Anahtar kelimeler: Uğraşmakta Satımdan Ayıplı İfa Eser Yurt İnşaat İşi Yapı Sınırlı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ Esas, ███████ KararTARİHİ
: █████/2021DAVANIN KONUSU
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi sebebiyle ayıplı ifa kaynaklı tazminat davasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili ... Yapı İnşaat adı ile yurt dışında inşaat işi ile uğraşmakta ve ticari faaliyette bulunduğunu, son olarak Afrika'da yer alan Moritanya İslam Cumhuriyeti'nde bir hastane yapım işini üstlendiğini ve inşaat için gerekli malzemeleri temin etmek için davalı ... Ticaret A.Ş ile anlaştığını, anlaşmaya göre davalı tarafından müvekkillerin yürüttüğü projeye uygun olarak malzemeler üretilecek ve Moritanya'ya gönderilecek, ödemeler de akredidif yolu ile yapılacağı, yapılan anlaşma sonunda müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki başlamış ve müvekkili vermiş olduğu siparişlere göre malzeme üretimi başlandığını, malzemeler üretilmeden önce davalı şirket mail ile proformlar göstermiş, kendilerini bu işi uzun yıllardır yaptıkları ve kendilerine özel autocad sistemi kullandıkları bu sebeple kalıplarda ve diğer özelliklerde sıkıntı yaşanmayacağını dile getirdiklerini, bu şekilde üretime başlandığı malzemeler Moritanya'ya gemi yolu ile gönderildiğini, ancak malzemelerin gemiye yüklenmesi sırasında nakliye esnasında sıkıntı olduğu bu sebeple aracın boşaltılıp yeniden yüklendiğini, hala bekleme yaşandığı nakliyede sorun olduğu konteynırın ancak bir sonraki gemiye yetişeceği davalı tarafından müvekkile bildirildiğini, bu gecikmede kusuru bulunmayan müvekkili bekleme ücreti ödemek durumunda kaldığını, üstelik Moritanya'ya gemi sık sık kalkmadığı için uzun da bir süre beklemek durumunda kalındığını, müvekkilin işleri durma noktasına geldiğini, ...'ya yanaştığında ve gümrükten geçtikten sonra müvekkili ve çalışanları konteynırları açıtığında siparişler ile gelen ürünlerin birbirine uymadığını, hem sayı hem nitelik bakımından farklı olduğunu gördüklerini, ayrıca Türkiye'de davalı şirket tarafından konteynırın iki defa boşaltılıp yüklenmesi sebebi ile ürünlerde yıpranmalar ve ezilmeler olduğu, müvekkili yurtdışında ülkemizin itibarının ve güvenirliğinin de sarsılmasını istediği için davalı şirket yetkilileri ile görüşme sağladığını, yapılan hatanın kendilerini zarara uğrattığını ve işin gecikmesine sebep olacağını bildirdiğini, davalı şirket tarafından hata ve ayıp kabul edilmediği, sipariş listesi ile gelen ürün listesi tek tek karşılaştırılmış hem nicelik hem de nitelik olarak farklı gelen ürünler tespit edildiğini, her şirketin kullandığı yöntem, program, kalıp ve kodlar farklı olduğundan müvekkilin inşaatın ortasında bir başka şirket ile anlaşması da mümkün olmadığını, eksikliklerin yine davalı tarafından tamamlanmasını istendiğini, bir geminin Türkiye'den Moritanya'ya yolculuğu 1 ay sürdüğü, ayıplı ürünlerin geri gönderilmesi ve yeniden imal edilmesi tekrar yola çıkması müvekkili en az 3 ay geciktirecek ve 700.000,00 USD cezai şart ödemek zorunda kalacağını bu sebeple müvekkili barışçıl yollarla ve görüşmeler ile sorunu çözmek istemiş ise de malesef bunun mümkün olmadığını, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını, belirterek, davalarının kabulünü, fazlaya ilişkin istem ve diğer dava haklarının saklı kalmak üzere 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesin talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili tarafından dava dilekçesinde belirtilen ülkeye ticari satım yapıldığı ancak, ticari satış davacıya değil █████/2017 tarih ve ... sayılı █████/2017 tarih ve ... sayılı, █████/2017 tarih ve ... sayılı █████/2017 tarih ve ... sayılı faturalardan görüleceği üzere ... isimli şirketle yapıldığını, bu faturalardan █████/2017 tarih ve ... sayılı faturaya konu mallar akreditif talep edilmeksizin, diğerleri akreditifli olarak gönderildiğini, nakliye bedeli de davalı şirket tarafından karşılandığını, bu faturanın bedeli halihazırda tahsil de edilmediğini, yukarıda numaralı yazılı faturalara ilişkin Moritanya'ya yapılan ihracatla ilgili dava açıldığı, bu faturalara ilişkin davacıya satış yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, bununla birlikte davacı ile davalı arasında da ticari ilişki olduğu, buna dair davacı yana birçok fatura kesildiğini, █████/2017 tarih ve ... sayılı, █████/2017 tarih ve ... sayılı, █████/2017 tarih ve ... sayılı, █████/2017 tarih ve ... sayılı bu faturalardan sadece 2 tanesi davacının talebi üzerine ihracat kayıtlı olarak davacıya fatura edildiğini, faturalardaki kilogramlar ile çeki listesindeki kilogramlar birebir aynı olduğunu, Konşimentolarla da bu belirli olduğu, bununla beraber faturalara konu irsaliyelerde de dava dışı şirketin nakliyecisinin imzası bulunmadığını, çıta ile ilgili probleme ilişkin olarak ise, dava dışı ... isimli şirketin iddiasını kabul ederek uçak kargoyla 2.282,40 USD ödemeyi de davalı müvekkili karşılayarak, yeni ürünlerini dava dışı şirkete gönderdiğini, bu nedenlerle taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddine, aksine bir kanaatte muayene yükümlülüğü ve ihbar bildirimlerinin süresinde yapılmaması nedeniyle zamanaşımı itirazlarının bulunduğundan davanın reddine, satış tarihinden uzunca bir süre geçtikten ve hatta devam eden ticaretin de olduğu dikkate alındığında, satışlardan aylarca sonra ortaya atılan iddiaların dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle davanın reddine satışa konu ürünlerde eksikliklerin bulunmaması, satışa konu faturaların çeşitli aralıklarla itiraza uğramaksızın kabul edilmesi, faturaların davacı şirket kayıtların bulunması, usulüne uygun tutulan şirket defterlerinin sahibi lehine delil olması, çeki listesi, irsaliyeler ve konşimentolarla eksiklik iddialarının asılsız olduğunun sabit olması, ayıp iddiasını asılsız olması nedenleriyle ispat edilemeyen davanın reddine, iddianın kesinlikle kabulü anlamına gelmemekle birlikte terditli takas defilerinin bulunmadığından, davacıdan alacaklı olduğundan terditli takas defilerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davanın, davacının açık hesap alacağına dayanan eksik ayıplı ürün imali ve teslimi varlığı iddiasıyla açılan davacının zararının tazmini istemine ilişkin olduğu, bilirkişi SMMM ... tarafından hazırlanan █████/2019 tarihli raporu incelendiği, davacı şirketin TTK. hükümleri uyarınca tuttuğu ve kayıt altına almış olduğu ticari defterlerinde, tarafına düzenlenen tüm faturaları kayıt altına alması ve ödeme yaptığına dair dava dosyasına herhangi bir belge ibraz etmemesinden dolayı davalı yana 59.855,91 TL borcunun bulunduğu, davalı şirketin TTK. hükümleri uyarınca tuttuğu ve kayıt altına almış olduğu ticari defterlerinde davacı yana düzenlediği faturalardan kaynaklı olarak █████/2017 tarihi itibariyle 59.855,91 TL alacağının bulunduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği █████/2017 tarih ve ... sayılı, █████/2017 tarih ve ... sayılı, █████/2017 tarih ve ... sayılı ve █████/2017 tarih ve ... sayılı faturaların davacı ünvanına düzenlenen faturalar olmadığı, işbu faturaların D.i.d- Distiribition Ingennierie Developp ünvanının düzenlenen faturalar olduğu ve davalı şirket ile dava dışı ... arasında 2017 yılında ticari ilişkinin mevcut olduğu teknik olarak değerlendirildiği, Dava konusunun Moritanya İslam Cumhuriyeti'ndeki hastane yapım işi ile alakalı olarak inşaat malzeme üretim ve temin işine ilişkin olduğu iddia olunup, davacı açık hesap alacağına dayanan eksik ayıplı ürün imali ve teslimi varlığını teknik olarak ispatlayamadığı, davalının husumet savunması davacının açık hesap alacağına dayanması nedeniyle uygun bulunmadığı, dosyaya sunulu deliller kapsamında davacı iddia ettiği ürünlerin ayıbını, eksik ve yanlış ifayı, ihbar yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, bunun sonucu alacağının varlığını ortaya koyamadığı, hali hazırda tarafların ticari kayıtları da davacının davasını ispatlayamamakla birlikte davacının alacaklı değil 59.855,91 TL borçlu olduğunun teknik olarak ortaya koyulduğu, saptanan ve hukuksal durum karşısında, davacının davasını ispatlayamadığına kanaat getirildiği, dosyaya sunulu bilgi ve belge ile davacı tarafın davalı taraftan alacağının bulunmadığına kanaat getirildiği, davacının davasında haklılığına kanaat getirilemediği, bu nedenle varlığına kanaat getirilmeyen davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; mahkemece somut değerlendirmeler içeren teknik ve mali bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, teknik bilirkişinin davalının ayıplı mal teslimi yaparak, ayıplı ifa yaptığını açıkça tespit ettiğini, hangi gerekçe ile bilirkişi raporlarını dikkate almadığını kararda gerekçelendirmediğini, yerel mahkemenin sadece takdiren ve vicdanen diyerek davayı reddettiğini, bilirkişi raporları ile davacının alacaklı olduğunun ortaya koyulduğunu, dava kapsamındaki mail, telefon yazışmaları, fiyat teklifi ve kabulleri incelendiğinde davalının sorumluluğunun aşikar olduğunu, ret kararının gerekçelendirilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı taşerondur. Davacı yüklenici vekili, müvekkilinin Moritanya'da üstlendiği hastane inşaatı için gerekli malzemelerin hazırlanması ve temini için davalı ile anlaştıklarını, eksik ve ayıplı imalat olduğunu bu sebeple müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Davalı vekili ise davacı tarafın söz konusu sözleşmeye taraf olmadığını, dava dışı iş sahibi ... aralarında ticari ilişkileri olduğunu, eksik ya da ayıplı iş olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkeme ise alacağının varlığını ortaya koyamadığı, hali hazırda tarafların ticari kayıtları da davacının davasını ispatlayamamakla birlikte davacının alacaklı değil 59.855,91 TL borçlu olduğunun teknik olarak ortaya koyulduğu gerekçesiyle davanın ispatlanamadığından reddine karar vermiştir. Somut olayda davacı Moritanya'daki yaptığı inşaatın malzemelerini davalı taşerona yaptırdığını ve eksik, ayıplı iş olduğunu zarara uğradığını iddia ettiğinden, ürünlerin ayıbını, eksik ve yanlış ifayı, ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bunun sonucu alacağının varlığını ispatla yükümlüdür. Mahkemece tarafların arasında ticari ilişki olduğunu ancak davacının ayıp, zarar gibi hususları ispat edemediği gibi defterler açısından davacının borçlu olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamı ve tarafların beyanları dikkate alındığında taraflar arasında bir ticari ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alınan mali müşavir bilirkişinin █████/2019 tarihli raporu incelendiğinde, davacı şirketin TTK. Hükümleri uyarınca tuttuğu ve kayıt altına almış olduğu ticari defterlerinde, tarafına düzenlenen tüm faturaları kayıt altına alması ve ödeme yaptığına dair dava dosyasına herhangi bir belge ibraz etmemesinden dolayı davalı yana 59.855,91 TL borcunun bulunduğu, davalı şirketin TTK Hükümleri uyarınca tuttuğu ve kayıt altına almış olduğu ticari defterlerinde davacı yana düzenlediği faturalardan kaynaklı olarak █████/2017 tarihi itibariyle 59.855,91 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, ek raporunda da bu görüşünü mali müşavir bilirkişinin değiştirmediği anlaşılmıştır. Davacı yan eksik ve ayıplı işler yapıldığını iddia etmektedir. Davacının yapacağı ayıp ihbarının kapsamında, ayıbın sebeplerini neden ileri geldiğini bildirmesine gerek yoktur. Ancak ayıbın ne olduğu, hangi kısımlarda belirdiğini bildirmesi gerekmektedir. Eserin sözleşmeye uygun yapılmadığının bildirilmesi ayıp ihbarı anlamında kabul edilemez. Eldeki davada davacı tarafça çekilen ihtarda ve mail ve diğer yazışmalarda bu şekilde davacı tarafça yapılmış bir ayıp ihbarı yoktur. Tüm bu hususlar dahilinde davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle yerel mahkemece davanın reddi kararı yerinde olup, davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.