Anahtar kelimeler: Süreç Müdafinin Görüşü Hukukî İstemlerinin Neticesinde Yoksunluklarının Geçildi Cezalandırılmasına Sayisi
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

    SAYISI
    : ████████ E. - ████████ K.
    SUÇ
    : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
    HÜKÜM
    : Beraat
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Bozma
    İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin ve sanık müdafinin istinaf başvurularının kabulü ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a, 303/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması için yeterli delillerin mevcut olduğuna, atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
    Sanık müdafinin temyiz isteği; beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli ... Çamaşırhanesi'nin, bitişiğinde bulunan caminin restorasyon işini yapan sanık ... tarafından yıkıldığı iddiasıyla dava açıldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmeyerek, restorasyon işinde kalfa olarak çalışan temyiz dışı sanık ... tarafından, gerek çevre eşrafının gerekse Kuyucak muhtarının söylemesi üzerine yıkılmış olduğunu korama kurulu görevlilerinin olay yerine gitmesi ile öğrendiğini beyan ettiği, temyiz dışı sanık ...'nın savcı huzurunda verdiği ifadesinde, altı kişilik bir grup ile sanık ...'in işlerini yaptıklarını, sanığın Ankara'da olduğu sırada birlikte aynı işi yaptıkları dava dışı ...'ün sanık tarafından aranarak caminin yanındaki yarısı yıkık vaziyette olan çamaşırhanenin temizlenmesi talimatı aldığını, ekip olarak çamaşırhaneyi yıkıp temizlediklerini, yıkım sırasında köy muhtarı olan temyiz dışı sanık ...'in de olay yerinde olduğunu, temizleme talimatını sanığın verdiğini ifade ettiği, sanık ...'in duruşmada alınan savunmasında ise olay tarihinde caminin iç kısmındaki mobilyaları yenilediklerini, sanığın köyden tuttuğu işçilerle caminin etrafında temizlik yaptıklarını, kepçe ile yıktıklarını, yapıları kendisinin yıkmadığını, kepçe ile yıkım işlemini yapan kişinin ... isimli başka bir şahıs olduğunu beyan ettiği, köy muhtarı temyiz dışı sanık ...'in de aşamalardaki beyanlarında, çamaşırhanenin yıkılması yönünde kimseye sözlü bir talimatının olmadığını, sanık ...'in işçileri yolladığını, işçiler tarafından temizlik yapıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
    İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; "Olay yerine ilişkin restorasyon müteahhidi sanık ...'in söz konusu yerin koruma altında sit alanı olduğunu biliyor olması gerekirken sorumluluğu altındaki bu restorasyon işlemi esnasında tarihi eser durumundaki çamaşırhane ve çeşmenin yıkılmasına yol açtığı ve böylece müsnet suçu işlediği" gerekçesi ile sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesince, "Diğer sanık ...'in muhtar sıfatıyla 08.03.2006 ve 12.02.2007 tarihli dilekçelerinde suça konu yapının oldukça eski olduğunu, yıkılmak üzere olduğunu, çocuklar için tehlike arz ettiğini ve bir an önce gerekli tedbirin alınmasını talep ettiği, Müze Müdürlüğü'nün 23.11.2006 tarihli inceleme raporunda da, çeşme ve çamaşırlığın ahşap elementlerinin tamamen çürümüş olduğunun, çatısının büyük oranda deforme olduğunun, taşıyıcı ahşap elemanlarının hasarlı olduğunun, duvarlarının göçme tehlikesi altında olduğunun belirtildiği; suç duyurusunun ekinde bulunan 2006 yılında çekilmiş fotoğrafında da yapının oldukça harap durumda olduğu ve durumunun 'fena' olarak nitelendirildiği, hakkında beraat kararı verilen diğer sanık ...'in 27.09.2016 tarihinde bilgi sahibi olarak verdiği ifadesinde suça konu yerin 2010 yılında kendi kendine yıkıldığını, hatta kendisinin suça konu yerin etrafında şerit çektiğini belirttiği; diğer sanık ...'in 06.04.2017 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı huzurunda verdiği ifadesinde 2011 yılında suça konu yerin hemen bitişiğinde olan caminin çatısının yandığını, o zaman cami enkazı ile birlikte orasının da temizlendiğini belirttiği; sanığın savunmalarında buranın metruk bir bina olduğunu, tescilli yer olduğunu sonradan öğrendiğini belirttiği, yukarıda belirtilen diğer sanık ...'in muhtar sıfatıyla 08.03.2006 ve 12.02.2007 tarihli dilekçelerinden sonra suça konu yerin muhafazası için tedbirin alındığına dair dosyada bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, sanık ...'in suç işleme kastıyla hareket ettiğine, üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delilin bulunmadığı" değerlendirilerek sanığın atılı suçtan beraatine dair hüküm tesis edilmiştir.
    IV. GEREKÇE VE KARAR
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.05.2023 tarihli, 2022/7-315 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, İlk Derece Mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ve eylemi sabit görülen sanığın, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği gerekçesi ile beraatine karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamede bu hususta bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın atılı suçu her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilelde edilemediği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin kararında, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Ceza Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    06.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!