Anahtar kelimeler: Fatsa Kamyona Arkadan Promil Kalanlar Çarpması Alkollü Vefat Desteğinden Samsun

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Fatsa 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın 14.07.2011 tarihinde 104 promil alkollü sürücü ... sevk ve idaresinde iken, .... plakalı kamyona tam kusurlu olarak arkadan çarpması sonucu ...'in olay yerinde vefat ettiğini, vefat eden ...'in desteğinden yoksun kalanlar tarafından İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan davada müvekkili şirketin ... için 139.807,50 TL, küçük ... için 35.192,50 TL tazminata hükmedildiğini, her ne kadar davacılar için taktir edilen tazminat miktarı daha fazla ise de müvekkil şirketin sigorta poliçe limitinin 175.000,00 TL olduğundan hükmedilecek sorumluluk miktarının bu tutarla sınırlı tutulduğunu, verilen kararın icraya konulduğunu ve taraflarınca temyiz edildiğini, Yargıtay (kapatılan)17.Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarih, █████████ E, █████████ K sayılı ilamı ile tazminata esas alınan gelir yönünden hükmün bozulduğunu, davacı taraf ile sulh görüşmesi sonrasında tüm ferileriyle birlikte toplam 269.820,00 TL ödemenin 16.03.2017 tarihinde ilgilisine yapıldığını, davacı tarafın ödemeden sonra İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan ████████ E, ████████ K sayılı davasından feragat ettiğini, müvekkilinin tamamen bir tesadüf eseri davacı ... Tepecik'in 29.09.2016 tarihinde evlendiğini tespit ettiğini, İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılamada alınan aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesap incelendiğinde, davalı için destekten yoksun kaldığı varsayılan 14.07.2011 tarihinden 2045 yılına kadar tazminat hesaplaması yapıldığını, davalının ise evlendiği 29.09.2016 tarihi itibariyle yeni bir desteğe kavuştuğunu, 29.09.2016 tarihinden 2045 yılına kadar geçen sürede yeniden evlenmiş olması nedeniyle vefat eden eşinin desteğinden yoksun kaldığının düşünülemeyeceğini, aktüerya raporuna göre davalı için 155.925,12 TL fazla tazminat hesaplandığını ve doğru beyan yükümlülüğüne uymayan ve iyiniyetten uzaklaşan davalının 122.713,00 TL fazla tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini, davalı ve vekili ile defalarca görüşüldüğünü, evlenmenin gerçekleştiğinin teyit edildiğini, ayrıca müteveffa sigortalının alkollü araç kullandığı esnada tam kusuru ile sebep olduğu kaza nedeniyle destekten yoksun kalanlara ödenen 269.820,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline, mümkün olmadığı taktirde fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalı ... 'e hukuka ve iyi niyete aykırı olarak fazla ödenen 122.713,00 TL tazminat ve hükümde belirlenen faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri, icra masrafından v.s feriler için ödenen 65.000,00 TL olmak üzere toplam 187.713,00 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların ölen araç sürücüsünün salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan 3.kişi sıfatıyla davacı olup ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtalamayacığını, dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün (aynı zamanda işleten) kusurunun kendisinin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğini, davalı ... şirketinin meydana gelen zararda davacıların hem mirasçı olarak zarar sorumlusu sıfatıyla oluşan zarardan sorumlu olduğunu hem de üçüncü şahıs olarak tazminat talep etme hakkına sahip olduğunu, Türkiye'de uygulanmakta bulunan uluslarası sözleşmelere göre de kadının evlenme hakkının hiçbir şekilde ihlal edilemeyeceği kabul gördüğünden açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olması nedeniyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın yargılamanın hiçbir aşamasında müvekkili şirketin nüfus kaydı istemediği ve ödemenin rıza ile yapıldığı savunmasını ileri sürmediğini, mahkeme kararının gerekçesinde de bu hususa değinilmediğini, istinaf talebinin esastan reddedilmesinin usul, hukuk ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu, destekten yoksun kalan kişiler "zarar gören 3. kişi" sıfatı ile tazminata hak kazanmakta iken, ödenen tazminatın akde aykırılık nedeniyle sigortalıdan rücuen tazmini hakkının sigortalı vefat etmiş olduğu için mirasçılarına, "mirasçılık" sıfatı ile yöneltilebildiğini, bu nedenle, müvekkili sigorta şirketinin ödediği tazminatın tamamını sigortalının mirasçılarına rücu hakkı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Sorumluluk Sigortaları” ana başlığında yer alan 1473. maddesi, “Halefiyet” başlıklı 1481. maddesinin birinci bendi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4.-d bendi uyarınca müvekkili sigorta şirketinin sigortalı araç işletenine, işletenin vefatı halinde mirası reddetmemiş mirasçılarına rücu hakkı bulunduğunu, dosyada mevcut nöroloji uzmanı tarafından düzenlenen 24.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmiş olduğunun açıkça belirtildiğini, mevzuatta 2015 yılında kabul edilen ve akabinde AYM tarafından iptal edilen hükümler ile desteğin kusurunun, destekten yoksun kalanlara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunun düzenlendiğini, vefat eden sigortalının mirasçılarına rücu hakkına yönelik düzenleme yapılmadığını, mahkemece terditli talebin "davalının ödemeden önce kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı" gerekçesine dayanıldığını, davalının kötüniyetini ispat yükümlülüğü bulunmadığını, davalının evlenmiş olmasının desteğin kesilmesi için yeterli olduğunu, davalının İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda yapılan ödemeyi kabul, şirketi ibra ve davadan feragat ettiğini, kaldı ki hesap raporunda da hatalar bulunduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu hak sahiplerine ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsili talebine ilişkindir.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Burada amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Anılan maddeye göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir.Somut olayda rücuya konu eldeki dosyada davalılardan ... İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı davası açmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterilen zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranabilen bir zarardır. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalan üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Bu suretle sürücü murisin ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Öte yandan ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.Ayrıca KTK'nın 48 inci maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motolu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.O hâlde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir.Yargıtayın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oymadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi hâlde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 tarihli ve ███████-768 E.,-840 K.; YHGK 7.4.2004 tarihli ve ███████-257 E.,-212 K.; YHGK 2.3.2005 tarihli ve ███████-81 E.,-18 K.; YHGK 14.12.2005 tarihli ve ███████-624 E.,-713 K.; YHGK 10.12.2014 tarihli ve ███████-1199 E., █████████ K. sayılı ilamları).Yukarıda anlatılan hukuki düzenlemeler ışığında destekten yoksun kalma tazminatı davasında, destekten yoksun kalan kişilerin hukuki durumları ile desteğin trafik sigortacısının açtığı rücu davasında, destekten yoksun kalan kişilerin hukuki durumları tamamen farklıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında zarar görenler, mirasçılık sıfatından bağımsız olarak zarara uğramış kişilerdir. Buna karşın desteğin trafik sigortacısının açtığı rücu davasında destekten yoksun kalanlar, aynı zamanda desteğin mirasçısı ise rücu koşulları oluştuğu takdirde desteğin sorumluluğu mirasçılarına geçer.Somut olayda; dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen 10.10.2011 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre davalılar murisi olan sürücü ...'in tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir. Rücuya dayanak İstanbul 7. Asiye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan 21.10.2019 tarihli ve aktüerya uzmanı, makine mühendisi ve nöroloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin raporunda, desteğin 104 promil alkollü olduğu, kazanın desteğin tam kusuru ve salt alkolün etkisi ile meydana geldiği ve alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynamadığı belirtilmiştir. Davacı ..., rücuya dayanak dosyada yapılan yargılamanın her safhasında sürücü/işleten ...'in alkollü olmasının rücu sebebi olduğunu savunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu yönüyle de dosya kapsamına uygun değildir.Açıklanan nedenlerle; 14.07.2011 tarihinde meydana gelen kazada ölen davalılar murisi ...'in kaza anında 104 promil alkollü ve kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, nöroloji uzmanı bilirkişinin de yer aldığı heyet raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği ve olayda rücu şartlarının gerçekleştiğinin kabulü ile ödeme tarihindeki verilere göre zarar hesabı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. KARAR1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.