Anahtar kelimeler: Kod Esaskarar Ettirmek Bulunacak İbareli Sinaî Fikri Yazildiği İhtimali Karıştırma

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALILAR
: 1- ...
Av. ...
: 2- ...
Av. ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında ÖZETLE; müvekkili şirketin ... sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "......." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...'na (...) başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan davalı şirket kurum başvurusunun, ...'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, bu itirazın ve kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak ... (...) tarafından reddedildiğini, dava konusu marka ile müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, müvekkili markasında “...” ibaresinin yer aldığını, markanın düz yazı şeklinde kırmızı renk kullanılarak tescil alındığını, davalı şirket markasında da “.......” ibaresinin yer aldığını, dava konusu markada “...” ibaresinin turuncu renk ile yazıldığını, markaya herhangi bir ayırt edicilik katmayan “...” ibaresinin ise ayrıca gri renk ile yazıldığını, dava konusu markada “...” ibaresinin öne çıkarıldığını, müvekkiline ait markanın bir televizyon dizisi üzerinde kullanıldığını, söz konusu dizinin yayınlarında kullanılan renklerin de kırmızı ve turuncu şeklinde olduğunu, dava konusu markada turuncu renk kullanıldığından markaların görsel olarak karıştırılma ihtimalinin arttığını, davalı şirket markasında 25 ve 35. sınıfta bulunan emtia ve hizmetlerin yer aldığını, müvekkiline ait markanın da bağlantılı mal ve hizmetlerde tescil edildiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, markanın üzerinde kullanıldığı dizinin Türkiye nezdinde bilinir ve tanınır olduğunu, davalının markasal kullanımının müvekkili şirketin itibarını zedeleyebileceğini, "..." ibareli markanın müvekkili ile özdeşleştiğini ve tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek; ... ...'in ... sayılı kararın iptali ile dava konusu ... başvuru numaralı "......." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirkete ait marka başvurusunun ilanına davacı tarafından yapılan itirazın ... ... kararı ile haklı olarak reddedildiğini, müvekkilinin “...” olarak 20 yılı aşkın süredir mağazacılık sektöründe hizmet verdiğini, müvekkili şirketin 2011 yılında kurulduğunu, tüm Türkiye’ye hizmet vermek amacıyla e-ticaret, ihracat sektörüne atıldığını, 2018 yılında "...." internet sitesi üzerinden hizmet vermeye başladığını, sektöründe oldukça tanınan ve güvenilen bir şirket olduğunu, taraf markalarının ilk izlenim itibarıyla birbirlerinden oldukça farklı olduğunu, müvekkili markasının küçük harflerle yazıldığını, turuncu ve gri olmak üzere iki farklı renk içerdiğini, davacı markasının ise büyük harflerden oluştuğunu, canlı bir kırmızı renkte olduğunu, ibarenin alt alta yazıldığını, markaların yazı tiplerinin, puntolarının ve renklerinin farklı olduğunu, müvekkili markasında tamamlayıcı unsurların yer aldığını, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılmasının söz konusu olmayacağını, markaların farklı mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu ve sınıflar arasında ayniyet ve/veya benzerlik bulunmadığını, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markasının SMK 6/5 maddesi kapsamında tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığını, SMK 6/5 maddesinde sayılan şartların oluştuğu iddiasının ispatlanamadığını, markaların farklı tüketici kitlelerine hitap ettiklerini, davacının kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu, “...” ibaresinin İstanbul’un Avrupa kıtasında kalan tarafını ifade ettiğini, özgün bir ad olmadığını, bir bölge adı olduğunu ve ticari hayatta faaliyet gösteren birbirinden farklı pek çok kişi tarafından markasal kullanımı akla gelebilecek bir ibare olduğunu, ibarenin ayırt edici niteliği bulunmayan zayıf marka niteliğinde olduğunu, davacı tarafın marka kullanımına ilişkin delil sunamadığını, SMK 6/3 kapsamındaki iddialarının davacı tarafından ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME
: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemleri ile SMK 19/2 kapsamında davalı tarafından ileri sürülen kullanmama def'i şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, █████/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi markalardan ... sayılı davacı markası açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının ve SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği ve SMK 19/2 kapsamında davalı tarafından ileri sürülen kullanmama def'i şartlarının oluşup oluşmadığı hususları ile neticeten ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya █████/2022 tarihinde tebliğ olduğu, █████/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu, 6769 sayılı SMK 156 ncı maddesine göre görevli ve yetkili mahkemeye dava açıldığı anlaşılmıştır ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "...." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6'ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
......
...'nın █████/2022 tarih ve 220406826 sayılı yazısıyla, başvuru sahibinin kullanım ispatı talebinde bulunduğu hususu yayına itiraz sahibi vekiline bildirilmiş ve kendisine itiraz gerekçesi markanın Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna ya da markanın kullanılmamasına dair haklı sebepler bulunduğuna ilişkin delilleri sunması için Yönetmeliğin 29(3) maddesi uyarınca bir aylık süre verilmiştir. Verilen süre içinde itiraz sahibi / vekili tarafından Kuruma herhangi bir bilgi veya belge sunulmamıştır.
Bu çerçevede, itiraz sahibi tarafından itiraz gerekçesi markanın kullanımı ispatlanamamış olduğundan ve başkaca ret gerekçesi marka olmadığından, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir.
SMK m. 6/3 çerçevesinde yapılan bir itirazın incelenmesinde, itiraza gerekçe olarak gösterilen tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaret ile inceleme konusu marka başvurusunun aynı ya da yüksek düzeyde benzer olması dikkate alınır. Markalar arasında yeterli derecede benzerlik yoksa itiraz gerekçesi marka ya da işaretin önceki kullanımlarının 6/3 maddesi açısından bir önemi yoktur.
Yapılan inceleme sonucunda, m. 6/3 gerekçeli itiraz sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde incelenmiş ve başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler veya benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin işbu başvurunun tarihinden önce muteriz tarafından marka olarak ciddi biçimde kullanılageldiği ispatlanamadığından itiraz yerinde bulunmamıştır.
SMK m.6/5 hükmünde yer alan koşullarının varlığına dair yeterli delil muteriz tarafından sağlanmadığından tanınmışlıktan haksız yarar sağlama gerekçeli itiraz da kabul edilmemiştir.
SMK m.6/6 koşullarının oluştuğu sonucuna varılmadığından bu yöndeki itiraz da kabul edilmemiştir.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (..., █████/2012 tarih, ... sayılı kararı, ... bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir.
KARAR
: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (█████/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. ...
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. ...
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ...
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Madde 19
: Yayıma itirazın incelenmesi
(2) 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği █████/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetten bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜ NİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
SMK 19/2. maddesi anlamında kullanmama def'i hususunda;
SMK 29/2 yollaması ile 19/2 kapsamında kullanmama def'inde; benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında şu şekildedir:
Davalı başvuru Markası
"...."
(...)
25, 35. sınıf
Davacı Markası
"..."
(...)
09, 38, 41. sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan █████/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1. 6769 sayılı SMK madde 6/1 bakımından değerlendirmeye alınamayacağı, dolayısıyla somut olayda 6/1 koşullarının bulunmadığı,
2. Somut olay bakımından davacının gerçek hak sahipliğinin bulunmadığı,
3. Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı" ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni bir heyetten rapor veya aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, dava konusu "......." ibareli marka başvurusunun 25, 35'inci sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 09, 38, 41'inci sınıfın tüm alt gruplarında tescilli "..." markası mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı iddiaları bakımından Mahkememizce, dava konusu markanın karıştırılma ihtimali ve kullanmama def'ine dayalı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmış olup, bu minvalde yapılan değerlendirmeler şu şekildedir:
1)6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ VE KULLANMAMA DEF'İ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre; yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde, uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispata davet müessesi düzenlenmiştir.
İtiraz sahibi/davacı tarafından sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. Marka mevzuatında “ciddi biçimde kullanma” kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir.
Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce, “kullanmama def’i” yönünden inceleme yapılacaktır. Zira kullanımı ispatlanan markalar, sadece kullanımı ispatlanan mal ve hizmetler bakımından dikkate alınacaktır.
Davalı yanın ... nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu karşı görüş dilekçesi ve dava dosyasına cevap dilekçesi incelendiğinde, davacıya ait ... sayılı marka yönünden “kullanmama def’i'nde bulunduğu ve işbu markanın kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin kullanımının ispatlanmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında; kullanım ispatı talep edilen davacının ... sayılı markasının tescil tarihi 08.02.2006’dır. Dolayısıyla; gerek dava tarihinde gerekse dava konusu markanın başvuru tarihinde, 5 yılı aşkın süredir markanın tescilli olduğu, bu gerekçe ile davalı şirketin ... sayılı marka yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği tespit edilmiştir.
Davacı şirketin, gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında, markanın kullanımını gösterir bir belgeyi dosyaya sunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili aşamalardaki dilekçelerinde ... sayfasından alınan bir kısım görseller, ... ve Ekşi sözlük sayfalarından alınan yorumlar gibi görseller sunulmuş ise de bu belgelerin tarih aralığı şartını sağlayıp sağlamadığı tespit edilemediği gibi, bu belgeler ile yerleşik ... içtihatları da gözetilerek, ciddi kullanımın ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davacı taraf ... sayılı markasını kullandığını ispatlayamadığından, ... karar iptali ve hükümsüzlük davası bakımından, işbu markanın 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınamayacağı, 6769 sayılı SMK madde 6/1 şartlarının somut olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
2)6769 SAYILI SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir.
... kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır.
Somut olayda davacı tarafından, gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında gerçek hak sahipliğini gösteren herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla iddia edilen gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, bu nedenlerle de 6760 sayılı SMK madde 6/3 koşullarının bulunmadığına Mahkememizce kanaat getirilmiştir.
3)6769 SAYILI SMK 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK m.6/5'de ise tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
4)KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
5)HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, netice itibariyle dosya kapsamında iptali talep edilen ... kararının yerinde olduğuna ve hükümsüzlük şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmiş ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ...aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince
DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup,
Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!