Anahtar kelimeler: Kalker Eleme İia Kırma Çevresel Ocağı Planlanan Şehircilik Etki Sahasında
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Bakanlığı
VEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde ER:..., Ruhsat No: S-... sayılı II-A Grubu maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: Davanın reddine ilişkin kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın Dairemizin... tarih ve E..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, davalının temyiz dilekçesindeki ÇED Raporunda toz emisyonları yönünden kümülatif hesaplama yapılmadığı, sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 ve ÇÖKEN toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı yönündeki iddiaları dikkate alınarak, bu hususla sınırlı olmak üzere mevcut heyetten ek rapor alınması suretiyle işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak, İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemelerinin █████/2024 tarihli ara kararıyla dosya üzerinden ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, █████/2024 havale tarihli ek bilirkişi raporunda: "... Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi Modelleme çalışması kalker ocağı ve kırma eleme tesisi - işletilmesi sırasında oluşması muhtemel toz konsantrasyonlarının tahmin edilmesi amacıyla yapılmıştır.
Projeden kaynaklanacak toz emisyonları çalışma teknolojisi ve bölgenin yapısına uygun olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda hava kalitesi dağılım modellemesi için bir senaryo oluşturulmuştur;
Senaryo 1
: Patlatma İşlemi: :
Senaryo 2
: Diğer Üretim Faaliyetleri (Ocak Üretim, Nakliye, Kırma Eleme Tesisi, Stoklama ve Nihai Nakliye)
Senaryo 3
: Kümülatif Değerlendirme
Birinci senaryo, patlatma işlemi sırasında oluşacak toz emisyonlarının dağılımı için oluşturulmuş ve patlatma işlemi sırasında, hiçbir faaliyet gerçekleştirilmeyeceği için bu senaryoya, planlanan üretim faaliyetlerinin hiçbiri dahil edilmemiştir.
İkinci Senaryo, tüm ocak ve tesis üretim faaliyetlerinden oluşacak toz emisyonlarının dağılımı için oluşturulmuştur.
Üçüncü senaryo, proje etki alanında projeye konu tüm ocak ve tesis alanları ile bölgedeki mevcut toz yükünü ortaya koyan ölçümler ile kümülatif toz emisyonlarının dağılımı için oluşturulmuştur.
Projeye konu alanın kuzeyinde faaliyet sahibi firmaya; ait 2 adet kalker ocağı ve kırma eleme tesisi İşletmesi (68668 ve 73171 no.lu sahalar) bulunmaktadır. Bu sahaların emisyon teyit ölçümleri sırasında ölçülen çöken toz emisyonları;
68668 No.lu saha için;
Çöken Toz Noktası 1
: 165 mg/m2.gün = 1,9.10-6 gr/m2.s (ÇK1)
Çöken Toz Noktası 2
: 132,5 mg/m2.gün = 1,5.10-6 gr/m2.s (ÇK2)
73171 Nou saha için;
Çöken Toz Noktası 3
: 149,5 mg/m2.gün = 1,73.10-6 gr/m2.s (ÇK3)
Çöken Toz Noktası 4
: 111,5 mg/m2.gün = 1,2.10-6 gr/m2.s (ÇK 4)
olarak hesaplanmıştır. Hava kalitesi dağılım modellemesi için seçilen 3. Senaryo, ilgili ÇED Raporunda ve Ek- 23 de verilen Modelleme Raporunda kümülatif değerlendirme olarak tanımlanmaktadır. Proje alanına yakın olan ve proje sahibi firma tarafından işletilen bu iki tesisinde kümülatif değerlendirmeye alınması ilgili mevzuat ve Yönetmelikler kapsamında gereklidir. Proje etki alanı içinde yer alan 68668 ve 73171 nolu sahalar da proje teklifi yapan firmaya ait olduğu için, bu alanlardaki Maden işletmelerinin emisyon teyit ölçümleri kullanılmıştır. Kümülatif değerlendirmede farklı iki işletmenin tesis etki alanında bulunan ve davaya konu faaliyetin etki alanında da kalan her bir ölçüm noktası bir kaynak olarak modelleme programına tanımlanmıştır.
03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği”nin EK-2 Bölümünde “4) Çöken toz ölçümü sırasında; Tesis inceleme alanı içinde en az 2 (iki) ölçüm noktasında, hakim rüzgar yönü de dikkate alınarak yapılır. Aynı bölgede toz emisyonuna neden olan başka kaynakların da bulunması durumunda ölçüm noktası sayısı tesis dışındaki diğer kaynakların katkılarının belirlenmesi için attırılabilir. Ölçüm süresi birer aylık 2 (iki) ölçüm olup, toplam 2 (iki) aydır. Aylık olarak bulunacak değerler gün sayısına bölünerek bir günde çöken ortalama toz miktarı hesaplanır.” hükmü yer almaktadır.
Bu kapsamda çöken toz ölçümleri tesis alanında en az 2 noktada gerçekleştirilir. PM10 ölçümleri ise kaynak bazlı yapılır. Tesis içerisinde bulunan her bir toz kaynağı için PM10 ölçümleri gerçekleştirilir. PM10 ölçümleri tesis kaynaklarını temsil ederken, Çöken toz ölçümleri tesis etki alanının mevcut kirlilik yükünü temsil eder. Bu kapsamda modelleme çalışmasında 3. senaryoda mevcuttaki çöken toz ölçüm sonuçlarının kullanılması mevzuat açısından uygundur. İlgili firma çöken toz ölçüm sonuçlarını kullanmayı tercih etmiştir.
Proje alanında yapılacak faaliyetler alansal kaynak olarak kabul edilmiştir. Hesaplanan toz kütlesel debileri (PM) için modelleme programı günlük ve yıllık zaman dilimleri için çalıştırılmıştır. Yapılan modelleme çalışması sonucunda toz konsantrasyonu dağılımlarının bölgedeki 1. ve 2. hakim rüzgar yönleri doğrultusunda dağılım gösterdiği görülmüştür. Ayrıca tozlanma topografik yapının yükseldiği bölgelerde dağılmadığı, topografyanın azaldığı bölgeye doğru yayıldığı tespit edilmiştir. Bu modelleme çalışmasında dağılımları etkileyen en önemli faktör topografik yapı olmuştur. Modelleme çalışmaları sonucu proje alanı içinde bulunan bağ evinde PM ve çöken toz parametrelerinin yıllık ve günlük konsantrasyonları SKHKKY EK-2 Tablo 2.2'de verilen UVS, KVS cinsinden verilen tüm sınır değerlerin altındadır.
...
Hesaplanan değerlerin tamamı, tabloda verilen en düşük sınır değerlere sahip 2024 sonrası sınır değerlerinin altında kalmaktadır. Üretim faaliyetleri ve kümülatif modelleme sonucunda elde edilen PM ve çöken toz konsantrasyonları bütün sınır değerlerin altında kalmaktadır. Bununla birlikte PM konsantrasyonları için SKHKKY sınır değeri olan 50 μ/m3 aşan değerler modelleme çalışmasında değerlendirilmiştir. SKHKKY'de PM10 için “bir yılda 35 defadan fazla aşılmaz” ibaresi yer almaktadır. Modelleme çalışmasında 50 μ/m3 değerinin 34 defadan fazla aşılmadığı görülmüştür.
Bu kapsamda dava konusu proje için hava kalitesi açısından yapılan değerlendirmelerin ve kirlilik yükü hesaplamalarının bilimsel ve teknik açıdan doğru olarak hazırlandığı anlaşılmaktadır. Modelleme kapsamında kümülatif değerlendirme yapılmış olup, bu değerlendirmede yakın çevredeki tesislerin verileri yerine yapılan çöken toz ölçüm sonuçları kullanılmıştır. Kümülatif değerlendirmelerde sahada da gerçekleştirilen çöken toz ölçüm verilerinin kullanılması alandaki mevcut kirlilik yükünün ortaya konması için bilimsel olarak doğru bir yaklaşımdır ve mevzuat açısından uygundur.
...
Sonuç olarak, dava konusu proje çalışması için hazırlanan Hava Kalitesi Modelleme çalışmalarının her ikisinde de hava kalitesi açısından yapılan değerlendirmelerin ve kirlilik yükü hesaplamalarının bilimsel ve teknik açıdan doğru olarak hazırlandığı anlaşılmıştır. Her iki modelleme çalışmasında da kümülatif değerlendirmeler yapılmıştır. Kümülatif değerlendirmeler için kullanılan çöken toz ölçüm sonuçlarının veya alandaki yakın tesislere ait üretim kapasite verilerinin kullanımı bilimsel ve mevzuat açısından uygun yaklaşımlardır.
Bilirkişi heyetimiz tarafından █████/2023 tarihinde Mahkemeye sunulan rapor kapsamındaki tüm bilimsel değerlendirmelerimizde göz önüne alındığında, sayısal olarak yapılan hesaplamaların ilgili Yönetmelik şartlarını sağladığı belirlenmiştir. Aynı zamanda, ÇED Raporunda da belirtildiği gibi uygun teknolojik sistemlerin kullanımının ve toz indirgeme için alınacak tedbirlerin ÇED kapsamında taahhüt edildiği gibi tamamen yerine getirilmesinin çevresel etkilerin minimum hale getirilmesi için oldukça önemli olduğu görüşüne varılmıştır. ..." yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarında yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ihtilaf konusu ve yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesine ilişkin alanda geniş bir yüzey suyu ve yer altı suyu sisteminin oluşmamış olması ve projenin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacak olması, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü ve toz oluşumu nedeniyle yapılan gürültü ve toz dağılım değerlerinin hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü ve toz seviyelerinin sınır değerlerin altında olması, projenin gerçekleşmesi halinde tarımsal üretime, su kaynaklarına, ulaşıma, yerleşim yerlerine, çevreye olan etkileri ile insan sağlığına olan etkileri göz önüne alındığında ilgili mevzuatta öngörülen sınır değerlerin üzerinde olumsuz çevresel etkilerinin olmayacağının, yukarıda belirtilen dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinden kaynaklı toz ve gürültü değerlerinin mevzuatta öngörülen eşik değerleri aşmadığı anlaşıldığından, dava konusu "ÇED Olumsuz" kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Temyize konu Mahkeme Kararına esas alınan ek bilirkişi raporunun hükme esas alınabilmesinin mümkün olmadığı, olumsuz çevresel etkiler ve mevcut durum düzeltilmeden yeni bir kalker ocağı ve kırma eleme tesisinin açılmasının uygun olmayacağına ilişkin bilirkişi tespit ve değerlendirmelerine, mahkeme tarafından idarenin proje kapsamındaki faaliyetlerinin gereği gibi yapmaması durumunda oluşabilecek duruma ilişkin ve idarenin başka faaliyetleri ile ilgili olduğu, ÇED Raporunun konusu oluşturan kalker ocağının işleyişine ilişkin olmadığı şeklinde değerlendirme getirilmesinin ulusal mevzuat uygulamalarına, ÇED metodolojisine, çevre ve insan sağlığının korunması ilkelerine uygun düşmediği, aynı lokasyondaki benzer faaliyetlerin mevcut durumdaki çevresel etkilerinin ortaya konulması ve değerlendirmeye alınmasının önem arz ettiği, mevcut durumdaki olumsuz çevresel etkilerin, ilave etkileri kaldıramayacak düzeyde insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği bir bölgede, hava kalitesinde oluşacak ilave kirlilik ile ulaşım yollarında oluşacak ilave tozuman, bozulma ve trafik yükü de hesaba katılarak yoğun tozuma, gürültü ve hava şoku kaynağı yeni bir taş ocağı ve kırma eleme tesisi kurulması projesine ÇED Olumsuz Kararı verildiği, patlatma faaliyetlerinden oluşacak tozumanın engellenmesine yönelik olarak ÇED Raporunda herhangi bir taahhüt/tedbir yer almadığı, nakliye yollarında oluşacak tozumayı engellemek için ise, sadece yaz ve kış aylarında sulama/spreyleme yapılacağı taahhüdü yer aldığı, ancak ilkbahar ve sonbahar için sulama/spreyleme yapılacağına dair ÇED Raporunda herhangi bir hesaplama ve taahhüt bulunmadığı bu yönüyle alınacak tedbirlerin belirtilmemiş olmasının ÇED Raporunun eksik ve yetersiz olduğu değerlendirmesini desteklediği, ÇED Raporu Ek-23'de yer alan modelleme raporu toz emüsyonu hesaplamaları başlığı altında, proje etki alanındaki diğer taş ocakları ve kırma eleme tesislerine ait kümülatif PM10 değerlerinin hesaplanmadığı, modelleme raporu tablo 8'de çöken toz için teyit ölçüm sonuçlarının olduğu, ancak PM10 için ölçüm sonuçlarının bulunmadığı ve modelleme raporu ile modelleme girdi ve çıktılarında PM10'ne ilişkin diğer ocak ve kırma eleme tesislerinin toz hesaplamalarının dahil edildiğine veya PM10 ölçümünün yapıldığına ilişkin herhangi bir hesaplama, ölçüm ve tablo olmadığı sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığının tespit edildiği, kümülatif olmayan, sadece davaya konu maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan proje için hesaplanan PM10 değerlerinin bile yönetmelikte belirlenen sınır değerleri zorladığı, sanayi kaynaklı hava kirliliği kontrol yönetmeliğinde 35 defa aşma sınırı varken kümülatifsiz PM10 değerlerinin dahi 34 defa aşıldığı, proje etki alanındaki diğer ocak ve kırma eleme tesisleri ile beraber PM10 yönünden yapılması gereken kümülatif hesaplamaların eksik bırakıldığı, mücavirinde ve proje etki alanında başka taş ocakları varken planlanan tesis toz değerleri ile kümülatif toz değerlerinin modelleme sonuçlarını aynı olmasının mümkün olmadığı, ek bilirkişi raporundaki kanaatin, bilirkişinin uzmanlık dalında yetersiz kalması nedeniyle yoruma dayalı eksik ve hatalı bir değerlendirme niteliği taşıdığı, taş ocaklarından kaynaklanan tozuma şikayetlerinin kaynağının (Asılı Partikül Madde) PM10 parametresi olduğu, sadece çöken toz için yapılan kümülatif değerlendirmenin PM10 için de kümülatif değerlendirme yapıldığının kabulü olamayacağı, yalnızca çöken toz için yapılan kümülatif değerlendirmenin alandaki mevcut kirlilik yükünün ortaya konması için (tek başına) yeterli olacağı şeklindeki bilirkişi heyeti görüşlerinin hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, davaya konu ÇED Olumsuz kararına esas Nihai ÇED Raporunda PM10 için kümülatif hesaplama veya ölçüm olup olmadığının bu konuda ihtisas sahibi olan bir bilirkişiye net şekilde tespit ettirilmesi gerektiği, PM10 toz değeri için kümülatif hesaplama ve değerlendirmenin ÇED Raporunda eksik bırakıldığı, çevreye dair olumsuz etkiler görmezden gelinerek verilen iptal kararının ihtiyat, önleme gibi çevre hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığı, davaya konu işlemin mevzuata uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
:...
DÜŞÜNCESİ
:Temyiz isteminin reddi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, bozmaya uyularak verilen Mahkeme kararının, gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi civarında ... Yapı Malzemeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan ... Erişim Numaralı Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi hakkında, Bakanlığa sunulan dosya ile ilgili ÇED Yönetmeliği'nin 8. maddesi gereğince ÇED sürecinin başlatıldığı, █████/2018 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısının gerçekleştirileceği belirtilerek, ... tarih ve E... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Müdürlüğü Yazısı ile oluşturulan komisyon tarafından ÇED Başvuru dosyası hakkında görüş verilmesi istenildiği, komisyon üyesi bulunan ... Belediye Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısında; "Bu itibarla bölgedeki toplam kirlilik yükünün çevre ve halk sağlığı için uygun olmaması, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin olumsuz yönde etkilenmesi, çevre sorunlarının yanında bölgedeki tesislerde üretilen malzemelerin taşınması için kullanılan nakliye yollarında can ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde trafik yükünün artması ve yollarda çökme olması/kırılma vb. tahribatlara neden olması, taş ocaklarının yerleşim yerlerinin yakınlığı nedeniyle bölgede sosyal problemler yaratması, bölgede su kaynaklarının kısıtlı olması ve yapılan patlamaların da yer altı ve yer üstü su kaynaklarını etkilemesi sebebiyle, ..., ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırlarında içerisinde yer alan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı bulunmayan parsellerde, madencilik faaliyeti ve buna bağlı yardımcı tesisleri (kırma-eleme, asfalt plent, hazır beton vb.) bulunan işletmeler için Başkanlığımıza kurum görüşü, imar durum belgesi, yapı ruhsat başvurusu verilmiş/yapılmış olan faaliyetler de dahil olmak üzere, mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi hususları, Belediyemiz Meclisi'nin......arih ve ... sayılı kararı ile uygun görüldüğü..." yönünde görüş bildirilerek ekinde ... Belediye Meclisi'nin ... tarihli ve ... sayılı kararının gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bunun üzerine ÇED Yönetmeliği'nin 6/4. maddesinde yer alan "Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır" hükmü kapsamında, ... tarih ve ... sayılı işlem ile ER:... numaralı maden işletme ruhsat sahasında davacı ... Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sona erdirildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "anılan proje hakkında davalı idarece; proje alanını da kapsayacak şekilde ... Belediye Meclis Kararında belirtilen hususların gerçekliği araştırılmak ve bu konuda bir çalışma yapılması istenilmek suretiyle bir karar alınması ya da "ÇED Olumlu" veya "ÇED Olumsuz" şeklinde bir karar verilmesi gerekirken Mamak Belediye Meclisince olumsuz görüş verildiğinden bahisle ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, ilgili Yönetmeliğin 12/5'inci maddesinde, "komisyonun gerekli görürse, görevlendireceği üyeleri aracılığı ile projenin gerçekleştirilmesi planlanan yerde ve benzer tesislerde inceleme yapabileceği" hususunun düzenlendiği, Yönetmeliğin 6/4'üncü maddesinin, projenin gerçekleştirilmesinin önünde kati bir engel bulunması hâlinde uygulanabileceği, anılan madde metninde bu engelin mevzuata aykırılık olarak öngörüldüğü dikkate alındığında, projede düzeltme vb. alternatif çözüm yollarının tüketilmesi imkanı varken doğrudan sürecin sonlandırılmasının hakkaniyetle de bağdaşmadığının değerlendirildiği" hususları vurgulanarak işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Anılan Mahkeme hükmü üzerine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi kapsamında, söz konusu proje ile ilgili ÇED sürecinin kaldığı yerden devam ettirildiği, buna göre;
Bakanlığın merkez birimleri ve Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü'nün ortak çalışması neticesinde Kutludüğün ve Kıbrıs Mahallelerindeki mevcut kirlilik yükünün değerlendirilmesine yönelik olarak mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu tarafından yapılan ölçümler sonucunda; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde toz (PM10) parametresi için belirlenen limit (sınır) değerlerin mevcut durumda dahi hem Kutludüğün hem de Kıbrıs Mahallesinde aşıldığının tespit edilmesi, yine bu çalışma ve bölge halkının yoğun şikayetlerine istinaden İnceleme- Değerlendirme Komisyonu (İDK) üyesi Ankara Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) görüşünde, bölgenin kirlilik yükünü daha da artıracağı belirtilerek projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığının Bakanlığa bildirilmesi üzerine ... Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi civarında yapılması planlanan dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için "ÇED Olumsuz" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine,... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumsuz" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesinde: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 'Kirletme yasağı' başlıklı 8. maddesinde, "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü" başlıklı 104/1'inci maddesi ile, çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları almak, izlemek ve denetlemek görev ve yetkisi Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.
█████/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 'Yürürlükten kaldırılan yönetmelik' başlıklı 29. maddesinde: "(1) █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesine, 'Geçiş süreci' başlıklı Geçici 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, ÇED başvuru dosyası/proje tanıtım dosyası il müdürlüğüne ya da Bakanlığa sunulmuş projelere, bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Geçiş hükmüne ilişkin düzenleme nedeniyle işbu dava konusu işlem tarihi göz önüne alınarak, uyuşmazlığın çözümünde (mülga) █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri göz önünde bulundurulacaktır.
█████/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı; aynı fıkranın (ı) bendinde ise "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.'' hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler" başlıklı 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I'de yer alan projelere b) “ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) EK-2'de yer alan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesi halinde, mevcut projenin kapasitesi ile kapasite artışı toplamı EK-1'de belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ç) ÇED Olumlu kararı verilmiş projelerde yapılacak kapasite artışı veya kapasite artışları toplamı EK-1'de yer alan eşik değerler ve üzerinde olan projelere, d) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan ve eşik değeri olan fakat eşik değer altında kaldığından Yönetmelik kapsamı dışında kalan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışı toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-1'de belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesi sürecinin başlatılması ve komisyonun kuruluşu" başlıklı 8. maddesinde "(1) Proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatı esas alınarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasını Bakanlığa sunar. (2) ÇED Gereklidir Kararı verilen projeler için, proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından ÇED Başvuru Dosyası Bakanlığa sunulur. (3) Bakanlık, başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeleri uygunluk bakımından inceler. Bu işlemler beş (5) iş günü içinde tamamlanır. Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatına uygun hazırlanmadığı anlaşılan ÇED Başvuru Dosyası tamamlanmak üzere iade edilir. Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar eksikliklerini tamamlayıp ÇED Başvuru Dosyasını yeniden Bakanlığa sunar. (4) İnceleme sonucunda başvuru dosyasının ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatına uygun hazırlandığına karar verilmesi halinde, Bakanlık tarafından başvuru dosyasındaki bilgiler dikkate alınarak, ilgili kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Bakanlık yetkilileri, proje sahibi ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan oluşan bir Komisyon kurulur. (5) Proje ile ilgili olarak başvurunun yapıldığını, ÇED sürecinin başladığını, ÇED Başvuru Dosyasının halkın görüşüne açıldığını ve ÇED süreci tamamlanana kadar projeye ilişkin görüş ve önerilerin Valiliğe veya Bakanlığa verilebileceği Bakanlık ve Valilik tarafından anons, askıda ilan, internet vb. şekilde halka duyurulur. (6) Bakanlık, Halkın Katılımı Toplantısı ve kapsam belirleme için görüş verme tarihini belirten bir yazıyı ve ek-3’te yer alan Genel Format doğrultusunda hazırlanmış ÇED Başvuru Dosyasını, Komisyon üyelerine gönderir. (7) Bakanlık, gerekli gördüğü hallerde, projenin konusu, türü ve proje için belirlenen yerin özelliklerini de dikkate alarak, üniversiteler, enstitüler, araştırma ve uzman kuruluşları, meslek odaları, sendikalar, birlikler, sivil toplum örgütlerinden temsilcileri de Komisyon toplantılarına üye olarak çağırabilir. (8) Komisyonda kurum ve kuruluş temsilcisi olarak görev yapan üyelerin, yeterli mesleki bilgi ve deneyime sahip olmaları ve temsil ettikleri kurum/kuruluşların görev alanlarıyla sınırlı olmak üzere görüş vermeye yetkili kılınmış olmaları esastır." hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde ise, "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile on (10) takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED Raporu ve eklerinin proje sahibi taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve noter onaylı imza sirküleri beş (5) iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından imza sirküleri istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise, projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararını on (10) iş günü içinde verir ve bu kararı Komisyon üyelerine bildirir. Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı Bakanlık ve Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulur. (4) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için yedi (7) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (5) "ÇED Olumsuz" kararı verilen projeler için "ÇED Olumsuz" kararı verilmesine neden olan şartlarda değişiklik olması durumunda yeniden başvuruda bulunulabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
█████/2008 tarih ve 26898 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Hava Kalitesi Değerlendirme Ve Yönetimi Yönetmeliği'nin 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; hava kirliliğinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini önlemek veya azaltmak için hava kalitesi hedeflerini tanımlamak ve oluşturmak, tanımlanmış metotları ve kriterleri esas alarak hava kalitesini değerlendirmek, hava kalitesinin iyi olduğu yerlerde mevcut durumu korumak ve diğer durumlarda iyileştirmek, hava kalitesi ile ilgili yeterli bilgi toplamak ve uyarı eşikleri aracılığı ile halkın bilgilendirilmesini sağlamaktır." düzenlemesine, 4. maddesinde: "... k) Limit değer: Çevre ve/veya insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerden kaçınmak, bunları önlemek veya azaltmak amacıyla bilimsel olarak belirlenen, öngörülen süre içinde ulaşılacak ve ulaşıldıktan sonra da aşılmaması gereken seviyeyi ifade eder. ... m) PM 10: EN 12341 ile tanımlanan 10 µm aerodinamik çaplı geçirgen bir girişten %50 verimle geçen partiküler maddeyi ifade eder. ..." düzenlemesine yer verilerek, eklerinde Limit Değerler, Hedef Değerler, Uzun Vadeli Hedefler, Değerlendirme Eşikleri, Bilgilendirme Ve Uyarı Eşiklerine ilişkin tablolara yer verilmiştir.
█████/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin 'Toplam hava emisyonu sınırlaması' başlıklı 29. maddesinde: "(1) Yetkili merci, sanayi tesislerinin yoğun olarak bulunduğu, toplam emisyon sınırlaması yapılacak kritik bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin tümünden herhangi bir anda dış havaya verilen toplam emisyonu sınırlandırıcı tedbirler isteyebilir. Toplam emisyon sınırlaması yapılacak kritik bölgeler yetkili merci tarafından belirlenir. Yetkili merci, bu bölgelere kurulacak çevre iznine tabi olan veya olmayan yeni bir tesisin toplam emisyon miktarıyla ilgili olarak geçici veya sürekli sınırlandırma kararları alabilir veya yeni bir tesisin bölge içinde kurulmasına Planlama ve ÇED aşamalarında yapılan değerlendirmeler de dikkate alınarak uygunluk kararı vermeyebilir." düzenlemesine, aynı Yönetmeliğin eki Ek-1 madde 2.2'de: "2.2) Tane boyutu 1mm çap < 5mm olan maddelerin doldurma, ayırma, eleme, taşıma, kırma, öğütme işlemlerinin yapıldığı tesislerden kaynaklanan toz emisyonunun önlenmesi; kimyasal toz bastırma sistemi veya basınçlı pülverize su kullanılması ile de gerçekleştirilebilir. Bu durumda hakim rüzgar yönü de dikkate alınarak toz kaynağından 3 metre uzaklıkta toz konsantrasyonu değeri (PM 10) en fazla 3 mg/Nm3 değerini aşmamalıdır. ..." düzenlemesine, Ek-5 madde C bendinde: "... 1.4. Taş çıkarma, kırma ve sınıflandırma tesislerinden kaynaklanan toz emisyonunun toplam kütlesel debi değeri Ek-2-Tablo 2.1’de belirtilen değerleri aşması halinde tesis etki alanında Ek-2’de belirtilen esaslara göre çöken toz ölçümlerinin yapılarak Ek-2 Tablo 2.2 kapsamında değerlendirilmelidir .Ek-2 Tablo 2.2’de yer alan değerin %80 ininin aşılması durumunda tesisin kapasitesi dikkate alınarak, kirliliğin aylara göre arttığı şartlarda yetkili merci tesis etki alanında havada asılı partikül madde (PM 10) ölçümü yapılmasını isteyebilir. Bu işlemlerin yapıldığı tesislerde ayrıca, Ek-1’de verilen ilgili esaslara da uyulmalıdır. 1.5. Tesiste patlama işleminin gerçekleştirilmesi durumunda; patlatmadan kaynaklanacak toz emisyonun kütlesel debisi Ek-12.d deki esaslara uyularak eş zamanlı gerçekleştirilen diğer faaliyetlerden ayrı olarak hesaplanmalı ve Ek-2 Tablo 2.1de belirtilen değerler ile karşılaştırılmalıdır. Patlatmadan kaynaklanan toz emisyonu kütlesel debisinin Ek-2 Tablo 2.1’de belirtilen değerleri aşması halinde çöken toz ve havada asılı partikül madde (PM 10) parametreleri için hava kalitesi modellemesi yapılarak Hava Kirlenmesine Katkı Değerleri hesaplanmalı ve kirletici parametrelerin dağılımı harita üzerinde gösterilmelidir. Yetkili mercii Hava Kalitesi Modelleme sonuçlarını esas alarak patlatma sayısı ve üretim miktarının azaltılmasını veya uzun süreye yayılmasını isteyebilir." düzenlemesine yer verilerek, 'Tesis Etki Alanında Hava Kalitesi Sınır Değerleri' başlıklı Tablo 2.2'de Havada Asılı Partikül Maddenin (PM 10) 24 saatlik ve yıllık limit değerlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi civarında ... Yapı Malzemeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan ... Erişim Numaralı Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi hakkında, Bakanlığa sunulan dosya ile ilgili ÇED Yönetmeliği'nin 8. maddesi gereğince ÇED sürecinin başlatıldığı, komisyon tarafından ÇED Başvuru dosyası hakkında görüş verilmesi istenildiği, komisyon üyesi bulunan ... Belediye Başkanlığı'nca ... tarihli ve ... sayılı ... Belediye Meclisi kararının gönderildiği, bunun üzerine ÇED Yönetmeliği'nin 6/4. maddesi kapsamında ... tarih ve E... sayılı işlem ile ER:... numaralı maden işletme ruhsat sahasında davacı ... Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sona erdirildiği, söz konusu işlemin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, bunun üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi kapsamında, söz konusu proje ile ilgili ÇED sürecinin kaldığı yerden devam ettirildiği, buna göre; Bakanlığın merkez birimleri ve Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü'nün ortak çalışması neticesinde Kutludüğün ve Kıbrıs Mahallelerindeki mevcut kirlilik yükünün değerlendirilmesine yönelik olarak mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu tarafından yapılan ölçümler sonucunda; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde toz (PM10) parametresi için belirlenen limit (sınır) değerlerin mevcut durumda dahi hem Kutludüğün hem de Kıbrıs Mahallesinde aşıldığının tespit edilmesi, yine bu çalışma ve bölge halkının yoğun şikayetlerine istinaden İnceleme-Değerlendirme Komisyonu (İDK) üyesi Ankara Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) görüşünde, bölgenin kirlilik yükünü daha da artıracağı belirtilerek projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığının Bakanlığa bildirilmesi üzerine ... Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi civarında yapılması planlanan dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için "ÇED Olumsuz" kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davaya konu işlemin tek gerekçesinin hava kirliliğine ilişkin olduğu, bunun dışında işlemde projeye ilişkin Nihai ÇED Raporunun ve projenin diğer çevresel etkilerinin idare tarafından değerlendirildiğine dair bir gerekçe bulunmadığı, buna karşın temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise projenin tüm çevresel etkilerinin değerlendirme konusu yapılarak dava konusu işlemin yargısal denetiminin yapıldığı, ancak Nihai ÇED Raporunun idarece henüz bütünüyle incelenmediği, dosyada yer alan tüm hususların Yönetmelik ekinde yer alan kriterler çerçevesinde değerlendirilmediği, dolayısıyla Nihai ÇED Raporunda yer verilen muhtemel çevresel etkilerine ilişkin tespit edilen olumsuzlukların bertarafına veya kabul edilebilir düzeye indirilebilmesine ilişkin tedbirlerin yeterli olup olmadığı, yeterli görülmediği takdirde projede düzeltme vb. alternatif çözüm yolları ile eksikliğin giderilip giderilemeyeceği değerlendirilerek işletilecek bir ÇED süreci sonunda verilmiş bir karara henüz konu olmadan, yukarıda belirtilen sınırlı gerekçe ile verilen ÇED Olumsuz kararının denetlenmesi yerine tüm Nihai ÇED Raporu hakkında inceleme yapılmak suretiyle karar verildiği dikkate alındığında, temyize konu Mahkeme kararında bu yönden hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte; İdare Mahkemesi kararında dayanak alınan ek bilirkişi raporunda; "... Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi Modelleme çalışması kalker ocağı ve kırma eleme tesisi - işletilmesi sırasında oluşması muhtemel toz konsantrasyonlarının tahmin edilmesi amacıyla yapılmıştır. Hesaplanan değerlerin tamamı, tabloda verilen en düşük sınır değerlere sahip 2024 sonrası sınır değerlerinin altında kalmaktadır. Üretim faaliyetleri ve kümülatif modelleme sonucunda elde edilen PM ve çöken toz konsantrasyonları bütün sınır değerlerin altında kalmaktadır. Bununla birlikte PM konsantrasyonları için SKHKKY sınır değeri olan 50 μ/m3 aşan değerler modelleme çalışmasında değerlendirilmiştir. SKHKKY'de PM10 için “bir yılda 35 defadan fazla aşılmaz” ibaresi yer almaktadır. Modelleme çalışmasında 50 μ/m3 değerinin 34 defadan fazla aşılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda dava konusu proje için hava kalitesi açısından yapılan değerlendirmelerin ve kirlilik yükü hesaplamalarının bilimsel ve teknik açıdan doğru olarak hazırlandığı anlaşılmaktadır. Modelleme kapsamında kümülatif değerlendirme yapılmış olup, bu değerlendirmede yakın çevredeki tesislerin verileri yerine yapılan çöken toz ölçüm sonuçları kullanılmıştır. Kümülatif değerlendirmelerde sahada da gerçekleştirilen çöken toz ölçüm verilerinin kullanılması alandaki mevcut kirlilik yükünün ortaya konması için bilimsel olarak doğru bir yaklaşımdır ve mevzuat açısından uygundur.... Sonuç olarak, dava konusu proje çalışması için hazırlanan Hava Kalitesi Modelleme çalışmalarının her ikisinde de hava kalitesi açısından yapılan değerlendirmelerin ve kirlilik yükü hesaplamalarının bilimsel ve teknik açıdan doğru olarak hazırlandığı anlaşılmıştır. Her iki modelleme çalışmasında da kümülatif değerlendirmeler yapılmıştır. Kümülatif değerlendirmeler için kullanılan çöken toz ölçüm sonuçlarının veya alandaki yakın tesislere ait üretim kapasite verilerinin kullanımı bilimsel ve mevzuat açısından uygun yaklaşımlardır. Bilirkişi heyetimiz tarafından █████/2023 tarihinde Mahkemeye sunulan rapor kapsamındaki tüm bilimsel değerlendirmelerimizde göz önüne alındığında, sayısal olarak yapılan hesaplamaların ilgili Yönetmelik şartlarını sağladığı belirlenmiştir. Aynı zamanda, ÇED Raporunda da belirtildiği gibi uygun teknolojik sistemlerin kullanımının ve toz indirgeme için alınacak tedbirlerin ÇED kapsamında taahhüt edildiği gibi tamamen yerine getirilmesinin çevresel etkilerin minimum hale getirilmesi için oldukça önemli olduğu görüşüne varılmıştır. ..." yolunda görüş bildirildiği görüldüğünden; ... Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün olumsuz görüşüne istinaden "ÇED Olumsuz Kararı'' verilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer yandan; netice itibarıyla davaya konu projenin sadece hava kirliliği yönünden etkilerinin irdelendiği bu dava sonucunda verilen işbu kararın kesinleşmesinden sonra, söz konusu projeye ilişkin (kapasite artışı ve/veya teknoloji değişikliği yapılmamak kaydıyla) başlayacak yeni ÇED sürecinde ilgili İdare tarafından projenin bu davada incelenen hava kirliliği dışındaki diğer çevresel etkilerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonrasında yeniden ÇED sürecine ilişkin ''ÇED Olumlu'' ya da ''ÇED Olumsuz'' kararı verebileceği, kapasite artışı ve/veya teknoloji değişikliği yapılarak başlatılacak bir süreçte ise çevresel etkilerin hava kirliliği de dahil olmak üzere bütünlük içerisinde ilgili İdare tarafından yeniden inceleme ve değerlendirmesinin yapılması gerekeceği tabiidir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!