Anahtar kelimeler: Davaitirazın Meydan Kefilinde Şubesi Muhtelif İmzalamış Krediler Akdedildiğini Kefil Konusuz

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul 8. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
:İtirazın İptaliTaraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Bakırköy Meydan Şubesi ile davalı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, anılan sözleşme uyarınca muhtelif krediler kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edilerek hesapların kat edildiğini, akabinde borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine borçlu- davalıların haksız yere itiraz ettiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin şirketteki hisselerini 19.11.2019 tarihinde 3.şahsa devrettiğini, bu hususun davacıya bankaya bildirdiği, müvekkilinin şirketle herhangi bir alakasının kalmadığını, kefalet ilişkisinin de bu şekilde sona erdiğini, müvekkilin gerek nakdi ve gerekse de gayrinakdi kredi borçlarından sorumlu tutulamayacağını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan incelemede; icra dosyasının çeşitli tarihlerde 3. Kişi ve kredi kefili dava dışı ... tarafından yapılan ödemeler nedeniyle █████/2022 tarihinde infazen kapatıldığı, iptale konu takip bulunmadığından itirazın iptali talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığı anlaşılmıştır. Yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik olarak tarafların haklılık durumunun tespiti bakımından yapılan incelemede; Takibin dayanağının █████/2021 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, bu sözleşmede şirketten █████/2019 tarihinde ayrıldığı kesin olan davalılardan ...'ın kefaletinin bulunmadığı açıktır. Bu nedenle takip konusu kredi nedeniyle davalı ...'a yönelik takibin geçerli olmadığı anlaşıldığından itirazında haklılığı ve takipte pasif husumet yokluğu nedeniyle lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olup bu davalı aleyhine şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmiş, ancak duruşma sırasında hükmün yazımı esnasında, icra inkar tazminatı yerine sehven kötüniyet tazminatı yazıldığı anlaşılmakla hükme etkisi olmayan bu hususa yalnızca gerekçeli kararımızda değinilmekle yetinilmiştir. Davalı şirket tarafından icra dosyasına █████/2022 tarihinde itiraz edildiği, itiraz tarihinden sonra █████/2022 tarihinden █████/2022 tarihine kadar icra dosyasına toplam 130.245,86TL ödeme yapıldığı, ödemelerin bir kısmının şirket yetkilisi ... tarafından dava tarihinden sonra yapılmış olması karşısında davalı şirketin itirazında haksız olduğu anlaşılmakla davalı şirket yönünden dava tarihindeki haklılık durumu nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretinin bu davalıdan tahsili yoluna gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." denilerek, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, takipte talep edilen 201.322,30TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 40.264,46TL icra inkâr tazminatının davalı ... San. Ve Ltd. Şti'den alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'ın kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinde davalı ...'ın █████/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine şahsi olarak kefil olduğunu ve şirket ortaklığı sorumluluğuyla borçtan sorumluluğu kalkmış olsa da şahsi kefaletinin devam ettiğinin açıkça ortaya konduğunu ve fakat takibin dayanağının █████/2021 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmede davalı ...'ın kefaletinin bulunmadığı bu nedenle ...'a yönelik başlatılan takibin geçersiz olduğu ifade edilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından █████/2020 tarihli genel kredi sözleşmesinin tarihi sehven █████/2021 yazılmış olup bununla birlikte dava dilekçesinde açıkça müvekkili banka tarafından davalı ... Sanayi Limited Şirketi'ne █████/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ve █████/2020 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmış olduğu ve █████/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı kullandırılan krediye davalı ...'ın kefil olduğunun belirtildiğini, nitekim dosya kapsamında alınan kök bilirkişi raporunda da müvekkili banka tarafından borçlu şirkete ... nolu ve ... nolu taksitli kredilerin kullandırıldığı ve borçlu şirketin bu iki krediden ayrı ayrı borçların bulunduğu sabit olunarak "Böylece 2 adet taksitli krediden doğan toplam alacak 187.342,24-TL baliğ olmuştur." şeklinde ortaya konduğunu, Dolayısıyla bilirkişi raporuyla da müvekkili bankanın alacağının iki farklı genel kredi sözleşmesine dayanmakta olduğu belirtilmişken ilk derece mahkemesinin takip dayanağı olarak yalnızca bir tane genel kredi sözleşmesini baz alması ve buna göre hüküm kurmasının haksız ve hukuka aykırı olmakla müvekkili bankayı hak kaybına uğrattığını, Bunlarla birlikte zaten davada ve takipte kefil ... için yalnızca kefil olduğu genel kredi sözleşmesine dayalı kullandırılan kredi borcu 87.913,53 TL asıl alacak tutarından sorumlu olduğu belirtildiğini, davalı ...'ın hesap kat ihtarnamesinde ve ödeme emrinde müvekkili bankanın sadece KGF riski yönünden sorumlu tutulduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da hem "davalı ...ın kefil olduğunu ve bu nedenle dosya borçlusu olduğunu" diyerek ...'ın kefil olmak suretiyle dosya borçlusu olduğunu hem de kök bilirkişi raporunun ihtarname ile istenen nakdi alacağın ayrıntısı bölümünde ... nolu taksitli kredi yönünden yani davalı ...'ın kefil olduğu kredi yönünden müvekkili bankanın 87.913,53 TL asıl alacağı olduğunu tespit ettiğini, kat tarihi ile takip tarihi arasında herhangi bir ödeme yapılmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bu nedenle haksız yere itiraz edilen icra takibi nedeniyle açılan huzurdaki dava yerinde olup hukuka uygun olduğunu,Öte yandan dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkili bankanın huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu ve haklılığı ortaya konduğunu, dosyada bulunan bilirkişi raporları gözetilmeden müvekkili banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Nitekim bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, Borçlu şirket ve kefillerin müvekkili bankaya borcu olduğu sabit olup, ... SAN. LTD. ŞTİ. ve ...'ın haksız yere ödeme emrine itiraz ettiklerini, borçlarını ödemeyerek huzurdaki davaya sebebiyet verdiklerini, dosya borcunun ise ödeme emrine itiraz etmeyen ve borcu ödeyen diğer kefil ... olduğunu, dava açıldıktan sonra ödeme yapılması ki ödemenin de davalılar tarafından değil bir diğer kefil ... tarafından yapılması davalıları haklı konuma getirmeyeceğini, fakat davalı kefil ...' ın, müvekkili bankaya olan borcunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla da sabitken lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin borcuna sahip çıkmayan borçluya bir nevi ödül niteliğinde olduğunu, Davalılar yönünden alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı ... yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davalı borçlu ve kefil aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirkete kullandıralan kredi borcunun davalı şirket ile krediye müteselsil kefil olduğu ileri sürülen davalı kefilden tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, kredi borcunun dava dışı kefil tarafından ödenmesi nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı kefilin kullandırılan kredinin kefili olmadığından hakkındaki takibe itirazının yerinde olup, bu davalının pasif husumeti bulunmadığından lehine vekalet ücreti verilmesine, diğer davalı şirket yönünden ise takibe itirazın haklı olmadığı sonucu ile aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilince, hakkında dava açılan kefilin kullandırılan kredi sözleşmesinde kefil imzası bulunmadığı, bu nedenle pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle kefil ... yönünden kurulan hüküm bölümü yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesince, davalı ...'ın █████/2019 tarihinde şirket ortaklığından ayrılmasının kefalete etkisi bulunmadığı ancak dava konusu edilen █████/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine şahsi olarak kefil olduğu, takip dayanağını kredi sözleşmesinin ise 14.08.2020 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, bu sözleşmede şirketten █████/2019 tarihinde ayrıldığı kesin olan davalı kefil ...'ın kefalet imzası bulunmadığı, bu nedenle takip konusu kredi borcu nedeniyle davalı ...'a yönelik takibin haklı olmadığı, bu davalının takibe itirazında haklı olduğu ve davada davalı ...' ın pasif husumeti bulunmadığından, kurulan hükümde lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi sonucuna varıldığı, yine bu davalı aleyhine şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Asıl kredi borçlusu şirket ile davacı banka arasında 25.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalı ... ve ... ' in müteselsil kefil oldukları, yine davalı şirket ile davacı banka arasında 14.08.2020 tarihli ikinci bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede ise davalı ...'ın kefil olduğuna dair imzası bulunmadığı ihtilafsızdır. İlk derce mahkemesince alınan 25.10.2022 tarihli bilirkişi rapor içeriğinden; davalı şirket ile davacı banka arasında imzalanan kredi sözleşmeleri uyarınca ... nolu taksitli kredinin 16.05.2019 tarihinde 150.000 TL tutarla kullandırıldığı, ödenen taksitlerden sonra kalan 14 taksit kapsamında ana para borcunun 87.913,53 TL olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. İş bu taksitli ticari kredinin kullandırıldığı tarih dikkate alındığında, davalı kefil tarafından imzalandığı ihtilafsız olan 25.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırıldığı sonucuna varılmaktadır. Çünkü davalının kefil olarak imzası bulunmayan sonraki genel kredi sözleşmesinin 14.08.2020 tarihli imzalandığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki takip talebinde de davacı alacaklı banka tarafından takipte istenen asıl alacak tutarının 87.913,53 TL'si yönünden davalı kefilden talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince takip ve dava konusu kredi borcunun davalı kefilin imzası bulunmayan 14.08.2020 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu olduğu ve davalı kefilin sorumlu görülemeyeceği yönündeki gerekçesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Dava her iki davalı bakımından konusuz kalmıştır. İcra takibine haksız itiraz nedeniyle her iki davalının icra inkâr tazminatından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davalılardan ... hakkındaki asıl alacak talebi 87.913,53 TL ile sınırlandırılmıştır. Bu durumda, davalı ...'ın sorumlu olduğu icra inkâr tazminatı, bu tutarın %20'si olan 17.582,70 TL ile sınırlıdır. Bu tespit ve açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2 hükmü uyarınca, takipte talep edilen 201.322,30TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 40.264,46 TL icra inkâr tazminatının, davalı ...'ın sorumluluğu 17.582,70 TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalı ...'ın kötüniyet tazminatı talebinin ise yasal şartları oluşmadığından reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.808,89 TL harçtan mahsubu ile artan 2.381,29TL harcın, talep hâlinde, davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden başvurma harcı 89,70 TL, posta gideri ve bilirkişi ücreti gideri 2.407,50TL olmak üzere toplam 2.488,20 TL yargılama giderinin, davalı ...'ın sorumluluğu 1087.00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil etmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. Maddesine göre hesaplanan 35.513,35 TL vekalet ücretinin 18.145,04 TL'sinden davalı ...'ın sınırlı ve müteselsil olarak sorumlu olmasına ve davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi gereğince, gider avans bakiyelerinin yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 610,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 772,10 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca miktar itibariyle karar kesindir.