Anahtar kelimeler: Döverek Arzedecek İyileşir Eziyet Sistematik Yaşayan Doktor Gayri Evde Mağdura
8. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SUÇ
    : Eziyet
    HÜKÜM
    : Beraat
    Gereği görüşülüp düşünüldü
    :
    Oluşa, çocuk mağdurun ifadesine, doktor raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; mağdur ...'ın babası ile gayri resmi olarak birlikte yaşayan sanığın, aynı evde bulunan mağduru döverek doktor raporunda belirtildiği şekilde basit tıbbi müdahale ile iyileşir şekilde yaralaması biçimindeki eyleminin, sistematik ve süreklilik arzedecek biçimde olmaması sebebiyle eziyet suçunu oluşturmayacağı ancak, sanığın eyleminin mağdura karşı yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
    Yasaya aykırı katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 19.02.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
    KARŞI DÜŞÜNCE
    : Dairemizin █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamında karşı düşüncede olduğum olay; sanık ... ... hakkında, birlikte aynı evde yaşadığı ...'ın olay tarihi itibariyle yedi yaşında bulunan oğlu mağdur ...'a uyguladığı eziyet suçu nedeniyle Akşehir Asliye Ceza Mahkemesince beraat kararı verilmesi üzerine, sayın heyetin çoğunluğunun “sanığın eyleminin mağdura karşı yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat hükmü kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilen hükmüdür.
    Akşehir Asliye Ceza Mahkemesine 09.06.2009 tarihinde açılan ████████ sayılı iddianamede özet olarak;
    “Yaşı küçük mağdurun anne ve babası olan veliler ... ... ve ...'ın olay zamanı itibariyle aralarında boşanma davalarının devam ettiği ve fiilen ayrı evde oturmakta oldukları, mağdur ...'ın babası olan ...'ın yanında kalmakta olduğu ve mağdurun babasının bu evde ... ismiyle bilinen şüpheli ... ... ile gayri resmi olarak birlikte yaşadığı, Mağdurun annesi olan ve aynı zamanda şikayetçi olduğunu beyan eden ... ... vermiş olduğu şikayet dilekçesinde ve alınan beyanında ayrı yaşadığı eşi ...'ın gayri resmi birlikte yaşadığı ... ismiyle bilinen şüphelinin oğlu olan mağdur ...'a şiddet uyguladığını öğrendiğini, şikayet tarihinden birkaç gün önce oğlunun alnının şiş, yüzünün çizik olduğunu ve yaralarının kabuk bağladığını, kulağında bakımsızlıktan yaralar oluştuğunu gördüğünü, oğlundan durumu sorduğunda; şüphelinin şiddetine maruz kaldığını, dayak attığını ve mağduru korkuttuğunu, bu nedenle de olup biteni babası ...'a söyleyemediğini kendisine bildirdiğini belirterek şüpheliden şikayetçi olmuş,
    Mağdur ...; babasının birlikte yaşadığı ... annesinin kendisini dövdüğünü, iteklediğinde başını bilgisayar koltuğunun ayak kısmına çarptığını, bir keresinde evin betonuna kendisini düşürdüğünü, terlikle dövdüğünü, bacağındaki ve sırtındaki morlukların bu dövmeden dolayı oluştuğunu, ayrıca şüphelinin kendisini zaman zaman dövdüğünü babasına söylememesini tembihlemek de olduğunu beyan etmiş, mağdurun aldırılan doktor raporunda; sağ kaş üzerinde alın bölgesinde, sol kolda, sol omuzda, sağ kol dirsekte, sırtında, sağ bacağında morluklar ve yaralanmaların mevcut olduğu ve bu yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olduğunun tespit edildiği, şüpheli ile birlikte yaşadığı anlaşılan mağdurun babası ... şüpheli ile birlikte yaşamadığını, ... isminde birisini tanımadığını bildirerek kaçamak anlatımlarda bulunduğu,
    Tanıklar ..., ... ve ... ... ...; ... ile şüphelinin birlikte yaşadıklarına ve mağdurun okuluna dönem dönem birlikte geldiklerine ilişkin anlatımlarda bulunmuşlar, mağdurun halası ... ise kardeşi olan Yılmaz'ın, ... isimli bayanla yaşadığını duyduğunu, okula gittiklerinde annesi ile birlikte mağdur ...'ı teneffüste gördüklerini konuşmaları esnasında mağdurun alnındaki yarayı sorunca ''... annem kafamı kapıya vurdu, babamda geç geliyor'' diye cevap verdiğini söylediğini bildirmiş,
    Şüpheli ise savunmasında; ...'ı ve mağduru tanımadığını bildirerek suçlamaları reddetmiştir. Şüphelinin fotoğrafı mağdura gösterildiğinde mağdur şüpheliyi ... annesi olarak tanımış, ... ...'da şüpheliyi teşhis etmiştir.
    Böylece şüphelinin, gayrı resmi birlikte yaşadığı ...'ın oğlu olan mağdurun üzerinde baskı kurarak onu terlikle dövmek, ittirmek, başını kapıya vurmak ve değişik şekillerde dövmek suretiyle mağdurun eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştirdiği ve bu eylemleri babasına söylememesi yönünde tembihleyerek mağduru psikolojik olarak da baskı altına aldığı, bu yönüyle eylemlerinin bir bütün olarak eziyet suçunu oluşturduğu değerlendirilerek TCK.nun 96/2.a ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istenmiştir.
    Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi 15.12.2009 gün ve ████████ esas, ████████ sayılı kararı ile ''sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine'' karar vermiş,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.01.2012 tarih ve ███████████ sayılı tebliğnamesi ile ''mağdur çocuğun yargılamanın bütün aşamalarındaki çelişki içermeyen beyanları, öğretmen tanık ...'in söz konusu sağ kaş üzerindeki yaralamanın okulda olmadığına ilişkin anlatımı, tanık ...'ın ifadesi, mevcut doktor raporundaki yaralanmalar ve morlukların bulundukları yerlerin çeşitliliği ve sayısı, 02.12.2008 tarihli bilirkişi ...tarafından hazırlanan CD çözüm raporu içeriği, eğitim uzmanı ... ...'un mağdur beyanlarının samimi beyanlar olduğuna ilişkin tespiti karşısında, sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, yasaya aykırı olduğundan bozulması talebinde bulunmuştur.
    Dairemizin sayın çoğunluğu 19.02.2013 tarihli kararında; ''Oluşa, çocuk mağdurun ifadesine, doktor raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; mağdur ...'ın babası ile gayri resmi olarak birlikte yaşayan ve ... ismiyle tanınan sanık ... ...'ın, aynı evde bulunan mağduru döverek doktor raporunda belirtildiği şekilde basit tıbbi müdahale ile iyileşir şekilde yaralaması biçimindeki eyleminin sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde olmaması sebebiyle eziyet suçunu oluşturmayacağı, ancak sanığın eyleminin mağdura karşı yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı bozulması''na hükmetmiştir.
    Daire Başkanı sayın ... ...'un “Gerekçeli ve Açıklamalı Türk Ceza Kanunu” adlı eserinde; eziyet, “bir kişiye insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar şeklinde tarif edilebilir. Ayrıca, sıkıntı, aşırı güçlük, acı şeklinde de tanımlanabilir. Eziyet; basit yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz fiilleri şeklinde olabileceği gibi, kötü muamele niteliği taşıyan, ancak basit yaralama aşamasına gelmemiş fiil icra edilerek de yapılabilir. Failde eziyet kastı bulunmalıdır. Eziyet fiilleri, ani olarak değil, sistematik (sistemli) bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Eziyetin insan vücudu üzerindeki tahrip edici etkileri uzun bir süre hatta hayat boyu devam etmektedir” şeklinde anlatılmaktadır.
    Onursal Daire Başkanı ... ... “Yorumlu - Uygulamalı Türk Ceza Kanunu” isimli eserinde; “Eziyet suç tipinin içeriği, kişiyi rezil eden, küçük düşüren, onurunu ve saygınlığını zedeleyen, mağduru bir nesne, bir araç haline getirerek manevi bütünlüğünü zedeleyen tüm davranışları kapsar. Suçun konusu; eziyet edilen insanın beden ve ruh bütünlüğüdür. Eziyet suçu serbest hareketli bir suçtur. Bu suçun maddi unsuru eziyet etmektir. Yasada eziyet teşkil edecek davranışlar gösterilmemiştir ancak madde gerekçesinde; bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar olarak tanımlanmıştır. Yine madde gerekçesine göre, eziyet teşkil eden bu fiiller ani olarak değil sistematik bir şekilde ve bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir eylemin sistematik olmasından söz edilebilmesi için mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının, genel bir tavır çerçevesinde gerçekleştirilen davranışlar bütününün bir unsuru olması ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir takip etmesi olarak tarif edilebilir. Bir kişinin evini satıp gitmesi için sürekli olarak evinin kapısına tuvaletinin yapılması, mağdurun balkonundan görülecek şekilde kendi balkonunda çıplak olarak mağdura doğru sürekli olarak bakılması da örnek verilebilir. Burada hareket suçu söz konusudur. Küçük düşürücü terzil edici davranışın gerçekleşmesi yeterli olup, mağdurun manevi bütünlüğünün fiilen zarar görmesi şart değildir.”
    Olayımıza döndüğümüzde; mağdur ..., 7 yaşında bir erkek çocuğu olup annesi ile babası arasındaki boşanma davasının devam ettiği ve velayeti babasına verildiği için babası ... ve onunla birlikte aynı evde yaşayan ... ismiyle tanınan ...'la birlikte kalmak zorundadır. Ancak ...'la gayri resmi yaşayan sanık ...; yedi yaşında, korunmaya ve şefkate muhtaç bir çocuk olan ...'ı evi terk edip gitmesini sağlamak için sistematik bir şekilde ve süre gelen davranışlarla onu yıpratmaya, küçük düşürmeye, korkutmaya çalışmakta, sıkıntıya düşmesi ve acı çekmesi için elinden geleni dışarıdan fark edilmeyecek derecede ve babasının hissedemeyeceği şekilde yapmaktadır. Mağdur çocuğun yargılamanın bütün aşamalarındaki çelişki içermeyen beyanları, öğretmen tanık ...'in söz konusu sağ kaş üzerindeki yaralamanın okulda olmadığına ilişkin beyanı, tanık ...'ın ifadesi, mevcut doktor raporundaki yaralanmalar ve morlukların bulundukları yerlerin çeşitliliği ve sayısı, 02.12.2008 tarihli bilirkişi ...tarafından hazırlanan CD çözüm raporu içeriği, eğitim uzmanı ... ...'un mağdur beyanlarının samimi beyanlar olduğuna ilişkin tespiti karşısında sanık ...'in; mağdur ...'ın ''evden kaçmasını sağlamak'' hedefine yaklaştığı ancak yaptığı birkaç küçük hata nedeniyle bunu gerçekleştiremediği anlaşılmaktadır. Zaten sanığın, yaptığı eylemleri babana söylemeyeceksin diyerek mağdur ...'ı tembihlemesi diğer bir söylemle tehdit etmesi kastının yoğunluğunu ortaya koymaktadır. Gözden kaçırılmaması gereken belkide en önemli nokta da; ...'ın yaşadıklarını anlatmak istememesi ancak sorulduğunda zoraki cevap alınmasıdır.
    Açıklanan nedenlerle; Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin Sanık Meryem ... hakkında verdiği beraat kararının incelenmesi sonucunda, Sanık ... ...'ın eziyet suçu nedeniyle cezalandırılması gerektiğini kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun sanığın eyleminin mağdura karşı yaralama suçunu oluşturduğuna dair BOZMA düşüncesine katılamıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!