Anahtar kelimeler: Özetledavacı Avantajlı Yüklü Süregelen İskontodan Millet Farkının Etmemek Esaskarar Fiyat

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLET ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
:...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: ...
DAVALI
: ...
VEKİLLERİ
: ...
DAVA
: Alacak
DAVA TARİHİ
: █████/2015
KARAR TARİHİ
: █████/2018
KARAR YAZIM T.
: █████/2018
Mahkememizde görülmekte bulunan alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili █████/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle;davacı ile davalı şirketin aralarında süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, güven ve devamlılık ilkeleri doğrultusunda, yüklü miktarda ürün aldığını ve bu ürünleri iade etmemek kaydı ile avantajlı fiyat ödemek imkanına sahip olduğunu, bu şekilde ürün satın aldığında, kendisine uygulanan iskontodan kaynaklanan fiyat farkının iadesini sağlamak üzere fiyat farkı alacağı kaydı ile faturaların düzenlendiğini ve zaman içinde bu bedelin davalı şirketten bazen borçtan mahsup edilmek, bazen de nakden ödemek suretiyle tahsil edildiğini, davalı şirketin ... tarafından düzenlenen █████/2014 tarihli belgede müvekkilinin davalı şirketten 89.468,00 TL fiyat farkı alacağı oluştuğunun ve bu farkın parça parça fiyat farkı faturası olarak kapatılacağının belirtildiği ancak ihtara rağmen ödeme yapılmadığını beyanla, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve talebi belirli hale gelene kadar 1.000,00 TL fiyat farkı alacağının işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili █████/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle;huzurdaki davada İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davacının iddia ettiği dava dışı ... tarafından verilmiş taahhütün müvekkil şirket açısından bağlayıcı nitelikte olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi ...'nun taahhüt verdiği tarih dikkate alındığında zamanaşımı definde bulunduklarını, ticari vekilin açıkça yetki verilmedikçe temsil edileni borç altına sokmasının mümkün olmadığından ... tarafından davacı şirkete gönderilen yazının müvekkil şirket açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını, bu kapsamda dava dışı ...'ya verilmiş vekaletnameyi incelediklerinde dava dışı ...'nun yalnızca, Samsun bölgesinde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerinin tahsili, şirketin satış konusuna giren mal/emtia satın alınması ile ilgili ihalelerde şirketi temsil etme gibi bir takım olağan yetkiler verildiğini, dava dışı ...'ya verilen vekaletnamede hiçbir şekilde müvekkil şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisinin bulunmadığını, dolayısıyla dava dışı ...'nun müvekkil şirketin onayını almaksızın davacı şirkete vermiş oluduğu taahhüdün hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını beyanla öncelikle davaya bakmaya İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini aksi halde davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesini, esasa girilerek inceleme yapılması halinde davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili █████/2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle;sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde dava açılabileceğini, sözleşmenin Samsun'da ifa edildiğinden yetkili mahkemenin Samsun Mahkemeleri olduğunu, davalı şirketin cevap dilekçesinde dava dışı Bölge Müdürü ...'nun şirket mallarını satarken kendi yetkisini aşarak fiyat farklı alacağı vaadinde bulunduğunu ve onay almadığını belirtmiş ise de bu durumun davalı şirketin kendi iç meselesi olduğunu ve müvekkilinin bu durumu bilme imkanının olmadığını, davalı şirket tarafından bu konu ile ilgili bir bildirimin yapılmadığın beyanla dava dilekçesini tekrar etmiştir.
Davalı vekili █████/2015 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle;davacının iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yetkisiz temsilin söz konusu olduğunu, TBK'nun 46. maddesinde yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunan tarafından onanmaması halinde temsil olunanı bağlamayacağınının açıkça düzenlendiğini beyanla cevap dilekçesini tekrar etmiştir.
Toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi:
Davacı vekili dava dilekçesi ekinde davanın dayanağını oluşturan █████/2014 tarihli belge örneğini, davacı ve davalı tarafından çekilen ihtaname suretlerini ibraz etmiş, davalı vekili cevap dilekçesi ekinde dava dışı ...'ya verilen vekaletname suretini, dava dışı ... ile davalı şirket yetkilileri arasında yapılan görüşmeye ilişkin yazılı belge örneğini ibraz etmiştir. Davacı vekili █████/2015 tarihli, davalı vekili ise █████/2015 tarihli delil listesi ibraz etmiştir.
Davalı vekili █████/2015 tarihli delil dilekçesi ile davacı şirketin borcunu gösterir cari hesap ekstresi, ... Noterliği'nin █████/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname sureti ibraz etmiştir.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkamesi ███████ Talimat numarası ile davalı tanığı ...'ün beyanı, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ███████ Talimat numarası ile davalı tanığı ...'nin beyanı alınmıştır. Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ Talimat numarası ile davalı tanığı ...'ın beyanı alınmıştır.
Tanık ...'ın beyanının alınması için İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış ancak talimat bilaikmal dönmüş, aynı tanık için İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış, beyanı alınmıştır.
Davacı vekili █████/2017 tarihli dilekçesi ile dava dışı ...'nun █████/2016 tarihini kapsar şekilde şirketi temsile yetkili olup olmadığına ilişkin vekaletnamenin onaylı örneğinin ibraz etmiştir.
Davacı tanığı ... ve tarafların ortak tanığı ... yargılama sırasında dinlenmiştir.
Davalı tarafın ticari defterleri İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat ile mali müşavir ...'den rapor alınmak suretiyle incelenmiş, raporda davalı şirketin davacı şirketten █████/2014 tarihi itibariyle 76.725,04 TL alacaklı olduğu bildirildiği görülmüştür. Rapor taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili vekili ve davalı vekili bilirkişi raporuna karşı ayrı ayrı beyan dilekçesi ibraz etmiştir.
Davacı tarafın ticari defterleri ise mali müşavir bilirkişi ...'dan alınan █████/2018 tarihli raporla incelenmiş, raporda davacının davalıya █████/2015 dava tarihi itibariyle 404.929,71 TL borçlu olduğunun bildirildiği görülmüş, rapora karşı tarafların beyan ve itirazları alınmıştır.
Mahkememizin █████/2018 tarihli celsesinde tahkikat aşamasının sona erdiği belirtilerek sözlü yargılamaya geçilmiş, davacı vekili █████/2018 tarihli dilekçesi ile talebini ıslah etmiş, duruşmada davalı vekilinden ıslah hakkında beyanı alınmıştır.
Dava, davalının ticari vekili tarafından verilen █████/2014 tarihli yazılı belge sebebiyle açılan alacak talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından, davacının davalıdan ürün satın almak suretiyle taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki bulunduğu, davacının davalı şirketten devamlı ve yüklü miktarda ürün alması sebebiyle davacıya iskonto uygulandığı bu iskontonun fiyat farkı faturaları ile gerçekleştirildiği ve bazen davacının borcundan mahsup edildiği, bazende nakden ödemede bulunulduğu, dava tarihi öncesi davalı şirketin ... tarafından düzenlenen █████/2014 tarihli belgede davacının 89.468,00 TL fiyat farkı alacağının bulunduğunun belirtildiği, davalı şirketin ... Noterliği'nden keşide ettiği, █████/2015 tarihli ihtarname ile davacının kendisine 76.725,04 TL alacağının bulunduğunu bildirmesi üzerine davacının da ... Noterliği'nden gönderdiği, █████/2015 tarihli iddianame ile 89.468,00 TL fiyat farkı alacağı olduğunu bildirdiği ve iş bu davayla da 1.000,00 TL'lik kısmının tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı taraf ise dava dışı ...'nun ticari vekil sıfatına haiz olduğunu, yetkilerini aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu ve davalı şirketten onay alınmadığından şirket adına bulunduğu taahhütlerin şirketi bağlamadığını zira açıkça onay verilmediğini beyanla davanın reddini talep ettiği görülmektedir.
Tarafların iddia ve savunmalarına göre ihtilafın █████/2014 tarihli belgeyi düzenleyen ...'nun davalı şirketin ticari vekili mi yoksa ticari temsilcisi mi olup, yaptığı sözleşmenin davalı şirket tarafından onaylanıp onaylanmadığı, buna göre davalıyı bağlayıcı nitelikte olup olmadığına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
TBK'nun 547/1. maddesine göre ticari temsilci "... işletme sahibinin, ticari işletme yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere açıkça yada örtülü olarak yetki verdiği kişidir." Ticari temsilcinin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari temsilcilik sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari temsilci iyi niyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup, açıkça yetkili kılınmadıkça taşınmazları devredemez veya bir ayni hak ile sınırlandıramaz. Buna göre TBK'daki düzenlenmelerden ticari temsilcinin ticari işletmenin amacına giren tüm işlemleri gerçekleştirebileceği anlaşılmaktadır.
Ticari vekil ise TBK 551. maddesinde düzenlenmiş olup, "Bir ticari işletme sahibinin kendisine ticari temsilci yetkisi verilmeksizin işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işler yürütmek için yetkilendirdiği kişidir." şeklinde tanımlanmıştır. Ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça ödünç veya para veya benzerlerini alamaz kambiyo taahhüdünde bulunamaz dava açamaz, açılmış davayı takip edemez.
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle ticari vekil ile ticari temsilci arasındaki farklar şu şekilde sıralanabilir; ticari temsilci bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden işletmenin hem olağan hem olağan üstü nitelikteki bütün işlerini yapma yetkisi vardır. Ticari vekil ise işletmenin yalnızca olağan işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağan üstü işlemleri yapabilmesi için işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Ticari temsilcinin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken, ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez. Ticari temsilci işletmeninin her türlü işlerini yapma yetkisine sahipken, ticari vekil özel yetki verilmedikçe ödünç alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, mahkemelerde davacı veya davalı olarak işletmeyi temsil edemez.
Dosyadaki davalı vekili tarafından sunulan ...Noterliği'nden tanzim edilen █████/2014 tarihli davalı şirket tarafından dava dışı ...'ya verilen vekaletnamenin incelenmesinde verilen yetkilerin özetle şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsil, şirket adına gönderilen havaleleri alma, ödeme emri gönderme, şirket adına keşide edilmiş çekleri bankalardan tahsil, bankadaki nakitleri şirketin banka hesaplarına yatırma, havale etme, resmi makam ve merciler nezdinde şirketi temsil, mahkeme vezneleri ve icra dairelerine yatırılan paraların ahzu kabz, şirketin satış konusuna giren mal veya emtianın satın alınmasıyla ilgili açılacak ihalelerde şirketi temsil, ihaleye girme teminat yatırma, ...'a müracaatla abonman mukabelesi imzalama bununla ilgili harç, vergi ve masrafları ödeme, su bağlatılmasıyla ilgili gereken müracaatların yapılması, ... nezdinde gerekli müracaatların yapılması hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere iskonto yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir yetkinin bulunmadığı görülmektedir. Vekaletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya ticari temsilcilik vermediği, bu kişinin ticari vekil olduğu görülmektedir. Ticari vekil niteliğinde olduğu kabul edilen ...'nun ise açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım payı ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davanın dayanağı olan █████/2014 tarihli belgeyi imzalayarak davacıya veren ...'nun ticari vekil olduğu ve yaptığı işlemin "yetkisiz temsil" kapsamında da değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. TBK'nun 46. maddesine göre "bir kimse yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa bu işlem ancak onandığı takdirde temsil olanı bağlar". Dosya kapsamından, ticari vekil olduğuna karar verilen davalı şirketin eski bölge müdürü ... tarafından düzenlenen █████/2014 tarihli yazılı belgeyi davalı şirketin onayladığına ilişkin dosya kapsamından herhangi bir delil bilgi belge bulunmadığından söz konusu belge ile davalı şirketin sorumlu olmadığı tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, dava dayanağı █████/2010 tarihli belgeyi düzenleyen davalı şirket eski bölge müdürü ...'nun davacının ticari vekili olup, söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin verilen vekaletname kapsamında olmadığı dolayısıyla böyle bir belge düzenleme yetkisinin bulunmayıp davalı tarafından da yapılan işlemin onaylanmadığı anlaşılmakla davanın bu nedenle reddi gerekmektedir.
Dava dışı ...'nun davacının ticari temsilcisi olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacının alacağını yasal delillerle ispatlaması gerektiği, incelenen davalıya ait usulüne uygun tutulmuş olan defter kayıtlarında davacının alacağının sabit olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinden de alacağın varlığının tespit edilemediği başkaca delil bulunmadığı görülmekle bu halde dahi davanın reddi gerektiği kanısına varılmıştır.
Davacı vekili davasını kısmi dava olarak açmış olup, █████/2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini ıslah etmiştir. HMK'nun 177. maddesine göre ıslah tahkikat bitinceye kadar yapılabilir. Maddenin açık ibaresinden ıslahın yalnız tahkikatın sona ermesine yani hakimin tahkikatın bittiğini ilan etmesine kadar mümkün olabileceği anlaşılmaktadır. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı ilamı) Mahkememizin █████/2018 tarihli celsesinde tahkikat aşamasının sona erdiği açıkça zapta geçirildiğinden bu tarihten sonra yapılan ıslahın geçerli olmayacağı anlaşılmakla dava değeri olarak geçersiz ıslahtaki miktar dikkate alınmaksızın (Yargıtay 3. HD ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) 1.000,00 TL olarak kabul edilmiş, harç vekalet ücreti ve yargılama gideri bu değer üzerinden hesaplanmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş olup HMK'nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkili olup, seçimlik hak davacıya ait olduğundan yetki itirazı █████/2015 tarihli celsede reddedilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuş ise de dava taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmakta olup, dayanağı da █████/2014 tarihli belge olup, TBK 146. maddeye göre aksine hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, zamanaşımının dolmadığı anlaşılmış, ön inceleme duruşmasında bu yönde yargılamaya engel durum olmadığı zapta derç edilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gerekli 35,90 TL harcın peşin 27,70 TL ve ıslahta alınan 1.510,82 TL toplam 1.538,52 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.496,62 TL harcın davacıya iadesine.
3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine.
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına.
5.Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine.
6.Davalı tarafından yapılan 18,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
7.Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine.
Dair, taraf vekillerinin yüzünde kesin olmak üzere verilen karar açıkça anlatıldı, usulen tefhim edildi.
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!