Anahtar kelimeler: Mersis Unsurlu Esaskarar İbareli Sinaî Fikri Hükümsüzlüğü Katip Yaptıkları Marka

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
:...
Mersis No
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1- ...
Mersis No
: ...
...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2023
Mahkememizden verilen █████/2019 tarih ve ... sayılı kararı ... .'nin █████/2023 tarih ... sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmış ve yapılan yargılama neticesinde;
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait "..." ve "..." esas unsurlu markalarına dayanarak yaptıkları itirazın ... tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazın nihai olarak ... tarafından reddedildiğini, oysa müvekkiline ait esas unsuru “...” ve “...” ibareli olan markalar ile itiraza konu marka arasında görsel ve işitsel açıdan benzerlik olduğunu, itirazlarına mesnet “...” ve “...” markalarının herkes tarafından bilinen markalar olduğunu, “... ...” ibareli markanın, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağı gibi bu durumun haksız rekabet oluşturacağını, söz konusu markanın ortalama tüketiciler nezdinde müvekkil şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağını, itiraza konu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 06, 07, 11, 17 ve 35 inci sınıf ile itirazlarına mesnet markaların tescil kapsamında bulunan sınıfların birbirleri ile ilişkilendirilebileceğini, bu nedenle markalar arasında görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerlik de olduğundan ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı ... kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı tarafın, kurum nezdindeki itiraz aşamasında dayanmadığı ... sayılı markalarına işbu davada dayanamayacağını, belirtilen markalar dışında, davacının itirazına mesnet hiçbir markasının kapsamında, davaya konu mal ve hizmetlerin yer almadığını, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaların benzer olmadığını, dava konusu markada "..." ibaresinin bulunmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır “...” ibaresini kullandığını, “.../...” ibareli birçok marka tescili bulunduğunu, mezkur markaların ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, “...” ibaresinin dava dışı ... A.Ş. adına ... özel no ile tanınmış marka statüsünde tescilli olduğunu, davacının tanınmış marka olduğuna ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin uyuşmazlık konusu mal ve hizmet bakımından önceki tarihli markaları nedeniyle müktesep hakkı bulunduğunu, davacının kötü niyet iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin “...” markasını 1998 yılından beri kullandığını, aynı renk ve yazı karakteri ile 2001 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilinin mavi ve turuncu renkleri kurumsal yapısında bugüne kadar hep kullandığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
:
Mahkememizce, █████/2019 tarih ve .... sayılı kararı; ''... davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları ile dava konusu marka kapsamında kalan bir kısım mal ve hizmetlerin ortak olarak yer aldığı, bir kısmının ise benzer bulunduğu, ancak davacının itirazına mesnet, büyük geniş anlamına gelen "..." ve bu ibarenin İngilizce karşılığı olan "..." ibareli markalari ile davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, somut olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan ... ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, nitekim davacının markalarının da zaten sadece ... sözcüğünden oluşmadığı, anılan zayıf ayırt edici sözcüğe başka bazı sözcükler, renk ve şekiller eklenerek oluşturulduğu, bu sayede de kendisinden önce tescilli ... ibareli marka tescillerinden olumsuz biçimde etkilenmeden tescil edilebildiği, davalının markasının da sadece ... ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk ve kelime unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, her iki tarafın yargılama konusu da edilen belirtilen iştigal mevzularında, 2000 yılından bu yana eş zamanlı olarak ticari faaliyette bulundukları, eğer her iki tarafın iştigal mevzuunda bulunan ürün ve hizmetler için anılan tanıtım işaretlerini ünvansal ve markasal olarak kullanımları bir iltibasa sebebiyet vermiş olsaydı, şu ana kadar kullanım önceliği olan tarafın bu konuda bir dava açmasının beklenebilir bir hal olduğu, oysa sunulan kanıtlar kapsamına göre her iki taraf için de böyle bir hukuki yola başvurulmadığı, her iki tarafın anılan tanıtım işaretlerini marka ve ticaret unvanı olarak eş zamanlı kullanımları sırasında bir iltibas doğmadığı, böyle bir kanıtın bulunmadığı, en azından bu kullanımlardan kaynaklanan bir uyuşmazlık doğduğu hususunda tarafların sunmuş olduğu bir iddia ve savunma ile delil de bulunmadığı, bunun davacı markaları ile davalı tanıtım işareti arasında fiilen iltibasın gerçekleşmesinin ve birbirlerinin bilinirliğinden yararlanmalarının imkansız olduğunu gösterdiği, diğer yandan davalının, önceki markalarının tescilinin kapsamındaki ürün ve hizmetleri yeniden tescil ettirdiği, davalı şirketin davacının markaları ile kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetlere yanaştırma niyet ve arzusu ile hareket etmediği gibi, böyle bir sonucun da doğmadığının açık bulunduğu, dava konusu işaretin ve içeriğindeki ürün ve hizmetlerin, davalının tescilli 2000 ve 2001 yılından bu yana kullandığı ticaret unvanı ve tescilli markasal kullanımının konusu olan işaret ve ürün yahut hizmetlerle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, başvuru konusu işaretin renkler bakımından önceki markalardan kısmi farklılaşmış olmasının, dava konusu işareti davalının önceki markalarıyla ilişkilendirilmekten koparmadığı, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalarının “süpermarketler” sektöründe bilinirliği olmasına rağmen bu durumun dava konusu markanın başvuru kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağladığı ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, dava konusu markada, davacı yana ait isim, fotoğraf, telif hakkı veya başka herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içeren bir unsur da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
.... sayılı ilamıyla;
''(...) dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira "..." ve "..." ibareleri Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği, bu hususun ... . sayılı ilamında da kabul edildiği, buna göre dava konusu başvuruda "..." ibaresinin yanında "..." ibaresi ile renk ve şekil unsurlarına yer verildiği gözetildiğinde, dava konusu markanın davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının ve davalı şirketin dava konusu marka başvurusu üzerinde müktesep hakkı bulunup bulunmadığının tartışılmasının sonuca etkili olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... .'nin █████/2023 tarih ... sayılı ilamıyla;
''Dava, ... kararının iptali ve tescil edilmesi halinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İtiraza mesnet marka ve başvuru konusu markaların arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa itiraz üzerine markanın tescil edilmeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacının "..." ibareli markaları ile başvuru konusu olan davalının "..." ibareli markasının arasında iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "..." ibaresidir. Bu durumda, ... Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2022 tarih, ... sayılı kararında ve ... Dairesi'nin 27.01.2021 tarih, .... sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. Şu halde, itiraza mesnet marka ve başvuru konusu markanın arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle, '' Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA'' şeklinde karar verilmiştir.
Dava mahkememizin .... sırasına kaydedilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından 556 sayılı KHK 8/1-b, 8/4, 8/5 ve 35 md kapsamında yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; ... ŞİRKETİ tarafından ... sayılı “...” markasının 06, 07, 11 ve 35. Sınıflarda tescil talebinde bulunulduğu, başvurunun ilanına ... A.Ş adına 10.08.2016 tarihli ve ... sayılı dilekçe ile itirazda bulunulduğu, itirazın ... tarafından 21.12.2016 tarihli ... sayılı yazısı ile kısmen reddedildiği ve 35. Sınıf kapsamında bazı emtiaların başvurudan çıkarıldığı, söz konusu kararın yeniden incelenmesi için 23.02.2017 tarihinde ... sayılı dilekçe ile, marka başvurusunun başvurusu devam eden tüm mal ve hizmetler için tümden reddedilmesi talepli olarak muteriz tarafından yeniden itiraz edildiği, ...’nın 13.06.2017 tarih ve ... sayılı kararıyla; ...” başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun ... sayılı markalara dayanılarak 556 s. KHK’nın 8 inci maddesi uyarınca kısmen reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan incelemede, “...” ibareli markalar dışında kalanlar Kurul’a göre bilinir veya tanınmış markalar olmadığı, “...” ibareli markaların kullanıldığı veya bilinir olduğu sektörle (süpermarketler) kısmi ret kararı sonrası başvuru kapsamında kalan mallar benzerlik içermediğinden “...” – “...” ibaresi ayırt edici gücü görece zayıf bir adlandırma olduğundan ve başvuru ile “...” ibareli markalar üst düzeyde benzer olmadığından, tanınmışlık gerekçesiyle yapılan itirazın haklı görülmediği, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında kısmi bir benzerlik bulunmakla birlikte bu benzerliğin çok güçlü olmadığı, bu kapsamda aynı ya da benzer mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığı dikkate alındığında, kalan mal ve hizmetler yönünden markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığı, bu yöndeki iddiaların da haklı bulunmayıp iş bu itirazın reddi gerektiği belirtilmiştir.'' şeklinde karar tesis edildiği ve ... kararının davacı şirkete █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde █████/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmış, davacı vekilinin eldeki davayı ikame ettiği tetkik edilmiş, işin esasına girilmiştir.
556 sayılı KHK.’nın 8/1-b maddesinde; “Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş ….bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş …markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise,…halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş……marka ile ilişkili olduğunu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilmez” ifadelerine yer verilmiştir.
Madde metninde benzerlik, iltibas ve iltibas tehlikesi kavramları açıklanmamıştır. Ancak iltibas olgusu kaynak AB ülkelerindeki marka mevzuatları arasındaki uyumun sağlanmasıyla ilgili ... nolu direktifle uyumlu olarak iltibas tehlikesini de içine alacak derecede genişletilmiştir.
Uygulamada ve doktrinde benzerlik, iltibas ve iltibas tehlikesinin belirlenmesinde bazı kriterlerden hareket edilmesi önerilmektedir. Bunlardan birincisi görsel, biçimsel, anlamsal ve sescil benzerlik, ikincisi tescili istenilen işaret ile buna engel olduğu düşünülen marka veya işaretin bütünsel anlamda potansiyel tüketiciler üzerinde bıraktığı genel intiba, üçüncüsü tescili istenilen işaretin bir diğer marka veya işareti andırıp andırmadığı, dördüncüsü markanın kullanılacağı ürün veya hizmetin ekonomik değeri ile bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyi, nihayet beşincisi alıcı grubunun markanın kullanılacağı ürün veya hizmetleri aldıkları sırada gösterecekleri muhtemel dikkat, ihtimam ve özenin derecesidir. Esasen tüm bu unsurların belli bir olayda hep birlikte ve aynı anda mevcut olması da şart değildir. Bunlardan biri veya bir kaçının bulunması hallerinde, somut olayın özelliklerine göre markalar arasında KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında bir iltibas veya iltibas tehlikesine neden olabilecek bir benzerlikten bahsetmek mümkün olabilecektir.
Başvuru ve önceki markaların benzerlik karşılaştırılmasında, doktrin ve Yüksek Yargı uygulamaları ile belirlenen kriterler, işaretler arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik olup olmadığı ile itiraza mesnet markanın doğasından gelen veya sonradan kazanılmış ayırt edeciliği bulunup bulunmadığıdır. İlke olarak benzerlikte, markaların tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenim veya akılda kalan kaba görünüm dikkate alınmalıdır. Zira tüketici karşılaştırılan markaları genellikle yan yana koyarak inceleme imkanına sahip olamaz. Karşılaştırmada esas itibariyle markaların ayırt edici yada baskın (asıl) unsurları göz önüne alınmalıdır. Markaların ayırt edicilik sağlamayan yada herkesin kullanımına açık tali unsurları değerlendirme dışı bırakılır.
Olayın özelliklerine göre, yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir yada birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşır. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalar da ise, ‘söz görünümden daha yüksek sesle konuşur’ ilkesi gereği genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsurdur.(...) Marka kapsamındaki mal veya hizmetin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir. Buna göre giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahiptir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması yada değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimalini için yeterli olabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hece yada birden fazla sözcük olması halinde hangi sözcükte olduğu değerlendirilmelidir. Bu husus sözcüğün hangi dilde olduğuna göre de değişebilir. Görsel işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında yarar vardır. Aynı düşünce başvuruya konu markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun yada baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf gurubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir.
... karıştırılma ihtimalinin tespitinde mal veya hizmetin hitap ettiği orta seviyedeki tüketicinin dikkatini esas almaktadır. ...’nin 13.11.2003 tarih ve.... sayılı kararında halk tarafından karıştırılma ihtimalinden anlaşılması gerekenin ne olduğunu şöyle açıklamıştır:“Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
KHK’nin 8/4 hükmü, bir markanın (veya başvurunun) aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılabileceği ilkesini açıkça ifade eder. Ancak hüküm bu ilkeye bir istisna getirmiş bulunmaktadır. Buna göre, toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir marka veya başvurunun, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Kuşkusuz bir markanın toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşması, tek başına KHK 8/4 hükmü anlamında davalı şirket başvurusunun reddi için yeterli değildir. Ayrıca başvuruya konu işaret ile davacının tanınmış markasının aynı veya benzer bulunması ve anılan maddede sayılan üç halden en az birinin birleşmesi gerekir. Bu haller, davacının markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabilmesi (şöhretini sömürmesi), itibarına zarar verebilmesi, ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi(sulandırabilmesi)dir.
556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca, başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazları ... Enstitüsü'nce nihai olarak reddedilen kişilerin aynı KHK'nin 53. maddesine göre kesinleşen kararın bildirim tarihinden itibaren iki aylık süre içerisinde yetkili mahkemede dava açma hakları bulunmaktadır. 556 sayılı KHK'nin açıklanan hükümleri itibariyle tescil başvurusunun kötü niyetle yapıldığını iddia eden ilgili kişilerin itiraz yoluyla Enstitü nezdinde, itirazın reddi halinde ise yetkili mahkemede marka başvurusunun reddedilmesini istemek hakları bulunmasına karşın, aynı KHK'nin 42. maddesinde markanın hükümsüzlük sebepleri sınırlı olarak sayılırken KHK'nin 35/1. fıkrasında itiraz sebebi olarak belirtilen "başvurunun kötü niyetle yapıldığı" iddiasına yer verilmemiştir.
MK’nın 2. maddesi uyarınca hukuk düzeninin kötü niyeti koruması mümkün olmayıp, bu durumun KHK'nin 42. maddesinde sayılmamış olması halinde dahi kötüniyetin bir tescil engeli oluşturduğu hususunun göz önüne alınması zorunludur. Nitekim, bu benimseme aynı zamanda 556 sayılı KHK'nın marka hakkının korunmasına ilişkin genel sistematiğine de uygun düşmektedir.
Tescil başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması halinin 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde düzenlenmemiş olmasına karşın başlı başına bir hükümsüzlük nedeni sayılması hususunda öğretide de görüş birliği mevcuttur. ( ... ).
556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nin amacına uygundur. Çünkü, KHK'nin 35/1. ve 42/1-a maddelerindeki düzenlemeler de, esasen, MK’nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nın 2. maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK'nin ruhuna da uygundur.
Dava konusu ... kod numaralı“...” ibareli marka başvuru kapsamının;
06.sınıf
: Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri. Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: metalden mamul yapılar, metalden inşaat iskeletleri ve dikmeleri, metal kutular, metal ambalajlar, alüminyum folyo, metalden çitler, korkuluklar, metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları, metal portatif merdivenler. Eleme, filtreleme ve benzeri amaçlar için yapılmış metalden malzemeler. Metalden mamul kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası. Metalden havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler, menfez kapakları, bacalar, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, ızgaralar. Metalden mamul işaretle gösterme, yönlendirme, belirtme, tanıtma amaçlı malzemeler: tabelalar, panolar, plakalar, metalden ışıksız trafik yönlendirme işaretleri. Metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular, sondaj boruları ve bunların bağlantı parçaları: metalden vanalar, manşonlar, dirsekler, klipsler, uzatmalar. Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri: raylar, ray bağlantıları, makaslar. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kalıplar (makine parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri. Metalden mamul kapaklar, şişe kapakları. Madeni direkler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler. Araç tekerlekleri için metal takozlar.
07.sınıf
: Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar. İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri: asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar. Kara taşıtları için olanlar hariç motorlar, elektrikli motorlar, bunların parçaları ve tertibatları: hidrolik, pnömatik kontroller, kara taşıtları için olanlar hariç frenler, balatalar, krank milleri, dişliler, silindirler, pistonlar, türbinler, filtreler; kara taşıtlarında kullanılan ve bu sınıfta yer alan parçalar: taşıtlar için yağ, yakıt ve hava filtreleri, egzozlar, egzoz manifoldları, silindirler, silindir başları, pistonlar, karbüratörler, yakıt dönüşüm cihazları, enjektörler, yakıt tasarruf cihazları, pompalar, valfler, marşlar, dinamolar, bujiler Rulmanlar, bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, elektrikli, hidrolik ve pnömatik zımbalama makineleri ve tabancaları, elektrikli yapıştırıcı tabancalar, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, elektrikli el matkapları, motorlu el testereleri, dekupaj makineleri, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan makine ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Elektrikli ve gazlı kaynak makineleri, elektrikli ark kaynak cihazları, elektrikli lehim cihazları, elektrikli ark kesme cihazları, elektrikli kaynak makine elektrotları ve bunlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Ambalajlama makineleri, doldurma-tapalama ve kapatma makineleri, etiketleme makineleri, tasnifleme makineleri ve yukarıda sayılan makinelerle aynı işleve sahip robotlar ve robotik mekanizmalar (elektrikli plastik kapama/mühürleme cihazları [paketleme] dahil). Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil). Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır/bulaşık yıkama makineleri, ısıtmalı olmayan santrifüjlü çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları. Otomatik satış makineleri. Galvanizle kaplama ve elektroliz (akımla kaplama) makineleri. Elektrikli açma kapama mekanizmaları. Makine ve motorlar için silindir contaları.
11.sınıf
: Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri). Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kaloriferler petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kollektörleri. Buhar, gaz ve sis (duman) üreteçleri (jeneratörleri): buhar jeneratörleri (kazanları), asetilen jeneratörleri, oksijen jeneratörleri, nitrojen jeneratörleri. İklimlendirme ve havalandırma cihazları. Soğutucular ve dondurucular. Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları. Sıhhi tesisat ürünleri: musluklar, duş takımları, klozet iç takımları, banyo-duş kabinleri, küvetler, klozetler, evyeler, lavabolar. Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı. Tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları, sıcak su torbaları (termoforlar). Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler.
17.sınıf
: Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler ( motor ve silindir contaları hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).
35.sınıf
: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Olduğu,
-itiraza mesnet davacı markalarının
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının; 35.sınıf.
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 03 / 21 / 28.sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 36.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 35 / 37 / 39 / 42 .sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 29 / 30 / 31.sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 40 /41.sınıflar
... kod numaralı ... ... ibareli markasının tescil kapsamının 35 / 41.sınıflar.
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 29 / 30 / 31 / 35 / 41.sınıflar.
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 05 / 08 / 24 / 36 /35/ 38. sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 29 / 30 / 43.sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 41.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 41.sınıf
... kod numaralı ... station ibareli markasının tescil kapsamının 05/ 20/ 21 / 22 / 28 / 29 / 30 / 32 /35 / 41 / 43.sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 16.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 35.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/█████.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/41. sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/41. sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/41. sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/41.sınıf
... kod numaralı ... ...! ibareli markasının tescil kapsamının 16,29,30,32,33,34,35,38,41,42. sınıflar
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/█████.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/41.sınıf
... kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının █████/█████/█████/█████/41.sınıf
...kod numaralı ... ibareli markasının tescil kapsamının 29, 30, 31, 35, 41. sınıflar
... kod numaralı ... ... ibareli markasının tescil kapsamının 35 ve 41. sınıf
... kod numaralı ...ibareli markasının tescil kapsamının 16 / 18 / 21 / 24 / 29 / 30 / 31 / 35 / 41 /sınıf
Mallar/hizmetlerde tescilli Olduğu,
tetkik edilmiştir.
Bu açıklamalar kapsamında; karşılaştırmaya konu olan marka işaretleri incelendiğinde, dava konusu markanın esas unsurunun “...”, davacının davaya mesnet markalarının esas unsurlarının “...” veya İngilizce karşılığı olan “...” ibareleri olduğu, “...” kelimesinin“Büyük, geniş, mikro karşıtı” (...) anlamlarına geldiği ve ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
“...” ibaresinin ayırt edicilik düzeyinin düşük olması, davacıya ait “ ...” ibaresini içeren markaların bütüncül olarak bıraktığı izlenim hususları dikkate alındığında, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalar ile dava konusu marka arasında, marka işaretleri bakımından düşük düzeyde bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan, davacıya ait ... sayılı markalar ile dava konusu ... sayılı markalar arasında ortak unsur olarak bulunan “...” ibaresinin esas unsur olarak bulunması ve yazılış biçimlerinin ayniyet derecede benzer olması dolayısıyla belirtilen markalar ile dava konusu markası arasında marka işaretleri bakımından görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir.
Davacıya ait “...” ibaresini içeren ... sayılı markalar ile dava konusu marka arasında “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” nin ortak olarak bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, dava konusu markada yer alan 06, 07, 11, 17 sınıflardaki mallar ile davacıya ait ... sayılı ve “...” ibaresini içeren markaların mal/hizmet kapsamında söz konusu malların satış hizmetlerinin ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Markalar bütüncül olarak değerlendirildiğinde, marka işaretleri bakımından düşük düzeyde bir benzerlik bulunması, “...” ibaresinin ayırt edicilik seviyesinin düşük olması, ortak/ilişkili hizmetlerin niteliği hususları dikkate alındığında, dava konusu marka ile davacıya ait “...” ibaresini içeren markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kabul edilmiştir.
Davalı tarafa ait ... ... tarafından davacı tarafın yayına itirazı sonrasında davalı tarafa ait ... sayılı “...” markasında bulunan 06, 07, 11, 17, 35. sınıflardaki mallar/hizmetler yönünden kısmen reddi sonrasında kalan emtialar açısından incelendiğinde, marka işaretleri bakımından benzer görülen davacıya ait ... sayılı markaların kapsamındaki mal/hizmetler ile dava konusu markanın kapsamında kalan mal/hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili olmadıkları anlaşılmaktadır.
Davacı tarafa ait markalar ile davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı; çünkü tekel altına alınmasına izin verilmeyen Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumun oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebilebileceği, dolayısıyla bu tür işaretleri marka olarak seçenlerin, önceden alınmış olan markalardan küçük bir takım değişiklikler yapmak suretiyle aynı zayıf ayırt edicilik taşıyan sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni isimlere/markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalkıp zayıfladığı, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan ... ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, nitekim davacının markalarının da zaten sadece ... sözcüğünden oluşmadığı, anılan zayıf ayırt edici sözcüğe başka bazı sözcükler, renk ve şekiller eklenerek oluşturulduğu, bu sayede de kendisinden önce tescilli ... ibareli marka tescillerinden olumsuz biçimde etkilenmeden tescil edilebildiği, ... veya ... ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, ancak yanına getirilecek başka sözcük, renk ve şekillerle birlikte markasal anlamda ayırt edicilik kazanabileceği, nitekim ...'de ... ibareli 8 sayfa, ... ibareli de 17 sayfa dolusu marka bulunduğu, davalının markasının da sadece ... ibaresinden oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk ve kelime unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, "..." ibareli olduğu, her iki tarafın yargılama konusu da edilen belirtilen iştigal mevzularında 2000 yılından buyana eş zamanlı olarak ticarî faaliyette bulundukları, eğer her iki tarafın iştigal mevzuunda bulunan ürün ve hizmetler için anılan tanıtım işaretlerini unvansal ve markasal olarak kullanımları bir iltibasa sebebiyet vermiş olsaydı, şu ana kadar kullanım önceliği olan tarafın bu konuda bir dava açmasının beklenebilir bir hâl olduğu, oysa sunulan kanıtlar kapsamına göre her iki taraf için de böyle bir hukukî yola tevessül olunmadığı, her iki tarafın anılan tanıtım işaretlerini marka ve ticaret unvanı olarak eş zamanlı kullanımları sırasında bir iltibas doğmadığı, böyle bir kanıtın bulunmadığı, en azından bu kullanımlardan kaynaklanan bir uyuşmazlık doğduğu hususunda tarafların sunmuş olduğu bir iddia ve savunma ile delil de bulunmadığı, bunun davacı markaları ile davalı tanıtım işareti arasında fiilen iltibasın gerçekleşmesinin ve birbirlerinin bilinirliğinden yararlanmalarının imkânsız olduğunu gösterdiği, bir başka ifade ile bundan anlaşılması gerekenin, her iki tarafın anılan tanıtım işaretlerini tescil edildiği biçimde ve fiili kullanımda birbirlerine yanaştırmadıkları sürece, markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından kullanımının iltibas yaratmadığı vakıasının, gerçek ticarî yaşamda fiilen ortaya çıkmış ve mevcut bulunduğunu gösterdiği, diğer yandan davalının, son marka tescilinin kapsamındaki ürün ve hizmetlerin ve yeniden tescil ettirdiği işaretinin, davacının markaları ile kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetlere yanaştırma niyet ve arzusu ile hareket etmediği gibi, böyle bir sonucun da doğmadığının açık bulunduğu, çünkü son başvuru konusu olan işaretin ve içeriğindeki ürün ve hizmetlerin davalının tescilli 2000 ve 2001 yılından buyana kullandığı ticaret unvanı ve tescilli markasal kullanımının konusu olan işaret ve ürün yahut hizmetlerle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, başvuru konusu işaretin renkler bakımından önceki markalardan kısmi farklılaşmış olmasının, son başvuru konusu işareti yine de davalının önceki markalarıyla ilişkilendirilmekten koparmadığı, gerçek ticari yaşamda farklı işaretler olarak algılandıkları fiilen ortaya çıkmış işaretlerin şimdi farazi bir takım kabullerle karıştırılabilir derecede benzer oldukları sonucuna ulaşılmasının bir kullanım hukuku olan marka hukukuna uygun düşmeyeceği, mal ve hizmet kapsamları da göz önünde bulundurulduğunda markanın hitap ettiği tüketici kitlesi yönün bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olmadığı, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvurunun davacı markalarında yer alan ibare ile ve diğer sözcük ile ilişkilendirilebilecek bir görsellik içermediği, ortalama tüketicilerin dava konusu markayı bir bütün olarak algılayacağı, parçalara ayırarak algılamayacağı, işaretin bir bütün olarak algılanmaya, söylenmeye ve hatırlanmaya elverişli olması sebebiyle parçalı algı oluşturmaya müsait olmadığı, her iki kelimenin anlamsal olarak görsel ve işitsel olarak benzer olmadığının ilgili tüketici grubu tarafından bilenebileceği, bu markalarla karşılaşan ve bu markaları okuyan ortalama bir tüketicinin taraf markalarının bir birinden farklı markalar olduğunu kolaylıkla anlayacağı, tüketiciler markaları bölerek değil bir bütün olarak algılayacakları, salt harf dizilim benzerliğinden yola çıkarak markalar ya da marka sahibi işletmeler arasında bağlantı kurmayacakları aksi yorum tüketicilerin her harf benzerliğinden etkilenecekleri ve hiçbir biçimde marka algısına ve ayrımına sahip olmadıkları anlamına gelir ki, günümüz tüketicilerinin gerek fiyatı gerekse kalite, sağlık kriterleri yönünden o kadar da dikkatsiz ve özensiz olmadıkları, davalı başvurusundaki farklı kelimlelerden oluşmuş bütünün davacı markasından yeterince uzaklaştığı ve farklılaştığı yazım biçimlerinden farklı olduğu farklılığın ilgili tüketici kesimi tarafından derhal algılanabilecek durumda olduğu, bu ürün hizmetleri satın alacak kişilerin yetişkinlerden oluştuğu, gerekli alım süresi gözetildiğinde yanılgının oluşmasının mümkün olmadığı, dava konusu marka ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırması tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı anlaşılmıştır.
İşin uzmanları yahut çok dikkatli kişilerden oluşmayan, yargılama konusu ürünler hakkında normal olarak bilgi sahibi olabilecek, yeteri kadar dikkatli ve tedbirli, marka ve işareti aynı anda göz önünde bulunduramayan, bunları seyrek olarak karşılaştırma imkânına sahip bulunan ve aradığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan, bu şekilde daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine dayanarak hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak isteyen, bu bağlamda genel olarak ürünün/hizmetin önemine göre çok fazla düşünmeden hareket ederken, tanıdığı, beğendiği ve bilinirliği ile güvenilirliği kanıtlanmış bir markayı seçerek, fazla zaman ayıramamaktan doğan bir takım olumsuzluklardan da kurtulmuş olduğunu ve markanın sağladığı garanti fonksiyonunun kolaylığından yararlandığını düşünen malların/hizmetin alıcısı/yararlanıcısı konumundaki ortalama tüketici kitlesinden büyük bir kısmının, malların/hizmetin ekonomik önemine göre ayırabileceği alım/yararlanım süresi içerisinde, davacı markalarını taşıyan emtiaları satın almak yahut hizmetten yararlanmak isterken, davalının işaretini taşıyan emtiaları satın alma yahut hizmetten yararlanma olasılığının bulunmadığı, ortalama tüketicilerin taraflara ait çekişmeli marka ve işaretleri taşıyan mal ve hizmetlerin, aynı işletmeden veya ekonomik, ticari yada idari olarak bağlantılı işletmelerden geldiği zannına kapılması; biri yerine diğerini alması riskinin bulunmadığı, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, yargılama konusu ürün ve hizmetleri satın alma için gerekli alım süresi gözetildiğinde yanılgının, karıştırmanın oluşmasının mümkün olmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, gerek bütünsel gerekse içerisinde bulunan diğer unsurlar nedeniyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçiminde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı tarafın bahsi geçen ... sayılı markalarının ... tarafından tanınmış marka statüsüne alındığına dair herhangi bir belgenin olmadığı anlaşılmış, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalarının “süpermarketler” sektöründe bilinirliği olmasına rağmen bu durumun dava konusu markanın idari aşama sonrasında kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağladığına ilişkin ve markasını kötü niyetle kullanımına dair herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanamamıştır.
Davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. Kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötüniyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı, Yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmak kötüniyetli başvuru olduğunu kabule yeterli değildir. Davalının markanın kullanım amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıyı veya 3. Kişileri baskı altına almak, engellemek, santaj, yedekleme ve marka ticareti yapmak amacıyla kötüniyetle başvuruda bulunduğu ispat edilemediğinden kötüniyet iddiası ispat edilememiştir.
556 Sayılı KHK’nin marka tescilinde red için nispi nedenlere ilişkin 8(5) maddesi gereğince “Tescil için başvurusu yapılmış olan işaret bir şahsın adını, fotoğrafını içerebilir veya başkasının telif veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkının kapsamında bulunabilir. Bu halde söz konusu işaret, marka olarak tescil edilemez.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınai haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret ile ticaret unvanı, işletme adı girer.
Davalı yana ait markada, davacı yana ait isim, fotoğraf, telif hakkı veya başka herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içeren bir unsur bulunmadığı tespit edilmiştir.
Her ne kadar ....'nin █████/2023 tarih ... sayılı ilamıyla; somut olayda, davacının "..." ibareli markaları ile başvuru konusu olan davalının "..." ibareli markasının arasında iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerektiği,; bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "..." ibaresi olduğu, bu durumda, ...'nun 15.12.2022 tarih, .... sayılı kararında ve ... Dairesi'nin 27.01.2021 tarih, .... sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmesi gerektiği, şu halde, itiraza mesnet marka ve başvuru konusu markanın arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle, '' Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA'' şeklinde karar verilmiş ise de, mahkememizce önceki kararda direnme kararı verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin kararında direnilmesine,
Davanın REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren yasal süre içinde ... yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2023
Katip ... Hakim ...
¸ ¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!