Anahtar kelimeler: Güzelbahçe Zeytinli Zeytin Şerhlerinin Şerh Vasfıyla Hanesinde Tarla Davacısı Ağaçlarının

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR
: Yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı Hazine ve Orman İdaresinin davasının kabulüneTaraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sırasında İzmir ili Güzelbahçe ilçesi ... köyü 159 ada 1 parsel, 160 ada 1 parsel ve 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde taşınmazlar üzerindeki zeytin ağaçlarının ...’a ait olduğuna dair şerh verilmiştir.Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazlar üzerinde kullanım bulunmadığından beyanlar hanesinde bulunan kullanıcı şerhlerinin kaldırılmasını talep etmiş; birleştirilen dosya davacısı Orman İdaresi, çekişmeli 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiş; birleştirilen dosya davacısı ... vekili, çekişmeli taşınmazların yirmi yılı aşkın süredir davacının kullanımında olduğu iddiasıyla davacı adına tescilini talep etmiştir.Mahkemece, davalar birleştirildikten sonra yapılan yargılama neticesinde; asıl dosya davacısı Hazinenin davasının kısmen, birleştirilen dosya davacısı Orman İdaresinin davasının tamamen kabulü ile dava konusu İzmir ili Güzelbahçe ilçesi ...-... mevkii 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitin ve beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, birleştirilen dosya davacısı ...'ın davasının kısmen kabulü ile davaya konusu İzmir ili Güzelbahçe ilçesi ...-... mevkii 159 ada 1 ve 160 ada 1 parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesindeki şerhlerin iptaline, 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine; "Taşınmaz üzerinde bulunan ve ekli 09.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda konumu gösterilen 6 adet 10-15 yaşlarında armut ağacı, ...'a aittir" 160 ada1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine ise "Taşınmaz üzerinde bulunan ve ekli 09.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda konumu gösterilen 1 adet 10 yaşında armut ağacı, ...'a aittir" şerhlerinin yazılması suretiyle tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen dosya davalısı Hazine ve davalı-birleşen dosya davacısı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.06.2018 tarihli ve █████████ - █████████ sayılı kararıyla; "1- Davalı-birleşen dosya davacısı ...'ın 135 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından Orman Yönetiminin taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiası kapsamında eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanun'a uygun olan hükmün 135 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden onanmasına,2- Davacı-birleşen dosya davalısı Hazine ve davalı-birleşen dosya davacısı ...'ın 159 ada 1 parsel ve 160 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden:Her ne kadar mahkemece belirlenen keşif giderinin verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından yatırılmadığından davacı yanın keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve eldeki delillerle ispatlanamayan davanın 159 ada 1 parsele ve 160 ada 1 parsel yönünden reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve Kanun'a aykırıdır.Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y.m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda; keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin, avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi, bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (3717 sayılı Kanun m.2); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Kanunu ile Tebligat Yönetmeliğinin gözönünde tutulması zorunludur.Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m.414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E. ████████ K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. ████████ K. H.G.K. 30.12.1992 t. ███████-666 E., ████████ K.; 20. H.D. 14.12.1992 t, ██████████-7040).Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.Kadastro mahkemelerinde belirtilen genel hükümler, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29 uncu maddesi kıyas yoluyla, aynı Kanunun 36 ncı maddesine göre işlem yapılması hallerinde de aynen uygulanır.Yukarıda açıklanan kanun ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir." gereğine değinilerek hükmün kısman onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş, yargılama sırasında Orman İdaresi taşınmazların orman sayılan yerlerden oldukları iddiasıyla davaya katılmış, mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu 135 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında mahkemece verilen önceki hüküm kesinleştiğinden bu taşınmaz hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı Hazine tarafından dava konusu 159 ada 1 parsel ve 160 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın kabulüne, asli müdahil Orman İdaresi tarafından 159 ada 1 parsel ve 160 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın kabulüne, birleşen davacı ... tarafından 159 ada 1 parsel ve 160 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine, dava konusu İzmir ili Güzelbahçe ilçesi ... Mahallesi ... mevki 159 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptaline, davalı taşınmazın orman niteliği ile ve tespitteki yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesindeki şerhin terkinine, dava konusu İzmir ili Güzelbahçe ilçesi ... Mahallesi ... mevki 160 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptaline, davalı taşınmazın orman niteliği ile ve tespitteki yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesindeki şerhin terkinine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.