Anahtar kelimeler: Dönemsel Limit Hatta Tahsilatı Teklif Bankacılık Taksitli Eşya Planı Anadolu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2020NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ KararDAVA
: Alacak (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili, █████/2017 tarihinde müvekkilinin ticari hesabının bulunduğu davalı banka nezdinde taksitli ticari kredi kullandığını, sonrasında müvekkilinin hesabından haksız bir şekilde "Dönemsel Hizmet Komisyonu, ... Tahsilatı, Banka Masrafları, Limit Teklif Komisyonu, Konut Eşya Planı" adı altında kesintiler yapıldığını fark ettiğini, bu hususta davalının müvekkilini bilgilendirmediğini, hatta yapılan kesintilerin bir kısmının kredi sözleşmesinin imzalanmasından önce olduğunu, kredi sözleşmesinde herhangi bir şekilde kesinti ve komisyon oranı belirlenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000-TL'nin kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.ISLAH
: Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, dava değerini bilirkişi tarafından tespit edilen haksız kesinti tutarı 8.192,64-TL'ye yükselttiklerini, buna göre 1.000-TL'nin dava tarihi █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; 7.192.64-TL'nin de ıslah tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.CEVAP
: Davalı vekili, davacının talebini somutlaştırması gerektiğini; müvekkili banka ile davacı arasında mevcut akdi ilişkinin ayrıntısıyla açıklandığını, davacı ile müvekkil banka arasındaki akdi ilişki uyarınca davacıdan tahsil edilen davaya konu tüm tutarların davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında bulunan davacının akdi ilişki ile bilgisi dahilinde olan dava konusu bu tutarlara ilişkin bilgilendirilmediği iddiasının somut dayanaktan uzak mesnetsiz iddialar olduğunu, tacir sıfatına haiz davacının TTK kapsamındaki yükümlülükleri gereği kendi iradesi ile imza altına aldığı işbu sözleşmeleri bilmediği iddiasının kanuna ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğinin mahkeme kabulünce olacağını, dava dilekçesinde yer alan kesintilere ilişkin liste incelendiğinde davacı ile imzalanan █████/2017 tarihli GKS öncesinde yer alan tutarlardan hesap işletim ücretine ilişkin kesintilerin işaretli olduğu davacının da kredi öncesi kesintilerden kastının bu tutarlar olduğunun düşünüldüğünü, hesap işletim ücretine ilişkin kesintilere dair yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı üzere bu kesinti kaleminin kredi ile ilişkisi bulunmadığını, davacıya tahsis edilen hesaplara ilişkin ücret kesintileri olduğu izahtan vareste olduğunu, kredi ile ilgisi bulunmayan bu kesintilerin kredi kullanım tarihinden önce tahsil edildiğine dair itirazların yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece, davacı vekilinin █████/2019 tarihli dilekçesiyle kesinti toplamının 18.806-TL olarak bildirildiği, davalı banka tarafından davacının hesabına davanın açılmasından sonra █████/2018 tarihinde 2.600,61-TL ve █████/2018 tarihinde de 2.950,38-TL olmak üzere toplam 5.551-TL iade edildiği; bilirkişi raporunda davalının yaptığı 11.590-TL kesintinin yerinde olduğu, toplam kesintiden mahsup edilmesi gerektiğini belirttiği ancak davacı tarafın kabulünde olan 5.551-TL iadeyi düşmediği; bilirkişi raporunda talebi aşan kesinti yapıldığı tespit edilmiş ise de taleple bağlılık kuralı gereği davacının somutlaştırdığı talebinin 18.850-TL'nin 18.806-TL olduğu, buna göre davacının talep edebileceği bakiye haksız kesinti miktarının dava tarihi itibariyle (18.806-11.590)=7.216-TL olduğu, davalı tarafından davanın açılmasından sonra █████/2018 tarihinde 2.600,61-TL ve █████/2018 tarihinde 2.950,39-TL olmak üzere toplam 5.551-TL'nin infaz aşamasında icra dairesince değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, ıslahla arttırılmış 8.192,64-TL'nin 7.216-TL'sinin kısmen kabulü ile 1.000-TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz işletilmesine; dava tarihinden sonra davalı tarafından davacı hesabına █████/2018 tarihinde ödenen 2.600,61-TL ve █████/2018 tarihinde ödenen 2.950,39-TL'nin infaz aşamasında değerlendirilerek mahsubuna, fazla talebin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: 1- Davacı vekili, dosyada mevcut 22.07.2019 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde müvekkil banka hesabından toplamda 19.782.64- TL kesinti yapıldığı, yapılan kesintinin 11.590 TL'nin davalı banka tarafından yapılan sigorta poliçeleri ile ilgili olduğu, 11.590 TL mahsup edildiğinde geriye 8.192.64 TL kaldığı ve bu kısmın haksız olarak kesildiğine yönelik tespit yapıldığını; davalı tarafından iade edilen 5.551-TL'nin █████/2018 tarihli kesintiye istinaden sigorta poliçesinin tarafımızca fesih edilmesi üzerine ... A.Ş tarafından yapıldığı, iade edilen kısmın hayat sigortasının uzatılan ikinci dönemine ait olduğunu; davalı tarafından yapılan 5.551-TL'lik ödemenin bilirkişi tarafından haklı olarak kesildiği belirtilen ve toplam 19.782.64-TL'lik kesintiden mahsup edilen 11.590-TL'lik kısmın içerisinde olduğunu belirterek, hükmün reddedilen kısmının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2- Davalı vekili, davaya konu kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmelerde kararlaştırıldığını, tacir olan davacının sözleşmeleri imzalamadan önce bilgilendirildiğini ve şartları kabul ettiğini, kesintilerin hukuka uygun olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, kesintilerin neden kaynaklandığının irdelenmediğini, eğer araştırma yapılsaydı haklılıklarının görüleceğini, müvekkili bankanın uyguladığı komisyon ve masrafları internet sitesinde ilan ettiğini, aynı şekilde BDDK'nın internet sitesinden de ulaşılabileceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, ticari kredi kullandırımı ve bankacılık işlemleri sırasında davalı banka tarafından davacıdan tahsil edilen masraf ve ücretlerin iadesi istemine ilişkindir. Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı, kredi kullandırım tarihlerinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleridir. 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre; bankalar, TCMBna bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, ticari kredilerde ve bankacılık işlemlerinde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir tutar bulunmaması halinde ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Hükme esas alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda; █████/2017-█████/2018 tarihleri arasında toplam 19.782,64-TL kesinti yapıldığını, bunun 11.590-TL'sinin sigorta ödemeleri olduğunu, bu miktarın düşülmesinden sonra kalan davacının 8.192,64-TL'lik talebinin değerlendirilmesinin gerektiğini; yasa ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda davalı bankanın müşteriden alınacak 8.192,64-TL'lik masraf kalemlerini TCMB'ye bildirimde bulunduğuna ilişkin her hangi bir veri bulunmadığı fakat aynı konuda hazırladığı kendi arşivinde bulunan TCMB'ye bankaların bildirdiği masraf ve komisyonlar listesini dosyaya derc ettiğini, bu listede davacıdan alınan 8.192,64-TL'lik masraf ve komisyonlara rastlanılmadığı; sonrasında ise raporda değindiği Yargıtay 11. HD'nin kararlarında bankacılık teamülleri ve uygulamaları ile diğer bankaların emsal uygulamaları yönünden de değerlendirme yapılması gerektiği ancak diğer bankaların uygulamış oldukları, masraf ve komisyon oranları dosyada bulunmadığından mukayese yapılamadığını belirtmiştir. Davacı vekili █████/2019 ve davalı vekili █████/2019 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna itirazlarını sunmuştur. Ayrıca davacı vekili ıslah dilekçesiyle, davadaki talep miktarını bilirkişi raporunda tespit edilen 8.192,64-TL'ye yükselttiklerini belirtmiştir.Mahkemece, davanın 7.216-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanmış █████/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin 4.10 maddesinde, davalı bankanın açılacak krediler ile hesaplara ilişkin tahakkuk ettireceği komisyon, ücret, masraf ve sair giderleri ödemeyi davacı kabul etmiştir. Bu kapsamda davacının █████/2017 tarihinde davalıdan 500.000-TL 36 ay vadeli ticari kredi kullanmıştır. Taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri çerçeve sözleşmesinin 2.2. maddesinde hesaplara ilişkin olarak komisyon ve diğer giderlerin müşteriden tahsil edileceği, 2.8. maddesinde yabancı para cinsinden açılan hesaplarda vadeli veya vadesiz hesap kurallarının uygulanacağı ve 4.4. maddesinde yapılacak transferlere ilişkin ücretin davacı müşteriye ait olduğu kabul edilmiştir. Yine taraflar arasında █████/2017 tarihinde "..." başlıklı pakete ilişkin imzalanan sözleşmede, 3 aylık dönem içinde belirli sayıdaki işlemlerin (havale, eft, çek tahsilatı, KKB raporu, çek karnesi vs.) 500-TL karşılığında indirimli yapılacağının kararlaştırıldığı, davacının dönem sonlarında kampanya süresince paketin otomatik olarak yenilenmesini istediği, paket ödemelerinin hesabından çekilmesini kabul ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda tespit edilmiş ve davacının talebine konu ettiği 8.192,64-TL masraf kalemlerine bakıldığında çek masrafı, banka masrafı, hesap işletim ücreti, tarifeli paket, USD hesap işletim ücreti ve "Tar. Pak. Tah." açıklamalarının bulunduğu görülmüştür. Bu alacak kalemleri içinde çeşitli tarihlerde dönemsel hizmet komisyonu adı altında (4.762+238,10+295,10+14,76+694,90+34,75=) toplam 6.039,61-TL'nin davacını hesabından alındığı görülmüştür. Ancak talebe esas bilirkişi raporunda incelenmiş hesap ekstresine bakıldığında, davalı bankadan 500.000-TL kredi kullanmak suretiyle hizmet almış davacının kredi tahsis ücreti ödemediği görülmüştür. Dairemize istinaf incelemesi için gelen işlerde, söz konusu krediler için ortalama %2 oranı mertebelerinde kredi kullandırım komisyonu alındığı bilinmekte olup, somut olayda 500.000-TL kredinin %2'sinin 10.000-TL olduğu gözetildiğinde söz konusu miktarın makul sınırın altında kaldığı anlaşılmıştır. Diğer alacak kalemleri toplamı ise (8.192,64-6.039,61=) 2.153,03-TL'dir. Bu kalemlerin de taraflar arasındaki sözleşmelerde davacı müşteri tarafından ödeneceği kararlaştırılan bedeller olduğu, örneğin bir kısım bankacılık hizmetlerinden indirimli olarak yararlanmak amacıyla ayrı bir sözleşmeyle satın aldığı tarife paketine ilişkin kesinti toplamının █████/2017-█████/2018 arası için 695,24-TL hesap edildiği, diğer hizmet bedellerinin de makul sınırlar içinde kaldığı kabul edilmiştir. Bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas - ████████ Karar sayılı █████/2020 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 158,73-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 456,67-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 8.192.64-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 123,23-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025