Anahtar kelimeler: Kredibilitesi Birisidir Duydukları Fek Meblağlı Finans İdi Geçmişte Bono Senetten

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2019KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :TALEP
:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil-davacı aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü takipte bulunulmuş olup, işbu davaya konu █████/2016 tanzim, █████/2016 vadeli, 33.254-EURO meblağlı bono da aynı dosyada takibe konulan 9 senetten birisidir. fek-/ davaya konu bono ek-2 takip talebi) Müvekkil ...Şti idi. Bu nedenle, geçmişte ticari ilişkide bulundukları ve güven duydukları davacı ...'dan bu konuda yardım talep edilmiştir; in banka ve finans kurumları nezdinde kredibilitesi iyi durumda değil buna göre; müvekkil-firmanın işletmekte olduğu ...için gereken makine, araç, gereç, dolap, raf vs. için ihtiyaç duydukları leasing ...'ın ortağı ve münferiden temsile yetkili olduğu ... Ltd. Şti üzerinden halledilecek, ...'ın firması leasing firmasına borçlanacak, leasinge konu mallar müvekkil ...Şti'ne verilecek, kira ödemeleri de müvekkil ... tarafından yapılacak Davalı ... tarafından gönderilen █████/2016 tarihli e-mail ... ... tarih ve ... yevmiye no'lu bildirimi müvekkil firma ile paylaşılmıştır; söz konusu noter ihtarında Finans Leasing; kira sözleşmesi kapsamında kiraya konu malların tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini ve ödeme planını paylaşmıştır; ... ödeme planında da yer aldığı üzere toplam leasing ödemesi 990.609- EURO idi, Davalı ... tarafından █████/2016 tarihinde gönderilen e-mail ile ... tarafından gönderilen Dask ve sigorta poliçeleri müvekkil Elibollar firmasıyla paylaşılmış Yukarıda ifade ettiğimiz leasing sürecinde ...'ın müvekkil-firmadan bir de talebi olmuş idi; kira ödemelerini garanti al alabilmek, olası ödememe durumunda müvekkil takip edebilmek için leasing tutarında kendisine teminat senedi verilmesi. Söz konusu talep müvekkilce kabul edilmiş, senetler hazırlanmış ve ...'ın █████/2016 tarihli e-maili üzerine de kendisine teslim edilmiştir. firma ve sahiplerini-yetkilerini takip edebilmek için leasing tutarında kendisine teminat senedi verilmesi. Söz konusu talep müvekkilce kabul edilmiş, senetler hazırlanmış ve ...'ın █████/2016 tarihli e-maili üzerine de kendisine teslim edilmiştir. Bilahare, davalı ..., leasinge konu malları müvekkil firmaya vermediği gibi elde ettiği teminat senetlerini de iade etmemiştir. Nihayet hiç umulmadık bir şekilde elde ettiği esasen bedelsiz senetlerin bir kısmını icra takibine koymuş olup, gelinen aşamada ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü takibe konu, keşidecisi ... Tic. Ltd, Şti, lehtarı ... olan █████/2016 tanzim, █████/2016 vadeli, 33.254-EURO meblağlı bonodan dolayı müvekkil firmanın borçlu olmadığının tespiti ile yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Asıl dava Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesinde iptalini istediği bononun 27.09.2016 tanzim ve 27.10.2016 vade tarihli bono olduğunu belirtmiş ve huzurdaki dava için bu miktar üzerinden harç yatırmış ise de; menfi tespit davaları kısmi dava olarak açılamaz. Tensip zaptı ile ... 13. Müdürlüğünden celbi talep edilen ... esas sayılı dosyadan da anlaşılacağı üzere söz konusu takip 9 adet bono üzerinden açılmış olup bu bonolardan her birisinin tutarı 33.254 Euro'dur. Toplam dava değeri üzerinden harç yatırılması gerekirken, sadece bir (1) senet bedeli üzerinden harç yatırılması Harçlar Kanunu’nun 32. Maddesine ‘’Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz.’’ ve HMK’nın 120. Maddesine ve ilgili maddelerine aykırılık teşkil etmekte olup dava değeri üzerinden harç ikmal edilmesi gerekmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; menfi tespit davası kısmi olarak açılamaz ve menfi tespit davasında borçlu olunmadığı iddia edilen miktarın kesin ve net olması gerekir. Davacının talebi dava edilenden fazla olup bunun yalnızca bir bölümü dava edilmiştir. Davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı da bulunmamaktadır.Dava şartı olarak Arabuluculuk görüşmesi yapılmış, Arabuluculuk uyuşmazlık konusu ‘’... 13. İcra ... E. Sayılı dosyası’’ndan borçlu olunmadığının tespiti talebi hakkındadır. Bu tutanak ... 13. İcra ...E. Sayılı dosyasının borcunun tamamı hakkında düzenlenmiş olup bu takipte 9 adet bono mevcuttur. Oysa huzurdaki davada davacı sadece bir adet senet bedeli üzerinden harç yatırmış olup, arabuluculuk konusu ile dava konusu arasında farklılık husule gelmiştir.Müvekkilim ..., davacı şirketin borcuna karşılık; davacı şirket ve yetkilileri ... ile ... tarafından keşide edilen ve müteselsil kefil olunan kendisinin lehdarı olduğu her birisinin tutarı 33.254 Euro olan 36 adet bono almıştır. Bunlardan 9 adedi hakkında ... 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatılmıştır.Davacı tarafça iddia olunduğu gibi dava konusu senetler teminat senedi niteliğini haiz değildir. Bu husustaki tüm iddialar asılsız olup kötü niyetlidir. Bono metinlerinden de anlaşılacağı üzere bu bonoların teminat olarak verilmediği ve ‘’teminattır’’ şerhini taşımadığı açıktır. Teminat senetlerinde senedin teminat senedi olduğu açıkça senet metninde belirtilmeli ya da senede atıf yapılarak ayrıca teminat senedine konu olan sözleşme de hazırlanarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Müvekkilim ile davacı arasında bu hususta bir sözleşme imza altına alınmadığı gibi bonoların arka kısmında da neye teminat olarak verildiği yönünde hiçbir açıklama yer almamaktadır. Yargıtay’ın yerleşik görüşüne göre; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için ya senet üzerine neden teminat verildiği ayrıntılı olarak belirtilecek ya da ayrı bir belge ile söz konusu senedin teminat senedi olduğu belirlenecektir. Aksi halde senet teminat senedi vasfını taşımaz. Davacı tarafça senetlerin teminat niteliğinde olduğu iddia edildiğinden bu hususta geçerli bir sözleşmenin varlığını kanıtlamaları gerekmektedir. Yine Yargıtay kararında da belirtildiği üzere bu iddianın yazılı delille ispatı gerekmektedir.Müvekkilim ve/veya yetkilisi bulunduğu şirket; ... Şti. tarafından kullanılmak üzere hiçbir leasing işlemi yapmamıştır ve ‘dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları mallar’ için de leasing işlemi yapılmamıştır. Bu leasinge istinaden olduğunu iddia ettikleri poliçeler de incelendiğinde, poliçelerin söz ettikleri mallarla hiçbir ilgisi olmadığı görülecektir. Davalı tarafça sunulan listedeki mallar, müvekkilimin yetkilisi bulunduğu şirket ile leasing şirketleri arasında hiçbir zaman sözleşme konusu olmamıştır. Davacı tarafından, dava konusu olduğu iddia edilen ‘’kiralanacakları gösterir liste’’ gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta davacı ile davalı arasında bir sözleşme de mevcut değildir. Müvekkilim ile davacı arasında hiçbir leasing iştiraki olmamıştır.Müvekkilim geçmişten bugüne sadece kendi firması namına ve hesabına leasing kullanmıştır. Müvekkile ait şirketin ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılacağı üzere faaliyet konusu büro makinaları, fotokopi baskı matbaa makineleri, printer sistemleri ve bu makinelerin yedek parçaları ve sarf malzemelerinin ithalatı, ihracatı, dahili ticaretidir.Huzurdaki davada, davalı müvekkilimin kendisidir. Müvekkilimin yetkilisi olduğu şirket bu davanın tarafı olmadığı gibi huzurdaki davanın müvekkil şirketin leasing sözleşmeleri ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığı çok açık ve nettir. Davacının, dava dilekçesinde belirttiği diğer hususlar ise, davanın özünü etkilemeyecek türde soyut nitelikte konular olup; davayı etkileyecek hususlar olduğu bir an için düşünülse bile kesin delille ispat edilmesi gerekmektedir. Müvekkilin 27.09.2016 tanzim ve 27.10.2016 vade tarihli olan bonodan ve tüm bonolardan alacağı bulunmaktadır. Davacı tarafça dava konusu bonolara karşı ileri sürülen iddialar Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen parasal belli tutarı (HMK 200/1.maddesi) aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar (HMK 201 maddesi) kural olarak yalnız senet (kesin delil) ile ispat edilebilir hükümleri gereği kesin delillerle ispatlaması gereken iddialardır. Yukarıda açıkladığımız tüm hususlar nazara alınarak davacının; Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine, Davacı tarafından eksik olarak yatırılan harcın tamamlatılmasına, Davacının alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak açmış olduğu davadan dolayı toplam alacak miktarı üzerinden %20 tazminat ödemesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.TALEP
:Birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ...'un ...Tic.Ltd.Şti. Nin (Emek Pastanesi) ortağı olduğunu, davalı tarafından, ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı müvekkilin müteselsil kefil sıfatı ile borçlu olduğu toplamda 9 adet senet hakkında hem müvekkil hem de ortağı bulunduğu şirket aleyhine icra takibine başlandığını, sahte evraklarla müvekkili borçlandırılmış gibi göstererek ve iş bu sahte belgeler karşılığında güvence olarak tanzim ettirilen senetleri ele geçirip haksız suretle bedelsiz senetleri işleme koyan davalı aleyhine iş bu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, iş bu dosyanın öncelikle davacı müvekkilin ortağı bulunduğu ... Ltd.Şti. Tarafından ikame edilmiş olan ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini, ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu edilmiş olan 27.09.2016 tanzim, 27.10.2016 vade tarihli, 33.254 Euro bedelli senetten dolayı davacı müvekkilin borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline dair karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: "Her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesinde iptalini istediği bononun ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen 27.09.2016 tanzim ve 27.10.2016 vade tarihli bono olduğunu belirtmiş ve huzurdaki dava için bu miktar üzerinden harç yatırmış ise de; menfi tespit davaları kısmi dava olarak açılamaz. ... 13. Müdürlüğünden celbi talep edilen ... esas sayılı dosyadan da anlaşılacağı üzere söz konusu takip 9 adet bono üzerinden açılmış olup bu bonolardan her birisinin tutarı 33.254 Euro'dur. Toplam dava değeri üzerinden harç yatırılması gerekirken, sadece bir (1) senet bedeli üzerinden harç yatırılması Harçlar Kanunu’nun 32. Maddesine ‘’Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz.’’ ve HMK’nın 120. Maddesine ve ilgili maddelerine aykırılık teşkil etmekte olup dava değeri üzerinden harç ikmal edilmesi gerekmektedir.Davacı sadece 33.254,00 Euro bedelli borç nedeni ile mi borçlu olmadığını yoksa tüm icra dosyası ile mi ilgili borçlu olmadığını mı iddia etmektedir anlayabilmiş değiliz. Bu yönüyle Davacı tarafından eksik olarak yatırılan harcın tamamlatılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Müvekkilim ..., davacı şirketin borcuna karşılık; davacı şirket ve yetkilileri ... ile ... tarafından keşide edilen ve müteselsil kefil olunan, kendisinin lehdarı olduğu her birisinin tutarı 33.254 Euro olan 36 adet bono almıştır. Bunlardan 9 adedi hakkında ... 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatılmıştır. Kalan senetler ile alakalı olarak da ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanılmıştır. Davacı tarafça iddia olunduğu gibi dava konusu senetler teminat senedi niteliğini haiz değildir. Bu husustaki tüm iddialar asılsız olup kötü niyetlidir. Bono metinlerinden de anlaşılacağı üzere bu bonoların teminat olarak verilmediği ve ''teminattır'' şerhini taşımadığı açıktır. Teminat senetlerinde senedin teminat senedi olduğu açıkça senet metninde belirtilmeli ya da senede atıf yapılarak ayrıca teminat senedine konu olan sözleşme de hazırlanarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Müvekkilim ile davacı arasında bu hususta bir sözleşme imza altına alınmadığı gibi bonoların arka kısmında da neye teminat olarak verildiği yönünde hiçbir açıklama yer almamaktadır. Yargıtay’ın yerleşik görüşüne göre; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için ya senet üzerine neden teminat verildiği ayrıntılı olarak belirtilecek ya da ayrı bir belge ile söz konusu senedin teminat senedi olduğu belirlenecektir. Aksi halde senet teminat senedi vasfını taşımaz.Davacı tarafça senetlerin teminat niteliğinde olduğu iddia edildiğinden bu hususta geçerli bir sözleşmenin varlığını kanıtlamaları gerekmektedir. Yine Yargıtay kararında da belirtildiği üzere bu iddianın yazılı delille ispatı gerekmektedir.Müvekkilim ve/veya yetkilisi bulunduğu şirket; ... Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılmak üzere hiçbir leasing işlemi yapmamıştır. Ayrıca ‘dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları mallar’ için de leasing işlemi yapılmamıştır. Bu leasinge istinaden olduğunu iddia ettikleri poliçeler de incelendiğinde, poliçelerin söz ettikleri mallarla hiçbir ilgisi olmadığı görülecektir. Davalı tarafça sunulan listedeki mallar, müvekkilimin yetkilisi bulunduğu şirket ile leasing şirketleri arasında hiçbir zaman sözleşme konusu olmamıştır. Davacı tarafından, dava konusu olduğu iddia edilen ‘’kiralanacakları gösterir liste’’ gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta davacı ile davalı arasında bir sözleşme de mevcut değildir. Müvekkilim ile davacı arasında hiçbir leasing iştiraki olmamıştır. Müvekkilim geçmişten bugüne sadece kendi firması namına ve hesabına leasing kullanmıştır.Ayrıca dava dilekçesinde müvekkil tarafından davacının ortağı olduğu firmaya gönderildiği iddia edilen maillerin tarihlerine bakıldığı zaman (10.10.2016 ve 23.11.2016) dava konusu senedin/senetlerin tanzim tarihinden (27.09.2016) sonrasına ait olduğu görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu senedin/senetlerin, yapıldığı iddia olunan leasing sözleşmesine teminat olarak verilmediği, belirtilen tarihlerin öncesinde düzenlendiği ve senetler ile herhangi bir illiyet bağı olmadığı aşikardır. Bu husus da davacı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.Birleşen dosyalarda davalı müvekkilim olarak belirtilmiştir. Müvekkilimin yetkilisi olduğu şirket bu davanın tarafı olmadığı gibi huzurdaki davanın müvekkil şirketin leasing sözleşmeleri ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığı çok açık ve nettir. Davacının, dava dilekçesinde belirttiği diğer hususlar ise, davanın özünü etkilemeyecek türde soyut nitelikte konular olup; davayı etkileyecek hususlar olduğu bir an için düşünülse bile kesin delille ispat edilmesi gerekmektedir.Davacının müvekkilin sahte evrak düzenlediği ve bu hususta soruşturma başlatıldığı iddialarının aksine; müvekkilimizin gerek kendisinin gerekse Tüzel kişi şirketinin şüpheli olarak bulunduğu hiçbir soruşturma dosyası bulunmamaktadır. Davacı tarafından söz konusu edilen soruşturma dosyasında müvekkilimizin şüpheli olarak adı dahi geçmemektedir. Müvekkil kati surette sahte bir evrak düzenlememiştir. Müvekkil sahte evraklarla davacı/davacıları borçlandırmış gibi görünmek suretiyle bedelsiz senet almak bir yana, davacı/davacıların müvekkile ait kredi kartlarını kullanmasına bile müsade etmiştir. Davacının yetkilisi bulunduğu şirketin SGK borç primleri ve Beşiktaş V.D.'ne olan borçlarının bir kısmı müvekkile ait kredi kartlarıyla ödenmiştir.Müvekkilin 27.09.2016 tanzim ve 27.10.2016 vade tarihli olan bonodan ve tüm bonolardan alacağı bulunmaktadır. Davacı tarafça dava konusu bonolara karşı ileri sürülen iddialar Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen parasal belli tutarı (HMK 200/1.maddesi) aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar (HMK 201 maddesi) kural olarak yalnız senet (kesin delil) ile ispat edilebilir hükümleri gereği kesin delillerle ispatlaması gereken iddialardır. Bu sebeple davacının tanık dinletmesine muvafakatimiz bulunmadığını belirtmek isteriz. Bildirilen tanıkların ne hususta dinletilmek istendiği izaha muhtaçtır.Haksız ve yasal dayanaktan davanın reddine,Davacı tarafından eksik olarak yatırılan harcın tamamlatılmasına,Davacının alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak açmış olduğu davadan dolayı toplam alacak miktarı üzerinden %20 tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.TALEP
:Birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ...'un ... Tic.Ltd.Şti.nin (...) ortağı olup, davalı tarafından ... 24.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı müvekkilin müteselsil kefil sıfatı ile borçlu olduğu toplamda 27 adet senet hakkında hem müvekkil hem de ortağı bulunduğu şirket aleyhine icra takibine başlandığını, dava konusu edilen 27.09.2016 tanzim, 28.07.2017 vade tarihli, 33.254 EURO bedelli senet de iş bu icra dosya borcuna konu senetlerden bir tanesi olduğunu, ancak müvekkilinin iş bu icra dosyasına konu senet dolayısıyla borçlu olmadığını, Davalı tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan iş bu evrak hakkında gerek ilgili noterlik gerekse de leasing firması tarafından ... Cumhuriyet Savcılığı'nın ... soruşturma no.lu dosyası ile savcılık soruşturması başlatıldığını ve soruşturmanın halen devam ettiğini, Davalı ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından sonra da aynı amaçla edinmiş olduğu 27 adet senet hakkında da ... 24.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, sahte evraklarla müvekkili borçlandırılmış gibi göstererek ve iş bu sahte belgeler karşılığında güvence olarak tanzim ettirilen senetleri ele geçirip haksız suretle bedelsiz senetleri işleme koyan davalı aleyhine iş bu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu belirterek, ... 24.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına konu edilmiş olan 27.09.2016 tanzim, 28.07.2017 vade tarihli, 33.254 Euro bedelli senetten dolayı davacı müvekkilin borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline dair karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: "Her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesinde borçlu olmadığının tespitini istediği bononun .... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen 27.09.2016 tanzim ve 28.07.2017 vade tarihli bono olduğunu belirtmiş ve huzurdaki dava için bu miktar üzerinden harç yatırmış ise de; menfi tespit davaları kısmi dava olarak açılamaz. ... 24. Müdürlüğünden celbi talep edilen ██████████ esas sayılı dosyadan da anlaşılacağı üzere söz konusu takip 27 adet bono üzerinden açılmış olup bu bonolardan her birisinin tutarı 33.254 Euro'dur. Toplam dava değeri üzerinden harç yatırılması gerekirken, sadece bir (1) senet bedeli üzerinden harç yatırılması Harçlar Kanunu’nun 32. Maddesinde yer alan ‘’Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz.’ hükmü ile HMK’nın 120. Maddesi ve ilgili maddelerine aykırılık teşkil etmekte olup dava değeri üzerinden harç ikmal edilmesi gerekmektedir. Müvekkilim ..., davacı şirketin borcuna karşılık; davacı şirket ve yetkilileri ... ile ... tarafından keşide edilen ve müteselsil kefil olunan, kendisinin lehdarı olduğu her birisinin tutarı 33.254 Euro olan 36 adet bono almıştır. Bunlardan 9 adedi hakkında ... 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatılmıştır. Kalan senetler ile alakalı olarak da ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanılmıştır. Davacı tarafça iddia olunduğu gibi dava konusu senetler teminat senedi niteliğini haiz değildir. Bu husustaki tüm iddialar asılsız olup kötü niyetlidir. Bono metinlerinden de anlaşılacağı üzere bu bonoların teminat olarak verilmediği ve ''teminattır'' şerhini taşımadığı açıktır. Teminat senetlerinde senedin teminat senedi olduğu açıkça senet metninde belirtilmeli ya da senede atıf yapılarak ayrıca teminat senedine konu olan sözleşme de hazırlanarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Müvekkilim ile davacı arasında bu hususta bir sözleşme imza altına alınmadığı gibi bonoların arka kısmında da neye teminat olarak verildiği yönünde hiçbir açıklama yer almamaktadır. Yargıtay’ın yerleşik görüşüne göre; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için ya senet üzerine neden teminat verildiği ayrıntılı olarak belirtilecek ya da ayrı bir belge ile söz konusu senedin teminat senedi olduğu belirlenecektir. Aksi halde senet teminat senedi vasfını taşımaz.Davacı tarafça senetlerin teminat niteliğinde olduğu iddia edildiğinden bu hususta geçerli bir sözleşmenin varlığını kanıtlamaları gerekmektedir. Yine Yargıtay kararında da belirtildiği üzere bu iddianın yazılı delille ispatı gerekmektedir.Müvekkilim ve/veya yetkilisi bulunduğu şirket; ...Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılmak üzere hiçbir leasing işlemi yapmamıştır. Ayrıca ‘dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları mallar’ için de leasing işlemi yapılmamıştır. Bu leasinge istinaden olduğunu iddia ettikleri poliçeler de incelendiğinde, poliçelerin söz ettikleri mallarla hiçbir ilgisi olmadığı görülecektir. Davalı tarafça sunulan listedeki mallar, müvekkilimin yetkilisi bulunduğu şirket ile leasing şirketleri arasında hiçbir zaman sözleşme konusu olmamıştır. Davacı tarafından, dava konusu olduğu iddia edilen ‘’kiralanacakları gösterir liste’’ gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta davacı ile davalı arasında bir sözleşme de mevcut değildir. Müvekkilim ile davacı arasında hiçbir leasing iştiraki olmamıştır. Müvekkilim geçmişten bugüne sadece kendi firması namına ve hesabına leasing kullanmıştır. Ayrıca dava dilekçesinde müvekkil tarafından davacının ortağı olduğu firmaya gönderildiği iddia edilen maillerin tarihlerine bakıldığı zaman (10.10.2016 ve 23.11.2016) dava konusu senedin/senetlerin tanzim tarihinden (27.09.2016) sonrasına ait olduğu görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu senedin/senetlerin, yapıldığı iddia olunan leasing sözleşmesine teminat olarak verilmediği, belirtilen tarihlerin öncesinde düzenlendiği ve senetler ile herhangi bir illiyet bağı olmadığı aşikardır. Bu husus da davacı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.Birleşen dosyalarda davalı müvekkilim olarak belirtilmiştir. Müvekkilimin yetkilisi olduğu şirket bu davanın tarafı olmadığı gibi huzurdaki davanın müvekkil şirketin leasing sözleşmeleri ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığı çok açık ve nettir. Davacının, dava dilekçesinde belirttiği diğer hususlar ise, davanın özünü etkilemeyecek türde soyut nitelikte konular olup; davayı etkileyecek hususlar olduğu bir an için düşünülse bile kesin delille ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı bu hususta tapunun iptali ve tescille alakalı olarak da ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde ...Es. ve ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ...Es. sayılı dosyaları ile davalar açmıştır. Bu davalar da ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında birleştirilmiş olup, derdesttir. Yukarıda belirttiğimiz hususlarda cevaplarımız ve delillerimiz bu dosya muhtevalarında da mevcuttur, celbi talep olunur. Davacının müvekkilin sahte evrak düzenlediği ve bu hususta soruşturma başlatıldığı iddialarının aksine; müvekkilimizin gerek kendisinin gerekse Tüzel kişi şirketinin şüpheli olarak bulunduğu hiçbir soruşturma dosyası bulunmamaktadır. Davacı tarafından söz konusu edilen soruşturma dosyasında müvekkilimizin şüpheli olarak adı dahi geçmemektedir. Müvekkil kati surette sahte bir evrak düzenlememiştir. Müvekkil sahte evraklarla davacı/davacıları borçlandırmış gibi görünmek suretiyle bedelsiz senet almak bir yana, davacı/davacıların müvekkile ait kredi kartlarını kullanmasına bile müsade etmiştir. Davacının yetkilisi bulunduğu şirketin SGK borç primleri ve Beşiktaş V.D.'ne olan borçlarının bir kısmı müvekkile ait kredi kartlarıyla ödenmiştir. (EK: Kredi KArtı Ekstresi) Bu hususa ilişkin ilgili vergi dairesi ve SGK'dan araştırma yapılarak, birleşen dosya davacısı ve yetkili olduğu firmaya ait bu borçların kim tarafından nasıl ödendiği hususlar araştırıldığında bu durum da ortaya çıkacaktır.Müvekkilin 27.09.2016 tanzim ve 27.10.2016 vade tarihli olan bonodan ve tüm bonolardan alacağı bulunmaktadır. Davacı tarafça dava konusu bonolara karşı ileri sürülen iddialar Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen parasal belli tutarı (HMK 200/1.maddesi) aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar (HMK 201 maddesi) kural olarak yalnız senet (kesin delil) ile ispat edilebilir hükümleri gereği kesin delillerle ispatlaması gereken iddialardır. Bu sebeple davacının tanık dinletmesine muvafakatimiz bulunmadığını belirtmek isteriz. Bildirilen tanıkların ne hususta dinletilmek istendiği izaha muhtaçtır. Haksız ve yasal dayanaktan davanın reddine,Davacı tarafından eksik olarak yatırılan harcın tamamlatılmasına,Davacının alacağı sürüncemede bırakmak amacıylakötüniyetli olarak açmış olduğu davadan dolayı toplam alacak miktarı üzerinden %20 tazminat ödemesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Mahkememizde görülmekte olan işbu dava, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu █████/2016 tanzim tarihli █████/2016 vade tarihli 33.254,00-Euro bedelli senetten ve ... 24.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına konu 27.09.2016 tanzim, 28.07.2017 vade tarihli 33.254 EURO bedelli senetten davacı şirketin ve davacı asilin davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminden ibarettir.Davacı vekili tarafından davaya konu senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin iddia bakımından yapılan değerlendirmede;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... K sayılı ilamında özetle; "7. Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve... Esas, ... Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere 6762 sayılı Kanun'un 688 inci maddesinde belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme ve faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez.8. Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s.329- 330).9. Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır; sonuçta bu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz (Hüseyin Ülgen vd., Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s.148).10. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve ███████-1140 Esas, ████████ Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve ███████-743 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.11. Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 20.06.2001 tarihli ve ...Esas, ...Karar; 24.02.2010 tarihli ve ... Esas, ...Karar; 28.03.2018 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 11.02.2020 tarihli ve ... Esas, ...Karar ile 23.02.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir (2004 sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen) belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.12. Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Örneğin "hisse devrinin teminatıdır", "...ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır", “eseri ... tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir" şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def'i vardır. Bu defi mutlak def'i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekir.13. Bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını 2004 sayılı Kanun'un 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir. Bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, 6102 sayılı Kanun'un 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.14. Borçlunun takibe konu bononun teminat bonosu olduğu şeklindeki beyanı borca itiraz niteliğindedir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku 2. C. İstanbul 1997, s.1715).15. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise 2004 sayılı Kanun'un 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 23.02.2021 tarihli ve ... Esas,...Karar sayılı kararında da benimsenmiştir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.Somut olay bakımından takibe konu senetlerin incelenmesinde senet metninden teminat olduğunun anlaşılamadığı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca da belirtildiği üzere senedin teminat senedi olduğunu iddia edenin bu iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 201. Maddeleri dikkate alındığında takibe konu senetlerin teminat senedi olduğunun tanık ile ispatı mümkün olmayı yazılı delil ile ispat edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda davacı tarafça bahse konu senetlerin teminat senedi olduğu ileri sürülmüş ancak iddiasını ispata yarar herhangi bir yazılı delil sunulmamıştır. Bu kapsamda her ne kadar davacı taraf tanık dinletmek istemişse HMK 200 ve 201 uyarınca bu talebi mahkememizce yerinde görülmemiştir. Bu sebeple davacının bahse konu senetlerin teminat senedi olduğunu ispat etmesine yarar tek delil yemin delili kalmıştır. Ancak esas dava dosyası ve birleşen dava dosyalarının incelenmesinde davacı vekili tarafından esas dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmasına karşın birleşen davalar dilekçelerinde ise yemin deliline dayanmamış olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda 14 numaralı celsede davacı vekiline açmış olduğu esas dava bakımından yemin delili hatırlatılmış olup beyanda bulunması için süre verilmiştir. Davacı vekil tarafından celse arasında █████/2024 tarihli dilekçe ile yemin teklifinde bulunulmasını kabul etmedikleri beyan edilmiştir. Dolayısıyla takibe konu senetlerin teminat senedi olduğu davacı tarafça ispat edilememiştir.Sahte leasing sözleşmesi tanzim edildiği iddiası bakımından yapılan değerlendirmede;Davacı taraf gerek esas davada gerekse birleşen davalarda davalı tarafça sahte leasing sözleşmesi düzenlenmesi suretiyle davacıların dolandırıldığı ve karşılığında da teminat senedi olarak dava konusu senetlerin alındığı iddia edilmiştir.Davalı tarafça ise taraflar arasında leasing sözleşmesi bulunmadığı savunulmuştur.Yukarıda da izah edildiği üzere ispat yükü kendisi üzerinde bulunan davacı taraf bahse konu senetlerin teminat senedi olduğunu ispat edememiştir.Sahte leasing sözleşmesi bakımında ise davacı tarafça İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca...Soruşturma sayılı dosya fiziken mahkememizce celp edilmiş olup savcılık tarafından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş olduğu ve kararın █████/2024 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası da mahkememizce fiziken celp edilmiş olup davacılar tarafından davalı ve dava dışı bir kişi bakımından dolandırıcılıktan bahisle suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Savcılık tarafından yapılan soruşturma kapsamında davacı asil ...'un ortağı olan ...'un bilgi sahibi olarak alınan ifadesinde özetle; söz konusu senetlerin ...'a olan borçları sebebiyle verildiğini, ...'tan toplamda 1.200.000,00 euro borç aldıklarını karşılığında da bu senetleri verdiklerini, müşteki olan ortağının borçtan kurtulmak için böyle dilekçeler verdiklerini, müştekinin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını beyan etmesi ve davalının davacının ortağı olduğu şirkete toplamda 2011-2017 yılları arasında 2.662.938,01 TL para gönderdiğine dair dekont ve ekstreleri dosyaya sunması, davacı tarafından davalıya verilen 36 senedinde bu borçlara karşılık olarak verildiğini, senetlerdeki imzaların davacı tarafından inkar edilmediği, ayrıca takibe konulan 36 senedin sadece iki tanesinde borca itiraz edildiğinin görüldüğü, ayrıca davacı ile davalı arasında borç protokolü düzenlendiğine dair belgenin davacı tarafından dosyaya sunulmuş olması Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 16.05.2017 tarihli ve ... Esas- ... Karar No'lu kararına atıf yapılarak davalının üzerine atılı suçu işlediğine dair davacının soyut iddiası dışında delil bulunmadığından takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Söz konusu takipsizlik kararına mahkememiz davacıları tarafından itiraz edilmiş olup ... 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek takipsizlik kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.Bu kapsamda davalı tarafından sahte leasing sözleşmesi tanzim edildiği iddiası da davacı tarafından ispat edilememiştir. Ayrıca davacı tarafından bahse konu senetlerin sahte leasing sözleşmesi kapsamında verildiği de ispat edilememiştir.Malen kaydı bulunan senetteki borcun sebebinin talil edildiği iddiası bakımından yapılan değerlendirmede;Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ... E ...K. Sayılı ilamında özetle; "YHGK'nın 09.06.2004 tarih ve...K; 12.10.2011 tarih ve...K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere;İkrarın yapıldığı ve tamamlanmış işlemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 188. (1086 sayılı HUMK'nın 236.) maddesinde, taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.Öğretideki tanımlamalara göre, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir.Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır.Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir.Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur.İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkar da denilmektedir.Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle ikrar edilmekle birlikte, ikrara bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve ikrar edilen vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ekleyerek, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.Bağlantılı bileşik ikrarda, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı vardır. İkrara eklenen vakıa, ikrar olunan vakıanın doğal bir sonucudur.Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte; iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.Bağlantısız bileşik ikrarda ise, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında hiçbir bağlantı yoktur. Yani, ikrara eklenen ikinci vakıa, ikrar edilen vakıa olmadan da mevcuttur.(Baki Kuru, 5.Baskı, 1990, 2.cilt syf 1401 vd.)Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde: davalı, davacıya ait inşaat demirlerini alıp götürdüğünü (maddi vakıayı) ikrar etmiş; ancak, demirlerin parasını ödeyerek satın aldığını, parasını elden nakit olarak verdiğini savunmuş olup, davalının bu ikrarı, içeriği itibariyle ise bağlantılı birleşik ikrar niteliğindedir. Bu tip ikrarlar bölünebilir ikrar olduğundan, davacının demirlerini aldığını kabul eden davalının, bedelini ödediğini de yasal delillerle ispatlaması gerekmektedir.Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek eksik inceleme sonucu davacının davasını ispat edemediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." denilerek ikrar çeşitleri açıklanmış olup; bağlantılı birleşik ikrarlar da ispat yükünün yer değiştirdiğini ve davalının ispat yükü altına girdiği açıklanmıştır.Takibe konu senetlerin incelenmesinde malen kaydı içerdiği hususu tartışmasızdır. Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile davacıların borcu nedeniyle bahse konu senetleri davalının aldığını beyan etmiştir. Bu kapsamda davalı vekilinin senet metnindeki nakden ibaresini malen şeklinde talil ettiğinin kabulü gerekmektedir. Ancak davalı vekili tarafından mahkememiz dosyasına ve davacının ortağı olan ... tarafından savcılık dosyasına sulh protokolü sunulmuş olup, sulh protokolünde borçlular olarak davacı ... ile dava dışı ortağı ...'un alacaklılar olarak ise davalı ...'ın ve dava dışı ...'ın imzalarının bulunduğu ve protokolün █████/2019 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Protokolün içeriğinin incelenmesinde ise ..., ... ve...Ltd Şti'nin davalı ...'a 970.000,00 EUR, dava dışı ...'a ise 200.000,00 USD borçlu olunduğu ve █████/2020 tarihinin son ödeme tarihi olarak kararlaştırıldığı ve ayrıca █████/2019 tarihine kadar imza altına alınacak olan detaylı sulh protokolünün mahkemelere sunulacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Davalı vekilinin █████/2021 tarihli cevaba cevap başlıklı dilekçesi ile aşamalarda sunmuş olduğu dilekçelerde bahse konu sulh protokolündeki imzaların inkar edilmediği ancak esas sulh protokolünün yapılmamış olması nedeniyle taraflar arasında geçerlilik kazanmadığı iddia edilmiştir.Bu bağlamda davalı tarafından cevap dilekçesi ile ve davalı asil tarafından soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifade ile bahse konu senetleri borç karşılığı alındığının ifade edilmesi senet metninin talili anlamına gelmekte olup ispat yükü yer değiştirmektedir. Bu kapsamda davalı tarafından davacılara borç verildiğinin ispat edilmesi gerekmektedir.Davalı tarafından ise mahkememiz dosyasına █████/2019 tarihli sulh protokolü başlıklı belge ibraz edilmiştir. Belgedeki imza davacı tarafça inkar edilmemiş aksine esas protokolün yapılmamış olması nedeniyle mahkememize sunulan protokolün geçerlilik kazanmadığı savunulmak suretiyle belgedeki imza kabul edilmiştir. Bu kapsamda bahse konu belge sulh protokolü olarak taraflarca mahkememize ibraz edilmemiş olduğundan sulh kapsamında işlem tesis edilmemiştir. Ancak bahse konu belge borç ikrarı içeren bir belge olup mahkeme dışı ikrar niteliğindedir. Dolayısıyla bahse konu belge ile birlikte celp edilen soruşturma dosyasında borçlulardan ...'un beyanı birlikte değerlendirildiğinde takibe dayanak yapılan senetler nedeniyle davacının borçlu olduğu ispat edilmiştir.Davacının borçlu olmadığına yönelik savunmaları ise; sahte leasing sözleşmesi akdedilmesi, takibe dayanak senetlerin teminat senetleri olması ve senet metninin talili sebebiyle davalı tarafın alacaklı olduğunu ispat etmesi noktasında toplanmış olması, davalı tarafın yukarıda bahsedilen sebepler ile borcun varlığını ispat etmiş olması ve davacı tarafından ödemeye ilişkin herhangi bir sav da ileri sürülmediği, davacının teminat seneti ve sahte leasing sözleşmesi iddialarını ispat edememiş olması ve yemin deliline de müracaat etmemesi dikkate alındığında esas davanın ve birleşen davaların reddine, davacının kötü niyetle menfi tespit davası açtığının ispat edilememiş olması ve davacının iddia ve savunmalarının hak arama hürriyeti kapsamında kalması nedeniyle kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :A)Mahkememizde açılan esas DAVANIN REDDİNE,A-1)Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,B)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı DAVASININ REDDİNE,B-1)Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,C)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı DAVASININ REDDİNE,C-1)Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,2-)Mahkememizde açılan esas dava yönünden; karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.902,45 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 1.287,05 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-A)Mahkememizde açılan esas dava yönünden, davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,B)Mahkememizde açılan esas dava yönünden davalı tarafından yapılan 50,00 TL posta masrafı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4)Mahkememizde açılan esas dava yönünden davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince dava değeri olan 111.400,90 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası yönünden; Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 4.406,87 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 3.791,47 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,6-)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası yönünden; davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,7-)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden; davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,8-)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası yönünden; Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 3.645,89 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 3.030,49 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,9-)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden; davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,10-)Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası yönünden; davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,11-)Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır