Anahtar kelimeler: Rezerv Asayiş Akdeniz İklim Afet Riski Şehircilik Sakınca Altyapısıyla Sanat

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: …VEKİLİ
: Av. …KARŞI TARAF (DAVALILAR)
: 1-…2-… BakanlığıVEKİLİ
: Av. …İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Mersin ili, Akdeniz ilçesinde ilan edilen rezerv yapı alanı içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri belirtilen taşınmazların, çoğunluğu imar mevzuatına aykırı olan, afet riski taşıyan, genel asayiş ve güvenlik yönünden sakınca teşkil eden yapıların tasfiye edilerek ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin █████/2023 tarih ve 32328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2023 tarih ve 7666 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın, Akdeniz ilçesi, Karaduvar Mahallesi, 1463 ada 46 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1., 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve 6. maddesine yer verilerek,Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu,Diğer taraftan, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği,Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği,Dosyanın incelenmesinden; acele kamulaştırma gerekçe raporunda hak sahiplerinin uzlaşma görüşmelerine davet edildiği, uzlaşma görüşmelerinin gerçekleştirildiği, toplam 247 hak sahibinin 219’u ile uzlaşma sağlandığı, toplam 286 meskun konutun 235’i ile uzlaşma sağlandığı, tapu alanı bazında %79 oranında anlaşma sağlandığı, anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin alanının % 5,92 olduğu, anlaşma sağlanan hak sahiplerine anahtar teslimine █████/2023 tarihinde başlanıldığının belirtildiği, Akdeniz ilçesinde kentsel donatı standartlarının ve alt yapının yetersiz olduğu riskli alanda, büyük kısmı herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş, ruhsatsız yapılar, can ve mal kaybına yol açma, yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığından yapıların tasfiye edilmesi, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği, ancak taşınmazın bulunduğu alanda taşınmazların arsa tapulu ve çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılmaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması ve bazı maliklere ulaşılamaması gibi durumlar nedeniyle uzlaşma ve kamulaştırma işlemlerinin uzun yıllar süreceğinin öngörüldüğü; bu nedenle taşınmazlarda mülkiyet birliğinin gerçekleştirilerek, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması, söz konusu alanda ruhsatsız yapıların da etkisiyle ortaya çıkan afet riskinin bertaraf edilmesinin ancak hak sahiplerinin sağlıklı ve güvenli bağımsız birimlere taşınması, imar mevzuatına uygun, dayanıklı yapılardan oluşan yeni yerleşim alanlarının üretilmesi, alandaki ulaşım, altyapı ve kentsel donatı alanı eksikliği sorunlarının çözülmesi ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için projeye ivedilikle başlanılması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığının anlaşıldığı,Bu durumda; ruhsatsız yapılardaki afet riskinin bertaraf edilmesi, alandaki ulaşım, altyapı ve kentsel donatı alanı eksikliği sorunlarının çözülmesi, fen ve sanat normlarına uygun sosyal donatı alanları ve altyapısı olan depreme dayanıklı ve imar mevzuatına uygun yapıların bulunduğu yeni yerleşim alanı üretilmesinin amaçlandığı, davaya konu acele kamulaştırma kararının iskân projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla alındığı, projenin bütünselliği kapsamında projenin tamamının birlikte yapılması gerekliliği dikkate alındığında, iskan projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede kalan uyuşmazlığa konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, 6306 sayılı Kanun'da belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken, anılan hususlar gözetilmeksizin rezerv yapı alanına ilişkin Bakanlık Oluru üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ
: Uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma kararı "Rezerv Yapı Alanı" ilanına dayanmaktaysa da, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca bilimsel ve teknik verileri içeren detaylı bir incelemeye dayalı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen alanda bulunmasının tek başına acele kamulaştırmaya dayanak teşkil edemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:İLGİLİ MEVZUAT
:Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde; "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır.Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya re'sen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır.Aynı Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasında, "Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/███████ tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır..." hükmü yer almaktadır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesinin 2. fıkrasında; bu Kanun'a göre gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında, idareye verilen özel acele kamulaştırma yetkisinin, idarenin, şartlarının oluşması halinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırma kararı almasına engel bir düzenleme olarak görülemeyeceği açıktır. 2942 sayılı Kanun'da öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde acele kamulaştırma kararı alınması mümkündür. Başka bir deyişle, acelelik hali ve kamu yararı şartlarının varlığı durumunda, Cumhurbaşkanı kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmüne dayanılarak acele kamulaştırma yapılabilir. Bu tür durumlarda, özel kanunlardaki düzenlemelerde yer alan şartların gerçekleşmiş olması da gerekmez.Nitekim, uyuşmazlıkta da, dava konusu acele kamulaştırma kararının, "Rezerv Yapı Alanı" olarak ilan edilen alanda kalan taşınmazlar hakkında, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesine dayanılarak Cumhurbaşkanı kararıyla alındığı, Akdeniz ilçesinde sınırları içerisinde bulunan alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işleminin uyuşmazlığa konu taşınmaz bakımından halihazırda yürürlükte olduğu görülmektedir.Bu kapsamda, uyuşmazlık özelinde, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının hukuka uygunluğundan ziyade, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesinin, acele kamulaştırma için gerekli acelelik hali ve kamu yararının varlığı konusunda, yeterli bir dayanak teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması icap etmektedir.2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi, özünde acele el koymaya yöneliktir. Acele kamulaştırma yönteminde kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere kamulaştırma işlemleri tekemmül ettirilir; tescil ile kamulaştırma tamamlanır. Aceleliliğine Bakanlar Kurulunca karar verilen ve kamu yararı görülen projelerin bir an önce gerçekleştirilmesi için söz konusu kamulaştırma yöntemi uygulanır. Sonuçta el koyma dışında Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usul tatbik edilir. Bu aşamada sadece acelelik halinin tartışılması 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin salt lafzi yorumlanması suretiyle hukuki denetimin eksik yapılmasına yol açacaktır.2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, Anayasa hükmüne uygun olarak kamulaştırma konusunda düzenleme getirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında; "Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanunu'nda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır." kuralı yer almıştır.Sözü edilen norm değerlendirildiğinde, Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırma yöntemi konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir.Buna göre, Cumhurbaşkanınca kabul olunan bu tür projelerin gerçekleştirilmesi, acelelik kapsamında görülmektedir.6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv Yapı Alanı", Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya idarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır.Anılan tanım, 6306 sayılı Kanun'un, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilen genel amacıyla birlikte değerlendirildiğinde, "Rezerv Yapı Alanı"na yönelik ilanların, iskan projesi niteliği taşıdığı açıktır.Buna göre, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede gerçekleştirilecek projelerde, kamulaştırma ile ilgili diğer hususların yerine getirilmiş olması koşuluyla acelelik halinin bulunduğu da tartışmasızdır.Öte yandan, acele kamulaştırma gerekçe raporunda hak sahiplerinin uzlaşma görüşmelerine davet edildiği, uzlaşma görüşmelerinin gerçekleştirildiği, toplam 247 hak sahibinin 219’u ile uzlaşma sağlandığı, toplam 286 meskun konutun 235’i ile uzlaşma sağlandığı, tapu alanı bazında %79 oranında anlaşma sağlandığı, anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin alanının % 5,92 olduğu, anlaşma sağlanan hak sahiplerine anahtar teslimine █████/2023 tarihinde başlanıldığının belirtildiği, Akdeniz ilçesinde kentsel donatı standartlarının ve alt yapının yetersiz olduğu riskli alanda, büyük kısmı herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş, ruhsatsız yapılar, can ve mal kaybına yol açma, yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığından yapıların tasfiye edilmesi, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği, ancak taşınmazın bulunduğu alanda taşınmazların arsa tapulu ve çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılmaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması ve bazı maliklere ulaşılamaması gibi durumlar nedeniyle uzlaşma ve kamulaştırma işlemlerinin uzun yıllar süreceğinin öngörüldüğü; bu nedenle taşınmazlarda mülkiyet birliğinin gerçekleştirilerek, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması, söz konusu alanda ruhsatsız yapıların da etkisiyle ortaya çıkan afet riskinin bertaraf edilmesinin ancak hak sahiplerinin sağlıklı ve güvenli bağımsız birimlere taşınması, imar mevzuatına uygun, dayanıklı yapılardan oluşan yeni yerleşim alanlarının üretilmesi, alandaki ulaşım, altyapı ve kentsel donatı alanı eksikliği sorunlarının çözülmesi ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için projeye ivedilikle başlanılması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere riskli olduğu tespit edilen yapının yerine yenisinin yapılması sürecinde, maliklerin haklarına zarar vermeden, ancak uygulamanın da sürüncemede kalmasına yol açılmadan iş ve işlemlerin yürütülmesinin hedeflenmesi nedeniyle, uzlaşma iradesi göstermeyen maliklerin süreci uzatmalarını önlemek amacıyla acele kamulaştırma kararı alınmasında kamu yararının da bulunduğu sonucuna varılmıştır.Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesindeki acelelik hali ve kamu yararı şartlarının birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede kalan taşınmazların acele kamulaştırılması yolundaki dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,3.Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX-Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de, kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin, maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır.Nitekim, anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanun'un önceki hükümlerine uyulması çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek, maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemler sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir.Kısacası, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.Ayrıca, acele kamulaştırmanın özel ve istisnai koşullarının gerçekleşmiş olduğunun tespit edilebilmesi, dava konusu edilmemiş olsa bile, acele kamulaştırmaya dayanak idari işlemlerin denetimini de gerekli kılar.Nitekim, uyuşmazlıkta, dava konusu acele kamulaştırma kararının, Mersin ili, Akdeniz ilçesindeki dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alanın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının █████/2022 tarih ve 3368630 sayılı işlemiyle "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine dayalı olarak alındığı anlaşılmaktadır.Bu nedenle, acele kamulaştırma için gerekli acelelik hali ve kamu yararı şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulabilmesi, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının somut, teknik ve bilimsel verilere dayanıp dayanmadığının denetimi ile mümkündür.6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır.█████/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Rezerv yapı alanının tespiti" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında, "Rezerv yapı alanlarda, Kanunun amacı çerçevesinde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek ve Kanunda öngörülen amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere; a) Riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği rezerv konut ve işyerleri, b) Gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulama, c)Yerleşim yerlerinin ihtiyacı olan sosyal, teknik ve kültürel altyapı ve üstyapı tesisleri ile çevre düzenlemeleri, yapılabilir ve bu alanlar yeni yerleşim alanı olarak kullanılabilir." düzenlemesi yer almaktadır.Bu düzenlemelerden hareketle, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının, riskli olduğu tespit edilen alanlar ya da yapılarda ikamet edenlerin nakledilebileceği, yeni güvenli ve sağlıklı yaşam çevrelerinin teşkili amacıyla yapılması, ilandan önce ise afet riski altında alan ya da yapılar bulunduğunun teknik ve bilimsel olarak ortaya konulması gerektiği açıktır.Dosyanın incelenmesinden, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede uzlaşma sağlanamayan taşınmazlara ilişkin olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma işlemlerine başlanılmasının talep edilmesi üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın alındığı görülmektedir.Uyuşmazlıkta, Mersin ili, Akdeniz ilçesindeki mevcut yapıların afet riski taşıdığına dair teknik bir raporun bulunmadığı, ayrıca davalı idareler tarafından, bu alanla ilgili olarak 6306 sayılı Kanun kapsamında alınmış bir "Riskli Alan" ilanı kararının ya da mevcut yapıların "Riskli Yapı" olarak belirlendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin de dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının, yukarıda belirtildiği gibi, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca bilimsel ve teknik verileri içeren detaylı bir incelemeye dayalı olmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, dava konusu taşınmazın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen alanda bulunmasının tek başına acele kamulaştırmaya dayanak teşkil edemeyeceği de göz önünde bulundurulduğunda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı anlaşıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.