Anahtar kelimeler: Adaparsel Aksama Bandırmabursayenişehirosmaneli Yaşanmaması Demiryolu Temininde Altyapı Ulaştırma Duyulan Listede
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... AŞ
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR)
: 1-...
2-... Bakanlığı
VEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanması ve dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması amacıyla, Proje kapsamında ihtiyaç duyulan ve ekli harita ve listede bulundukları yer ve ada/parsel numaraları gösterilen taşınmazlar ile muhdesatın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin █████/2023 tarih ve 32125 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, █████/2023 tarih ve 6897 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Balıkesir ili, Bandırma ilçesi, Akçapınar Mahallesi, 133 ada 80 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek,
Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu,
Diğer taraftan, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği,
Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği,
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin dayanağı olan Bandırma - Bursa - Yenişehir - Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin km.102+278,75 - 189+816,28 kısmıyla ilgili 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (g) fıkrası gereğince kamu yararı kararı alınması, kamulaştırma planında gösterilen taşınmazların aynı Kanun'un 4. maddesi ve 6. maddesinin son paragrafı uyarınca kamulaştırılması ve kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesis edilmesi hususunda █████/2022 tarih ve 754426 sayılı Bakanlık olurunun alındığı; kamulaştırmaya konu taşınmazlar hakkında kamulaştırma planının hazırlandığı; davalı idarelerin savunma dilekçesinde, dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması ve projenin zamanında bitirilmesi, Bursa'nın; Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere demir yolu ağı ile bağlanarak hem yük hem de yolcu taşımacılığının hayata geçirilmesi amaçlarıyla acele kamulaştırma kararının alındığı, bu kararın eki listede bahsedilen taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemine konu edilmeyeceği, taşınmazların kamulaştırılmasının demiryolu projesinin gereksinimi doğrultusunda zorunlu kalınması halinde başvurulacak en son tercih olduğu, süreç içerisinde ilave alanların kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulmadığının anlaşılması halinde, bahse konu taşınmazların acele kamulaştırma kapsamından çıkarılacağı, anılan parselin ise ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer aldığı ifadelerine yer verildiğinin görüldüğü,
Bu durumda, dava konusu işlemde acelelik halinin ve kamu yararının bulunduğu, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, sekiz sayfalık Daire kararının ilk yedi sayfasında kamulaştırma ve acele kamulaştırma usulünün ve kanunlardaki yerinin açıklanarak sadece 7. sayfanın son paragrafında uyuşmazlık konusu parselin ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer aldığından dava konusu işlemde acelelik halinin ve kamu yararının bulunduğu sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verildiği, iki cümleden oluşan bu kısa açıklama ile davanın reddine karar verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarında özellikle dikkat çekilen "Gerekçeli Karar İlkesi" ile uyuşmadığı; somut olayda, kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi ve taşınmazların bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğduğu ve acelelik halinin olduğu ortaya konulamadığından, kamulaştırma şartları bulunsa dahi acelelik halinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan ve kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp, sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde; Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Hangi kamu hizmetleri için acele kamulaştırma yönteminin kullanılacağı, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerektiği vb. hususların, Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarını sağlayıp sağlamadığının ise, her somut olayda, yargı yerince denetlenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, uyuşmazlık incelendiğinde, ilk defa 1978 yılı Yatırım Programına alınarak etüt-proje çalışmalarına başlandığı bildirilen projenin, 2012 yılında "Bursa-Yenişehir Havalimanı Kesiminde” TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü uhdesinde çalışmalara başlandığı, hattın kalan kesimlerinin ise (Bandırma-Karacabey, Karacabey-Bursa, Yenişehir Havalimanı-Osmaneli) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü uhdesinde olup 2021 yılında çalışmalara başlandığı, bu doğrultuda idarece acele kamulaştırma kararında bahsi geçen taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemlerine konu edilmeyeceği, ilk etapta kamulaştırma sahasında kalacak taşınmazlarla ilgili kadastro kontrollük işlemlerinin hala devam ettiği hususları dikkate alındığında, gelinen aşamada dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İLGİLİ MEVZUAT
:
Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.
Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.
2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.
Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının "Kamu Yararı" ölçütü yönünden incelenmesinden;
Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Bandırma -Bursa -Yenişehir -Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanması ve dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması amacıyla alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Türkiye'nin büyük şehirleri arasında yer alan Bursa'yı demiryolu bağlantısı ile Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere bağlamak ve yük taşımacılığı ve yüksek hızlı trenler ile yolcu taşımacılığı yapılması amacıyla planlanan demiryolu projesinde ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.
Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Acelelik Hali" ölçütü yönünden incelenmesinden;
Uyuşmazlıkta, davalı idareler tarafından, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin önemli bir etabı olan Km:102+278,75 - 189+816,28 kesiminde projenin dış kaynakla yürütülmesi amacıyla yabancı kredi kuruluşlarıyla kredi anlaşmalarının imzalandığı, kredi sağlayan kuruluşlarca, projenin öngörülen zamanda bitirilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin aksamadan tamamlanması gerekliliği önemle vurgulandığından, projenin belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanarak dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması amacıyla proje kapsamında bulunan taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda; proje ile Bursa'yı Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere demiryolu ile bağlayarak, yük ve yüksek hızlı trenler ile yolcu taşımacılığı yapılmasının amaçlandığı, projenin hem ulusal menfaatler, hem de verilen uluslararası taahhütler boyutuyla büyük önem taşıdığı, projenin dış kaynakla yürütülmesi amacıyla yabancı kredi kuruluşlarıyla kredi anlaşmalarının imzalandığı, kredi anlaşmaları uyarınca, projenin öngörülen zamanda bitirilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin aksamadan tamamlanması gerekliliği dikkate alındığında, demiryolu projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla demiryolu güzergâhı üzerinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmazların kamulaştırılmasında, acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Kesin olarak, █████/2024 tarihinde gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” gerekli olan taşınmaz malların acele kamulaştırma işlemine konu edilebileceği belirtilmiştir.
Anılan maddede, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller" bakımından Kanun'da açık bir düzenleme bulunmadığından, sebep unsuru bakımından idareye takdir yetkisi tanındığı açıktır.
İdarenin takdir hakkının kullanıldığı işlemlerin hukuka uygunluk denetimlerinde, idarenin takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde yargı kararı verilmesinden kaçınılması hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu gibi, aynı zamanda Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen; yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği yolundaki hükmün de zorunlu bir sonucudur.
Bu bakımdan "açık takdir hatası" ve/veya "ölçülülük ilkesine aykırılık" halleri hariç, idareye tanınan takdir yetkisi üzerinde yargısal tasarrufta bulunulmamalıdır.
İdareye tanınan takdir hakkının, kişilerin mülkiyet hakkı üzerinde etki doğurduğu tartışmasızdır. Mülkiyet hakkı gerek Anayasa'nın 35. maddesinde, gerekse taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınmıştır.
Anayasa'nın bahse konu 35. maddesinde, mülkiyet (ve miras) hakkının, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, ifade edilmiştir. Bu durumda, acele kamulaştırma işleminin Cumhurbaşkanı Kararına dayandığı hallerde, Cumhurbaşkanınca kullanılan takdir hakkı (yasal dayanağı bulunduğundan), kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığı noktasında denetime tabi tutulmalıdır.
Sonuç olarak, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde Cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisinin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Başka bir deyişle, bu hususlar açısından açık takdir hatası bulunup bulunmadığı ve/veya ölçülülük ilkesine aykırı hareket edilip edilmediği noktasında yargısal denetim yapılmalıdır.
Kanunun açık lafzında yer almayan "özel ve istisnai koşulların" gerçekleşip gerçekleşmediğinin aranılması, sosyal ve ekonomik politikalar üzerinde yargısal denetim yapma anlamı taşıyacağından, kabulü olanaklı değildir.
Buna göre, hangi kamu hizmetleri için acele kamulaştırma yönteminin kullanılacağı hususu, hizmetin niteliği, özelliği, mahalli ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerektiği hususlarının hizmeti yürüten idarece belirlenip takdir edileceği gerçeği karşısında, belirtilen hususların somut bir şekilde hukuken geçerli bilgi ve belgeler ile ortaya konulması halinde Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarının gerçekleşmiş olduğunun kabulü gereklidir.
Dolayısıyla, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen işlerde, "kamu yararı" ölçütü ve kamu yararının ve acelelik halinin belirlenmesi hususunda Cumhurbaşkanına tanınan "takdir yetkisi" çerçevesinde yargılamanın yapılması gerekmektedir.
Çünkü, Cumhurbaşkanınca alınan acele kamulaştırma kararlarının asıl sebebini, bu alanlarda gerçekleştirilmesi planlanan projelerin biran evvel hayata geçirilmesi gerekliliğinin bizzat Cumhurbaşkanı makamınca takdir edilmesi oluşturmaktadır.
Uyuşmazlığın yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde incelenmesinden;
Dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alanda, Bandırma - Bursa - Yenişehir - Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanması ve dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması amacıyla proje kapsamında ihtiyaç duyulan taşınmazlara yönelik dava konusu acele kamulaştırma kararının tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar, kararın eki listede bahsedilen taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemine konu edilmeyeceği, taşınmazların kamulaştırılmasının demiryolu projesinin gereksinimi doğrultusunda zorunlu kalınması halinde başvurulacak en son tercih olduğu, süreç içerisinde ilave alanların kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulmadığının anlaşılması halinde, bahse konu taşınmazların acele kamulaştırma kapsamından çıkarılacağı anlaşılmakta olup, Dairece uyuşmazlık konusu parselin ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer aldığından bahisle dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmişse de, ülkemizin ulusal menfaatleri ve verilen uluslararası taahhütler boyutuyla kamu yararı amacını taşıyan projenin, dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmadan ve yapım süreci sekteye uğramadan, belirlenen iş programına uygun şekilde tamamlanarak ivedilikle işletmeye alınabilmesini teminen acele kamulaştırma kararının tesis edildiği, belirlenen güzergahta gerçekleştirilmesine başlanılan projenin gecikmesi halinde dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmasının kaçınılmaz olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda, ilk aşamada olmasa da projenin ilerleyen aşamalarında, demiryolu inşaat tekniği gereğince altyapı ve yol deplasesi, enerji nakil inşaatı/deplasesi, alt ve üst geçit inşaatı vb. durumlarda ek kamulaştırma ihtiyacı hasıl olduğunda kullanılmak üzere öngörülen taşınmazları da kapsayan ve 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmüne uygun şekilde alınan Cumhurbaşkanı Kararı'nda bu gerekçeyle kamu yararı ve acelelik halini bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!