Anahtar kelimeler: Sunulu Ekte Cebri Tehdidi İlişkiden Akabinde Tahsilatı Yazildiği Emrinin Müteakip

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Bakırköy ... İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyasında, ekte sunulu 04.05.2023 tarihli fatura (EK-1) bedelinin ödenmediğinden bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, 23.05.2023 tanzim tarihli ödeme emrinin (EK-2) müvekkillerine 30.05.2023 tarihinde tebliğ edilmesine müteakip işbu takibin kesinleştiğini, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında kaldığını, akabinde ilgili icra dosyasında müvekkili aleyhine 89/1 Haciz İhbarnamesi gönderildiğini, .... bankası mevcut hesabındaki 15.812,35-TL tutarındaki paranın tahsilatı gerçekleştirildiğini, reddiyatının da yapıldığını, taraflar arasında iddia edilen borcu doğuracak herhangi bir hukuki ilişki mevcut olmadığından müvekkilinin davalı ... herhangi bir borcu bulunmadığını, söz konusu icra dosyasında mevcut takip dayanağı belge █████/2023 tarihinde düzenlenen ... No'lu Fatura olduğu, işbu fatura ile davacı müvekkilinin borç altına girebilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu hukuki bir ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olması gerektiğini, ancak taraflar arasında yaklaşık 8 aylık bir süre boyunca herhangi bir ticari veyahut hukuki ilişki mevcut olmadığını, dolayısıyla 04.05.2023 tarihli faturanın müvekkilini borç altına sokmayacağını, taraflar arasında hukuki bir ilişkinin mevcut olduğu kabul edilse dahi davalı taraf edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden müvekkili borcu ödemekten kaçınma hakkına sahip olduğunu, tek taraflı düzenlenip altında davacı müvekkilinin imzası bulunmayan faturanın delil niteliği mevcut olmadığından davalı tarafın herhangi bir alacağı bulunmadığını, neticede öncelikle Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibine ilişkin olarak, müvekkili aleyhine herhangi bir işlem yapılmaması için teminatsız tedbir kararı verilmesi ve mevcut hacizlerin kaldırılmasına, Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına konu alacağa ilişkin asıl alacak ve faiz tüm ferileri yönünden borçlu olmadığımızın tespiti ile icra takibinin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 15.812,35-TL'nin ödeme tarihi olan 26.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve tüm ferileriyle birlikte istirdadına, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; ticari satımdan kaynaklanan menfi tespit davasına ilişkindir.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı takip dosyasından kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti takibin iptali ve ödenen miktarın istirdatına ilişkin olduğu mahkememizce tespit etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesi ara kararı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davalının icra takibi tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davalı .... kayıtları kapsamında davacı .... şirketinden takibe konu ettiği 279.887,00 TL'lik fatura bedeli kadar alacaklı olduğu, davacı bulut kayıtlarında menfi tespit talep ettiği takibe konu faturanın mevcut olmadığı ve davacı .... kayıtlarında davalı ...'ya borç mevcut olmadığı, Davacı tarafından Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına, 26.06.2023 tarihinde 15.812,35 TL ödeme yapıldığı belirlendiği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşma tutanağında takibe dayanak █████/2023 tarihli fatura dikkate alınarak █████/2023 - █████/2023 tarihleri arasını kapsar şekilde davalının ve davacının BS BA kayıtlarının celp edilmiş ayrıca İcra Dairesine müzekkere yazılarak takip dosyasının kapak hesabının ve ayrıca yapılan tüm ödemeleri gösterir kayıt ve belgeler celp edilmiş ve belgeler mahkememizce incelenerek bilirkişiden ek rapor aldırılmasına gerek duyulmamıştır.
Davacı vekiline █████/2024 tarihli celsede yemin delili hatırlatılmakla davacı vekili işbu duruşmada yemin deliline dayanmayacağını beyan etmiştir.
Dosyaya celp edilen BA-BS formları, Gelen Kapak Hesabı, Bilirkişi Raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davaya konu icra takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyhine faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiği, davacı tarafından açılan işbu dava ile menfi tespit talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı Mahkememize sunduğu dava dilekçesinde; taraflar arasında borç doğuracak bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının faturaya konu malları teslim etmediğini, faturanın tek başına alacağı ispatlamayacağını belirterek davanın kabulüne, davalıya reddiyatı yapılan paranın ise istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yaptırıldığı, sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde davacının ticari defterlerine göre 2022 yılında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve davalı tarafından kesilen faturaların davacı tarafından ödendiği, takibe konu 2023 yılına ilişkin faturanın ise davacının ticari defterlerinde bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde ise kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce taraflara ait vergi dairesi kayıtları celp edilmiş ve BA BS formları incelenmiş olup, takibe dayanak faturanın davalı tarafından BS formu ile, davacı tarafından ise BA formu ile vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu malı alıcıya teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - alıcı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği ve malın alıcıya teslim edildiği bu suretle alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Bu bağlamda değerlendirme yapıldığında; her ne kadar davalı tarafından davacıya yönelik kesilen takibe konu fatura davacının ticari defterinde kayıtlı değil ise de davacı tarafından söz konusu faturanın vergi dairesine BA formu ile bildirildiği, bu durumun faturanın içeriği ve faturaya konu malların davacı alıcıya teslimine dair karine oluşturduğu aksini ispat yükünün ise davacı alıcı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından vergi dairesinden gelen kayıtlara itiraz edilerek, söz konusu BA formunun kendisi tarafından gönderilmediği iddia edilmiş ise de Mahkememizce vergi dairesine yazılan çok sayıda müzekkereye vergi dairesi tarafından verilen cevabın aynı nitelikte olduğu, son olarak 08.10.2024 tarihinde vergi dairesince verilen müzekkere cevabında ekte gönderilen davacıya ait BA formunun elektronik ortamda davacı tarafından doldurularak gönderildiği bildirilmiş olup, davacının BA formuna yönelik beyan ve itirazlarına itibar edilmemiştir.
Sonuç itibariyle davacı tarafından BA formu ile takibe dayanak faturanın vergi dairesine bildirildiği bu suretle faturanın içeriği ve faturaya konu malların davacıya teslim edildiği hususunun davalı satıcı lehine karine teşkil ettiği, aksini ispat yükünün ise davacı alıcı üzerinde olduğu, davacı tarafından aksini ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığı, 19.11.2024 tarihli celsede davacı vekili tarafından yemin deliline de başvurulmayacağının beyan edildiği anlaşılmakla davacının ispatlanamayan menfi tespit ve istirdat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 4.779,78-TL harcın mahsubu ile artan 4.352,18-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 44.781,92-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024 11:53:23
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!