Anahtar kelimeler: Ettirmek Bulunacak İbareli Sinaî Fikri Yazildiği İhtimali Karıştırma Marka Hükümsüzlüğünden

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... -
VEKİLİ
: Av. ... -...
DAVALILAR
: 1- ... ...
Av. ... - ... ...
: 2- ... - ...
Av. ... - ...
3- ... - (T.C.
:...) ...
Av. ... -...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
TALEP
:
Davacı vekili █████/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin ... sayılı "... ... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ...kod numarasını alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira, davacının 2001 yılında ... firmalarından biri olarak sigara üretimi yapmak üzere kurulmuş olan, modern tütün işleme ve sigara üretim tesisine sahip dünya sigara sektörünün bilinen sayılı firmalarından bir olduğunu, davacının “...” markasının 2014 yılından beri menşei memleket ...’da ... numara ile ve dünyanın diğer ülkelerinde ve özellikle ilgisine binaen 20.06.2019 tarihinde ... numara ile ...'da 34. sınıf mallar için tescilli olduğunu, davacının bu markasının ... nezdinde de ... sayı tahtında davacı adına tescilli olduğunu ve kullanıldığını, davacının tütün ürünlerinin reklam ve tanıtımını yasalar elverdiğince ve daha çok da sektör fuarlarında tanıtıyor olduğunu, davacının “...” markalı ürünlerinin tüketici nezdinde bilinirliğinin yüksek olduğunu ve bu markanın davacı ile özdeşleştiğini, bu markanın menşei memleket ...'da tanınmış bir marka olduğunu, hal bu iken davacının dava konusu edilen “...” ibareli markanın 34. sınıfa giren emtialarda tescili için dosyalamış olduğu itirazların davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, davacının ... nezdinde tescilli ... sayılı markasının esas unsurunun “...” olduğunu, bu ibarenin dava konusu edilen markanın tek unsuru olan “...” ibaresiyle görsel ve işitsel açılardan yakın benzer olduğunu, ayrıca davacının bu markayı fiili kullanım şeklinin ve bu kullanımlara konu tertip tarzının dava konusu edilen markada aynen taklit edilmiş olduğunu, karşılaştırılan markalardaki tek farkın ikinci harfler olduğunu ve bu kapsamda dava konusu edilen markada sadece “a” harfinin yerine “i” harfinin konulmuş olduğunu, davalı şahısların davacının uzun yıllardır ambalajlar üzerinde kullanmakta olduğu özgün şekli ile telif hakkı sahibi olduğu markasını aynen kullandığını, ayrıca da taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacağını, davalıların davacının sektörde bilinen, aranılan, pazarı oluşturulmuş markasını, ürün ambalajındaki tüm detayları aynen taklit etmek suretiyle oluşturduğu markanın aynı mallar için tescilini talep etmiş olmasının davalıların kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, nitekim davalıların dosyaladığı diğer marka başvuruları incelendiğinde davalıların Suriye başta olmak üzere diğer ülkelerde tanınmış bilinen, pazarı oluşturulmuş markaları taklit ederek haksız kazanç elde etme peşinde olduklarının anlaşılabileceğini, davalıların davacının iştigal sahasında 34. sınıfa giren emtialar bakımından marka olabilecek onlarca kelime ve şekil unsuru seçme olanağı var iken, “...” ibaresini üstelik de davacının ambalajlarında kullandığı tertip tarzı ile tercih etmesinin iltibas ve haksız rekabet şeklinde kendi gösteren kötü niyetin bir tezahürü olduğunu ileri sürerek; ... ...'in ... sayılı kararının iptaline ve ...başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, bu yüzden de taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin olmadığını, markaların fonetik açıdan da çok farklı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ...sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, █████/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, █████/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ...başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalıların markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında; "...başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6'ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
....
İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile ... sayılı "... ... ..." ibareli itiraz gerekçesi markayı farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir
KARAR
: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (█████/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
...
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir.
...
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
...
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği █████/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
"..." "... ... ..."
(...) (...)
34. sınıf 34. Sınıf
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan █████/2023 havale tarihli raporda özetle;
"...1) Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel ve işitsel açılardan benzer olmadığı,
2) Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
3) Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı,
4) Yukarıda (1) ve (3) nolu bentlerde yer alan sebeplerden dolayı, (2) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5) Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
6) Davalıların marka seçiminin, davacının markasının fiili kullanımıyla tertip tarzı itibariyle benzerliğinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği düşünülmekle birlikte, davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
7) Dava konusu edilen 15.03.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
8) Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı..." ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
Dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 34'üncü sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 34'üncü sınıflar arasındaki bir kısım mal ve hizmetin alt gruplarında tescilli "... ... ..." ibareli markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ...başvuru numaralı davalı başvurusunun 34' üncü sınıftaki:
"34.Sınıf
: Tütün, çiğneme tütünleri, sigaralar, purolar. Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, tütün içenlere mahsus malzemeler: pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletleri, sigara kağıtları, nargileler, çakmaktaşları, çakmaklar, elektronik sigaralar ve bunlarla kullanılan kartuşlar. Kibritler." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise "... ... ..." ibaresinden meydana geldiği kapsamında 34. Sınıftaki: "Tütün; Tütün içenlere mahsus malzemeler; Kibritler. Sigaralar, purolar, ince kısa purolar, nargileler, nargile tütünleri, çiğneme tütünleri, pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletleri, sigara kağıtları, çakmaktaşları, çakmaklar." mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaların, dava konusu edilen marka kapsamına alınmak istenilen 34. sınıftaki tüm emtialar yönünden tescill; olduğu anlaşılmakla, SMK 6/1 kapsamında emtiaların aynı/benzer/ilişkili olması şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markasının kapsamında yer alan "Tütün; Tütün içenlere mahsus malzemeler; Kibritler. Sigaralar, purolar, ince kısa purolar, nargileler, nargile tütünleri, çiğneme tütünleri, pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletleri, sigara kağıtları, çakmaktaşları, çakmaklar." bu emtiaların farklı kelimelerle ifade/tasvir edilmiş veya ayrıntılandırılmış olması, bu fiili gerçeği değiştirmemektedir; bu emtia çeşitleri yakın bağlantılıdır ve birbirlerini tamamlarlar, benzer alıcı çevresine hitap ederler, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri aynıdır, aynı mekanlarda ve reyonlarda satışa arz edilirler.
B) Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Markalar görsel olarak incelendiğinde; davacı markasının “...”, “...” ve “...” harflerinin/ ibarelerinin alt alta konuşlandırıldığı ve her biri ayrı bir yazım tarzıyla/renkle yazıldığı, karma hüviyette bir marka olduğu anlaşılmıştır. Markada işaretin orta kısmında siyah renkli büyük harflerle yazılmış olan “...” ibaresi, ilk bakışta göze çarpmaktadır. Zira; “...” ibaresi, özellikle uyuşmazlık konusu olan sigaraların inceliğini vurgulayan, tasviri/tanımlayıcı bir ibare olduğundan markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksundur. Markadaki “...” harfi de, tek başına marka olarak tescil edilemeyecek, herkes tarafından kullanılabilecek bir harftir. Dolayısıyla; davacının markasında, işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katan esas unsurun “...” ibaresi olduğu açıktır.
Dava konusu edilen davalı markası da renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır. Markasal işarette “...” kelimesi, siyah renkli harflerle yazılmış ve ibarenin baş harfi olan “...” harfinin bir ayağı uzatılarak, ibarenin diğer harflerinin altını çizecek şekilde tasarlanmıştır. Dava konusu edilen markada başka bir unsur kullanılmamış olduğundan, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.
Taraf markalarında esas unsur olan “...” ve “...” ibarelerinin, ikinci harfleri haricinde kalan tüm harfleri, dizinleri de dahil birebir aynıdır. Aynı zamanda harflerin yazım karakteri ve stilleri, söz konusu ibarelerin altını çizen çizginin başlayış ve bitiş noktalarının da aynı olduğu görülmektedir. Dava konusu markalar "..." harfi ile başlamakla, son hecelerinin de aynı olduğu gözlenmektedir. Davalı markasında sadece ikinci harf dışında başka bir farklılığın mevcut olmadığı ve söz konusu farklılığın markaları farklılaştırmaya yetmeyeceği, davacının "..." ibareli markasını görmüş ve tanımış bir tüketicinin davalının "..." ibareli markasını gördüğünde davacı ürünü sanabileceği, markaları ayırt etmede zorluk yaşayacağı ve markaların karıştırılma ihtimalinin bulunacağı değerlendirilmiştir.
Markalar işitsel olarak incelendiğinde; davacı dava konusu markalarda esas unsurun yukarıda detaylandırıldığı üzere "..." ve "... "olduğu; davacı markasında "..." harfinin işitsel olarak öneminin olmadığı ve "..." ibaresinin de sigara ürünlerinde ürünün ince olduğunu ifade etmek için kullanılan ve her sigara markasında kullanılan bir ibare olduğu dikkate alınıp, bu ibarenin de telaffuzunun markaların benzerliğinde öneminin olmadığı değerlendirilmekle; dilimizde "..." ve "..." (her ne kadar davalı markası "ı" harfi ile "..." olarak yazılmış ise de yerleşmiş ifade ve telaffuz olarak "..." olarak telaffuz edileceği değerlendirilmiştir) telaffuz edilen taraf markalarının işitsel olarak benzer olduğu kanaatine varılmıştır.
Markalar kavramsal olarak incelendiğinde; taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin, İngilizce olan ve Türkçe’de sırayla “...” anlamlarına geldiği anlaşılmakla; markaların kavramsal olarak da benzediği görülmüştür.
Netice itibariyle; dava konusu marka ile davacı markası arasında hem emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, hem de markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzediği ve markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğuna Mahkememizce kanaat getirilmiştir.
2-SMK 6/3 UYARINCA ESKİYE DAYALI KULLANIM HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Buna göre; bir markayı ihdas ve istimal eden kimse, o markanın gerçek sahibidir ve açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır. Bu ilke uyarınca, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir.
Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanılagelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Yani hem ... uygulamasında hem ... içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin “kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için” tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir.
Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir. Benimsenme ile kastedilen kullanıma konu işaretin ilgili tüketici çevresi tarafından teşebbüsün mal veya hizmetine işaret eden bir marka olarak algılanmasıdır.
İlgili çevre, ibarenin kullanıldığı mal veya hizmetlerin mevcut ve potansiyel tüketicileri ile bu alanda mal veya hizmet üreten, sunan ve dağıtan diğer kişilerden oluşmaktadır. Bu yönüyle ayırt edici niteliğin toplumun tüm kesiminde değil ilgili çevrede kazanılmış olması da yeterli görülmektedir.
Önceye dayalı kullanım hakkının değerlendirilmesinde, işaretin kullanıldığı coğrafi alan, kullanımın niteliği, süresi, işarete yapılan yatırımlar, işaretin pazar payı ve işaretten elde edilen ciro vb. hakkında olmalıdır.
Sınırlı sayıda olmamakla birlikte markasal kullanıma ilişkin faturalar, sipariş formları, mali ve finansal tablolar, ticaret odalarının beyanları, medyaya yansıyan haberler, makaleler, reklam ve tanıtıma yönelik belgeler denetlenebilir olmaları kaydıyla delil olarak sunulabilmektedir. Söz konusu delillerin kullanımın yoğunluğu ve süresi ile etkilenen coğrafi alan, kullanımın süresi, pazar payı ve elde edilen ciro hakkında bilgi verebilir nitelikte ve sayıda olmalıdır.
Bu kapsamda davacı yan tarafından marka işlem dosyasına sunulan delillerin incelenmesi neticesinde davacının markasını tescilsiz olarak başvuru kapsamında yer alan benzerlik değerlendirmesinde gösterilen çekişme konusu mal ve hizmetlerde ciddi ticari etki yaratacak düzeyde kullanıldığına yönelik delile rastlanılmamıştır. Neticeten işbu markaya yönelik gerçek hak sahipliğini ispata yarayan bir delilinin dosya kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
3- SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK ....6/5'de tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4- KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Mevzuatımızda 6769 sayılı SMK 6/9'da nispi ret sebebi olarak, “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Mevzuatımızda kötü niyetli marka başvurusu durumunda kötü niyetin tanımının yapılmamış olması ile beraber bu durumu; kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanma amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanması ya da bu gayede olması biçiminde tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak, başkalarının markasının şöhretinden yararlanmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında, kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilemez. Zira kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir (...).
... kararında; marka tescil başvuru sahibinin adil rekabete girme amacı taşımaksızın, dürüst ticari uygulamalarla aykırılık oluşturacak şekilde başkalarının menfaatlerini baltalama ya da belirli bir başkasını hedef almaksızın markanın köken göstermeye ilişkin temel fonksiyonundan ziyade, başka amaçlar için marka tescilinin sağladığı tekelci yetkileri elde etme amacı taşımasının ilgili ve tutarlı göstergelerden bariz bir şekilde anlaşılması halinde, markanın kötü niyet gerekçesi ile hükümsüz kılınabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, marka tescil başvurusu yapan kimsenin niyetinin sübjektif bir olgu olduğunu, ancak buna rağmen, bu olgunun yetkili idari makamlar veya yargı mercilerince nesnel bir şekilde belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kötü niyet iddiası, somut olaydaki tüm ilgili nesnel olguların dikkate alınması suretiyle genel bir değerlendirme yapılmasını gerektirir.
...'nun 16.07.2008 tarih ... sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi halini, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan ... ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davalıların “...” işaretini kendilerine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamıştır. Ancak, davalılardan ...’nun vatandaşı olduğu Suriye’de ve Ortadoğu coğrafyasında davacının “...” markalı ürünlerini piyasaya arz ediyor ve marka tescillerine konu ediyor olduğu, davacı tarafından dava/marka işlem dosyasına sunulan belge ve delillerle ortaya konulmuştur. Davacının SMK .... 6/1 hükmü kapsamında davasına/itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı markanın tescile konu edilen hali ile, davacının Ortadoğu piyasasına sunduğu ürünlerdeki markasal kullanımların benzer olduğu ve fiili markasal kullanımlarda, dava konusu edilen markada olduğu gibi, “...” harfi haricinde kalan harflerin, “...” harfinin bacağının uzatılması yöntemiyle altının çizilmiş olması, bu markasal kullanımlardaki yazım karakterinin dava konusu edilen "..." ve "..." markayla aynı olması gibi tertip tarzı benzerlikleri dikkate alındığında, taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacağı, yani tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri fiili gerçeği de gözetildiğinde, davalıların marka seçiminin, ticari dürüstlük kurallarıyla bağdaşmayacağı, bu sebeple de davalıların marka tescili talebinde kötü niyetli olduğu yönünde kanaat oluşmuştur. Davalıların, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği (tütün ürünleri) gerçeği göz önüne alındığında, davalıların davacı markasından habersiz olması gibi bir ihtimalin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, yukarıda değinilen HGK kararında da vurgulandığı gibi basit bir internet arama motoru araştırmasıyla dahi davalıların davacı markasını tespit edilebileceği değerlendirildiğinden, davalıların, davacı markasına kötü niyetli olarak yanaşma ve ondan haksız yararlanma gayesinde olduklarına kanaat getirilmiştir.
Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin, 6/3 ve 6/5 koşullarının oluşmadığını belirtmiş ise de; ... 08.06.216 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu ve dolayısıyla 6/1 ile ayriyeten 6/9 koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın KABULÜNE,
2-... sayılı kararının iptaline,
3-...sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
4-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 4.088,40 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Dair verilen karar, davacı ... davalı kurum vekilinin yüzüne karşı diğer davalılar vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Davacı Masraf Dökümü
:
İlk Masraf 385,40.-TL
Posta Masrafı 597,00.-TL
Bilirkişi Ücreti 3.300,00.-TL
Toplam 4.088,40-TL

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!