Anahtar kelimeler: Kod İlanı Esaskarar Ettirmek Bulunacak İbareli Sinaî Fikri Yazildiği Şahsın

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİT.C.ANKARA3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP
: ...DAVACI
: ...VEKİLLERİ
: Av. ...Av. ...DAVALILAR
: 1- ...2- ...AV. ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2024TALEP
:Davacı vekili █████/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin ... sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira dava konusu edilen markanın tek unsuru olan “...” kelime öbeği içerisinde davacının itirazına/davasına mesnet "..." markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin birebir kopyalanmış olduğunu, yine esas unsurla birlikte vurgulanan “...” kelimesine atfen “...” ibaresi kullanılarak ayniyetin pekiştirilmiş olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu ve müvekkili “...” markasının tanınmışlığından kaynaklanan itibarının zarar görmesine sebebiyet vereceğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ve ... sayılı "..." esas unsur ibareli markalarını davasına mesnet göstererek ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahsa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma gününü bildiren tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.MUHAKEME
: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLARDava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, █████/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER veGEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarınınalınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.İptali istenen ... kararının davacıya █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, █████/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmış marka ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ıncı maddesi uyarınca yapılan itiraz incelenmiştir.....İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile ... sayılı "..." ibareli itiraz gerekçesi markayı farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.KARAR
: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (█████/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir....(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir....(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir....(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği █████/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası"..."(...)30. SınıfDavacı Markaları"..." "..." esas unsur ibareli(...,)05, 30. sınıflar.Yukarıda altı çizili olarak işaretlenmeyen davacının yayına itiraz esnasında ileri sürmediği markaları, bu itiraz sonucunda verilen ... Kararına itiraz aşamasında ileri süremeyeceği sabit olduğundan, davacının burada sayılan markaları, inceleme ve değerlendirmelere dahil edilmemiştir.Ayrıca, her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesinde “...”lı markalarından da bahsediyor ise de, somut uyuşmazlıkta davacının “...”lı markaları ile dava konusu edilen “...”lı markanın karıştırılma ihtimali yönünden bir iddiası bulunmadığından, zaten de “... “ ve “...” ibarelerinin benzer olmadığı açık olduğundan, davacının, “...” ibareli ... sayılı tescilli markası haricinde kalan “...”lı markaları değerlendirmelere dahil edilmemişlerdir.Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan █████/2023 havale tarihli raporda özetle;"...1) Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,2) Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtiaların, davacının markasının tescilli kapsamına giren emtialar ile aynı olduğu,3) Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı,4) Yukarıda yer alan değerlendirmeler neticesinde, somut olayda taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu,5) Davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/ etkisinin olamayacağı,6) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,7) Dava konusu edilen 06.04.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, (4) nolu değerlendirme ile uyumlu olmadığı,8) Davacının markanın hükümsüzlüğü talebinin, yukarıda (4) nolu bentte yer verilen “karıştırılma ihtimali” değerlendirmesi ile uyumlu olduğu,..." ifade edilmiştir.TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELERA) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden DeğerlendirmeDava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 30'uncu sınıflardaki:"30. Sınıf
: Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ... sayılı "..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 05, 30. sınıflardaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyicikokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.Bu kapsamda davalı başvuru markası kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar, davacının tescilli markasının kapsamında aynen yer almaktadır. Dolayısıyla; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı açısından Mahkememizce, SMK md.6/1 kapsamında emtiaların aynı/benzer/ilişkili olması şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.Hitap Eden Tüketici Kesimi Yönünden Yapılan DeğerlendirmeDavacının markasının kapsamına alınmak istenilen ve 30. sınıfa giren gıda emtialarının hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olayımıza bakıldığında; bu gıda ürünleri nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu mal ve hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olduğu değerlendirilmiştir.B) Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirmeİşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.Davacının "..." markası, belli bir kompozisyon içerisine konuşlandırılmış “B” harfinin en üst kısımda yer aldığı, ortasında iki paralel çizgi içerisine yazılmış “... ...” ve en alt kısma da el yazısı karakterindeki siyah renkli yatık harflerle sadece baş harfleri büyük olacak şekilde ayrı yazılmış iki kelimeden müteşekkil “...” sıfat tamlamasından oluşmuş, kelime markası hüviyeti ağır basan bir işarettir. İşaretin üst kısmında yer alan, “B” harfini çevreleyen figürün/kompozisyonun işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının kelime unsuruna nispeten düşük olduğu değerlendirilmektedir, zira; böyle, basit şekil unsuru yanında büyük puntolarla/baskın özelliklerde yazılmış ve konuşlandırılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, renk ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. İşaretin ortasında, Türkçe’de “...” anlamına gelen “...” cins ismiyle birlikte kullanılmış olan “...” ibaresinin, davacının ... markası olduğu, davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu beyan ve delillerden netlikle anlaşılabilmektedir. Halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir ... markası veya bir firmanın ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Başka bir ifade ile bilindiği üzere ... markaları, marka olarak da kabul edilen firmaların lokomotif markaları olup (... vs) işaretin (somut uyuşmazlıkta “...”) kaynak bildirme fonksiyonuna katkı yapan unsurdur. Bu şekilde yapılan başvurularda genelde koruma altına alınmak istenilen unsurun “...” marka değil bu markanın yanına eklenen sözcüklerdir. Dolayısıyla ... markaların bütün içerisindeki konumları veya nitelikleri dikkate alındığında arka planda kalıp benzerlik değerlendirmesinde ikincil önem taşımaktadır. Bu anlamda ... marka ile birlikte yapılan başvurularda, başvuruda yer alan ... markanın haricinde kalan unsurların ayırt edici niteliğinin bulunması durumunda markada aslen korunmak istenilen ibarelerin ... marka değil bu ek unsurlar olacaktır. Bir başka ifade ile tüketicinin, önceden bildiği ... markanın serisi içinde olan, markalardaki ek unsurlara daha fazla önem verecektir. Zira tüketiciler hiçbir zaman ana markayı söyleme eyleminde değildir. (Ülker Metro yerine Metro, Pınar İllaki yerine İllaki) Dolayısıyla; bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde ... markası (veya ticaret unvanının ayırıcı unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta; davacının davasına/ itirazlarına mesnet aldığı markasında, asıl himaye görmesi istenilen unsurun, yani markanın esas unsurunun “...” sıfat tamlaması olduğu değerlendirilmiştir.Dava konusu edilen "..." ibareli marka ise renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette düz yazım karakterindeki siyah renkli küçük harflerle ayrı olarak yazılmış “...” kelime öbeği/sıfat tamlaması, işaretin/markanın tek unsuru olarak kullanılmıştır, dolayısıyla bir bütün olarak markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.Bu açıklamalar doğrultusunda taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” kelime öbeklerinde geçen “...” ibaresinin ortaklığından ve “...” ile “...” kelimelerinin yerleşik anlamlarının ilişkisinden/yakınlığından hareketle, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu değerlendirilmektedir. Ancak; bu sonuca varılırken, markalarda/ esas unsurlarda ortak olarak kullanılmış olan “...” kelimesinin Türkçe’deki “parlak kırmızı renk” şeklindeki yerleşik anlamı itibariyle markasal hüviyetteki ayırt ediciliği de ayrıca incelenmelidir. Bu ibarenin bahsi geçen anlamı, yani renk ismi olması itibariyle, markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin zayıf olduğu değerlendirilse de, aynı tespit, uyuşmazlık konusu olan gıda ürünleri yönünden netlikle yapılamamaktadır. Zira; her ne kadar gıda ürünlerinin rengi “...” olabilse de, “...”ın “...” adı ile tanımlı bir cinsinin olmadığı ve tek bir gıda ürünü üzerinde markasal hüviyette “.../...” kelime öbeğinin kullanılmasının asgari seviyede de olsa “orijinal” bir niteliği taşıdığı, kelimenin/kelime öbeğinin sözlük anlamından uzaklaştığı ve dolayısıyla markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, başka herhangi bir kelimeden daha zayıf/düşük olmadığı değerlendirilmektedir.Diğer bir ifadeyle, “.../...” kelime öbeklerinin “çaylar, buzlu çaylar” haricinde kalan gıda ürünlerinde markasal hüviyette kullanılması durumunun, yeterli ölçüde “orijinallik/ayırt edicilik” ihtiva ettiği ve herkesin ilk anda aklına gelebilecek bir tercih olmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla; ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve ... Kararları’nda yerleşmiş olan görüşün somut uyuşmazlıkla örtüşmediği kanaatine varılmıştır. Taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan sıfat tamlamalarında geçen “...” ibaresinin ayniyetinin ve “...” ile “...” kelimeleri arasındaki bağlantının/ilişkinin, davacının “...”li markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini doğurduğu değerlendirilmiştir. Zira; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır.Bu açıklamalar ışığında; markaların işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında esas unsur olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin okunuşu aynı olduğundan, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen bu ibarenin, yukarıda incelenen yerleşik/bilinen anlamından dolayı, markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenmesi mümkün görülmemektedir. Bütün bunlara göre; somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olduğu ve ortalamanın altında dikkat seviyesine sahip tüketici nezdinde iltibas tehlikesi doğuracağı kanaatine varılmıştır.2-SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRMEHak elde etme, ancak marka üzerinde başvuruya konu mallarla/hizmetlerle ilgili olarak Türkiye'de kesintisiz ve süreklilik arz eder biçimde, ticari etki oluşturacak şekilde ve yeterli düzeyde kullanımla ortaya çıkar. Hak elde etmek için bu kullanımın üç açıdan değerlendirilmesi gerekir:- Kullanımın niteliği- Markanın temel işlevine uygun kullanım- Kullanım alanı- Yurt içinde kullanım- Kullanımın yoğunluğuİşaret ile mal arasında fiziksel bağlantı kurulamadığı durumlarda, işaretin kullanıldığı mal ya da hizmetle bağlantı kurulabilecek şekilde kataloglarda, reklamlarda ve işletme evraklarında kullanım da yeterli kabul edilir. Hak elde etmek için kullanımın mutlaka Türkiye'de olması gerekir.Hak elde etmek için ise önemli olan diğer kıstas kullanımın yoğunluğudur. Kullanım yoğunluğunun yeterli olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenir:-İşaretin üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin türü-Satış miktarı-İşaretin markanın temel işlevine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı-İlgili mal veya hizmetler bakımından pazar payı yaratılıp yaratılmadığı-Hitap ettiği müşteri çevresiBu kapsamda davacı yan tarafından marka işlem dosyasına sunulan delillerin incelenmesi neticesinde; davacı taraf, dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına giren ve “çaylar” dışında kalan 29 30. Sınıftaki emtialarda, kendisi tarafından Türkiye genelinde uzun yıllardır yoğun bir biçimde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle, somut olayda davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/ etkisinin olamayacağı kanaati oluşmuştur.3-SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRMETescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olayda davacının “...”li markasının, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen ve “çaylar” haricinde kalan emtiaların hitap ettiği sektördeki bilinirliği, bu markaya ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payı anlaşılamadığından, bu markanın bu sektörde “tanınmış” olduğunun söylenmesi mümkün görülmemiştir.Ayrıca davacı tarafın “...”li markasının, “...” markasının tanınmışlığının “itmesiyle” tanınmış hale geldiğinin ileri sürülmesi, marka hukuku kapsamında mümkün görülmemektedir. Kaldı ki; somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalı tarafın davaya konu markasının, davacının markasının “tanınmışlığı”ndan haksız yarar sağlaması, “tanınmış marka”nın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin yüksek olması gerekir. Taraf markaları, benzer bulunmuş ise de, taraf markalarının benziyor olması, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmez.Tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki/tanınmış markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir. Bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ve mantıklı argümanlarla ortaya konulmalıdır, öyle, ki; davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/5 maddesinde sayılan durumların ortaya çıkmasının gerçekten olası olduğu yönünde bir kanaat hâsıl olmalıdır. Bütün bu nedenlerle; davacının “tanınmışlık” iddiasının dava konusu edilen markanın tesciline/ hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.4-KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRMESomut olayda, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:1-Davanın KABULÜNE,2-...'nun ... sayılı kararının iptaline,3-Dava konusu ... sayılı markanın henüz tescil edilmemiş olduğu anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,4-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 89,95 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 5.774,30 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,Dair verilen karar, davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2023Katip ...¸Hakim ...¸Davacı Masraf Dökümü
:İlk Masraf 385,40.-TLPosta Masrafı 592,50.-TLBilirkişi Ücreti 4.500,00.-TLTedbir harcı 296,40.-TLToplam 5.774,30.-TL