tarafından imzalanan protokol kapsamında bedelsiz kaldığını, müvekkili şirket ve şirket yetkilisi davacı ... ve ... arasında 27.05.2022 tarihinde düzenlenen sulh protokolü ile 03.06.2022 tarihli ek protokol ile müvekkili şirket hakkında başlatılan takip dosyasının tasfiye edilerek kapatılması ve yine taraflar arasında uzun zamandır süregelen hukuki uyuşmazlıkların, dava ve şikayet işlemlerinin sulhen sona erdirilerek kapatılmasının amaçlandığını, protokolde belirtilen toplam borcun müvekkil şirketçe ilgili icra dosyasına ödenerek borcun kapatıldığını, araç teslimlerinin gerçekleştirildiğini, taraflar arasında mevcut dava dosyalarından feragat edildiğini, ancak müvekkil şirketin edimini yerine getirmesine rağmen, protokolde belirtilen takip konusu bono aslı ile hisse devrine ilişkin protokol aslının davalı ... tarafından iade edilmediğini, ayrıca protokol dışı ... AŞ ile ilgili düzenlenen hisse devir protokol aslı ile 23.12.2020 vade tarihli 16.000.000 TL tutarlı ve 30.12.2020 vade tarihli 18.000.000 TL tutarlı senet asıllarının müvekkil şirkete iade edilmediğini, protokolde belirtilen toplam tahsilat bedelinin tamamlanmasına rağmen muhatap tarafından ... A.Ş'de mevut hisselerini, ... A.Ş'ye ayrı bir devir protokolü karşılığında kayıtsız ve şartsız devri işlemini de yerine getirmediğini,Taraflar arasında yapılan tüm görüşmeler ve Protokolün 4.16 kapsamında bedeli tahsil edilen senet aslını iade etmeyin davalı ...'nın protokol hükümlerine aykırı olarak senedi takip konusu yaparak haciz baskısı oluşturmayı amaçladığını, ...'nın iyiniyetli üçüncü kişi ciranta oluşturmak için senedi kendisinin tek pay sahibi olduğu davalı şirket tarafından takibe koyduğunu, bedelsiz kalan senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini, müvekkillerinin bu iddialar ile ilgili uzun süre önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ Soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, takip konusu edilen bono ile birlikte diğer bonolardaki şirket yetkilisi ve asıl ...'e atfen atılan imzaların sahte olduğunu, yapılacak incelemede bu durumun ortaya çıkacağını, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kısmi dava olarak görülmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca davalı şirketçe davacılar aleyhine kambiyo senedine özgü yolla başlatılan ... sayılı dosyası nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının istinaf başvurusu yönünden, ilk derece mahkemesince eksik harcın tamamlanması için gönderilen muhtıranın tebliğine rağmen, istinaf harç ve giderlerinin ödenmemesi nedeniyle başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı görülmüştür. Davacı ..., davacı şirket ile davalı ... arasında ... sayılı dosyasındaki borç için, alacaklı ... ve borçlu ... ile ...'ün borçlarının infazı, tasfiyesi tarafların karşılıklı sulhune ilişkin ilişkin protokol düzenlenmiştir. 27.05.2022 tarihli protokolde davalı alacaklı, davacılar ise borçlu olarak belirlenmiş ve yukarıda belirtilen takip dosyasında kesinleşen 15.788.424,66 TL tutarındaki borç ile ... sayılı dosyasındaki borcun tasfiye şekli düzenlenmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde yürürlük şartı belirtilmiş olup; 4. maddede tarafların yükümlülükleri düzenlenmiştir. Davacılar bu sözleşme kapsamında verilen 27.09.2021 vade ve 30.07.2021 düzenleme tarihli 15.000.000,00 TL tutarında bononun, protokol hükümlerinin yerine getirilmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını ileri sürmektedirler. Sözleşmenin 4. maddesi kapsamında verilen bononun, borçların ödenmesine ve araçların iadesine rağmen iade edilmediği, davacıların protokol ve ek protokol hükümlerini yerine getirmesi nedeniyle takip konusu bono kapsamında borçlu olmadıkları ileri sürülmüştür. Edimin ifası ile bononun bedelsiz kaldığı iddiasının yanı sıra bono altındaki imzanın borçluların eli ürünü olmadığı da ileri sürülerek davacıların bono ve bonoya dayalı başlatılan takip nedeniyle ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti istenmiştir. ... sayılı dosyasının incelenmesinde, dosyada bulunan 3 nolu bononun 30.07.2021 düzenleme ve 27.09.2021 vade tarihli olduğu 15.000.000 TL tutarlı bononun borçlusunun ... olduğu, davacı şirketin aval veren olarak bonoda yer aldığı ve senedin davalı ... emrine düzenlendiği anlaşılmıştır. Lehtar cirosuyla bononun davalı ... A.Ş.tarafından iktisap edildiği ve bu bonoya dayalı olarak her iki borçlu hakkında faizi ile birlikte toplam 17.556.575,35 TL'nin tahsilinin istendiği görülmüştür.HMK'nın 109.maddesinde kısmi dava düzenlenmiştir. Buna göre; "(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.),(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez."Maddenin ikinci fıkrası, 01.04.2015 tarihli, 6644 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve madde yukarıdaki hâlini almıştır. Değişiklikten önceki 2. fıkra, talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olması durumunda kısmi dava açılamayacağını amirdi. Bu ikinci fıkranın kaldırılması sonucunda, kısmi dava açılmasının tek koşulu, talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olmasıdır. Yasada, kısmi davanın bunun dışında bir koşulu yoktur. Uyuşmazlık, kısmi menfi tespit davası açılıp açılmayacağına ilişkindir. Somut olayda, davacılar, İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit talebinde bulunmuşlardır. Dava dilekçesinde, takip konusu bononun taraflar arasında düzenlenen protokol ve ek protokol uyarınca verildiği, protokol kapsamındaki tüm borçların ödenmesine rağmen bono aslının iade edilmediği ileri sürüldüğü gibi, senetteki imzanın sahte olduğu da ileri sürülmüştür. Bu durumda davacılar temel olarak, kambiyo senedinden tamamen borçlu olmadıkları iddiasıyla dava açmışlardır.Kısmi ödenen veya yapılan ödemelerin mahsubu ile senedin hangi miktarından sorumlu olduklarına ilişkin bir iddiaları bulunmamaktadır. İddianın ileri sürülüş şekline göre, kısmi menfi tespit davası açılmasında davacıların hukuki yararı bulunmamaktadır. İstinaf başvurusunda ileri sürülen Yargıtay kararları ve özellikle Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarında, kıyas yoluyla düzenlenen elektrik faturalarında belirlenen tüketim miktarının yerinde olup olmadığının bilirkişi incelemesi gerektirmesi ve davacıların borçlu olmadıkları miktarın bilinmemesi karşısında bu tür taleplerde kısmi menfi tespit davası açılabileceği kabul edilmiştir. Ancak somut olaydaki gibi borcun tamamının ödendiği ve senedin bedelsiz kaldığı iddiası ile senedin sahte olduğu iddiasında, davanın kısmen kabulü imkanı bulunmadığından, kısmi menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacılar vekili arafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!